Kendi başını düzemeyen gelin başı düzermiş, atalar öyle demiş ya hani. Tamamen gerçek.
Kendi başını epeydir düzemeyen ben, kafayı kardeşimciğime taktım. O bir matematik öğretmeni. Müthiş bir öğretmen. Hayatı sürekli matematik projesi üretmekle geçiyor. Pi ile yatıp Öklid ile uyanan cinsten. Tübitak ve bilumum proje kuruluşlarından epeyce Türkiye 1.liği ödülü alır. Harika bir anne. 12 yaşında bir ergeni, 4 yaşında bir bebeği olan 2 oğlan annesi. 40'lı yaşlarına geliyor. Ama hiç hobisi yok. Matematik projesi üretmeyi, çocukla oyun oynamayı hobisi sanıyor, halbuki onlar onun işi. Günlerdir bunu anlatmaya çalışıyorum ona. Hep itiraz ediyor, hep. Hayatı boyunca tek gün, örgü, dantel, kanaviçe, dikiş, kumaş vs ne bileyim hiç ama hiç bir şeye ilgi duymadı. Üstelik annem ve bana rağmen. Biz ikimiz oysa, hiç ama hiç boş durmayız. Kız kime çekti bilemiyoruz ;))
Hafta sonu ona tuval aldım. Bütün boyaları masaya koydum. Oğluşun topladığı deniz kabuklarını da. Her sene toplar, her sene bi şekilde kırılır yada kaybolur, üzülürler. "Al bunları değerlendirecek bir şeyler yap" dedim. Pek tabi ki "olmaz, ben yapamam, ben beceremem, ben stres olurum, bir sürü boya ziyan olur, istemiyorum ya ne baskı yapıyosun vs vs vs" dediyse de direttim. (Bu diretmenin ne kadar hobi sevgisi aşılayacağından pek emin olamsam da o an'da;) ) "Olmazsa boz, tekrar boya. Tekrar boz tekrar boya, sıkılırsan da atarız gider" dedim. Bir bardak da kahve yaptık koyduk önüne balkonda. Söylene söylene oturdu. Kaşlar bildiğin küçük Emrah'a bağlandı.
Ve bu oldu.
Ne Picasso'yuz, ne Monet, ne Vinci. Kim bekliyor ki zaten daha iyisini? Sergi de açacak değiliz. Amaç bir nev'i kendi tatminimiz bence hobi. İnstagram hesabında paylaştı, bir sürü arkadaşı "ben de isterim" yazdı. Dönüp dönüp bakıyor şimdi yaptığına. Ve dün akşam, "bir tuval daha alalım" dedi. Mutlu son buydu benim için.
Şimdi yeni bir şey yapacakmış.
Annesi kendi tuvalini boyarken 4 yaşındaki minnak oğluş Erdem de bana kaldı. Ona da minnak bir tuval almıştım. Koydum önüne. Hep kağıda resim yapmaya alışmış çocuk, koymamış anası hiç önüne tuvaldir, akrilik çeşit çeşit boyadır filan ;) "Buna mı yapıcam?" dedi gözleri ayrıldı yavrumun. "evet, yapabilirsin bence, di mi?" dedim, "ebet, tabiii kiii teezem" dedi. İstediği renkleri seçtik, kağıt tabağa sıktık. Kafasına göre boyadı. Yaklaşık 1 saat boyadı. Nasıl keyiflendi anlatamam. "Şuraya biraz da pembe mi atsak, şurayı mami yapmaya karar verdim, teeze şurdaki yeşili sevmedim, mor olsun." "Bitirdim" dedi sonra. "Ben de biraz katkı yapabilir miyim senin resmine? dedim", tamam dedi. O da şu oldu;
Duvara astım, gösterdim. Nasıl gülümsedi anlatamam. Şimdi ikide bir duvarı gösteriyor "güzel oldu ya" diyor gülerek. O da yenisini istedi tuvalin, salyangozlu ve larvalı
yeni bir resim daha yapacakmış.
Sakın yanlış anlama blog. Ne bu sanatı ne de sanatçıyı küçümsemek bu. Bu sadece, bizim olan, bize düşen, bizden çıkan. Bu sadece kendimizi bulmaya çalıştığımız yoldaki ufak kaçışlar. Hadsiz değil. Bilerek, zevk almaya çalışarak, ruhumuzu teneffüse çıkarmak gibi belki. Bu kadar. Hem kim bilebilir ki belki de Erdem'e bir ilham gelmiştir, belki amatör adımlarla yarın bir gün profesyonel uğraşabilir. Yada en ufağından eminim ki bu birkaç saat güzel bir hatıra olacaktır ona, oda duvarında bu tuval asılı olduğu sürece. Umarım.
