Sabah kalkmak bilemedim çünkü gece de yatmak bilememiştim...
Düzensiz uykucuk fasıllarım devam ediyor, sıkılıyorum bir de, uyuyanları rahatsız etmemek için ve uykusuz kaldığıma üzülmemeleri için bir şey de yapamıyorum...
Yarının pazartesi olması ve mesai zorunluluğu içimi bir hoş ediyor. Son aylarda motivasyonumu sıfırlamaya çalışan her şey başarılı bir istikrarla devam ediyor. Aslında sırf bende değil, kurumdaki pek çok arkadaşta da aynı durum sözkonusu dolayısıyla pazar gecesinden itibaren bir sıkıntı başlıyor bünyede... Neyse, la havle deyip, yine de şükredip koşturmaya devam ediyorum...
Küçüğüm yurduna döndü bugün. Alışılmıyor yada ben alışmıyorum ayrılıklara, neyse yine de şükredip dayanmaya devam ediyorum...
Dün yavruların sepetime yeni eklediği 10 renkle toplam 24 renk olan neşeli iplerle oynadım bugün biraz. Peşin peşin bilmem ne örmeye başladım diyemiyorum çünkü ben de bilmiyorum maymun iştahımın nasıl bir seyir uygulayacağını ;-)
Niye bilmiyorum ama Stefan Zweig okumamışım galiba hiç. Bir kadının yaşamından 24 saat dün hoş bir tesadüfle hediye gelmişti, çok az okuyabildim fırsatsızlıktan ama sanırım gayet iyi.
Akşam, sık yapmadığımız üzere dünden kalan yemeklerle idare ettik. Biraz mücver, tavuklu karnabahar, kombiyotik yoğurt, azıcık da makaroni...
Çay demliyorum, isteyene kahve yapacağım, revani var biraz da yanında, dileyene servis tamam olacak.
Bir de bugün sabah yağan ama ardından hemen yüzünü gösteren güzel havayla daha bir haşır neşir olacaktım, balkonu yıkadım, bahçeyi toparlayacaktım ki eşek arısı istilası vardı resmen, saatlerce ne kondular ne gittiler, fır fır dönüp durdular ve tabi çok rahatsız ediciydi, bu güzelim sarı yaz gününde resmen bizi esir ettiler evde. Hiç böyle bir şey görmemiştim, çok garipsedim.
Keşke bugün cuma akşamı olsaydı demekten vazgeçemediğim bir pazar gecesi, büle işte...
Düzensiz uykucuk fasıllarım devam ediyor, sıkılıyorum bir de, uyuyanları rahatsız etmemek için ve uykusuz kaldığıma üzülmemeleri için bir şey de yapamıyorum...
Yarının pazartesi olması ve mesai zorunluluğu içimi bir hoş ediyor. Son aylarda motivasyonumu sıfırlamaya çalışan her şey başarılı bir istikrarla devam ediyor. Aslında sırf bende değil, kurumdaki pek çok arkadaşta da aynı durum sözkonusu dolayısıyla pazar gecesinden itibaren bir sıkıntı başlıyor bünyede... Neyse, la havle deyip, yine de şükredip koşturmaya devam ediyorum...
Küçüğüm yurduna döndü bugün. Alışılmıyor yada ben alışmıyorum ayrılıklara, neyse yine de şükredip dayanmaya devam ediyorum...
Dün yavruların sepetime yeni eklediği 10 renkle toplam 24 renk olan neşeli iplerle oynadım bugün biraz. Peşin peşin bilmem ne örmeye başladım diyemiyorum çünkü ben de bilmiyorum maymun iştahımın nasıl bir seyir uygulayacağını ;-)
Niye bilmiyorum ama Stefan Zweig okumamışım galiba hiç. Bir kadının yaşamından 24 saat dün hoş bir tesadüfle hediye gelmişti, çok az okuyabildim fırsatsızlıktan ama sanırım gayet iyi.
Akşam, sık yapmadığımız üzere dünden kalan yemeklerle idare ettik. Biraz mücver, tavuklu karnabahar, kombiyotik yoğurt, azıcık da makaroni...
Çay demliyorum, isteyene kahve yapacağım, revani var biraz da yanında, dileyene servis tamam olacak.
Bir de bugün sabah yağan ama ardından hemen yüzünü gösteren güzel havayla daha bir haşır neşir olacaktım, balkonu yıkadım, bahçeyi toparlayacaktım ki eşek arısı istilası vardı resmen, saatlerce ne kondular ne gittiler, fır fır dönüp durdular ve tabi çok rahatsız ediciydi, bu güzelim sarı yaz gününde resmen bizi esir ettiler evde. Hiç böyle bir şey görmemiştim, çok garipsedim.
Keşke bugün cuma akşamı olsaydı demekten vazgeçemediğim bir pazar gecesi, büle işte...

Örgün inşallah güzel birşeylere dönüşür Ececim, kolay gelsin, Stefan Zweig severek okuduğum bir yazar, hatta geçtiğimiz ay birkaç kitabını daha aldım, bir ara okumaya başlayınca süper gidiyor elimden bırakamıyorum ama araya birşey girerde zaman geçerse de birdaha elime alamıyorum, görsen o kadar yoğunum yani :) şimdi beklemede çok kitabım var.
YanıtlaSil#Deryacım, teşekkürler. Yoğun olmak iyi galiba ;-))
YanıtlaSil