31 Aralık 2020 Perşembe

Deve garnı yarılmış olmalen Bodrum'da

 Dün iş çıkışı eve 1 saatte gelebildim. Bodrum inanılmaz kalabalık peki hani seyahat yasağı vardı? Tepenin göründüğü noktaya kadar bakarsanız ne demek istediğimi anlarsınız ;) Dün Bodrum'un yerlisi bir arkadaşım aynen şöyle dedi; "hem firüs va deyola hem kıçlarının üstüne oturagomeyola. Yollada arabadan geçilmedduru. Deve garnı yarılmış olmalen Bodrum'da"

;)))


Son bir haftayı yılbaşı kartı hazırlamakla geçirdim. Halen de göndermek isteyip yetiştiremediklerim vardı hatta. 3 gün önce Ptt'ye gittim, sabah 8:30'du açılmamıştı, 09:00'da açılıyormuş meğer. İşe geç kalacaktım bekleyemedim, akşam üstü uğradım karttan çekim yapmazlarmış, nakit param da yoktu veremeden eve döndüm. 2 gün önce izin alıp 09:00'da gittim sistemleri yoktu veremedim, akşam üstü tekrar izin alıp gittim, devasa bir kuyruk vardı, 10 dk bekledim, daha da beklesem bile sıra bana gelir görünmüyordu. Dün sabah tekrar gittim 09:00'da açık değildi, 10 dakika daha bekledim açılmadı işe gittim mecburen. Öğleden sonra bizim tesisteki arkadaşlara rica ettim yemek molasından dönerlken versinler diye, 13:00'de uğramışlar kapalıymış, 13:30'da açılırmış. Vardiya değişiminde çıkan arkadaşa rica ettim, tamam bu sefer bingo. Ptt kargoya vereceksin demiştim, telefon açtı "bunları tartıyorlar" dedi, "evet doğru tartarlar, sen ver" dedim. Tamam hallettim dedi, defalarca teşekkür ettim. Bu sabah para üstü getirdi. Eee bi terslik var bu kadar az tutmamalıydı dedim, "valla öyle aldılar" dedi. Biraz önce kazı yerinden dönerken içim rahat etmeyip Ptt'ye uğradım "size indirim mi geldi, dün şu kadar kargo gönderdim şu kadar ödeme almışsınız" dedim. "O kargo değildir" dedi, Nasıl yani? ;(( "Tartmışsınız ama kargo işte" dedim. "Biz normal postayı da tartıyoruz" dedi. Hiç duymamıştım normal postanın tartıldığını daha doğrusu hiç güvenmediğimden böyle bir teşebbüsüm dahi olmamıştı şimdiye kadar. Meğer... Yani benim postalar artık ne kadar zaman sonra sahiplerine ulaşır bilemiyorum, çok ama çok üzüldüm. Eh biraz benim cahilliğim biraz da el eliyle yılan tut işi.


Her şey kısmet işi, bir kez daha anladım. Sen ne kadar çabalarsan çabala iş olacağına varıyor.

O yüzden; çabalamadan gelen mutluluklara talibim artık. En azından çabaladığım halde gelen mutsuzlukları istemiyorum artık, o bile yeter.

Hoş gel 2021.


30 Aralık 2020 Çarşamba

30.12.2020

 Yarısı teselli, yarısı kahır olan şu dünyada, yarın kimseye vaad edilmemişken, ertelemeden, durduk yere gelen kokuların peşinden iz süreceğimiz, ya düşersem değil, ya uçarsam diyebileceğimiz ... diye bitirmişim geçen yıl son yazıyı... Bu yıl yaşadıklarımızı düşününce hayret ettim nasıl da tutmuş diye... Bu da bu yılın son yazısıysa madem; bol bol huzur diliyorum yeni yıldan. Huzur varsa geri kalan her şey tamamdır diye düşünüyorum.

