31 Ocak 2019 Perşembe

MİMlendiysem...

Mimlenmişim şeyy ;))
Beyaz Yakalı başlatmış, topu kalelere Oytun'la Hayat'cım göndermiş madem, kaledeyim.

1- 2018 senin için nasıl geçti?

Senenin başında işimde çok yoğunluktan orta yoğunluğa hoş bir değişiklik oldu, rahatladım. Meğer ondan önceki 6-7 yılı günde ortalama 18 saat çalışarak geçirmişim, bitince şarj etmesi de ayrı bir enstantane tabi ;))
Büyük kızımcığım sınavlara hazırlanıyordu ve başta ben olmak üzere, evcek, ailecek onun düzenine uyum sağlamak, onu rahatlatmakla geçirdik. Ne yalan söyleyeyim kolay bir yıl olmadı. Sanırım önceki yıllar içinde evimi de çok özlemişim. İkisi bir araya gelince, hiç şikayetlenmeden yaşadım her şeyi, şükrettim. Sonuçlar kızımcığım açısından da hayal ettiği gibi olunca, mutluluğum derinleşti tabi. Yeni bir şehir, yeni süreçler, yeni düzenlemeler vs ile geçti, bu anlamda.
Dizlerim sorun çıkarmaya devam etti yıl boyunca. Sene başında yaptırdığım enjeksiyon bi gıdım fayda etmedi. Ben yine bamya tohumlarıma döndüm. Yaz sonu itibarıyla ufak ufak ama Aralık ayı'nda diyete başladım, dizlerdeki yükümü hafifletmek için. Sanırım kendi adıma aldığım en iyi kararı bu oldu 2018'in.
Ağlattığı günler de oldu, güldürdüğü de. Kızımla ilgili güzel sonuçlandığı için, hiç unutamayacağım yıllardan biri olarak geçti gitti 2018.

2- Bu yıl yapmak istediğin ama yapamadığın bir şey var mı? 

Mim 2018'de başladığına göre, 2018 için cevaplayacağım tabi. Var evet. 3 günlük bir arkadaş tatili olabilir planı vardı, olmadı. El işlerimle ilgili aklımda bir sürü projeler vardı, hepsi olmadı. Kitapların hepsi okunmadı, filmlerin hepsi izlenmedi. Ama ne var biliyor musun, bir şeylerin olmaması beni hiç üzmedi. Yapamadıklarım için kendi içimde huzurlu bir kabulleniş gerçekleştirmeyi başardım diyebilirim. Çok ahım şahım bir plan yapmamıştım zaten aslında. Günü geldiği gibi kabullenecektim, öyle oldu yani. 

3- 2018'i bir tatlıya benzetsen neye benzer ?

Profiterole benzetirim. Bir sürü şey vardı içinde. Her bir aşamanın kimi zordu, kimi kolay da olsa beklemek gerekiyordu. Bir şey yapıyordun ama onun içinin de özel bir tatla doldurulması gerekiyordu. Hem tadı yerinde olmalıydı, hem de sonuç iyi olmalıydı. Bazı şeylerin üzerini parlatmak, lezzetini artırmak için yeniden özel bir sos yapmak gibi. Sonra beklemen gerekiyordu. Ki tadını bulsun, zamanın içinde tadını bulsun. Gibi. Yaşanan her an'ın aslında bir güzel tat bırakmasını istemek gibi. Payına düşünlerin mutluluktan gözleri ışıldasın istemek gibi. Özenli. Sabırlı. Ama sonucun harika olacağına inanarak, yüksünmeden emek vermek gibi.
Evet, profiterol... Bana göre yapımı en uğraştırıcı tatlılardan biri çünkü. Her şeyi, hep çok didinerek elde edişimden belki.

4- Bu yıl en sevindiğin olay nedir?

Büyük kızımcığımla ayrılığımız 1 yıllığına da olsa bitmişti ve bu bizi çoook mutlu etmişti. Her an'ın tadını çıkardık zannediyorum. Birlikteliğimizi çok "farkında" geçirdik. Sonrasında da dediğim gibi, onu mutlu edecek sonuç beni de havalara uçurdu. Sonra da küçük kızımcığım son senesini geçirmek için yanımızda olmaya karar verdi, buna da çoook sevindim. Bu yılı da bu sevinçle geçiriyoruz. Yine bir sınav stresi eşlik ediyor da olsa, olsun bunu kabul ediyoruz sevgiyle. 

5- Bu yıl en çok hangi filmi, diziyi, müziği, kitabı beğendin ?

Mehmet Erdem-Hara
Timuçin Esen-İtirazım var
Ajda Pekkan-Sana bana yeter
Zeki Müren-Azize
Tarryn Fisher - S*ktir et aşkı
Mark Haddon-Süper iyi günler
Bohemian Rhapsodi
İstanbullu Gelin
Netflix aboneliğimiz yok. Çünkü sınavcı bir aileyiz 2 yıldır, kızımcığımlarım aldırmadı. Dolayısıyla her gün bir şekilde aklımı çelen, karşıma çıkan bu işten şimdilik uzağım, fikrim de yok ;)) Şu Haziran bi geçsin bak o zaman neler yazıcam ;)) Bi de dikkatimi çekti şimdi ;)))Yakışıklı ve zeki değilse bi adam, şarkılarını da mı sevmiyorum nedir ;)))) Ama bak ama...


