Hafta sonları evden zinhar çıkmak istemiyorum, acayip bir gereklilik yoksa. (Kendimle ilgili bilgi 1) Hafta içi akşamları da gerçi. Emekli olursam durum değişir mi bilmiyorum. Hiç sıkılmam evde, yapacak elvan çeşit iş bulabilirim (ev işi hariç) Kocaman bir dolabı ele geçirdim, hobi dolabı yaptım o bile yetmiyor artık.
Cuma akşamı barbun balık, kalamar, roka-marul salatası yaptık, yedik afiyetle. Mualla balık yemiyor deli ediyor beni, "nasıl kedisin sen yaaa" diye sinir oldum yine ona. Aslında hiçbir şey yemiyor ev yapımı. Kuru yada yaş mamalarda da marka tercihi var, çok şımarıklık yapıyor. Onun yemediği her şeyi bahçe kedilerimiz kapışa kapışa saniyeler içinde bitiriyor ve bu durum beni her seferinde başka düşüncelere daldırıyor. Neyse, uzatmayayım ama "her canlı mı kolayca ulaşabildiği şeyin değerini bilmemekte ısrarcı acaba?" diye düşünüyorum. Mualla felsefe dünyamızda çığır açıyor.
Cumartesi akşamı hamburger-soğan halkası, turşu partisi yaptık, niye bilmiyorum çok keyifle tükettik. Bu sefer soğanları azcık haşlayarak yaptım, çok daha güzel oldu diyebilirim, tarif için şuraya bakabilirsiniz. Bu menü için yaklaşık 2 saat uğraşmışım, çok zaman ama kızımcığımların yüzlerindeki mutluluk da her şeye değer, çok şükür.
Cumartesi akşam ekşi maya hamur hazırladım, pazar sabahı kalkıp ekmeği pişirdim, her zaman her şartta bayılıyorum ekmek kokusuna.( bilgi 2) Hamurun bir kısmını da ayırıp minik bazlamalar yaptım, çok sevdi bizim hamurlu mamuller aşığı ev halkı ;-)
Bir zaman böyle bir alışkanlık geliyor, bir şeyleri evde yapıyorum. Böyle zaman zaman yapışan alışkanlıklar oluyor üzerime.(bilgi 3) Kafayı takıyorum bir şeye ve bir süre devam ettiriyorum onu. Ekmek (6 yıldır ama geçen yıldan beri ekşi mayalı olmak üzere) ve yoğurt (18 yıldır) en istikrarlı gidenleri. Elde yoğurasım yoksa ekmek makinesi kurtarıcım oluyor, zaman zaman orada yapıyorum.
Cumartesi kızımcığımlar Marina'ya gitmek istediler, kardeş kardeş kahve içmeye. Çok sevindim, kitap siparişimi de alacaklar diye. Nurşen ablanın yazdığı hani, Mutfağın Hatıra Defteri. Gelmemiş, çok sinir oldum. "Salı günü gelin"demişler. Umarım yarın yani, alabilirim. Güya en hızlı olsun diye internetten sipariş etmemiştim. Bekliyorum yani heyecanla.
Örgüyü vakit buldukça elime alabildim, eh işte ön tarafa V yaka kestim, yakanın bi tarafı bitti, diğer tarafa başladım. O son resmi çekmemişim ;-)
Hafta sonları film izlemeye de bayılıyorum. Yalnız şöyle bir ayırdım oluyor çoğu zaman, ben mutlak örgü örerken film izlemek istiyorum dolayısıyla da alt yazılı film değilde Türkçe dublaj olması gerekiyor. (bilgi 4) Çok nadiren hiç bir şey yapmadan film izleyebiliyorum onun da böyle çok ahım şahım olması gerekiyor. Pis bi huy ama böyle işte.