Aşı kısmen bir umut tabi. Sıra ne zaman bize gelir bilmem ama inaktif aşıyı tercih ederim doğrusu tabi seçme şansımız olacaksa, olmayacaksa ötekine de tamamım zira bu endişeyle aralıksız-dönüşümsüz sürekli işe gidip gelmekten çok yıprandım. Misal, yarın bari yarım gün olsaydı... ;((

Dün Milliyet'te yazıyordu, bunca yasağa rağmen Bodrum 900.000 kişi olmuş. Aslı vardır zira son hafta uzun trafik kuyrukları daha da uzamıştı. Bu yıl yazdan hiç farkı yok buranın. Daha güvenli buldukları kesin yazlıkçıların ama miniminnacık bir devlet hastanesi ve bu nüfusu asla kaldırmayacak sağlık hizmetleri var oysa. Neyse, hayrolsun demekten başka çare de yok zaten. Allah zor duruma düşürmesin.

Her gün yeni bir güzellik getirsin.

Her dostumuzdan mutluluk haberleri alalım artık, bu yıl çok fena kötü haberler aldık, lütfen ama lütfen bitsin bu endişe.

Tabi daha önemlisi, gelen gideni aratmasın... Ama yine de bu 2020 biterse her şey daha güzel olacak diye bir hiss taşıyorum içimde. Umarım öyle olur.

Dün eve gittiğimde sevgili Handancığımın paketi ile karşılaşıp çok mutlu oldum... O sevimli ajandayı zevkle dolduracağım,o ayraçla zevkle okuyacağım, çok ama çok teşekkürler Handancım. Umut oldun. Neşe verdin. 


Yıllardır ilk kez piyango bileti aldım kızımcığımlarıma birer tane. Çıkarsa derhal emeklilik dilekçesi vermeyi diledim iyi mi? ;))) İyi olsun ya...

Hepinizi seviyor ve kucaklıyorum. Huzur dolu bir yıl diliyorum.

18 Aralık 2020 Cuma

Nefis şeyler

 Dün nereye dokunsam "sıkıntıyı gidermek, olumlamak, kendini sevmek, kendi üzerinde plesebo etkisi yaratmak" vesaire gibi şeyler çıkıp durdu önüme... Tesadüf olduğuna inanamayacağım kadar çok. Birkaç video izledim. Her günü felaket kumkuması gibi geçirmek yormuş bünyemi, biliyordum ama daha çok farkına vardım. Dünden beri deniyorum, içimden her şeye sevgiler gönderiyorum, tüm düşüncelerimi öpücüklere boğuyorum, zaten gitmiş olanlara uğurlar olsun diyip saygılar gönderiyorum filan. Bunu sürekli yapın diyor, bu önemli (imiş) Her sabah işe gelmem ortalama 45 dakika, e bunun bir de dönüşü var etti mi sana 1,5 saat. Hadi bi yarım saati başka türlü geçse, yine de elde var 1 saat, deneyeceğim. Bu sabaha değilse de yolculukta başladım buna, hayırlısı... 

Ayşe Arman'ın enerjisinden istiyorum halbuki bi parça. Nefissss bir gün başlasın hadi bakalım diye attığı sabah mesajlarına bayılıyorum. Kim yanında yakınında gamlı baykuş ister ki zaten? Bunu da deneyecektim ama sabah klozetin musluğu yerinden çıktı, işe de geç kaldım, sinir oldum, tamir edecek vakit yoktu, kızlara not bıraktım, diğer wc'yi kullanınız ltf diye acele çıktım.

Zeytinli-cevizli ekmek yaptım. "Ne geraaa var, yapma" dedilerdi ama soğumasını bile beklemediler ;)))



Nefisss sözcüğünü daha sık kullanmak üzere aktiviteler yapacağım bu hafta sonu (mümkün mertebe). Banyo temizlemek, odamda istediğim değişiklikleri yapmak, yazlık-kışlık karmaşasını düzeltmek ne nefisss olurdu ;))

Öyle işte... Nefiss şeyler, mucizeler bekliyorum bak bugün mesela, olur mu demeyecekmişim, olur tabi diye bekleyecekmişim. 

15 Aralık 2020 Salı

Ne gereği var?

