Evet pazar gününü yazacağım yine gecikmeli ;-) Sebeplerini bir önceki yazıda anlatmıştım zaten ;-)
Yine erkencikten saat 10:00'da kalktım, aslında 09:32'de kalktım, kuzen whatsap gurubunda zibilyon tane mesaj vardı, okudum, cevapladım filan işte. Çook güldüm kimi yerde, sesli mesajlar attık birbirimize, halamı çekiştirdik kızlarıyla. (Halamın küçük kızı doğum yaptı geçen hafta, halamsa doğumdan 2 gün önce 21 günlük kaplıcaya gitti. Bu bence yeterli sebepti dedikodusu için ;-)) Bebeğin sarılığı yükseldi, hastanede yattılar filan, döneyim demediği gibi bir de arayıp öteki kızını kaplıcaya çağırmış ille siz de gelin diye eniştem; bu kadar yani ;-))
Neyse efendim, kızlarımcığımlarım yine burun akıntısı, hafif ateş, hafif öksürük eşliğinde uyandılar, kahvaltıyı hazırlamıştım en sevdiklerinden. Bir de Mandıra Filozofu usulü sahanda yumurta yaptım tereyağlı filan, ayıplamayın 2 ekmeği gömdük hep birlikte.
Pazar günleri küçük yavru yurda dönüş yaptığı için hem çok zor, hem çok telaşlı geçiyor bizim evde. Zorluğu ayrılığa dayanamadığımızdan telaşı da "aman birşey unutup da zorda kalmasın"dan. Ben genellikle pazar günleri yaşarım aslında pazartesi sendromu dedikleri şeyi. Pazartesi zaten gelmiş kaçmış kaçarı yok hale gelmişse niye sendromu olsun? Oysa pazar öyle mi? Üf yine neler olacak diye 1 gün önce sendroma girmek daha mantıklı her zaman ;-))
Yavruyu yolladıktan sonra istek üzerine lahana aldırdım, Sauerkraut yapacağım kısmetse. Bilirsiniz, Almanlar'ın mucizevi diye adlandırılan lahana turşusu. İnce ince kıydım, tuzla ovdurdum (benim kolum bu işlem için yeteri kadar iyi değil malûm) suyu çıksın diye üzerine ağırlık koyarak dolaba koydum, pzt. iş çıkışı el atmaya devam edecek şekilde.
Akşama kendime ziyafet çektim, çim çim karides ve yine Almanlar'ın Rotkohl'u ile. Rotkohl'u kendim yaptım, kırmızı lahanayı ince doğrayı tuzla ovdum (az diye bunu kendim ovdum ;-)), 1 tane elma rendeleyip, çok az sirke ve 1 çay bardağı vişne suyu ile ocağa koydum, içine bir küçük tutam kimyon tohumu ve karabiber attım, ocaktan aldım, tadına baktım, ne istiyorsam onu kattım, biraz turşu suyu mesela (ama tarifte bu yok aslında) Et, balık, tavuk gibi şeylerin yanında servis edilirmiş bu şey. Beyaz lahanayla yapılanı da varmış, ona da vişne suyu yerine elma suyu koyarlarmış.
Tadı tatlımsı olduğu için pek de Türk damak tadına uygun değil aslında ama arada bir değişikliği seviyorum ben sanırım ondan hoşuma gitti. Mesela bazen ballı hardal yaparım etin yanında sos olarak. Ev ahalisi ağzına koymaz bu gibi şeyleri, ben tek başıma yerim ;-) Karidesten de hiç haz etmezler, bi lokma almazlar hatta ben temizlerken üst kata yada bahçeye kaçarlar, o derece yani.
Face'te de paylaştım, bu bir yemek değil benim için AŞK diye ;-) Blogcuğum da eksik kalmasın, anı olur sonrasına dedim, bi de buraya yazdım yani anlayacağınız.
Tv'de izlenecek hiçbir şey bulamıyorum, çok mu kalitesizleşti ne? Yada benim mi değişti arayışlarım? Çok mu sıkıldım zaten duyduğum, izlediğim hiçbir şeye güvenmemekten? Evcilik oyunu kadar bile anlamlı bulmuyorum ya maalesef bize çoğu zaman gerçek diye yutturulanları vesaire vesaire...
