Sevgili Mari'nin başlattığı 21 günlük "günlük" yazma şalanjı bugün sona eriyor.
Uzun zaman sonra bu disiplini yakalamaktan çok hoşlandım açıkcası, teşekkürler ediyorum hem kendisine hem de bu süre içerisinde günlük yaşamlarının uygun gördükleri kısmını samimiyetle paylaşan blog arkadaşlarıma; sağolun, varolun efenim...
Şalanjın 1.günü aklımdan geçirip, 2.günü başladığım patchwork örtüm bu süre içinde oluştu, şalanjın bize hediyesi oldu, şimdi büyümekte gün be gün... Bazen hüzünleri okşadı birer birer, gizli bir umuda sarıldı bazen de... Şimdiden sonra hiç kasılmadan, keyifli anlarda birer ikişer eklenip büyüyecek inşallah...
Dün 1 saat erken çıktım, kızımla buluştuk, pazara gittik. Ona el işi, kenarları boncuklu saç bantı aldık, ben yerli tezgâhlarda nadiren dokunan ancak pazara getirilmeyen pamuklu ketene benzer diye ümit ettiğim kumaş siparişi verdim, söz vermemekle birlikte geçen hafta da sorduğumu hatırlayıp "sen bu işi biliddurun aplam, çalışcem bulmeğe" dedi sağ olsun biri. Bulursa alcez de bunun için benim her salı sormaya gitmem gerekecek sanırım, o kısmı atlamışım işte ;-)
Çıkışta yüncüme gittik yine. Yaşar battaniyemin turuncu olan ipini bulamıyor hiçbir yerde, duyunca üzüldüm, elimde kalanlarla anlamlı bir boyutu olamayacak ne yazık ki... Nako'ya da yazdım, aradım kimse iplemedi. Kendime öreceğim kazak için yumuşacık şahane bir yün önerdi Mükerrem abi. Alize Lotus/Unique, % 40 Polyester, % 33 Akrilik, % 22 Yün, % 5 Alpaka içerikli, 50'şer gr.lık yumaklar. Rengi açık gri, 10 tane kalmış, aldım fekat kötü haber şu Alize bu seriyi 30.yıl özel ürünü diye üretmiş ve artık üretmiyormuş, yani yetmezse yine bulamayacağım. Durum böyle olunca akşam hemen durum tespiti için örmeye başladım, 1 yumaktan ne kadar örebiliyorum diye, bitiremedim tabi, telefondu, çaydı, meyveydi, sohbetti derken. Bakalım bu yolculuğun sonu nereye varır ;-)
İpimin kalınlığı aynı değil biraz daha ince (çünkü Lotus'un hem yün hem de alpaka içerikli olması beni cezbetti ve ben başka yüne bakamadım),yakası da V olsun istiyorum ama kafamdaki model genel olarak şu;
Yüncü çıkışı kitabevime uğradım, (D&R'dan daha üstün bir performansla çalışıyor Bodrum'da Lise kırtasiye/kitabevi, hele hele de sipariş konusunda) tabikisi Nurşen öğretmenimin (o bir nam'ı değer Leylak Dalı) 20 Ekim'de çıkacak kitabını sipariş etmek için. "21'inde gel" deyince Yusuf bey uçtum tabi. Kargolarında aksilik olmazsa cumartesi heyecanlı bir gün olacak benim için. Bi de tembih ettim, "1 tane getirtme çok iste, sen de oku ve öner müşterilerine" diye ;-)) Sabırsızlanıyorum günlerdir zaten, şimdi anladım onun neden erken açıklama yapmak istemediğini, valla anladım.
Akşam örgü örerken İlber Ortaylı videoları izledim. Üsküdar'daki Mimar Sinan yapılarını anlattığı bölümü izlerlerken aklıma hep Lale abla geldi. (Özledim onu da) Etkilendiğim bölüm de, hani güya restorasyon yapacağız deyipte saçmasapan çaktıkları kazıklar yüzünden protesto edilen, Koca Sinan'ın eseri Şemsi Ahmet Paşa Camii'ni (kıyıda bulunması ve rüzgâra açık olması sebebiyle ne minaresine ne de kubbesine kuşlar konarmış. Halk, bu özelliğinden dolayı ‘Kuşkonmaz Camii' demiş buraya.) şahane tarih bilgisiyle anlattığı bölüm. Çok seviyorum hocanın abuk sabuk iş yapıyorum sananlara çemkirişini, helâl olsun, bu devirde korkmadan çekinmeden ne biliyorsa açık açık söylüyor.
