23 Şubat 2018 Cuma

23.02.2018

Yoğun ve yosyoğun bir çalışma günüydü.
Küçüğüm bir sürprizle eve bir kaç saat erken geldi ama ne yazık ki annesi çalışıyor, "olsun" diyorum ve akşamı bekliyorum.
Dün akşam ona bugün pişirmek için zeytinyağlı patlıcan kuru dolması ve kıymalı-patatesli el açması dolama börek yaptım, ekşi, ekmek mayaladım, dolapta bekliyor şimdi, eve gidince böreğin ardından da onu pişireceğim. Somon ısmarladım bir de balıkçıya, kızımcığım uzun zamandır ilk defa yiyecek, dolayısıyla hakkını vererek pişirmek ve soslamak gerekiyor ki; bir daha zevkle yemeyi talep etsin ;), çipura, barbunya ve hamsiden başka balıkların da zevkle yenilebileceğini idrak etsin ;). Bol limonlu roka salatası ve şööle üzeri halis mulis Ayvalık zeytinyağıyla domates de hazırladımmı tamamdır.
Hava güzel olursa cumartesi gezsek kırlarda diye düşünüyorum şayet ev halkınca kabul görür ise.
Bu akşam sevgili battaneyiciğimizin motiflerini örerim ve İstanbullu Gelin'i seyrederim diye plan yaptım, umarım büle de olur.
Dizlerimde herhangi bir değişiklik yok kayda değer, umutla beklemeye devam ediyorum, günlerdir tuz da yok hayatımda.
Canan Tan'ın "Eroinle Dans" kitabını okumaya başladım, gayet sürükleyici gidiyor bakalım, umarım hafta sonu bitiririm.
Ha bu arada 2 gecedir, -uyurken bile yağ yaktırdığı iddia edilen- Dr.Mehmet Öz'ün tavsiyesi greyfurt kürüne başladım. Bir bardak taze sıkılmış greyfurt suyuna, 2 yk. doğal elma sirkesi, ve 1 yk balı karıştırıyorsun ve yatmadan önce içiyorsunuz, hepsi bu.  Greyfurtların bitmesine az kaldı, keşke daha önce duyaydım ben bu kürü diyorum çünkü tadı çoook hoşuma gitti doğrusu.
Sağlık ve huzur hafta sonlarımız olsun cümleten, lakin ben bu hafta sonu çoook iple çektim ay ;)



22 Şubat 2018 Perşembe

22.02.2018

Dün Filiz'le buluştum, hemen iş çıkışı, eve bilem gitmeden...
Ne tatlı geldi anlatamam... Hesapladık 3 yıl olmuş buluşmayalı...
Antakya Mutfağı olarak yeni açılan bir yere gittik, Marina'da. Bi tane de 35'lik süledik (sülemesi ayıp) kendimize.  5 saat su misali aktı geçti. Eve gittiğimde bi mesaj yazmış bana "bir dahaki buluşma için 3 yıl bekletme tamam mı?" diye.... Zaten gevşemiş, rahatlamışım bu mesaj nasıl güzel içimi okşadı tarif bile edemem.
Sonuç: arkadaşlarımla daha sık buluşmaya ant içtim :))
Ve fekat olayın heyecanı nasıl bir sardıysa tek kare resim bile çekmemişiz yine, adet olduğu üzre... Bir tek bu kısmı sevmedim...
Eskiden de şimdi de haliyle iş arkadaşlarımla günün büyük bölümünü geçirdiğimden mütevellit, sosyal ortamlarımız da yine aynı arkadaşlardan oluşmaya başladı. Sonrada eski iş arkadaşları, yeni iş arkadaşları olarak çeşitlendi bu kitle. Ama sonuç olarak dışarılarda buluştuğumuzda da sohbet konusunun, her bi şekilde de olsa, dönüp dolaşıp büyük yoğunlukla yine işe bağlanır olmasından bunalmıştım ben belkide. Sonra bu buluşmalar amaçlandığı gibi rahatlama, hoş bir dilim gibi geçmemeye başlayıncada otu boku bahane eder oldum hem kendime, hem onlara. Niye yazıyorum bunları, mesela yukardaki 3 yılı açıklamak için, ki Filiz eski iş arkadaşımdı ama hiç sıkılmadığım, saygı duyduğum, her yönden çok donanımlı bir arkadaşımdı. Filiz'le çıkıyorsun da bizimle çıkmıyorsun gibi söylenmelerde duyunca ben, şimdi tak diye evet bunun da etkisi oldu diyemesem de ne bileyim acaba belki de içimde bir yerlerde bir kısıtlanmışlık yarattım mıydı... Oluyor çünkü böyle şeyler...Yeri gelince hepimiz "amaaannn kim ne derse desin der geçerim" cümlesini kursakta, gerçek bu diil efenim, kendimizi kandırmaya da gerek yok. Bal gibi kim ne der, takıyoruz. Genetik kodlamamız böyle...Iyykk çirkin...Ama gerçekleşen bu... Doğru mu, tartışılır... Neyse fazla da analitiğe girmeye gerek yok şimdi zaten.
Geçenlerde bi hafta sonu Yalıkavağa gitmiştik, kahve içmeye... Çok beğendiğim Yalıkavak Marina, akşam üstü saatlerde manzarasıyla da gerçekten gözlere şölen sunan bir yerdir benim için. Bağlı duran yüzlerce teknenin önünden geçerken hep durup düşünürüm, "bunun sahibi acaba yılda kaç güncük geçiriyordur burada?" filan diye mesela. Çünkü kiminle konuşsam 12 ay maaş alan kaptanları var her birinin ama sahipleri yılda maksimum 10 gün geçiriyorlar toplamda. Nadiren 15 gün... Yazık valla ya, ülke ekonomisine safi zarar. Hayır madem 11,5 ay binmeyeksin o teknenin üstüne, ne diye alırsın manyak herif? Ya da ben her hafta 2 günümü en azından geçirebilir durumdayım, bana niye ondan vermezsin hey Allah'ım? (Elif bu aşamada hep şöyle der: hadi anne hadi, sen yine Allah'la tartışmaya girmeden gidelim biz burdan)
Neyse işte orası şurası;