Ben  topu kalemde keyifle tuttum. Beyaz Yakalı'ya ve Şeboma selamlar yeniden. İyi ki varsınız.
Burada okuyup, bu mimden haberi olup, yazmak isteyen güzel arkadaşlarım, hatta hepiniz bile yazarsanız keyifle okuyacağımdan emin olun. Diye, isim bırakmıyorum, top çıktı kaleden, haberiniz ola.

30 Ocak 2019 Çarşamba

Genelleme, Eceleme

Bitmek tükenmek bilmeyen yağmurlara, ciddi boyutlu doluların da eklenmesiyle bir yaşımıza daha girdik. "Bu cevizler gökyüzünde nerede duruyordu anne?" diye soran komşu bebesinin, bir yandan esen fırtınada açık durmasına çalıştığım şemsiyeyle cebelleşmem esnasındaki gülme krizim de evcek duygulanım bozukluğu olarak algılandı. Cemrelere acil ihtiyaç duymaya başladık. Buradan duyurayım bi kere de.
Fekat havanın bu adı konulamaz değişimleriyle harika fotolar yakalıyor olduk. Bak bu mutfak penceremden. Hiç böyle gece mavisi görmemiştim daha önce, gördüysem de hatırlamıyorum etkilendiğimi.


Bu da dün Yalıkavak'ta çekildi bi arkadaşımız tarafından;

Mehmet Deniz
Akşamları yemek yapma, yedirme, mutfağı toparlama süreçlerinin hemen ardından el işlerime koşuyor da olmasam ne yapardım bilmiyorum. Hep iddia ettiğim gibi, herkesin bir hobisi olmalı. Kitap okumaya hobi gözüyle bakmadığımı belirteyim yeniden. Gereklilikler dışında yapmaya heveslendiğimiz şey bana hobi. Yemek yapmak değil çünkü o her halükârda gereklilik. Ama pasta yapmak hobi olabilir. Gibi.
Kot yeleğin motiflerini yeniden düzenleyip, istediğim dizaynı yakaladığımı sanıyorum. Kol kenarlarını da yaptıktan sonra karar vereceğim. Önümde bir model, şablon, sayı vs olmadığı için giye çıkara, deneye yanıla yol almaya çalışıyorum, uzadı böylece. Umarım bu akşam biter. Büyük kızımcığım beresever oldu. Yıllarca bin tane ördüm, bir kere takmadılardı, sürekli dağıttıydım eşe dosta. Denizli dize getirdi ;)) Yeni aldığı yağmurluklu montuna uygun bir beresi olmasınmıymış diye duydum. Montun renklerinden ipleri aldım, başladım bir yandan da onu. Aynısından, ona hayran küçük oğluşa da öreceğim, "ikimizinki de aynı aplaaaa" çığlıklarını duymak istiyorum ;)) Bu minnak oğluma "benden bişey istesene, sana bişey alayım yada öreyim" diye telefon ettim dün. Ne istedi? Pijamaskeliler'de kedi çocuk varmış. "O oyuncaktan yap bana" dedi. Çok hoşuma gitti. Ne istediğini bir çırpıda söyleyenlere bayılırım. Berelerden sonra, elimden geldiği kadar yapmaya çalışacağım. Emir telakki ettim zira bu isteği. Böylece etamin yastık biraz daha bekleyecek ama olsun. Bu bir hafta içinde bereler de bitmeli.
TV izlerken sürekli söyleniyorum. Hiç farkında bile olmadan rahmetli anneannem gibi oldum diye kendimi de garipsemiyor değilim. Size de oluyor mu? Oluyor deyin tamam mı? ;(
Bu arada; 1.Şubat'tan itibaren Ezgiciğimciğimin, çok katılımlı ve keyifli olacağına inandığım meydan okumasına katılıyorum. Her gün, onun planladığı sorulara cevap veren yazılar yazacağız. Hafta sonları bilgisayara hiç dokunmayan biri olarak umarım sekteye uğratmadan devam edebilirim. Katılmak isterseniz şuraya tık tık.
Dün akşam üstü, ördüğüm minik çantayı vermeye gittim Eni'ye. Yoktu, annesi vardı, ona bırakmıştım. Sabah erkenden harika bir telefon aldım. Ve yeniden karar verdim. Birilerini çok sevindirmek, bir insanın en büyük mutluluklarından biridir kesinlikle. İkimizin de mutlu olmasına bayıldım, güne iyi başladım. Hafifçe başlayan gribimsi durumum var ama aldığım önlemlerle altedeceğime inanıyorum. Ofiste kaptım. Kaptığım arkadaşa bugün izin verdik, evine yolladık filan. Aman dikkat edin, fecci bir salgın var.
Epeydir okumaya gayret ettiğim ama milim milim ilerleyebildiğim, sürekli kafamı karıştırdığı için sürekli önceki sayfalara döndüğüm, konusu yazarlık üzerine olan değerli kipatımı da şuraya bırakayım, gideyim. Yatak başı kipatım, uzuuun zamandır orada. ;)