Geçen hafta keşfettiğim harika bir blog Oytunla Hayat ve kızımcığımların tavsiyelerine uyarak filmler izledim. Çok teşekkür ettim hep içimden, tekrar teşekkürler Oytun'un annesi. ;-)
Çekmeceler; çok hoşuma gitti, gerçekten bir kız çocuğunun hayatının içine etmenin filmini çekmişler.
Baby Driver, aşırı hareketli filmlerde bir yorgunluk hissetsemde bünyemde, bunu sevdim.
El Yazısı, epeyce bir anlamadım ne olduğunu, kuvvetli oyuncu kadrosuna rağmen diyaloglar çok boşluklu, sanki daha iyi doldurulabilirdi gibi geldi bana.
İkimizin Yerine, ben severek izledim, Zerrin Tekindor başta olmak üzere, Nejat İşler'i de Serenay'ı da izlemeyi seviyorum çünkü ve basit olmasına rağmen hiçte doğru tahminde bulunmadığım bir son ile bitti, sanki devamı da çekilecek hissi verdi, sevdim ben.
Görümce ile Annemin Yarası'nı izlemek de istedim ama bulamadım bir türlü, oysa geçen hafta linkler açıktı ancak ben adapte olamadığım için hafta sonuna bırakmıştım, şimdi ne oldu da bulamadım bilmiyorum, her link Recep İvedik 5'i açtı (ki onu da hiç sevmem)
Gecenin kapanışını Günden Kalanlar ile yapalım dedik ama ben 2.partinin yarısında uyuyakalmışım, oysa harika gidiyordu. Kalanını bugün tamamlayacağız inşallah ;-) Aman duymasın Anthony amcam ;-))
Öyleyken böyle işte biloğum...
Kendime ait 4 bilgiyle hafta sonu açığını yakaladığımı düşünüyorum ;-)
Cuma akşamı barbun balık, kalamar, roka-marul salatası yaptık, yedik afiyetle. Mualla balık yemiyor deli ediyor beni, "nasıl kedisin sen yaaa" diye sinir oldum yine ona. Aslında hiçbir şey yemiyor ev yapımı. Kuru yada yaş mamalarda da marka tercihi var, çok şımarıklık yapıyor. Onun yemediği her şeyi bahçe kedilerimiz kapışa kapışa saniyeler içinde bitiriyor ve bu durum beni her seferinde başka düşüncelere daldırıyor. Neyse, uzatmayayım ama "her canlı mı kolayca ulaşabildiği şeyin değerini bilmemekte ısrarcı acaba?" diye düşünüyorum. Mualla felsefe dünyamızda çığır açıyor.
Cumartesi akşamı hamburger-soğan halkası, turşu partisi yaptık, niye bilmiyorum çok keyifle tükettik. Bu sefer soğanları azcık haşlayarak yaptım, çok daha güzel oldu diyebilirim, tarif için şuraya bakabilirsiniz. Bu menü için yaklaşık 2 saat uğraşmışım, çok zaman ama kızımcığımların yüzlerindeki mutluluk da her şeye değer, çok şükür.
Cumartesi akşam ekşi maya hamur hazırladım, pazar sabahı kalkıp ekmeği pişirdim, her zaman her şartta bayılıyorum ekmek kokusuna.( bilgi 2) Hamurun bir kısmını da ayırıp minik bazlamalar yaptım, çok sevdi bizim hamurlu mamuller aşığı ev halkı ;-)
Bir zaman böyle bir alışkanlık geliyor, bir şeyleri evde yapıyorum. Böyle zaman zaman yapışan alışkanlıklar oluyor üzerime.(bilgi 3) Kafayı takıyorum bir şeye ve bir süre devam ettiriyorum onu. Ekmek (6 yıldır ama geçen yıldan beri ekşi mayalı olmak üzere) ve yoğurt (18 yıldır) en istikrarlı gidenleri. Elde yoğurasım yoksa ekmek makinesi kurtarıcım oluyor, zaman zaman orada yapıyorum.
