11 Temmuz 2017 Salı

Yemeni, yağlık, yazma, çevre ne dersen de ;-)

2 yıl önce...




Yemeniyi değişik bir yorumla bluz yaptım...
8 TL'ye yemeni alındı, kenarlara zürafa çekildi, yaka oyuğu açılıp oraya da tabi, sonra evdeki boncuklarıda değerlendirmek üzere tüm kenarlar oyalandı...Bendeniz altına sporcu atleti denilen şeyin üzerine geçirip bir kombin yapacağım ancak pareo yada başka altlıklarlada değişik hallere sokulabilir...Bu tip el işlemelerinin olduğu kıyafetlere ciddi paralar ödemek yerine keyif alarak üretmek iyi hissettiriyor kesinlikle...(tabi bu son cümlenin züğürt teselisi olma ihtimalini yada benim köle ruhumu karıştırmadan kurulduğu da bir gerçek😆😉😆...)

Şimdi...

Çok rahat kullandım, herhangi bir askılı üstüne çok hava verdi sanırım, hiç tanımadığım insanlar bile nereden aldığımı sordu, o derece yani ;-)) Belki birine bir fikir olur diye paylaşmak istedim...




10 Temmuz 2017 Pazartesi

Yarını beklemece... Heyecanlanmaca...

Yarın Elif kızım için ve dolayısıyla bizim için önemli bir gün...
Üniversite sınav puanları açıklanacak. Hiç belli etmemeye çalışsa da birdenbire daldığı anları bu bekleme heyecanına bağlıyorum.
4 yıldır yatılı okuduğu için oldukça fazla özlem duydum zaten, o yüzden bir yandan "gönlündeki bölüm ve okula giremeyeceksen seneye tekrar dene, bu arada da yanımda kalmış olursun ben de sana doyarım biraz daha" diyorum ancak bu kısır, bu hantal, bu iğrenç eğitim sisteminin yavrumu bir yıl daha üzmesi fikri de annesi olarak koyuyor bana. Hakkında hayırlısı olur inşaallah... Yıllardır onlardan tek istediğim yüreklerinin götürdüğü yere gitmeleri, tereddütsüz, emin ve çok istekliyim bu yönde. Hangi mesleği seçerlerse seçsinler; önce insan ve mutlu olmalarını diledim ve bunu istedim onlardan. Ha bir de son yıllarda Atatürk'ü sevmeyen insanlarla bırak arkadaşlık ilişkisi kurmayı, aynı masada çay bile içmemelerini de önermeye başlamıştım, bu fikrimden de eminim. Çok şükür ki onlar da benimle aynı fikirde... Annem de çok sevdi bu fikri ;-) Şiddetle destekliyor ve bu benim çok hoşuma gidiyor...
İşte öyle, elim kolum hiçbir işe gitmiyor bu aralar, daha çok yavrularla zaman geçirmek, sohbet etmek, hatta hiç konuşmasak bile aynı odada olmanın verdiği mutluluğu ve huzuru doyasıya yaşamaya çalışıyorum. Anne olmanın harikuladeliğine şükrediyorum hep.
Bakalım hayat bize ne sürprizler hazırladı yine, şimdi yeni bir dönemeçte bekliyoruz vesselam...
Bu arada, acayip ilgi duymaya başladığım kuantum fiziğinin bir versiyonu ile karşılaşmak hoş oldu, gayet ilgiyle okuduğumu söyleyebilirim, kitap 1-2 şeklinde ama ben önce 2.yi okudum niyeyse ;-) Şimdi ilkini okuyorum ;-)

şifacı 2 ile ilgili görsel sonucu

Ve yine bu arada, Vehbi Koç'un kısmî hayat hikayesi, kısmî olarak da o yılların -ve aslında şimdinin de- siyasî hayatına göz attıran ve zaman zaman dehşete kapıldığım bir kitap daha bitirdim;
Erol toy artık Bodrum'da yaşıyormuş ve umarım en kısa zamanda kendisi ile sohbet etme fırsatım olur. Ülkemde kimler nasıl nerelere gelmişler, seçimleri hep kimler yönlendirmiş, darbeden tutun da gelene gidene, ne olup ne olmayacağına kimler nasıl karar vermiş, okurken dudağım uçukladı...
erol toy imparator ile ilgili görsel sonucu
Hey gidi ülkem hey...

