Bir perşembe günü doğmuşum bundan 40 yıl önce.
Annem, doğum yaklaşıyor diye hamama gitmiş ve sancıları başlamış, eve dönmüş, ebe gelmiş, ben doğmuşum.
Bu kadar çabuk, pırt diye yani. Baloncuk gibi ;-)
Yaşımı otuzlu sayılarla ifade etme devrimin kapanması bende garip bir etki yaratıyor.
Neden?
Bilmiyorum. Bilsem de bilmesem de el mahkum alışırım zaten, sorun yok.
Peki bu 40 yıla neler sığdı?
Şahane bir aile, anne-baba-kardeş-yeğenler-akrabalar.
İki evlat.
Şahane ve ölümsüz bir sevda.
Türkiye şartlarında iyi sayılabilecek bir meslek.
Harika dostlar.
Şiirler, yazılar, öyküler.
20'ye yakın ak saç teli.
E daha ne olsun di mi?
Şükür.
Peki bu 40 yılda her istediğimi yapabildim mi?
Bazıları öylesine büyüktüler, hayalleri bile öyle yüksekteydi ki, 40 yıla sığmadı, sığamazdı. Ben de direteceğime bende kalan hatıraları ile yaşamayı, yaşlanmayı seçtim.
Şükür.
Peki bu 40 yılda kendi hayatımı mı, diretilen hayatı mı daha çok yaşadım?
Sonucu ne olursa olsun, önüne geçemediklerim, ardında yürüyemediklerim hariç, evet ben hep kendim oldum. Zaman zaman acı bile vermiş olsa.
Eğer başarabilirsem 40'lı yaşlarım için planlarım var. Kısmetse, vakit dolana kadar bir bir yaparım onları.
Önce sağlık diliyorum, hepimize, sizler de dahil.
Çocuklarımın çok iyi eğitim ve öğretim almasına yardımcı ve yol gösterici olabilmek, en büyük hedefimdi ve de bu böyle devam edecek.
Onlar tahsillerini ve yollarını belirledikten sonra ben bir bağ ya da köy evinde, basma entariyle, dantel örüp, kapı önünde çekirdek çitlemek istiyorum mümkünse.
Bir ineğim olsun, 8 tane de tavuğum.
10 salatalık fidem, 15 domates fidem, 10 enginar fidem, bir paket maydanoz tohumu ekebileceğim bir bahçem, bir kök nane ekebileceğim kadar da minik süslü bir bahçe.
Tahta sandalyelerim olsun ve ben onları rengarenk boyayayım.
Renkli lambaları takayım seyyara onuda ağaç dallarına asayım, seyrederek gece uykusuna dalayım mesela.
Ooooo bunun sonu gelmez ;-) Uçtum ben yine.
Neyse.
Böyleyken böyle.
Yolun yarısından ;-))) hepinize sevgiler. Mırrrrrrrrrrrrrr...