28 Ocak 2019 Pazartesi

Örmüşük, dinlenmişik, gülmüşük

1 hafta izin aldık, kör şeytanın kör gözüne gibi seller, afatlar geçti gitti. Tüm hafta boyunca only 1 gün sokağa çıkabildik oğlumla gezmeye. Hayır yani kış da kışlığına bilsin diyenlerdenim ama bu sanki doğanın nefretini kusuşu gibi geldi bana. Can kaybı da oldu, üzüldüm. Te burda da yazmıştım. Olay hep bu. Doğanın gücüne kim karşı koyar?
Evden çıkılamayınca ne yapılır? Önce bu duruma gıcık olduysam da uzun süredir aklımda olan pek çok şey yaptım. Kardeşcağzıma ördüğüm hardal kazağı diktim, cep gibi bi aksesuar işledim boncuklarla bi kot parçaya bi de. İp Nako Vals. Bükümsüz, inceli kalınlı bir ip. O yüzden haraşo örgüde çok muntazam gibi durmuyor ama bu bu dağınıklığı çok seviyorum.



Ordan burdan bişey ararken, bir kaç sene önce yapmaya başladığım kadife keseciklere denk geldim. Hemen birini kurdelalayıp attım çantama. Bozuk para kesesi yapıcam. Aslında ben bu keseleri annemler Kabe'ye gittiklerinde, dönüşte getirdikleri tesbihleri içine koyarak hediye etsinler dostlarına diye onlarca adet yapmıştım. Demek ki bi kısmı yetişmemiş kalmış, unutmuştum bile. Seviyorum ben bu tür şeyleri.



Geçenlerde üst tarafını çanta yaptığım kotun geri kalanıyla da bi yelek ördüm. Aslında geçen haftanın en çok uğraştıranı buydu. Tamamladım, dün gece onunla giyerim diye gömlek filan bile ütülemişkene gece aklıma bi değişiklik yapmak geldi. Vakit bulduğum ilk anda değiştireceğim ve sonra buraya gelecek.
O yeleğe düğme alayım derken, yüncüm arkadaşım, birine cüzdan ördürdüğünü ama beğenmediğini söyledi. Anaaa bi baktım Deryacığımın ördüğü model cüzdan. Amaaa gerçekten de dikişleri ecüş bücüştü, çok çikindi gerçekten. Fekat daha iyisi şuydu; "ben sana bunun daha güzelini örerim" deyiverdim. "Özgüvenini yiyim senin" dedim hemen akabinde ama kızcağız bi sevindi bi sevindi, vazgeçemedim. Neyse işte döndüm eve hemen başladım anacım. Neticede bilmiş bilmiş söz vermişim. Bi kere bile denememişim. Neyseciğime işte sağ olsun ilham aldığım Derya kuzumdan da yardım alarak yaptım işte bişeyler. Sanırım akşam eve dönerken eğer dükkândaysa götürüp vericem, nasıl olmuş? Mahcup olmam di mi, onca lafı etmişken onunkine ;))



Hiç dikişi yok, öyle tulum gibi ördüm, muntazam olsun diye. Umarım da beğenir.
Biiir sürü film izledim. İsimlerini bile unuttum ama. Aşk yüzünden, Dadının böylesi, Talihsiz Sophie aklımda kalanlar. Talihsiz Sophie çok acıklıydı, yüreğimi dağlayıp durdu, katil olasım geldi çoğu zaman, o derece. Allah'tan filmdi ;))
Diyet işinde güzel bir ilerleme oldu diyebilirim. 1 beden inceldiğimi dün kesin onayladım. Geçen yıl giyemediğim pantolonum raprahat oldu. O gaz nasıl bir şey bilirsin, ne Aygaz ne Opet yetişir, o cins. Yürüsem çok daha iyi olacağımı biliyorum. Koltukta yatarak pedal çevirmek yetmiyor tabi. Havalar bi düzelsin, çok sıcaklar da başlamadan yürüyeyim. Bu kadar da şarta şurta bağlı zaten bu yürüyüş konusu. Halbuki eski bi komşum var, sel de gitse, fırtına da uçursa, çocuk da hasta olsa, evde yemek de olmasa hayatta günlük 1 saat yürüyüşünü hiç bir şekilde bırakmıyor yıllardır. Buna öyle özeniyorum ki.
Oğlumcuğuma sürekli yemek yaptım hafta boyunca. O da öyle keyifle yiyor ki mest oluyorum. Pazar kahvaltısına Pita ekmek yaptım onlara, kabardıkça gözleri parladı yavrumcuğumun. Bak ama,



Aynen öyle işte. Yaptım. Baktım. Yemedim.
Ayyy bak bu da benim bahçemin gülü. Cinsî olarak da değil yalnız gerçekten gülü, en değerlisi. Yağmurda da bi güzel ki sorma.