Çok mu konuştum ne ;-)))
Yatmadan önce bi gıdım da projem üzerinde çalıştım, farkına varmadan saat 01:35 olmuş, Lansor içip yattım, mis gibi uyumuşum valla çok hoşlandım geç yatmama rağmen deliksiz bir uykudan, candır o can. İşe geldim, fırsat buldukça yazdım, öğle arası da çıkmadım ki bitireyim de yayınlayayım diye.
Birkaç gün önce çektiği, burada yaşayan -benim de müthiş zevkini çok beğendiğim- bir mimar, Murat Artu'nun çok beğendiğim bir Bodrum sabahı resmini de bırakıp kaçayım...
Uzun zaman sonra bu disiplini yakalamaktan çok hoşlandım açıkcası, teşekkürler ediyorum hem kendisine hem de bu süre içerisinde günlük yaşamlarının uygun gördükleri kısmını samimiyetle paylaşan blog arkadaşlarıma; sağolun, varolun efenim...
Şalanjın 1.günü aklımdan geçirip, 2.günü başladığım patchwork örtüm bu süre içinde oluştu, şalanjın bize hediyesi oldu, şimdi büyümekte gün be gün... Bazen hüzünleri okşadı birer birer, gizli bir umuda sarıldı bazen de... Şimdiden sonra hiç kasılmadan, keyifli anlarda birer ikişer eklenip büyüyecek inşallah...
Dün 1 saat erken çıktım, kızımla buluştuk, pazara gittik. Ona el işi, kenarları boncuklu saç bantı aldık, ben yerli tezgâhlarda nadiren dokunan ancak pazara getirilmeyen pamuklu ketene benzer diye ümit ettiğim kumaş siparişi verdim, söz vermemekle birlikte geçen hafta da sorduğumu hatırlayıp "sen bu işi biliddurun aplam, çalışcem bulmeğe" dedi sağ olsun biri. Bulursa alcez de bunun için benim her salı sormaya gitmem gerekecek sanırım, o kısmı atlamışım işte ;-)
Çıkışta yüncüme gittik yine. Yaşar battaniyemin turuncu olan ipini bulamıyor hiçbir yerde, duyunca üzüldüm, elimde kalanlarla anlamlı bir boyutu olamayacak ne yazık ki... Nako'ya da yazdım, aradım kimse iplemedi. Kendime öreceğim kazak için yumuşacık şahane bir yün önerdi Mükerrem abi. Alize Lotus/Unique, % 40 Polyester, % 33 Akrilik, % 22 Yün, % 5 Alpaka içerikli, 50'şer gr.lık yumaklar. Rengi açık gri, 10 tane kalmış, aldım fekat kötü haber şu Alize bu seriyi 30.yıl özel ürünü diye üretmiş ve artık üretmiyormuş, yani yetmezse yine bulamayacağım. Durum böyle olunca akşam hemen durum tespiti için örmeye başladım, 1 yumaktan ne kadar örebiliyorum diye, bitiremedim tabi, telefondu, çaydı, meyveydi, sohbetti derken. Bakalım bu yolculuğun sonu nereye varır ;-)
Yüncü çıkışı kitabevime uğradım, (D&R'dan daha üstün bir performansla çalışıyor Bodrum'da Lise kırtasiye/kitabevi, hele hele de sipariş konusunda) tabikisi Nurşen öğretmenimin (o bir nam'ı değer Leylak Dalı) 20 Ekim'de çıkacak kitabını sipariş etmek için. "21'inde gel" deyince Yusuf bey uçtum tabi. Kargolarında aksilik olmazsa cumartesi heyecanlı bir gün olacak benim için. Bi de tembih ettim, "1 tane getirtme çok iste, sen de oku ve öner müşterilerine" diye ;-)) Sabırsızlanıyorum günlerdir zaten, şimdi anladım onun neden erken açıklama yapmak istemediğini, valla anladım.
Akşam örgü örerken İlber Ortaylı videoları izledim. Üsküdar'daki Mimar Sinan yapılarını anlattığı bölümü izlerlerken aklıma hep Lale abla geldi. (Özledim onu da) Etkilendiğim bölüm de, hani güya restorasyon yapacağız deyipte saçmasapan çaktıkları kazıklar yüzünden protesto edilen, Koca Sinan'ın eseri Şemsi Ahmet Paşa Camii'ni (kıyıda bulunması ve rüzgâra açık olması sebebiyle ne minaresine ne de kubbesine kuşlar konarmış. Halk, bu özelliğinden dolayı ‘Kuşkonmaz Camii' demiş buraya.) şahane tarih bilgisiyle anlattığı bölüm. Çok seviyorum hocanın abuk sabuk iş yapıyorum sananlara çemkirişini, helâl olsun, bu devirde korkmadan çekinmeden ne biliyorsa açık açık söylüyor.