Cumartesi kızımcığımlar Marina'ya gitmek istediler, kardeş kardeş kahve içmeye. Çok sevindim, kitap siparişimi de alacaklar diye. Nurşen ablanın yazdığı hani, Mutfağın Hatıra Defteri. Gelmemiş, çok sinir oldum. "Salı günü gelin"demişler. Umarım yarın yani, alabilirim. Güya en hızlı olsun diye internetten sipariş etmemiştim. Bekliyorum yani heyecanla.
Örgüyü vakit buldukça elime alabildim, eh işte ön tarafa V yaka kestim, yakanın bi tarafı bitti, diğer tarafa başladım. O son resmi çekmemişim ;-)
Hafta sonları film izlemeye de bayılıyorum. Yalnız şöyle bir ayırdım oluyor çoğu zaman, ben mutlak örgü örerken film izlemek istiyorum dolayısıyla da alt yazılı film değilde Türkçe dublaj olması gerekiyor. (bilgi 4) Çok nadiren hiç bir şey yapmadan film izleyebiliyorum onun da böyle çok ahım şahım olması gerekiyor. Pis bi huy ama böyle işte.
Geçen hafta keşfettiğim harika bir blog Oytunla Hayat ve kızımcığımların tavsiyelerine uyarak filmler izledim. Çok teşekkür ettim hep içimden, tekrar teşekkürler Oytun'un annesi. ;-)
Çekmeceler; çok hoşuma gitti, gerçekten bir kız çocuğunun hayatının içine etmenin filmini çekmişler.
Baby Driver, aşırı hareketli filmlerde bir yorgunluk hissetsemde bünyemde, bunu sevdim.
El Yazısı, epeyce bir anlamadım ne olduğunu, kuvvetli oyuncu kadrosuna rağmen diyaloglar çok boşluklu, sanki daha iyi doldurulabilirdi gibi geldi bana.
İkimizin Yerine, ben severek izledim, Zerrin Tekindor başta olmak üzere, Nejat İşler'i de Serenay'ı da izlemeyi seviyorum çünkü ve basit olmasına rağmen hiçte doğru tahminde bulunmadığım bir son ile bitti, sanki devamı da çekilecek hissi verdi, sevdim ben.
Görümce ile Annemin Yarası'nı izlemek de istedim ama bulamadım bir türlü, oysa geçen hafta linkler açıktı ancak ben adapte olamadığım için hafta sonuna bırakmıştım, şimdi ne oldu da bulamadım bilmiyorum, her link Recep İvedik 5'i açtı (ki onu da hiç sevmem)
Gecenin kapanışını Günden Kalanlar ile yapalım dedik ama ben 2.partinin yarısında uyuyakalmışım, oysa harika gidiyordu. Kalanını bugün tamamlayacağız inşallah ;-) Aman duymasın Anthony amcam ;-))
Öyleyken böyle işte biloğum...
Kendime ait 4 bilgiyle hafta sonu açığını yakaladığımı düşünüyorum ;-)
Bir yazıda bayağı bilgi vermişsin kendin hakkında :) Ben de sonbahar bunalımı var. Senede bir iki kez uğruyor bu diplerde gezinem hali. Totomun üstüne oturamadım tüm hafta sonu. Pazar sabahı canım arkadaşlarımdan birini ağırlamanın dışında kayda değer hiçbir şey yoktu. Bilgisayarı elime bile almadım. Kitabıma bile doğru düzgün bakmadım. Günün sonunda sıfıra sıfır elde var sıfır durumuyla karşı karşıyaydım. Ekmek tarifimi istiyorsan yazayım. Gerçi sana tarif vermek ne haddime.Aşmışsın sen :) Sen bana tarif ver bence.
YanıtlaSilBir tek şu tencere var ya, Combo Lodge o müthiş bir şey. Benim de ekmek yoğurmak için bir makine almam lazım. Yoğur yoğur nereye kadar. Bir de Selçuk konu komşuya dağıtmak istiyor ekmekleri. (Bu cümleden paylaşımcı olanın kim olduğunu anlıyorsundur. Azıcık altını eşelersen işi yapanın kim olduğunu da tahmin edersin. Ben yapacağım ama o dağıtacak :) )
Evlilik belki de bu, ne dersin?