Son haber Mualla'dan. Kendisi birkaç haftadır ara sıra kanlı dışkı bırakıyordu. Birkaç şey yapıldı ama geçen hafta 1 gün veterinerde kaldı. İdrar yolları enfeksiyonu teşhisi koydu en son doktoru. İğne, ilaç, sıcak terapi vs uğraşıp duruyor, tekrarlamaması için dua ediyoruz.
Ehh, epeyce yazdım, mesai arası biter, ben de gider.
Hepiciğinizi öperim.


17 Ocak 2019 Perşembe

Tığ işine kolay başlama yolu, jeans DIY filan

Blogcuğumu accık düzenledim. Yan tarafa, bugüne kadar yaptıklarımdan bazılarının resimlerini koydum. Kendimi gaza getirmeyi planlıyorum ;) İçlerinde unuttuklarım bile varmış meğer. Bloglamak gerçekten güzel. O an için çok önemli olmasa bile, aradan yıllar geçtiğinde mucizevi bir mutluluğa dönüşüyorlar. Bu hatırlatmacayı yaptıktan sonra gelelim sadede.
Kel kız gelin olurken çarşı pazar kapalı olurmuş ya dostlar. Hah benimkisi hep o misal. En çok bulunan bişey bana lazımsa bulunmuyo mesela. Mesela kuaföre gidiyorum suyu kesik, termosifonu çalışmıyo filan olabiliyo. Neysecime işte, etamin işi için kahverengi kuka, muline ne olsa alacağım ipe kıran girmiş. Dün mesai arası ve akşam iş çıkışı yakınlardaki her yeri aradım, taradım, bulamadım. Hal böyle olunca, öyle çok sabırsızlandığım işcağzıma elimi süremedim. O rengi atlayıp başka mevcut renkle dalsam sonra say say işin içinden çıkamayacaktım. Bugün kızımcığıma tembihledim, okul çıkışı merkezden arayıp tarayacak, inşallah unutmazsa.
Sonra ampül yandı. Hadi dedim, kızımcığımlara yazmaya devam ettiğim şu pasta-yemek tarif defterine kılıfa başlayayım. Bu arada zincir çekip, düz tığ işine başlamaktaki o ilk sıra bana hep çok zor gelirdi. Fekat dün yine takip ettiğim harika blogların birinde, başta zincir çekmeden, istediğin ölçüyü çok da kolayca ayarlayabileceğim bir yönteme rastlamıştım. Sandra'nın bu paylaşımındaki yolu denedim. Aman Allah'ım harika bir yöntemmiş, şiddetle tavsiye ederim. Öylece başladım kılıfa.


Kızımcığıma limonlu/damla sakızlı kek yaptım sonra. Bir koktu bir koktu anlatamam. Yerli limon kullandım. Yabancısı mı var demeyin, var. Valla bi limonda bunca fark nasıl oluyor anlamıyorum, neticede o da ağaçta yetişiyor evet tamam ama bizim buralarda ağacından kopardığın limona yerli limon derler, kokusu saatlerce elinde kalır. Hele hele limonatası doyumsuz rayihalıdır. Neyse işte ben dayanamayıp yarım dilimi afiyetle yedim. Un yanında yarı yarıya nişasta da kullandığım için, puf puf bir pandispanya kekiydi valla Allah affetsin.



Farkettim ki, kot çantanın en son halini paylaşmamışım. Eksik kalmasın buralarda. Astarı, fermuarı, sapı tamamlanınca bi daha paylaşıcam ;) Çok zevkli bi uğraştı.




Yarın azizi cuma geliyor çok mutlu olmak için iyi bi sebep. Hadi öptüm hepinizi...

15 Ocak 2019 Salı

Etamin, vaziyet filan

Şikayet filan ettiğim anlaşılmasın, pazar gününden beri yağan yağmur hiç ara vermedi. Allahtan edepsiz değil şimdilik. Zarar ziyan vermiyor şükür.  Topraklarımız suya doyuyor, bi seviniyorum sorma gitsin. Zaman zaman da eşlikçisi fırtına uğruyor. Olsun varsın. Kış kışlığını bilsin. Harbi olsun böyle. Kıvırtmasın.
Örgüler bitince, epeydir bir sırasına başladığım ve yarım kalan etamin yastığımı işlemeye başladım dün. Modeli küçük kızımcığım seçtiği için daha da büyük bir keyifle işliyorum. Lakin kibarcacık olsun diye pek minik delikli bir Aida almışım, bazen iğnenin ucu deliğine sığmıyor valla ;)) Ve de bit kadar bit kadar ilerliyor.Ama olsun, dün birkaç sıra yapabildimse de sonucu beğendim, devam edicem.