20 Haziran 2017 Salı

Evren avucunda...

Uzay'a olan ilgim minnacıkkenden beri hep vardı hele Einstein'a her zaman manyak bir hayranlık duydum. Hep Fen-Matematik bölümü okuyup sonra da mühendis olmam bu ilgiyi hep diri tuttu. Düşünmeye o kadar zorlardım ki kendimi çoğu zaman başaramazdım ama evreni, uzay-zamanı, bilinmeyeni, bilineni, kuantumu vs... Son yıllarda özü kuantum fiziğine dayanan türlü yöntemlerin ve imgelerin popülaritesinin artması sebebi ile ne kadar çok okursam, araştırsam o kadar daha bilinmezliğe ve karmaşaya gark olurdum... Einstein ile ilgili hepsini değilse bile pek çok kitap ve yayın okumuşumdur hatta ilkokuldayken Aynştayn olarak okunuşunu bilmediğim için bildiğin Einstein diye okudum onlarca kitabı, yıllar sonra benim Einsteinimin Aynştayn olduğunu öğrendiğimde çok bozulmuşluğum bile vardır halen zihnimde ;-))

Ve sonunda... Bir arkadaşımın tesadüfen okumam için uzattığı kitabın, gelişigüzel çevirdiğim ilk sayfasında Einstenimin adını görünce okumak farz oldu diye, normalde okuduğum Sapiens'i atıverdim yine bi kenara ;-)) (Bu Sapiensciğim de bu durumdan bıkmıştır herhalde, okuma len beni mi diyo acaba diye de düşünmüyor değilim de)
Neyse kitap şu:



Bunca yıldır okuduğum sayısını bilmediğim yayınlar olmasına rağmen, evreni ilk defa bu kadar güzel anlamlandırabildim diyebilirim. Ve bir o kadar da şaşkınlıklara uğramışlığım oldu okurken.
Yazar ünlü astrofizikçi Stephen Hawking danışmanlığında teorik fizik dalında doktorasını bitiren nadir kişilerden biri ve 1976 doğumlu.Fransa’da yılın bilim kitabı seçildikten sonra 20 dile çevrilmiş ve kısa sürede bir popüler bilim klasiğine dönüşmüş zaten. Yazarın daha doğrusu eserin özelliği, pek çok tanıtımda da anıldığı gibi denklemler yerine hayal gücümüzden faydalanmamızı sağlaması. 
http://www.christophegalfard.com web sitesinden insanlarla bağlantıda ve aslında bu sebeple ayrılmış Cambridge'ten.


Kitap benim olmadığı için üzerine notlar alamadım, kalemle çiziktiremedim ben de ayrı bir bloknot'a içimden geçeni, bundan sonra araştıracaklarımı vs not aldım ve şiddetle kızlarıma da tavsiye ettim. Kızlarım Fen Lisesi eğitimi alıyorlar/dı ve onlar da çok ama çok beğendi hatta bu yıl mezun olup üniversite sınavına giren kızım Elif "keşke bu kitabı aylar önce okusaydım anne!" dedi. Mesajı aldınız umarım... ;-)


Evrende yalnız değiliz.
Evrene yapacağımız bu yolculukta da.









7 Haziran 2017 Çarşamba

Çiçeklenelim mi?

Motifli bluzü ör, sök derken bi zaman önce başladığım çantamı bitirdim...
Hep derim; rengârenk herşeye bayılıyorum...



Keşke her günümüz de böyle olsa...

5 Haziran 2017 Pazartesi

Akşama kadar ör kızım, sabaha kadar sök kızım...


Akşama kadar ör kızım, sabaha kadar sök kızım...
Her şeyi hep beceriyor değilim tabi, bu post onun için kalsın burada...
Bu ipte mi yoksa bende mi sorun var anlamadım valla zira bu ikinci sökülüş, ilkini burada başlayıp keyifle anlatmaya, neticeyi de burada anlatmıştım. zaten..
Bir anlık dikkatsizlik eseri, ilk başta yaptığım yanlış tam da bitmeye yaklaşmışken "buna n'oluyo ayol?" dedirtti ve epeyce bir inceleme araştırmadan sonra "tink tink tink" sesi çıkararak düşen jetonları mı anlatayım, çizgi filmlerde başını duvara çarpınca gördüğün yıldızların aynından gördüğümü mü? ;-))
Allah başka dert vermesin tabi de ay öyle çok da kolay değil yani, günlerle uğraş ve sonra bu...