Yarın küçük kızımcığım gelecek inşallah, ona yemek yapsam bu akşamdan çok iyi olacak. Ne yapayım biliyor muyum:hayır...
Hadi ben gittim...

21 Şubat 2018 Çarşamba

21.02.2018 Cydonia

Günün en güzeli çook sevdiğim arkadaşımlarından biriyle akşam yemeğe çıkmak olacak kuşkusuz, akşamdan beri heyecan yapıyorum çünkü uzuuuun aylardan sonra ilk defa yapıyor olacağım bunu...
Bilmiyorum ki, neden fırsatsızlıktan ve zamansızlıktan yakınır oldum pek çok şey için...
Yapmak istediklerim mi çoğaldı da yetmiyor, zamanı mı iyi değerlendiremiyorum pek kesin bir çizgi koyabilmiş değilim.
Yaşlanıyor olamam tabi ;))
Büyük kızımcığım bu hafta Şirince'deki Matematik Köyü'nde olacak, küçüğüm okulda zaten, yalnızız bu hafta anne-baba. Alışmışım meğer yine birlikte yaşamaya, çok zorlanıyorum pazardan beri. Tek olumlu bakabildiğim tarafı şu ki; 3 gündür doğru dürüst yemek yapmıyorum. Çorba, salata tamam oluyor. Tuzsuz yemeye gayret etmeye de devam ediyorum.
Dizlerimde henüz fark yok iyileşme adına. Ama umutla istiyor ve bekliyorum.
Şakır şakır yağmur yağıyor şu sıralar, toprak ana gebe malum, lazımdır, tohumlarımız yeşermelidir duygusuyla severek izliyorum camdan.  Bahçedeki budama işleri de asma hariç tamam sayılır. Asma için hafta sonunu bekliyoruz.
Yeni taşındığımız binadaki ofis odamın bir tarafı tamamen cam. Çok yoktur böyle binalar buralarda, ferahlık veriyor bana, sevdim. Lakin yeni taşınmanın eksiklikleri diz boyu, çay yapılamıyor çünkü elektrik tesisatının gücü yetmiyor mesela ve çay makinesi de taşınma esnasında kaybolmuş zaten, yenisi de alınamadı. Yine de termosta sıcak su, sallama çay çeşitleri ve şu uyduruk plastik kahve makineleriyle arayı kapatıyoruz Allah için.
Telefon yok masalarımızda, işlerin yürümesi de gayet zorlaşmakta. Geçmiş yıllarda hep kendi gsm hattımı kullandığımdan başıma örülen çorap sayısını düşündüğümde elim de kendi telefonuma gitmiyor doğrusu. Hem ben artık biraz da akıllandım, şartları zorlamamayı, ekmek kadar köfte demeyi de accık öğrendim.
Şu aralar çevremden sürekli hastalık haberi almaktan da bünyem çok sıkıldı, üzüldü. Aurayı bir an önce değiştirmek lazım ama nasıl yapmalıyım, araştırmaktayım.
Dün akşam yoğurt mayaladım, gece 1'e kadar onu bekleyeyim de dolaba kaldırıp uyuyayım hesabı yapmıştım güya, sen koltukta tişörtle uyuyakal, bi gözümü açtım 03:36. Donmuşum valla çatır çatur sanki her yerim. Bu yoğurt ve ekşi maya ekmek yaparkenki bekleme işleri sorun olmaya başladı ama inatla ve azimle devam ediyorum. İstikrar önemli...
Oradan oraya atlıyorum ama bizim bölüme yeni bir personel takviyesi yaptılar, adamceğiz töbe konuşmuyo, çok suratsız, hiç hazetmem böyle çalışma arkadaşlarını dediğim türden, aman ne bileyim, baktım hiç konuşmuyo, saha işleriyle kendisini değerlendirelim barim dedim...
Ve işte bülee...
Haa bi de bahçedeki Cydonia pek bi şatır oldu, nam-ı diğer Japon Bahar Dalı...