O kadar çok şey yapmak geçiyor ki aklımdan, bunlara zaman ve sağlık bulabilmek mümkün olabilecek mi bilmiyorum. Bu yastıktan sonra, kızımcığımlarıma hazırladığım pasta-yemek tarif defterine kılıf öreceğim. Babamız, kendisine hırka ve atkı istese de, zayıflayana kadar öremeyeceğimi bildirdim kendisine. "Hırka için tamam ama atkıyı niye bekleyeceğim?" sorusuna ise, "sayılı soğuk gün kaldı şekerim, keşke 2 ay önce filan söyleseydin" şeklinde cevap verdim. Buna rağmen, akşam izlediğimiz filmdeki adamın atkısının renklerini 3 kez gösterdi. ;)) Bilemiycem şimdilik, bakalım bakalım. ;))
İş yerindeki asansör bozuk 2 gündür. Zırt aşağı, pırt yukarı derken dizlerim isyan ediyor akşama kadar. Abim bi ilaç getirtmiş, yumurta zarı ekstraktlı, gönderince kullanmaya başlayacağım. O kadar çok şey deniyorum ki, bilemezsin. Hep diyorum bi kere daha diyeceğim, Allah dert verip derman aratmasın. Haa bi de antioksidan içeriği bakımından akşamları mutlaka çay içmemi, sabahları da bir limonun suyunu 1 bardak suya sıkıp içmemi tembihledi. El mecbur hepsini deneyeceğim.
Bugünkü ekmek hakkımın yerine akşam 4 kaşık kepekli makarna makarna yapıp yemeyi düşünüyorum. Sebzeli ve bol domates soslu(domatesler yazdan) tavuk pişirdim sos olarak bi de.
Dün yürüyüş yapamadım, bugün de yapamam ama inip çıktığım merdiven onun yerine geçsin diyorum ;)) Yağmurlar durunca yine başlayacağım.
Yılmaz Özdil'in Adam kitabına başladım. Bayılıyorum bu adamın yazı diline. Yazdığından çok, üslubu beni mest ediyor. Yazın bi karşılaştığımızda, bunu ona söyleyeceğim.
İşte böyle. Yine yazacak bişey yok aslında deyip, bak bissürü yazdım. Demek ki neymiş, yeter ki es geçmeyelimmiş. Her gün kendine özelmiş.
Hadi öptüm. Koccaman.

14 Ocak 2019 Pazartesi

Çorap, tart filan

Valla nerdeyse bütün hedefler tuttu. (Paynı en az alan temizlik oldu tabi) Yaza yaza gına getirdiğim hardal kazak bitti, dikişlerinin çok muntazam olması lazım, gece vakti dikmedim, müsait bir aydınlık zamanda dikilmeyi bekler. Kot çantanın işlemelerini bitirdim, kot fermuarı bulamadım, onu bulmaya çalışıyorum, astarı ve sapı var bi de nasıl yapabileceksem. Hayatımda ilk kez çorap ördüm ama. Hem de cuma günü, yemek faslından hemen sonra, heyecanla.



Çok hoşlandım bu çorap işinden. Ölçüleri nette gördüğümden küçük yapmama rağmen, ayaklarımız taraklı olmadığı için accık büyükçe oldu ama çorap üstü patik gibi giyilirse ideal de denebilir. Misinalı şişleri sevmiyorum ama belki bir de onunla deneme yapabilirim.
Lale ablanın çok faideli soslu elmalı tartından yaptım. Tarif burada. Efsane oldu. Kızımcığım "hemmen tarif defterimize girmeli" dedi, o derece. Sağ olasın Lale ablam, idolüm, sevdiğim.

Bloglarınızdan ilham alıyorum. Bunu yazmaya devam edeceğim. Ne güzel şeyler öğreniyorum, fikir alıyorum, veriyorum. Paylaşmak güzel.
Bir kaç yıl önce bi gıdım toprağımız olunca, görgüsüzce ektiğim ve artık birbirine giren bir sürü şeyi budadık hafta sonu. Önümü kapattığını düşündüğüm devasa güllerimin de yerini değiştirdik, bi umut yeni yerlerini severler inşallah. Kalabalık her şey rahatsız ediyor artık beni. Düşüncelerim başta olmak üzere gerçekten hayatımda son yıllarda en çok üzerinde durduğum şey sadeleşmek. Küçük kızımcığım da bu sene sınav işini bitirirse ve ben evdeki o dolap dolap test kitabı yığınından kurtulursam daha da çok sadeleşeceğiz, bunu sabırsızlıkla bekliyorum.
Diyet devam, günde 20 dakika yürüyüş tamam. Amma gıdım gıdım ilerliyor yeminnen.
Güzel bir hafta diliyorum herkese.



11 Ocak 2019 Cuma

Çorap, film, kelle paça filan

Eeeeee, hardal kazak bitecekken ip bitti. Gari bi şekilde yopllara dökülmeli de hafta sonu bulunmalı inşallah. Ev ipten geçilmiyor, istifleyecek yer bile zor buluyorum diye fazla fazla almayı bırakmanın sonucu da bu oluyor işte. Son kola 15 cm daha örsem bitecekti halbuki, teğet geçmiş hesabım. Baktım ip bitti, hem dedim yarım işlere bi yenisini daha ekleyeyim, hem dedim aklımda duracağına sepette dursun, çorap başladım. Nasıl olacağı konusunda emin değilim çünkü bulduğum bir kalıp var ama ölçüleri tam değil. Uydurup bakıcaz işte. Niye bilmiyorum ama çorap işi beni heyecanlandırıyor.