 Hayatımın en tuhaf, en endişeli, en kalp çarpıntılı yılını yaşadım ve gelecek yılın bunu bile aratmaması için dua ediyorum.

Bırak mesai saati değişikliğini, dönüşüm mönüşüm bile olmadan gümbür gümbür her gün işe gidip geliyor olmak sinirlerimi bozuyor. Daha doğrusu kurumun olmayan adalet anlayışı canımı sıkıyor. Çözümüm var mı? Yok.

Birkaç yıldır peşinde olduğum, kerelerce sipariş verdiğim ama bir türlü sahip olamadığım minik kabakları kendim yaptım, artık var. 


Bazen bir şeyler yapıyor oluyorum, annem arıyor tam o sırada, "n'apıyorsun?" diyor, "şunu şunu yapıyorum" diyorum, "ne gereği var ki?" diyor. "Örgü örüyorum" dersem "kolun ağrıyor, bırak yapma" diyor. "Yemek yapıyorum" desem "çok değişik şeyler yapıyorsun, yiyip kilo alıyorsunuz yapma biraz" diyor. "Kitap okuyorum" desem, "okuya okuya gözlerin bozuldu, ara ver" diyor. "Seramik yapıyorum" diyorum, "evin zaten minnacık, gene gerekli gereksiz boş yere evi dolduruyorsun" diyor. "Ne yapayım istiyorsun anne ya?" diyorum, "aman bana ne, karışmam ben, ne bileyim" diyor. Salgında eve tıkılmak, annem kadar gezmeyi seven kişilere hiç mi hiç yaramadı, mecbur olduklarını bilse de, olağanüstü titiz davransa da annem o kadar çok değişti ki, bazen anlayamıyorum. Daha doğrusu anlıyorum belki de ve anladıklarım sinirimi bozuyor. Verdiği cevaplar yada yorumlarda gerçeklik payı var mı, var, haksız mı pekte değil aslında. Ama...

Bu yıl gerek salgın gerekse de salgın dışı o kadar çok vefat eden tanıdığım oldu ki, hepsi de birer yara açtı sanki yüreğimde. Yıllar önce de anneme kızmıştım, bana "her sabah, eyvah bugün neler olacak vesvesesiyle güne başlıyorum" demişti, çok şaşırmıştım, kızmıştım da. İnsan güne umutla, güzel enerjiyle başlar, bu ne kadar kötümser ruh hali demiştim. Şimdi aynı durumdayım. Zaten anneme öykündüğüm ne varsa yıllar içinde en az onun kadarını yapıyor görüyorum kendimi. Yukarda sızlandıklarımı bir gün ben de yapar mıyım çocuklarıma bilemiyorum zira bizde de tam tersi durum var şimdilik. 

Yıllardır gece-gündüz uzun mesai saatleri çalışıp, birkaç yıl öncesi daha normal (ama pek çok çalışana göre halen fazla) düzene girince, evde kalacağım saatlerde kolay kolay gezmeye bile gitmemiştim, çok özlemiştim evde yaşamayı. Yani karantina süreçlerinde mesela patlayıp, çatlamak, sıkılmak gibi zamanlarım olmadı benim doğrusu, her zaman bir meşguliyetim vardı. Ama ne var ki, baharda şuraya gitsem, yazın şunu görsem, yeğenlerim bize gelse, şununla birlikte şöyle yapsam gibi hayalleri bile kuramamaktan çok üzülüyorum. Fırsat yaratabilecekken, görüşebilecekken boşa geçen zamanlara üzülüyorum sevdiklerimle, bazılarına da kızıyorum, tek benim çabamla olamayanlara... Aşı umut gibi görünmeye adaysa da, bu işin uzuuun yıllar süreceği aşikar, umutlanamıyorum.

Çok özlediklerim var. Sesini bile duyamadıklarım, varken yok olanlar...

Umarım umutlarımız geri döner. Umarım sağlıklı kalabiliriz her bakımdan. Umarım sarılabiliriz bir gün. Yoksa yaşamanın ne gereği var?