Çok zorlanıyorum nefes bile alırken.
"Konuşma" dedi doktor, benim için çok kolaymış gibi.
Antibiyotiğimi değiştirdi, 10 gündür üstüme almamakta kararlıydım bu hastalığı.
Ciğerlerim de bence kötü ama artık doktorların aklına iş düşürüp bir kaç tetkik yada röntgen vs. daha yaptırmaya hevesli yaşlarımı çoktan geçtim. Susuyorum.
Abim telefon görüşmelerime derhal bir kısıtlama getirmem konusunda ısrarcı. Hatta faranjit olmakta geciktiğimi, ses tellerimin iyi bile dayandığını söylüyor.
En ağırından bir faranjit geçiriyorum.
Güya bu hafta sonu son kalan işleri yapacaktım evle ilgili. Gerçi boş boş yatmayı özlemedim değil.
Dışarısı buz gibi.
Ve yarın yine işe gideceğim :-) Önemli işlerim var, yatacak vakit değil.
Bu gün etli kabak dolması yapacaktım ama kızlar telefonda anneme söyler de o da bana "öff kızım öff; sen hastalanmayı bile bilmiyorsun, dolma yemezse kimseye bişey olmaz, biraz da kendine bak, deli misin nesin sen ya Hu!" diye kızmaya başlar diye ödüm kopuyor.
Ben annemden her zaman korkarım.:-)
Bu arada saat 4 olmasına rağmen, babamız yapmaya söz verdiği işlerin onda birini bile yapmadı. Anacım ya kahve molası, ya çay molası, ya telefon, ya malzeme eksik alması lazım, ya acıkıyor.
Maşallah ama kıskanıyorum ya canının kıymetini çok iyi biliyor.
Örnek alsam diyorum da, valla ne hale gelir evim bilemiyorum:-)
Nehir daha iyi ve bu beni çok sevindiriyor.
Gülsen bana albümdekiler'i yollayacak, pes ettim.
İyi hafta sonları...