Dün akşam örgüye dadanmış olmamın bi sebebi de film izlemiş olmam tabi. Kızımcığım müthiş bir film önerdi, hakikaten meraklana meraklana bi hal oldum. Küt diye de bitti, muhtemelen devamı çekilecektir. Ben beğendim derken ;))))) film zaten epeyce Oscar'lıymış ;)) Tavsiye olunur...


Kelle ve ayak paça da pişirdim akşam bi yandan. Çok doldurmadım aslında ve 40 dakika normal kaynıyorken bi ara balkona çıktığımda kızımcığım çığlık çığlığa balkona koştu içerden. Bi baktım düdüklüden buhar değil resmen su fışkırıyor, sesi bi tuhaflaşmış. Çok korktum, çok ama. Kızıma "balkonda kal" dedim ve dönüp ocağı kapattım ama ha patladı ha patlayacak diye ödüm koptu. Benim düdüklü hani şu kapağı içerden geçirilen nuh nebi zamanı düdüklüsü. Epeydir de korkuyordum zaten. Neyse işte buhar çıkınca açtım kapağı biraz da öyle kaynattım. Ayak paçayı dizlerim için ben yedim. Kelle de bu akşam yenmek üzere hazırlanmış oldu. Kızımcığım ağzına koymayacağını söyledi, asla içmiyorlar.



Dün de deiğim gibi paça Maraş usulü. Sıvı sumak dolayısıyla kahverengi, sarmısaklı ve üzeri zeytinyağında hafifçe kokutulmuş acı kırmızı biber soslu.
Bugünün cuma olmasına yine çok seviniyorum. Hafta sonunu iple çekiyorum artık. Bu hafta sonu, hardal kazağı ve kot çantayı, hatta belki de çorapları bitirmek istiyorum. Biraz da temizlik yapmam lazım, kızımcığımın çalışma molalarında da hep birlikte film izlemek istiyorum. Tabi bunlar benim planım ;) Başka planı olan var mı bilmiyorum.
Hepinize harikulade bir hafta sonu diliyorum.
Sevgiyle kalın...





10 Ocak 2019 Perşembe

Günün getirdikleri

Aslında her gün bloğa giriş yapıyorum. Ama bazen "bugün yazacak değişik bişey yok ki", diyor ve yazmıyorum. Bunu düşündüm. Aslında her gün yeni bir gün. Her gün yazacak bişeyler elbette oluyor ve kaleme alınınca, ilerisi için bir hatırlatma ve genellikle de bu gülümsetici oluyor. Tavrımı değiştirip, vakit bulduğum ölçüde, günlerimin değerini anlayarak her gün yazma işini kıvırmaya çalışmaya karar verdim. Ben günlük hayatları bloglarda okumayı müthiş seviyorum mesela. Bazen minicik bir nokta, kocaman bir ilhama dönüşüyor. Öğreniyorum. Tanıyorum. Dünyanın değişik yerlerinde takip ettiğim pek çok yabancı blog da var. Seviyorum bu işi.
Önceki gece yapıp, dolaba kaldırdığım yoğurtcuğumuz güzel olmuş. Pek yoğurtçu bir aileyiz. Buna çok seviniyorum.



Eski yoğurt da hemen çökelek yapıldı.



Yemek sonrası acıktığım da kendime uydurduğum bi atıştırmalığı dün oldukça beğendim. Çiğ kabağı dilimledim, azcık tuz, azcık limon, azcık kırmızı biber attım, yanında çökelekle beni oldukça tatmin etti.


Kabağın metabolizmayı harekete geçirdiğini hep okurdum ama bu denli etkisini yeni yeni anlıyorum sanki. Zaten çok severek yeriz bu sebzeyi. Bazen de robotta rendeleyip (çünkü el rendesinde fazla sulanır), yoğurda katarak yiyoruz, salata niyetine.
Aslında epey zamandır yaptığım ama burada bahsetmeyi unuttuğum şeyler de oluyor, onu fark ettim. Mesela bunlardan bir tanesi, kızımcığımlarım için hazırladığım pasta-yemek tarif defteri. El yazısı olsun istedim. Denediğimiz, -onların çook sevdiği- tariflerle dolduruyorum, öyle hemen her şey ile değil. Özel tarifler. Annemden, anneannemden öğrendiklerim. Tamamlanması bu bakımdan aylar, yıllar sürecek olabilir. Defterin sert kapağına da kap öresim var mesela. Mutfaklarında neşeli olsun. İlk ihtiyaç duyan kim olursa ona vereyim, diğeri de ondan alsın.
Gibi.
Havalar aşırı soğuktu ama tam bu günleri beklemiş gibi, günde 15-20 dakika tempolu yürüyüş ekledim hayatıma. Şimdilik zorluyor biraz. Ama iyi gelecek biliyorum. En azından ruhen iyi geliyor ve bu bile yapmaya değer. Bamya tohumu yemeye yine yeniden başladım. Yani aslında planlı olmadan, epeyce yeni kararlarım olmuş, yazdıkça fark ediyorum. Ha ama bak şunu yapmıyorum, "bu sene 60 kitap okurum", "günde 10.000 adım atayım", bu beni geriyor. Kısa vadeli planlar bile bazen hayat için çok yorucuyken, çok da darlanmaya gerek duymuyorum.
Gibi.
Sipariş ettiğim kelle-paça gelmiş, kasabımız aradı. Akşam iş çıkışı onları almaya giderim. Bu mevsimde evde kaynamalı, şifa dağıtmalı gibi düşünüyorum. Maraş usulü yaparım. Sıvı sumak ekşisiyle, rengi beyaz olmayan, kahverengimsi. Küçük kızımcığım hiç memnun olmadı ama ona da haşlanmış kelle-paça suyuna, siyah yağsız dana eti tifterek değişik versiyonunu yapıcam.
Bak yine dolu şey yazdım. Aslında baştaki kararı vermemiş olsam yazmazdım bugün.
Böyle işte.
Günlük hayatları okumayı da, yazmayı da gerçekten çok seviyorum. Ve her zaman blog apayrı bir öneme sahip. Hep böyle olur inşallah.
Sevgiyle kalın...