Yine erkencikten saat 10:00'da kalktım, aslında 09:32'de kalktım, kuzen whatsap gurubunda zibilyon tane mesaj vardı, okudum, cevapladım filan işte. Çook güldüm kimi yerde, sesli mesajlar attık birbirimize, halamı çekiştirdik kızlarıyla. (Halamın küçük kızı doğum yaptı geçen hafta, halamsa doğumdan 2 gün önce 21 günlük kaplıcaya gitti. Bu bence yeterli sebepti dedikodusu için ;-)) Bebeğin sarılığı yükseldi, hastanede yattılar filan, döneyim demediği gibi bir de arayıp öteki kızını kaplıcaya çağırmış ille siz de gelin diye eniştem; bu kadar yani ;-))
Neyse efendim, kızlarımcığımlarım yine burun akıntısı, hafif ateş, hafif öksürük eşliğinde uyandılar, kahvaltıyı hazırlamıştım en sevdiklerinden. Bir de Mandıra Filozofu usulü sahanda yumurta yaptım tereyağlı filan, ayıplamayın 2 ekmeği gömdük hep birlikte.
Pazar günleri küçük yavru yurda dönüş yaptığı için hem çok zor, hem çok telaşlı geçiyor bizim evde. Zorluğu ayrılığa dayanamadığımızdan telaşı da "aman birşey unutup da zorda kalmasın"dan. Ben genellikle pazar günleri yaşarım aslında pazartesi sendromu dedikleri şeyi. Pazartesi zaten gelmiş kaçmış kaçarı yok hale gelmişse niye sendromu olsun? Oysa pazar öyle mi? Üf yine neler olacak diye 1 gün önce sendroma girmek daha mantıklı her zaman ;-))
Yavruyu yolladıktan sonra istek üzerine lahana aldırdım, Sauerkraut yapacağım kısmetse. Bilirsiniz, Almanlar'ın mucizevi diye adlandırılan lahana turşusu. İnce ince kıydım, tuzla ovdurdum (benim kolum bu işlem için yeteri kadar iyi değil malûm) suyu çıksın diye üzerine ağırlık koyarak dolaba koydum, pzt. iş çıkışı el atmaya devam edecek şekilde.
Akşama kendime ziyafet çektim, çim çim karides ve yine Almanlar'ın Rotkohl'u ile. Rotkohl'u kendim yaptım, kırmızı lahanayı ince doğrayı tuzla ovdum (az diye bunu kendim ovdum ;-)), 1 tane elma rendeleyip, çok az sirke ve 1 çay bardağı vişne suyu ile ocağa koydum, içine bir küçük tutam kimyon tohumu ve karabiber attım, ocaktan aldım, tadına baktım, ne istiyorsam onu kattım, biraz turşu suyu mesela (ama tarifte bu yok aslında) Et, balık, tavuk gibi şeylerin yanında servis edilirmiş bu şey. Beyaz lahanayla yapılanı da varmış, ona da vişne suyu yerine elma suyu koyarlarmış.
Tadı tatlımsı olduğu için pek de Türk damak tadına uygun değil aslında ama arada bir değişikliği seviyorum ben sanırım ondan hoşuma gitti. Mesela bazen ballı hardal yaparım etin yanında sos olarak. Ev ahalisi ağzına koymaz bu gibi şeyleri, ben tek başıma yerim ;-) Karidesten de hiç haz etmezler, bi lokma almazlar hatta ben temizlerken üst kata yada bahçeye kaçarlar, o derece yani.
Face'te de paylaştım, bu bir yemek değil benim için AŞK diye ;-) Blogcuğum da eksik kalmasın, anı olur sonrasına dedim, bi de buraya yazdım yani anlayacağınız.
Tv'de izlenecek hiçbir şey bulamıyorum, çok mu kalitesizleşti ne? Yada benim mi değişti arayışlarım? Çok mu sıkıldım zaten duyduğum, izlediğim hiçbir şeye güvenmemekten? Evcilik oyunu kadar bile anlamlı bulmuyorum ya maalesef bize çoğu zaman gerçek diye yutturulanları vesaire vesaire...
Selam elinize sağlık değişik tatları denemek lazım. ben de akşamları tv. İzlemiyorum. Gündüz müzik dinliyorum. sevgiler.
YanıtlaSil@parıldayan çiçek; gündüzleri mesaim var ancak akşamları neler yapıyorsun, yazarsan okuruz ;-) Kocaman sevgiler...
YanıtlaSil