Ben aslında bi kere sökersem bi daha yeniden yapmaya kaçardı hevesim... Ama üçüncü defa yeniden başladım bir şeye, "hayatımızda sanki bir sürü şeye yeniden başlamak zorunda kalmadın da sanki..." diyerek... Ve sanırım, bu hayatımda bir ilk...
Bu sefer sonuç nereye varır bilmiyorum...
Azimle 3.kez başladım, Allah'tan bu sefer motifler kurtulabildi, zayiat daha az ;-))












19 Mayıs 2017 Cuma

arz

İşler yavaşladı, ben gibi...
Sorunlar var, gider gitmez sizinleyim benimle olduğunu düşündüğüm güzel dostlarım...

15 Mayıs 2017 Pazartesi

Motifdir, devedir felan

Hafta içi çok yavaş ilerlesem de hafta sonu hızlı gidebiliyor ev işleri...
Motifler bitti, birleştirmeye başladım, nasıl bir sonuç çıkacak ben de merakla bekliyorum.
Deveye hendek atlatır gibi birleştiriyorum çünkü elimde çok açık bir şablon yok ;-(
Yine de şansımı deniyorum yine ;-))


11 Mayıs 2017 Perşembe

Neye niyet neye kısmet

Bir önceki buluşmada bayıla bayıla, övüne övüne anlattığım o salaş örgüm artık yok ;-))
Mualla (bizim kedimiz) örgü örerken kucağıma atladı, tırnağı örgüye takıldı, örgünün bir ucu şişten hepten çıkmışken ve ben o tırnağının ucundakini kurtarmaya çalışırken... Söküldü, ilmek kaçtı, tutturamadım, zaten delik delik bir model olduğundan... Sonra baktım olacak değil ama 5 gün ördüğüm emeğe hayıflanırken söktüm gitti onu... Öbür şişten de çıkarınca bir baktım ki, salaş diye geniş başladığımı biliyordum ama bitseymiş eğer herhalde tek kişilik battaniye bile olurmuş yani diye gülmeye başladım...Koccaman bişey örmeye çalışırmışım meğer ;-))
Yenilen aslan güreşe doymasa da ilmek kaçırma korkusunun ve Mualla'nın varlığının dayanılmaz ürküntüsünden aynı model başlamadım bu kez... Motif motif birşey örmeye başladım, ördüklerimin resmini çekmemişim ama model altta;-)) 68 motif gibi sayıyorum bir hata yoksa, şimdilerde 33'deyim ;-) Renk taş grisi ve ben beyazla değil kendi rengiyle birleştireyim diyorum...




Geçen hafta iş yerimden bir arkadaşım "uzun saçlısın ama niye sürekli bağlıyorsun saçlarını?" dedi...
"Mesai saati içinde (ve aslında dışında da bağlıyorum farkettim ki) daha resmi olduğunu düşünüyorum" dedim ilk anda. "Hem ben genç kız değilim öyle saçlarımı savura savura gezecek kadar" diye de ekledim sonrasında... O hiç de mantıklı ve doğru bulmadığını felan söyledi işte...
...ama sonra çok düşündüm ben aslında uzun saçı pek sevmem bile, kısa ama kaliteli kesilmiş bir saç her zaman daha çekici gelmiştir bana... Buna rağmen ama ben yıllardır uzun saçlıyım niyeyse...
Mutlaka kolayıma geliyordur, yapıştırıp, bağlayıp çıkıyorsundur da ondan dedim kendime ama mantık hatası var, kısa saç çok daha pratiktir her zaman,.. Kiloluyum da ondan yüzüm tabak gibi çıkmasın diyedir dedim sonra yine mantık hatası var e ben yapıştırıp sürekli bağlayınca yüzüm daha çok ortada ki... Öyle föndü, topuzdu vs yaptırmam ben hiç desem de yeri, senede 1-2 belki... E kestirsem mi acaba diye düşündüm yine şimdi yazarken, yok cesaret edemem gibi de geldi...
Aaaaa aaaa bu ne yaaaa!!!
Deli oluyorum yaptığım birşey de mantık bulamazsam... Aha da bulamıyorum işte...
Ayyy çok gıcık kaptım kendime şu an, biraz daha düşüneyim de ne düşüneyim acaba?











