Dün yine iş çıkışı yine doğruca eve gittim. Sağa sola uğramıyorum zira bir an önce yemek yapıp kızımın yemek saatini ve düzenini bozmamak istiyorum. Dışarıda yemeyi sevmiyor genel olarak ve "senin yanındayken tüm nimetlerden faydalanmak istiyorum" diyor. Ben de aynı dürtüdeyim, zaten yuvadan uçmuştu ve yine uçacak, birlikte geçirdiğim bu güzel senenin en iyi, en kaliteli, en güzel geçmesini sağlarsak ömrümüzün geri kalan yıllarına da umut vaat eden, kıymetli yatırımlar bırakmış olacağız...
Ha evet, dün akşam tavuk suyuna patates yemeği-pilav-pırasa pişirdim. Yemekleri ocağa koyunca bahçeye çıktım, naneleri, maydanozları, portakal, limon ağacını ve geçen hafta ektiğimiz soğanları suladım, bir tanesi çıkmaya başlamış mutlu oldum. Sanırım son kez yeşil biberlerimizi topladım kahvaltılık, bundan sonra halâ olur mu tam emin değilim.
Yemek yaparken bir tane bira içtim, gayet hoşlandım ;-) Daha bi enerjik oldum sanki.
Yemekten sonraki hazım süresinde benim gözler kapanmaya başladı, uyumamak için direndim çünkü o vakitte uyursam sabaha kadar fink atıyorum evin içinde ve ertesi günü de mal mal dolanıyorum. Uykum açılsın diye kızımın tavsiyesiyle, onun öğle arası molasında aldığı, ojelere ayna efekti veren tozu denedik, ben çok beğendim, çok severim pırlak şeyleri zaten ;-) Ve fekat sanırım bunun özel bi son kat cilası var ama onu almamış kızım evde parlatıcı var diye, dolayısıyla son cilayı sürünce efektin bir kısmı kayboldu gibi oldu. Bu tozu yıllardır sorardım her yere ama bulamazdım, bu hali de mutlu etmeye yetti bizi.
Uykum açıldı, ojeler kurusun diye bekledim bu sefer adamakıllı çünkü ben genelde sabredemem ve mutlak bir bozulma olur tırnaklarda, onu da sevmem silerim, yenisini de denemem, sıfır noktasına dönerim. Bu sefer bekledim belki de bunda o minnacık kutudaki tozun fiyatı da etkin olmuş olabilir ;-) (Bir de ucundan çıkmış ojeyle dolaşanlardan hiç hazzetmem)
Motif örmedim.
Kitap okumadım.
Annemi bile aramadım.
Kekik içme adetimizi devam ettirdik.
Bu arada ben, kızımın renklerine ve beğenisine göre ayırdığı ojeleri yeni bir kutuya düzledim, bir önceki kutu artık küçük gelmeye başlamıştı. Küçük olanı yine de atmadım çünkü küçük kızım onun kapağına peçete dekopajı yapmıştı, ona da beyaz çeşitlerini koydum. Bizim evde, normal bir kuaför salonunda bulunandan daha fazla oje vardır her zaman. Yıllardan beri böyle bu. Annem çok kızar mesela bu kadar çok almamıza. Aslında haklıymış da, dün farkettim ki mesela siyah 4 tane var, 10'a yakın beyaz-rakı beyazı, matı, parlağı, kadife pigmentlisi, çabuk kuruyanı vesaire filan var.
Bodrum mandalinalarımızdan mahrum kalmadık.
1 dilim de tatlı yedim.(Sonra da o beni yedi)
Nar yesek mi yemesek mi derken unuttuk sonra.
Vakitlice yattık yatmasına da sabaha karşı mandilanalarla bence istemeyerekten tepkimeye giren tatlı, tatsız bir reflü krizi olarak ziyaret etti beni, öyle yaptım olmadı, böyle yaptım olmadı, sabah artık giyinip gideyim dediğimde ise banyoya zor ulaştım. Saatler geçti halâ boğazım yanıyor tahrişten.
Bugün eğer erken çıkmayı başarabilirsem kızımla Bodrum pazarına gideceğiz yine (teklif ondan geldi bu sefer ve ben buna niye çok sevindim bilmiyorum) Geçen hafta sölemesi ayıp ama şahane bir çakma Gucci tişört almıştık, çok beğenmiş bir arkadaşı ona da alcez. Ben de yüncüme uğrayıp, çabuk biten türden ve batmayan cinsten kazaklık yün alırım heralde. Gerçi bugün pinterestte gördüğüm bir hırkaya bayıldım, "resmen sanat eseri bu" demek oldu ilk tepkim. Ama tabi beni çok aşar bu (Bak burada -insanın kendini bilmesi de güzel- teması hoş durdu ama) Aslında bu delikli delikli örülsede, o evler sonradan deliklerin içinden zincir çekerek de yapılabilir ama gene de beni aşar sanırsam ;-) Bunun gibi çok hoşuma giden model ve fikirlerden oluşturduğum bir facebook sayfam var, söylemiştim di mi? İlgi duyanlar bakabilir. Adı Hobbyhome.
