2 Ekim 2017 Pazartesi

02.10.2017 / 5.Gün



Dün gece Face'te okuduğım bir yazıda diyor ki;

"...hayatın keşfedilmeyi bekleyen olasılıklarına dair bir umut ile davranmaya açık olalım,beklentili olmak yerine, olan her şeyin içindeki umudu görmeye ve ortaya çıkması için çaba göstermeye açık olmak, bizi hayatın bizim tanımlarımız ve beklentilerimiz içinde var olmayan güzelliklerini kucaklamaya açık hale getirir. ...."

Beklediğim o sihirli cümle bu olabilir miydi?

Uykum kaçtı bir süre, sebebini bilmediğim şekilde birileri tarafından atalete süreklenmiş olsamda, hedef değiştirip eski minnoş çalışkanlığıma dönebilir miydim?

Evet bir miktar kıpırdanmalar oldu içimde (ki uzuuunca bir süredir kıpırdanmayı bile unutmuşum ;-)), bakalım ne olur... Ne gibi ceremelere katlanmak zorunda kalırım?... Bir sürü soru, denemezsem ne olacağını bilmediğim,bilemeyeceğim evet tahmin ettiğim ama bilemediğim...

Ama kafamdaki bu proje tamamen "kadınların ve çocukların hayatına dokunmak, onları layık oldukları o muhteşem konuma getirmeye çalışmak" konulu.

Üzerinde çalışıp sunmak istediğim, gerçekten bu... Bir nev'i kadın ve çocuk mühendisliği...

Ahhh ilhamım... Lütfen yanımda kal...

Bir gün nasılsa yapmak istediğimsin, neden şimdi başlamıyoruz?

...

Kekik getirmiş bir arkadaşım, taze, buram buram kokuyor. Kupaya sıcak su aldım, birazcık kekik attım, şölen gibi geldi, ilhamımı nazlıyorum...

...

Dün gece Bir Kadının Yaşamından 24 Saat'i okudum, bitirdim yatmadan. Tutkunun, mantığın ötesine pek tabi ki geçebilir ve bunun gayet normal olduğunu kabulle yaşadığım için midir nedir ben genel yorumlarda okuduğum kadarıyla hiçte aman aman etkilenmedim. Zaten genellikle kendi tercihlerimizden ziyade zuhur eden rollerde yaşamıyor muyuz ki? Aşkta bunlardan biri ki zaten tanımlanamayan gök cismi gibi girmese adı da aşk olmazdı. Tutku filan hissetmedim açıkcası. Zaten yalnız yaşayan bir kadının, zaten yalnız yaşayan bir adamla -hiçbir detayı da anlatılmayan, wuwww diyecek bi kırıntı bile yokken- bir gece geçirmiş olması mı tutku ki? Sonra sabah biraz gerçekten pek çok siteden yorum okudum ama bir tane bile benim gibi düşünen olmaması tuhafıma da gitti, valla okuyup hakikaten neresindeydi o tutku da ben hissedemiyorum öğrenmek isterdim... Bi de ben aynı uzun betimlemeyi neredeyse aynı kelimelerle cırt pırt gördüğümde bi rahatsız oluyorum. Yani ana manâ hakikaten 3 cümleyken her sayfanın başında yada sonunda tekrarlanması basitleştiriyor gözümde yada yazar hakkında nevroz, stres, zorlanma vs düşünüyorum... Neyse işte böyle... Şimdi adamceğize de ayıp etmek istemiyorum ;-))

...

Akşama kısır ve turşu istedi büyük kızım. Mesai bitimi kısırı sakince yaparım inşallah, turşu da zaten yeni yapmış da hizmete açmış olduğum probiyotik turşu.

Biraz motif işlerim...

Biraz da boyama yapmak istiyorum kıl fırçalarımla çünkü artık masamda ev yapımı sabit duran büyütecim de var ve denemek istiyorum...

2013'te bugün koymuşum bu resmi Face'e, hani ne boyayacağımlara örnek...






















3 yorum:

  1. Şimdi ben de merak ettim bu meşhur kitabı okuduğumda ne hissettim diye. Anımsayamadım. Aslına bakarsan okuduğum her kitap siliniyor gidiyor aklımdan. Okumak sevdiğim bir eylem, yapamazsam biterim ama demek ki böyle okuyunca iz de bırakmıyor insanda okudukları. Zaman zaman ben de genelin dediğinin dışında hissediyorum ve bir türlü anlatılmak isteneni anlamıyorum.
    His dediğin şey başka bir şey. Hayat basit aslında. Bizler zorlaştırıyoruz gibi geliyor. Ve ölümün olduğu bir dünyada hangi şey ya da ne çok ama çok ekstrem olabilir?
    Haklısın sanırım.
    :)

    YanıtlaSil
  2. Ah bu hayat.. :)
    ben de beklerim sayfama:)

    YanıtlaSil
  3. #Özlem Öztürk; bak gördün mü, acayip tutku hissetsen mutlaka hatırlardın galiba ;-))

    #Kafa Dergi; geldim tabi ki efenim...

    YanıtlaSil