2 Mayıs 2017 Salı

02 Mayıs 2017

Salaş, içine atlet giymelik, serin tutacak delik delik bir örgü biterse bulüz olacak ;-)
Çok aradım bu modeli, döküm döküm olsun diye...
Örnek parça bilem ördüm, sayı mayı  tastamına uysun istediğim ebata diye ...


Taş grisi başladım, grinin biraz kurşuniye azcık da sanki lilaya çalarsı bir hali var...

Bakalım...

28 Nisan 2017 Cuma

İçindeymişik yeşilmişik maviymişik balıkmışık gelincikmişik



Şu ölen çocuklar var ya

Sana bana dünyaya …

İlikleriniz donduğunda kışın

Bir kaşık umut gerektiğinde

O şişe gelecek aklınıza

Pencerenin önünde duran

Güneşte

Gelincik …





Seramik gelinciklerim boyandı... Umut geliyor aklıma... Bir o kadar da zerafet, kırılganlık... İncecik ve en hassas olduğun anlarda bile sıkıca tutunmaya devam etmek hayata...


Bir çift yaprakmış dalında yumuşacık

Tutmuşum, tutmuşum ellerinden senin

Düşmüşüz yavaşça bir sakin derenin

İçindeymişik, yeşilmişik, sazmışık...


Balıklar gibiymiş sessiz ve karanlık,

Yüzermiş saçların, yüzermiş nefesin

Susarmışız öyle, bir sakin derenin

İçindeymişik, yeşilmişik, sazmışık...




Seramik balığım da boyandı... Karanlık sularına neşe ve renk gelsin istedim... Gülsün, oynasın, boncuklarla süslensin hatta... En umutsuz anlarda bile sarılarak devam etmeye yarasın baktıkça diye...


Rahmetle anıyorum Can Yücel'i... Ne güzel bir iz bırakmış hayata her konuda... Gitmiş olsa da yeryüzünden, halâ hayata dair izlerini bulmak ne güzel...





24 Nisan 2017 Pazartesi

Her şeyi ciddiye alma ölçüsü nedir?

Mart neyseydi de Nisan'a ne oluyor bilemedim bu aralar... Bodrum'da bu mevsimde üşür müymüşüz, üşürmüşüz...
Geçen hafta 10 yaşındaki yeğenim uçakla tek başına bize geldi, havalar soğuk ve rüzgârlı da olsa birlikteliğimizin tadını çıkardık. Ben izin aldım ve 5 gün boyunca tatlı tatlı geçirdik...
Örgüler her arada devam etti  şu şallardan bir tane de diğer kızıma öreyim büyüyünce kullansın diye, bu sefer kırık beyaz Nako Saten silk effect ile ördüm, son motif kaldı, bu ipin kendiliğinden olan o ipeksi dokusunu hep sevmiştim zaten...
Yün mağazasının sahibi "sen bilirsin bunun kıymetini" diye 6 tane de % 100 cotton ip aldırdı bana zorla ama ip biraz sertçe, ne yaparım çok da emin olamadım doğrusu. Birşey örsem sertliği sorun çıkarır mı diye bi merak ettim bir de tığ da yün gibi kaygan hareket etmiyor olmasından çok hoşlanmadım da doğrusu, akıl vereniniz çıkarsa çok sevinirim. (Almayaydın ya a salak da diyebilirsiniz ;-)


şöyle bir bluz öresim geldiydi dün akşam ama bugüne baki kalır mı bilmiyorum tabi ;-)


Hayatı ciddiye alma ölçüsü keşke ölçülebilir, çoksa eğer azaltan, azsa olması gereken yere getiren bir ilacı olsaydı keşke...
Bazen ve özellikle ülke gündemine, çevremdeki sorunlara öyle takılıyorum ki, gerçekten midem yada vücudumun bir yerleri acımaya, sancılanmaya başlıyor. Misal bir arkadaşım ayağımın şurasında şöyle bir ağrı var derse, aradan 24 saat geçmeden benim de aynı yerim ağrıyor...
Korkuyorum bu durumdan çünkü şimdiye kadar onlarca kezlerden de fazla karşılaştım bu durumda...
Sürekli bir empati durumu kuşkusuz tedirginlik noktasına geldi ben de, öte yandan aldırış etmeden de yapamıyorum dış dünyamdaki gerçekleşenlere...
Tek ben mi böyleyim acaba? Hani bilsem bi çaresine bakarım galiba...
Büyük kızım üniversite sınavı heyecanı ve stresi yaşıyor tabi kuşkusuz olaarak ben de hissediyorum bunu... Sınavdan çıkarken yada sonuçlar açıklandığında üzülmesini istemiyorum benim tek hedefim bu...
Bugünlerde çok ciddi hastalıklar geçirmeden yaşlanmak konusunda ciddi takıntım var ve tabi bunun için de tanıdığım hiç kimsenin başına bunun gelmemesi lazım, dua ediyorum bunun için... Ama özellikle de hemcinslerime dua ediyorum zira onların gücü kuvveti yerinde olduğu müddetçe muhafaza edilebiliyor ev mutluluğu bana göre...
Neyse işte blogcum öyle böyle geçiyor günler... Bekle beni...








12 Nisan 2017 Çarşamba

Şüphekâr...

Ne kötü biliyor musun blog?
Birileri.... Sana hiç sormadan, hiçbir şey olmamışken, uzmanlığını, yetkinliğini hiçe sayarak pat diye görevini değiştirebiliyor...
Açıklamasız, anlamsız, mantıksız...
Sadece "ben istedim oldu" demek için...
Komik...
Şüphekâr...
Evdeki mobilyalarını bile bu kadar çabucacık ve araştırmadan bilmeden değiştiremiyorlardır emin ol...
Bilgi ucuz, emek kıymetsiz, liyakat sıfır sayılıyor...
Başarılıysan hele bir de hapı yutmuşsundur, mutlak oynanacak listedesindir...
Anlaşıldığı üzere keyifsiz bir durum yaşıyorum ama sadece kendimle ilgili bir durum değil...
Zaten yeni bir durum da değil...
Kaçıncı?...
Ben bile unuttum çoktan, saymasam mı acaba artık...
Herşey olunabilen hayatta en üstün değer insan olabilmek, düşünceli olabilmek, invitmemek, hor görmemek, kıskanmamak, alkışlamak yeri geldiğinde oysa...
Bunlar tecrübe mi, bizi büyütüyor mu bilmem ama ben büyürken içimdeki bir sürü güzel hissin küçülmesine izin vermemeliyim savaşı var sonra da, di mi?...
...
Çok da tın! demeyi ne çok isterdim, bir sürü idealler sönüp giderken bile oysa...
...

Kafayı meşgul etmek için örülmüyor örgü de... Her bir ilmek, balıkçı oltasının ucundaki o çengelli, batınca parçalamadan çıkan iğneye de benzeyebiliyormuş...
Öğrendim yeniden ama olsun...
Evet olsun varsın...
Yansın yanabildiği kadar...
...

Belki bir çay demlerim günün birinde, keyifli dostlarımla sohbetin belini kadayıf tepsisinin başında kırarız...
Belki bir demet kır çiçeğiyle de bir es verebiliriz...
Belki bir toprak kokan bir testiden, cayır cayır yanarken ortalık buzzz gibi bir su içeriz herşeyin üstüne...
Kimbilir...
Belki dans bile ederiz, 40 yıllık hatra binaen...
Hazırlıklı olmak lazım değil mi her zaman umuda?
Hadi öyle olsun...






11 Nisan 2017 Salı

Yol ve istikrar

Geçen yaz girdiğim D&R'da elime bir kitap alıp öylesine çevirip bir cümlesini okumuştum.
"...Beni sakın; okuluma, ırkıma, inancıma yada coğrafyama mal etme!
Dış dünyadaki "normal"i toplumun geneli belirler!
Evrende normal, anormal, doğru, yanlış, simetrik, ideal yoktur!" YOL/Metin Hara/ sayfa 95

Ara sıra böyle yapıyorum, kitabın herhangi bir sayfasını açıp bir cümle okuyorum ve içime işliyorsa hemen alıyorum, meşhur olup olmaması önemli değil kitabın o anda yani... Kolay olmadı okumak çünkü uygulama istiyor ve niyeyse bu kitabı evde okuyup bunları yapamamıştım, yarım kalmıştı...
Bugün bitireyim diye elime aldım ama 95.sayfası kıvrıktı ;-) O sayfa için aldığım kitabı, o sayfaya kadar okuyup bırakmışım iyi mi? ;-)) Bugün yeniden başlamaya karar verdim bakalım ne olacak...