Çok öperim.
Bir ara kendimi gaza getirip yine blog dünyasına dönmem lazım.
@Özlemcim, estağfirullah senden mutlaka tarif almak isterim. Dün evde seni andım hatta, döküm kap almak istiyorum dedim eşime, o da bakındı biraz netten ama ben "bi arkadaşım var n11'den aldığını yazmıştı, dur ben bi ona sorayım da ondan sonra alalım" dedimdi ;-) Ne aldın, boyutu ne, neye benziyor filan diye soracaktım hatta sana, bi ara tanıtırsan sevinirim kendisini ;-))
YanıtlaSilEkmek makinesi hakikaten büyük kolaylık, bazen ikide bir kalk otur bak yapmak istemiyorum çok işe yarıyor. Benimki Moulinex Home Bread XXL, çok memnunum, pek çok işe yarıyor. Poğaça, kurabiye vs tüm hamuru onda yoğurmak bazen çok hoşuma gidiyor.
O dağıtma işinin aynısının tıpkısı bizde var hatta zeytinli yap, şunlu yap, bunlu yap diye siparişi bilem var ;-))
Hemen bloğa dönmeni çok ama çok isterim... Gel...
Kocaman öptüm...
Sana kendi blogumda yaptığın yorumun altına uzun mu uzun bir yorum yazdım. Ekmeğin tarifi de o yorumun altında. Tenceremin markası combo lodge. Amerikan malı, süper bir şey. Ne yazık ki buralarda da satılmıyor. Ne yapsam, ne alsam diye çok dolandım ortalıkta ama bunun gibisi yok. Ben de mecburen Amazon'dan aldım. Gelene kadar bir sürü terslik oldu ama yılmadım. Nihayet iki aya yakın bir sürede geldi. Öyle mutlu oldum ki anlatamam. Evde bir bayram havası :)
YanıtlaSilbazıları da Le Creuset kullanıyor. Türkiyede'de var. İstanbul'da var yani :) Ama bana çok pahalı geldiği için ben, nasılsa parayı veriyorum diyip kendi istediğime verdim. Yol parası ile bile daha ucuza geldi. Denedim de, ailecek pek memnunuz kendisinden.
İstersen aldığım yerin adını yazayım.
Ben de kocaman öptüm.
Ececim ekmeğine bayıldım o ne görüntü çok şahane ellerine sağlık, bir ara çok kararlıydım ekşi mayalı ekmekte tembellik edip başlamadım bile :( Haftasonu dolu dolu geçmiş güzel menüler filmler, yeni haftan verimli ve keyifli olsun :)
YanıtlaSilÇok tatlı yazı, bazlamalar şahane gözüküyor ellerinize sağlık
YanıtlaSil@Teşekkürler ezgi, hoşşş geldinnnn ;-)
YanıtlaSilEkmekler misss missss ♥
YanıtlaSilTeyzem ekşi maya konusunda çok iyidir, birkaç kez niyetlendim onunla yapmaya ama yok istikrarlı olamadım. Yoğurt konusunda tekrar istikrar sağlasım ama. Yaklaşık olarak 1 yıldır her hafta yapıyorum. Hele bir kadın bulduk pazarda nasıl güzel sütü var anlatamam. 1 parmak kaymağı oluyor ♥
Çekmeceler filmini sevmene sevindim, kendimi çok işe yarar hissettim vallahi yorumunla :)))
Sen de benimle aynı hissiyatla izlemişsin filmi...
Keyifli günler diliyorum ♥
@Oytunla hayat; hafta sonları için sayfanı sık sık ziyaret edip not alıyorum, sevdim, çok sevdim dediklerini özellikle, iyi kivarsın ;*)
YanıtlaSil