Çok mu konuştum ne ;-)))
Yatmadan önce bi gıdım da projem üzerinde çalıştım, farkına varmadan saat 01:35 olmuş, Lansor içip yattım, mis gibi uyumuşum valla çok hoşlandım geç yatmama rağmen deliksiz bir uykudan, candır o can. İşe geldim, fırsat buldukça yazdım, öğle arası da çıkmadım ki bitireyim de yayınlayayım diye.
Birkaç gün önce çektiği, burada yaşayan -benim de müthiş zevkini çok beğendiğim- bir mimar, Murat Artu'nun çok beğendiğim bir Bodrum sabahı resmini de bırakıp kaçayım...


Tebrik ederim Ececim 21. gününü, sen onu tamamladın disipline oldun birde beni de tekrar blog yazmak heveslendirdin, battaniyeni çok beğendim, epey ilerlemiş birşey kalmamış ama Yaşar için üzüldüm benimde böyle bulamadığım bir ton mavi yüzünden yarım kalan bir battaniyem var. Kazağın ipi bana yeter gibi geliyor inşallah sıkıntı çıkmaz, ona da kolay gelsin, İlber hoca bizim evinde dinlenesi izlenesi kişilerindendir, çok severiz. Kitabınla ilgili izlenimlerini merakla bekliyorum, bende merak ettim :)
YanıtlaSil@#Deryacım ben yazmadığım zamanlarda da senin eski yazdıklarında dolaşır, rengârenk örgülerine de bayılırdım. Gri bir dünyayı renklendirmeye çalışıyorsun gibi gelirdi hep bana, bayılırdım, umut dolardım, hatta el işlerinden resim olmayınca "yaaa keşke bi resimcik de olsa koyaydı" derdim, yüzüm düşerdi. Şimdi yine onları görmek heyecanlandırıyor beni, şaka değil, abartmıyorum da, gerçekten öyle...
YanıtlaSilKitabı zevkle okuyacağımdan eminim zira yıllardır zevkle okuyorum Nurşen ablayı blogda, Facebook'ta. Paylaşıcam tabi okudukça.
İpler 50'şer gramlık olduğu için tereddütteyim, umarım haklısındır ;-))
Battaniyeniz hayırlı olsun tez zamanda biter ihşallah. Leylak dalının kitabını ben de sipariş vereceğim.
YanıtlaSilYün de çok güzel renk olarak umarım istediğiniz modelde güzel durur.
Sevgiler,
Battaniyeye bayıldım, renk uyumu, her şeyi çok güzel.
YanıtlaSilEline sağlık.:)
@Yüreğimin iklimi; amin, inşallah ;-)) çok teşekkür ederim.
YanıtlaSil@bücürükveben; çok teşekkür ederim.
Valla bitirdik Ecehancım, aferin bize :) ama bırakmak yok yazmaya devam.
YanıtlaSilBattaniye süper, ben bayılırım böyle bir şeyi anımsatan üretimlere, o battaniyeyi her kullandığında bu şalanjı hatırlayacaksın şimdi. Bir Yaşar da ben de var, 150 kadar örülmüş motif ama kim birleştirecek onları=
Kitap siparişi verdin demek, çok tatlısın ya, umarım seversin. Ben çok severek yazdım, okuyunca anlayacaksın sebebini.
Sevgiler yolluyorum...
@Leylak Dalı; aynen öyle o battaniye hep bu şalanjı hatırlatacak.
YanıtlaSilKitap için çok heyecanlıyım, kimbilir siz ne kadar heyecanlısınız...ayyy çok güsellll.... Cumartesinin yemeğini bile planladım, ben sırf kitap okuyacağım ;-)
Merhaba :)
YanıtlaSilBu çelıncı çok keyifle okudum katılan arkadaşlarımda, sizde ne güzel katılmışsınız. Farkettiğimde çok geçti, o sebeple katılamadım. Gün gün yazmak çok keyifli olurdu diye düşünüyorum...
Sizin "yaşar" a arkadaş benim de bir battaniyem var evde :))) Henüz kendisine isim koyacak kadar yakınlaşamadık, düşünün halimizi yani :))
Sizi tanımak keyifliydi, sevgiler ♥
@Oytunla Hayat; hoş geldin, sefalar getirdin, çok sevindim, dün bahsettiğim gibi sizin bloğunuza da ben bayıldım, hafta sonu film listelerimi çıkarmakta müthiş faydalanaceğim ;-)
YanıtlaSilYaşar'la tanıştıralım onu bence, bi resmini koyarsan gösterelim birbirlerine ;-)) İsim de koyarız bahaneyle ;-))
Sevgiler...