Evrende her ne kadar doğru/yanlış vs olmasa da, benim geçen hafta 1 tane alıp devamını bir türlü bulamadığım ipin üzerindeki bantın yanlış olduğunu keşfettim hafta sonu tesadüfen ;-)) Bu kadar da olmaz ya Hu dedim valla ama sinirlenmedim güldüm. Ya firma ya Ayşe karıştırdı bantı bilmiyorum. Sonuç, ip bulundu ve istikrar hevesim sekteye uğrasa da araya iş girmeden tamamlandı.


Tabi bu ipi ararken bir turkuaz ip göz kırptı, kızlarım da ben de bayılırız turkuaza diye silk effect olan bu pırıl pırıl cotton da alındı ve başlandı ;-))


Umarım istikrarım devam eder ;-))

Her ne kadar istikrar devam ediyordu desem de cumartesiye kadar ki günlerde şu aklımdaki seramik objeleri denedim, kurumaya bıraktım, boya için beklemekteler...








İşte böyle blogcum... Bekle beni...












6 Nisan 2017 Perşembe

2.gün istikrar(!) yarım kalmışlık ;-)

Nasılsa devamını bulurum dediğim ip bana yakın yerlerde tükenmiş maalesef, başka yerlere bakmam lazım ama dün ip bitene kadar yapıp ben yine elbezlerime devam ettim, bir miktarda takı yapmaya çalıştığım işe ;-))



Bu motifler 22x22 cm oluyor ve 100 gr.lık bir ipten bu kadar çıkıyor ;-)
...demişken; yarım kalmışlık kötü müdür her zaman diye bir an çıngı çıktı gözlerimden...
Belki de taaa içimden... Bu kadar densizim bak motiften geldik nerelere? Herkes mi böyle bilmiyorum ki, neden bende hep böyle oluyor bilmiyorum...
...neyse...


Takı'm biraz deli dolu olsun istiyorum, Özellikle açık yakalı üst giyersem bazen kamufle etmek isteği duyuyor ve büyük takı arıyorum, abartıyı da hiç sevmediğimden deli-dolu ama sıra dışı, boynuma oturmayan (2 dakikada sıkılır atarım çünküm ;-))Aralarına boncukcumdan özel aldığım renkli boncuklarla da birer giriş yaparım herhalde diye düşünüyorum şimdilik. Onlar Pandora'nın saksısında bekliyorlar ilham periliçelerimin gelmesini aralarda ;-)
...demişken; o da beklemekten yoruluyor mudur her zaman diye bir an çıngı çıktı içimden... Bilmiyorum, yine bilmiyorum işte...
...neyse...



Bu akşam iş çıkışı fidelerimi ekeceğim, el işlerine ne kadar devam ederim bilemiyorum ama bir de seramik hamurundan gelincikler yapıp, elektrik düğmeleri ve merdiven korkuluklarında birer ikişer göz kırpsınlar istiyorum bittiklerinde ;-)
demişken; o çamur gelincik olmayı ve elektrik pirizlerine yada merdivene süs olmayı istiyorlar mıdır gerçekten dediğimde, çıngılar havai fişek olmuştu artık...
...Bilmiyorum... Kimin ne istediğini bilmiyorum...
...neyse...
Sevgiyle ve umutla bekle beni blogcum...

5 Nisan 2017 Çarşamba

1 günlük istikrar

İstikrarlı bir akşam geçirdim dün ;-)) Bir motif daha yaptım, oldular 2... Başka bir işe sarkmadım, hatta zaman kalsın diye balığı bile yahni yapıverdim.


Eskiden beri bu karamel rengini çook severim, annemin bana ders çalışırken getirdiği sütlü kahveleri hatırlatır hep.  Eckhardt Tolle, Şimdinin Gücü adlı kitabında dese de "geçmiş şimdiki zamanı etkilemekten acizdir" diye ben bu fikre katılmayanlardanım. Geçmiş, hatıralar, yaşanmış ve hatta yaşan/a/mamış anlar beni hep etkilemiştir. Şimdi şu yaptığım şey kimbilir nelere tanık olacak? Kolay kolay eskiyip atılmayacağına göre kimbilir kimlerle gözgöze gelecek? Bakana hangi duyguları anlatabilecek? vesaire vesaire...
Seviyorum her şeyi... Sevmeyi...