Ben becerememkicilerden biri de kızımcığım Zeynep. Çok sevdiği kısırı denedi bugün arkadaşlarına. Tarifi telefonda teyit etti, her bir aşamada danıştı. Az önce de resim attı, bak;
Arkadaşları beğenmiş, kendisi daha çok beğenmiş.
Artık evde kısırları kendisi yapacakmış.
Anlayacağın bu ara
"#benbecerememkicileretakığım. #başkaşansınyokbecermektenbaşka mottom.
Pazar sabahı için erken kalkıp hamur mayaladım. Pita ekmeği için. Annem ısrarla "tuhaf isimler takıyosun, bu bildiğimiz mayalı bazlama" dedi durdu. Neyse ne işte, benimkinin adı Pita, fonetik bi kere. Balon ne ya, Pita demek daha hoş. Semolina kattım biraz. Hoş oldu, artık hep katacağım. İlk birkaçını ben pişirdim, sonrasını grubun baş üyesi kızkardeşime devrettim. Zaten buraya aktarılma sebebi de bu. Becerememiş mi şimdi bu?
Tarifini aldı, eve dönünce deneyecekmiş.
Annem bana bir elbise dikti. Henüz giymedim ama rahat bir ev elbisesi. Hep pantolon, şort, tayt giymemize takılıyor o da. Ev elbisesiymiş bana diktiği. İnce pamuklu bir kumaş. Çok ama çok sevdim. Çok sevdim diye bir elbise daha kesti hafta sonu. Ben de becerebilirim dedim, nasılsa
#başkaşansınyokbecermektenbaşka mottom. 8 parça kumaş sipariş verdim instagramda kumaş satanlardan, yakında gelir. 4 parça da kendisi sipariş vermiş. Kızkardeşimciğim ve büyük kızımcığım "manyak mısınız siz, n'apcaksınız bu kadar kumaşı?" deyip duruyor. N'apcaz, dikicez. Belki şimdiden bilmiyorlar ama bir gün mutlaka onlara da alıcam dikiş makinesi. Zeynep kızımcığım yastıklara bayılır, yastık dikerek başlatırım bence ;)) Ömrüm olursa, yıllar sonra açıp okuturum belki bu yazıyı ;))
Aslında en dik Erdem durdu. Neden? Çünkü henüz becerememek üzerine bir şey öğretmedi hayat ona. Her şeyi yapabilirm diyor. Oysa bizler? Ne çok öğrenecek şeyimiz var çocuklardan. Ne güzel bakıyorlar hayata. Büyüdüğümüzü sanan bizler, öğretilmiş/öğrenilmiş çaresizliklerimizle boğuşup depresyondan depresyona koşarken... Sıkılırken... Ümitsizliğe düşerken... Ben beceremem ki leri bir bir artırırken,.. Öz güvenimizi kaybederken... Özgürlüklerimizi unuturken... Teneffüse çıkmaları ayıp sanırken... Mükemmel olan beynimizi gepegereksiz aptalca öğretilerle doldurup asıl güzellikleri göremez hale gelirken... Yaşamayı unuturken... Evet yaşamanın nefes alıp vermekten ziyade olduğunun idrâkını yitirirken... Aptal aptal şeylere haftalar, yıllar harcarken elbet bir gün aynaya bakıp kırışmış suratımızla, "tüh be, yazık oldu" derken, "aslında biliyordum ama yapamadım" derken de bu #benbeceremedim'lerin sıtması tutacak belki de bizi.
Falan filan...
Alarm kurdum kendime.
Sık sık hatırlamalıyım,
#başkaşansınyokbecermektenbaşka
Sık sık hatırlamalıyım
#kendibaşınıdadüzgelinbaşıdüzerken
Sık sık hatırlamalıyım
#teneffüseçıkmayıunutmabaşkahayatınolmayacak
Sık sık hatırlamalıyım
#özgürleş
Sık sık hatırlamalıyım
#yapmakistediğinnevarsayapmadanölmeamazamandakaybetmeheranosongelebilirnetekim
diye bitireyim...