20 Şubat 2018 Salı

20.02.2018

Dakikalardır eblek eblek bakıyorum ekrana.
Hiç bişey yapasım yok gibi ama bissürü şey yapmam gerek gibi.
Derken, geçenlerde izinli olduğumda ördüğüm hırkanın fotoğrafına denk geldim, telefonla konuşurken pıt diye düştü ekrana kendiliğinden. Sanırım evrenden mesaj ;-)) dedim, ha bak şöyle oldu;


Alize süperlana klasik ile ördüm, % 50 yün içeriyor, kolaycacık da bitiyor (yani o zaman dilimi benim için 1 ay) ve de o ponçikleri yapmak pek bi zevkliydi. Boyu da biraz uzunca, kalçayı örtüyor.
Ezgi'nin başlattığı motif etkinliğinde aklım kalmış olmasına rağmen, bir şekilde bitirilmesi gereken iki yarım battaniye uzaktan uzaktan göz kırpsa da...


;-)) 200 motif olamayacak tabi ama hani bilirsiniz şu meşhur kaplumbağa hikayesi  gibi işte, varamazsam da yolunda ölürüm ;-))
Bu kortizonlu ilaç hikayemde ben anlamıştım ki bir kaç gün tuzlu yemeyeceğim, anacım meğer o ölee diilmiş aaa ;(( "Bundan sonra hep" kelime takımıyla dumur oldum valla. Tuzsuz ne demek yaaa?
Bu aralar garip durumlar yaşıyorum sıklıkla. Aklıma kızımcığım geliyor mesela, telefonu elime alır almaz o beni arıyor. Tesadüfen bi film reklamı görüyorum, "aa ben bunu seyredeyim diye yazıyorum bi kenara, akşam bi bakıyorum tivibuda cart diye o film çıkıyor, bir kitap duyuyorum, o gün içinde o kitabı okumuş bir arkadaşım öıkıyor karşıma ve konu hiç o değilken kitabı anlatmaya başlıyor, ve bunun gibi. Bi hoş oluyor insan.
Neyse işte bi de yazmadan edemeyeceğim, ülke gündeminden gene çok ama çok sıkılıyorum, gınaa boyutunda. Bi de üstüne kaymak olsun diye sanki Soner Yalçın'ın Galat-ı Meşhur kitabını okuyorum, hah tam bi sinir harbine giriyorum.
Hadi gittim ben.

19 Şubat 2018 Pazartesi

Günlerden bugün

Mesai arasında zamanı bloğumla değerlendireyim dedim.
Güzel mesajlarınız içimi ısıtmaya devam ediyor nitekim sürekli jel buzla soğuttuğum dizime inat ;-)
Eklem içi sıvısı enjekte edildi biliyorsunuz, henüz bi değişen yok. Sol taraf daha kötü olduğundan bir doz da kortizon yaptılar, umutla bekliyorum ağrıların azalmasını ve hareket kolaylığı sağlamayı.
Bu arada biraz örgü örüyorum, biraz kitap okuyorum, çok keyif vermese de yuvarlanıp gidiyor işte günler.
Kortizon sebebi ile kilo alımı kolaylaşacağından daha doğrusu ödem ihtimali arttığından daha dikkatli olmam lazım.
Kızımcığımlarım -mümkün olabilen- dinlenme sürecime harika katkılarda bulunuyorlar, buna çok seviniyorum. Duyarlılar...
Yeni bölüm daha önce genel olarak uğraştığım işlerin bir bölümünün detay kısmı ve yeni öğrenmem gerekiyor bu süreci. Her ne kadar çaba harcıyorsam da kurumsal bir takım eksikler yüzünden istediğim programa henüz ulaşabilmiş değilim. İmkan verirlerse...... boşlukları anladınız işte ;-)
Şimdilik bu kadar...

14 Şubat 2018 Çarşamba

Ben geldim ;-)

Eveet, uzun zaman oldu yine yazmayalı.
Önce iş değişikliğim, sonra bir takım sağlık sorunları filan yordu beni.
Son durumda dün, diz eklemlerime kıkırdak oluşumu sağlatmak üzere bir takım operasyonlar yapıldı.
Bundan sonrasını umutla beklemeye başladım yeniden.

Arayan, soran, yazan, merak eden dostlarıma çok teşekkür ederim.