9 Ocak 2019 Çarşamba

Sashiko, örgü, ekmek filan

Valla şekerim, Bodrum buz kesiyo. Üstüne üslük millet ısıtıcılara hücum edince trafo kaldırmıyor ve neredeyse her akşam 3-4 kez elektrikler kesiliyor, her bir 15'er dakikalık kesintide ev yine buz oluyor. Sabah ilk iş dolap deştim, geçen yıl bu zamanlarda battaniye gibi ördüğüm, ıpsıcak hırkama denk geldim, sanırım bugün 2.giyişim oldu. Pek güzel ısındım.
Elektrik gidip gelmesinden sıkılıp bi tarafa atmış olsam da hardal kazak da epeyce yol aldım sayılır. Yine ip bitme, ip bulamama sıkıntım başladı, du bakalım n'olcak...


Bu arada kot çanta da ara sıra devam ediyor. Değişik dikiş tekniklerinin birarada olduğu bir iş olsun istiyorum. Eğer kullanırlarsa kızımcığımlarım da belki bir gün dikiş tekniklerinden faydalanabilir. Tüm cepler kullanılır durumda işliyorum. Ön taraf geleneksel nakış teknikleriyle, arka tarafı Japon Sashiko dikişi ile süslemeye başladım. En çok tekrarladığım cümleleri yazıyorum bir de ;)






Kotun geri kalan parçaları da başka projeler için hazırlandı hazırlanmasına da, elim değer mi bilmiyorum. Akşamları salon tam bir curcuna oluyor, yatmadan önce Mualla sebebiyle toplamak zorunda kalıyorum her akşam, bu sıkıcı olsa da yine de belli bir düzen sağlıyor hiç değilse. Ama "kendime ait bir hobi odam olsa ne muhteşem olurdu" diye herrrr gün düşünmeden edemiyorum.


Soğuklar sebebiyle, geçen yıl ördüğümüz battaniye de kullanımda. Ama Mualla'nın, kendi yastığı dururken, ille de onu seçmesi de ayrıca şaşırtıyor bizi. Sanırım o da rengârenkliği seviyor.


Diyet kararlılıkla devam ediyor. Ama bu sefer biraz karbonhidratla sürdürmeye karar verdim. Bu, yavaşlatan bir durum tabii. Aksi halde enerjim sıfırlanıyor, depresif bişiy oluyorum. Dolayısıyla tam tahıl+çavdar ekmeği yapıyorum haftada bir kere. Tabi ki ekşi maya.


Eh işte yeni yılın ilk haftasında bizde böyleyken böyle.
Herkesi kucaklıyor, sevgi pıtırcıkları modumun hep sürmesini diliyorum.

4 Ocak 2019 Cuma

Kot DIY

Eee çok şükür aziz cuma geldi, bi gün daha gel deseler çığlık çığlık bağırırdım gibi geliyo ;))
Anacım dün akşam Bir Zamanlar Çukurova seyreder, örgü örerim yada nakış işlerim diyodum, gel gör ki 3 hafta tatilmiş diziler. Ona mı bakayım, buna mı bakayım derken uyuykalmışım. Ki bu en korktuğum. Sonra gecenin bi yarısı uyanıp, bi daha da uyuyamıyorum, te saat 6'da bi daha uykum gelince de bu sefer mesaiye yetişme işkencesi başlamış oluyor. Ancak bunu, bizi mezara kadar emekli etmeme niyetindeki bi kişi anlamıyo, çok üzülüyorum.
Neyse işte, yılbaşı firelerinden sonra diyeti toparlıyor gibi olsam da, sevgili yağlarımın bi gıdım beni bırakası yok gibime geliyor. Zira ömrümde herhalde hiç bir şey bana bu kadar sadakatle ve ısrarla bağlı olmamıştır. Yenilmicem elbet. Varsın gıdım gıdım gitsin.
Çanta mı olsun, yastık mı olsun diye karar veremediğim kot pantolon DIY projesi de aynı gıdım gıdımlıkla ilerliyor desem yanlış olmaz. Bildiğim dikiş modellerinden, kızımcığımlara birer örnek bez yapayım diyordum, aklıma bunu öyle değerlendirmek geldi. Kafama göre takılıyorum.


Elime aldıkça, o an ki ruh durumuma göre gittiği yere kadar gitsin bakalım.
Ayfer Tunç'un "Bir Maniniz Yoksa Annemler Size Gelecek" kitabını okudum bu arada. Üfff nerelere gitti aklım. Çocukluğum, gençliğim filan derken, işin ucunda bi de gurbet olunca fazlaca içli dokundu bana. 70'lerde doğanlar için eminim çok hoş gelecek bir kitap herkese. Şimdi de aynı yazarın "Dünya Ağrısı'na" başladım, önceden yarım kalanlarla birlikte bakalım nasıl gidecek.
Hafta sonu hava güzel olsun. Ben bir miktar yürüyeyim. Küçük kızımcığım da katılır mı bilmiyorum ama du bakalım yine seksen tilki dolanıyor aklımda.
Dün akşam bi Meksika yemeği yaptım, Burrito sanırım adı. Ben tortillasız yedim. Bugün yiyilim diye de hayatımda ilk kez kapuska yaptım. Kızımcığım pişerkenki kokusunu üst kattan duyunca pek hoşlanmamış gibi geldi ama bakalım bakalım. Lahanayı evde benden başka seven yok. Sarmasını bile mırın kırın yiyolla. Oysa ben bayılırım/bayılırdım yani. Neyse işte du bakim merak ediyorum kapuska performanslarını ;))
Herkese muhteşem bir hafta sonu diliyorum.


2 Ocak 2019 Çarşamba

yeni yıl, yeni şeyler filan

Hepimizin yeni yılı kutlu olsun.
Ama önce sağlık diliyorum. Kendime, aileme, tüm sevdiklerime, insanlığa.
Gelen, gideni aratmasın yeter aslında. Elbet hep sevinçle geçecek değil ama ciğerlerimize de tuz basmasın bi zahmet. Çoktandır özlediğimiz şeyleri yapmamıza bir miktar imkân tanırsa sevinirim. Küçük kızımcığımın sınavı, onu mutlu edecek şekilde geçerse dadından yinmez, büyük kızımcığım da dönem 1'i alnının akıyla temizlerse şahane olur.
Bloğumda eski yazılara bakarken kızımcığımların bi resmine denk gelip, onlara da göstermiştim, unutmuşmuşuz bile. Birlikte epeyce baktık, sonra da aynısını bi kez daha denedik. Buna da yıllar sonra aynı keyifle bakmayı istedim aslında. Hayat hakikaten olağanüstü bir hızla geçiyor. İllüzyon dedikleri kadar var.


Bi zaman Ihlamurlar Altında diye bi dizi vardı. Bahçedeki renkli ışıklara hep bayıldığımdan geçen yılbaşına yakın bana sürpriz yapıp bahçeyi öyle aydınlatmıştı bizimkiler. Cuma gündüz kızımcığımlarımla gezmelere tozmalara gittik, akşam döndüğümüzde bahçe yine ışıklanmıştı, aklım uçtu görünce.


Cumartesi, pazar hava gayet güzeldi. Gerçekten çok gezdik.Daha doğrusu bana yürüyüş olsun diye çabaladı bizimkiler. Ama küçük kızımcığım en fazla. Soğuk algınlığı olmasına ve gezme tozma işlerini çok sevmemesine rağmen, ablasının bize düzenlediği tüm planlara gık demeden uydu. Haa dersen ki yürüyüş yaptın da, diyet n'oldu? İşte onu sorma. 2 gün aksadı, hiç tartıya çıkmadım o yüzden. Yedim işte, isteyerek, keyifle, n'apayım ayol Nazi kampına girmedimdi ya.
Akşamları el işlerine bi miktar devam edebildim bu sürede. Oğlumcuğuma bi atkı ördüm, tarçın kahve. Sömestr tatilinde yanıma gelecek, sıcacık dolasın boynuna inşallah.


Hardal kazak ilerliyor ama bitmedi. Sürekli öremiyorum, kolum pek izin vermiyor ama boş da duramıyorum. Sanki iş değişikliği yaparsam ağrılar hafifleyecek gibi geldiğinden, arada başka şeylerle devam ediyor. Dün bi kotumu kestim. Bişeyler yapıyorum aklımda ne zamandır olan. Henüz bitmese de;




Keyfe keder bir kaç desen daha yapayım diyorum. Sonra da ne olacağına bakarız ;)
Kalan parçalar için de bi planım var aslında ama dediğim gibi ne zaman sıra gelir, n'olur bilmiyorum.

Güzel olduğu kadar verimli bir yıl olsa, rengarenk iplere dalsam, bis sürü şey yapsam, bir sürü kitap okusam, film izlesem ne güzel olur. Ama tekrar söyleyeceğim en en en önce sağlık istiyorum, hepimiz için.