Akşama ne yeriz bilmiyorum ama acelece bir çorba yapsam da içsek dünden kalanların yanına, hepimize iyi gelir diye düşünüyorum şayet pazarı abartmazsak.
Keşke bugün cuma olsaydı.
Ha evet, dün akşam tavuk suyuna patates yemeği-pilav-pırasa pişirdim. Yemekleri ocağa koyunca bahçeye çıktım, naneleri, maydanozları, portakal, limon ağacını ve geçen hafta ektiğimiz soğanları suladım, bir tanesi çıkmaya başlamış mutlu oldum. Sanırım son kez yeşil biberlerimizi topladım kahvaltılık, bundan sonra halâ olur mu tam emin değilim.
Yemek yaparken bir tane bira içtim, gayet hoşlandım ;-) Daha bi enerjik oldum sanki.
Yemekten sonraki hazım süresinde benim gözler kapanmaya başladı, uyumamak için direndim çünkü o vakitte uyursam sabaha kadar fink atıyorum evin içinde ve ertesi günü de mal mal dolanıyorum. Uykum açılsın diye kızımın tavsiyesiyle, onun öğle arası molasında aldığı, ojelere ayna efekti veren tozu denedik, ben çok beğendim, çok severim pırlak şeyleri zaten ;-) Ve fekat sanırım bunun özel bi son kat cilası var ama onu almamış kızım evde parlatıcı var diye, dolayısıyla son cilayı sürünce efektin bir kısmı kayboldu gibi oldu. Bu tozu yıllardır sorardım her yere ama bulamazdım, bu hali de mutlu etmeye yetti bizi.
Uykum açıldı, ojeler kurusun diye bekledim bu sefer adamakıllı çünkü ben genelde sabredemem ve mutlak bir bozulma olur tırnaklarda, onu da sevmem silerim, yenisini de denemem, sıfır noktasına dönerim. Bu sefer bekledim belki de bunda o minnacık kutudaki tozun fiyatı da etkin olmuş olabilir ;-) (Bir de ucundan çıkmış ojeyle dolaşanlardan hiç hazzetmem)
Motif örmedim.
Kitap okumadım.
Annemi bile aramadım.
Kekik içme adetimizi devam ettirdik.
Bu arada ben, kızımın renklerine ve beğenisine göre ayırdığı ojeleri yeni bir kutuya düzledim, bir önceki kutu artık küçük gelmeye başlamıştı. Küçük olanı yine de atmadım çünkü küçük kızım onun kapağına peçete dekopajı yapmıştı, ona da beyaz çeşitlerini koydum. Bizim evde, normal bir kuaför salonunda bulunandan daha fazla oje vardır her zaman. Yıllardan beri böyle bu. Annem çok kızar mesela bu kadar çok almamıza. Aslında haklıymış da, dün farkettim ki mesela siyah 4 tane var, 10'a yakın beyaz-rakı beyazı, matı, parlağı, kadife pigmentlisi, çabuk kuruyanı vesaire filan var.
Bodrum mandalinalarımızdan mahrum kalmadık.
1 dilim de tatlı yedim.(Sonra da o beni yedi)
Nar yesek mi yemesek mi derken unuttuk sonra.
Vakitlice yattık yatmasına da sabaha karşı mandilanalarla bence istemeyerekten tepkimeye giren tatlı, tatsız bir reflü krizi olarak ziyaret etti beni, öyle yaptım olmadı, böyle yaptım olmadı, sabah artık giyinip gideyim dediğimde ise banyoya zor ulaştım. Saatler geçti halâ boğazım yanıyor tahrişten.
Bugün eğer erken çıkmayı başarabilirsem kızımla Bodrum pazarına gideceğiz yine (teklif ondan geldi bu sefer ve ben buna niye çok sevindim bilmiyorum) Geçen hafta sölemesi ayıp ama şahane bir çakma Gucci tişört almıştık, çok beğenmiş bir arkadaşı ona da alcez. Ben de yüncüme uğrayıp, çabuk biten türden ve batmayan cinsten kazaklık yün alırım heralde. Gerçi bugün pinterestte gördüğüm bir hırkaya bayıldım, "resmen sanat eseri bu" demek oldu ilk tepkim. Ama tabi beni çok aşar bu (Bak burada -insanın kendini bilmesi de güzel- teması hoş durdu ama) Aslında bu delikli delikli örülsede, o evler sonradan deliklerin içinden zincir çekerek de yapılabilir ama gene de beni aşar sanırsam ;-) Bunun gibi çok hoşuma giden model ve fikirlerden oluşturduğum bir facebook sayfam var, söylemiştim di mi? İlgi duyanlar bakabilir. Adı Hobbyhome.
Akşama ne yeriz bilmiyorum ama acelece bir çorba yapsam da içsek dünden kalanların yanına, hepimize iyi gelir diye düşünüyorum şayet pazarı abartmazsak.
Keşke bugün cuma olsaydı.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder