26 Ekim 2010 Salı

Elif'in fabrikası

Elif’e verilen hikâyecik: Bir fabrikatör fabrikasını tasarlarken, şu şu şu ürünler için şöyle şöyle şöyle bir yapılanma istiyor. Bu yapılanma içinde de falanca filanca özellikte personelle çalışmak istiyor. İlerisi için şunu bunu düşünüyor.


Elif’e sorulan soru: Siz fabrikatörün yerinde olsaydınız nasıl ve neler düşünürdünüz, neler yapardınız?

Elif’in cevabı: Aynısını yapardım herhalde. Ya da nerden bileyim benim yaşım 11. Hiç fabrika açmadım ki henüz, başka bir şey yorumum yok.

Zaman zaman anlatırım, Elif benim ilk göz ağrım, 6.sınıfa gidiyor.

Yukarıdaki hikâyecik-soru-cevap olayı Sosyal Bilgiler dersinde yaşanıyor, yazılı olarak.

Hafta sonu haftalık karnesi geldiğinde Sosyal Bilgiler Öğretmeni bir not yazmış:

Düşüncelerini tam olarak ifade edemiyor, sorulara kestirme cevaplar veriyor, yorum yapmıyor.

Dün baba okula gitti, öğretmenimizle fikir alış-verişinde bulunmaya karar vermiştik Pazar günü diye.

Öğretmen yorumunda haklı dedik duyunca ama konuyu kızımızla konuşmaya karar verdik. Öncesinde de uzunca bir nutuk attım, düşüncelerin karşındakine anlatabildiğin sürece anlam kazanır ya da kaybeder. İyi anlatmaya, iyi yazmaya ama en başta iyi anlamaya özen göstermelisin Elif dedim.

(***Elif ile 3.sınıfta benzer bir durum daha yaşamıştık, hayat bilgisi dersinde sorulan (Atatürk ilke ve inkılâplarını öğreniyorlardı o sırada);

-Atatürk ülkemiz için neler yaptı? Sorusuna,

-O neler yapmadı ki! (Bu ünlem de vardı ama yazılı kâğıdında öğretmen göstermişti) şeklinde cevap vermişti. Ve kendisi hâlâ tam cevabın bu olduğunu düşünüyor ısrarla***

Elif her zamanki gibi dinleyip cevabın hâlâ ve bir fabrika kurana kadar da bu olacağını söyledi, biz şok.

-Bak kızım, sen onun yerinde olsaydın diye düşünüp çalıştıracaksın saksıyı ve başka düşünceler üreteceksin, bunu da güzel güzel anlatacaksın. Senden beklenen bu! Dedim.

Elif’in cevap cümlesi:

-Bak anne, ben 11 yaşımdayım. Daha önce bir işte falan da çalışmadım. Büssürü paramız olsa bende hayalimde sık sık fabrika kuruyor olsam ve size –hadi ben fabrika kurayım, müthiş fikirlerim var valla- desem, -aa tabi kızım, nasıl istersen- mi diyeceksiniz? Ya anne ben nasıl fabrika kurcam? Adamın kurası varmış e valla güzel güzel de düşünmüş işte, yapılanma mapılanma da yapmış benim hiç anlamadığım, parası da varmış zaten ki fabrika kuracak hale gelmiş, e şimdi ben ondan daha mı iyi düşünücem ki? Bi rahat verin kursun adam, bana da bi rahat verin o fabrikayı kurmak için de kazanmam gereken parayı bulmak için diğer konuya geçiyim, testlerimi tamamlayıp düzgün bir okula girmek için uğraşmaya devam edeyim. Ayrıca hep dediğin gibi anne, -daha iyi bir fikrin yoksa susmak güzel bir meziyet- değil mi hâlâ anne?

Ben, ne mi dedim?

3 yorum:

Newbahar dedi ki...

İşte böyle insanı deli ediyorlar!
Sakın ola bizim çocuklar değil bizi deli eden, ya müfredat ya öğretmen. İkisinden biri.
Bende ders kitabında yazılı bir öyküyü okuyorum. İçinde oğluşun bilmediği pek çok kelime ve deyim geçiyor.

Haa siz onun, bunun, şunun yerinde olsaydınız türünden sorular bizde de var.
Ama henüz biz fabrika aşamasına gelmedik.
Ben uğraşmaktan vazgeçtim, başına geçip kendim yapıyorum böylesi ödevleri.
Hem sinirlenmiyorum hemde ödevime bakıp mutlu oluyorum.
1. sınıfta verilen Fazıl Hüsnü Dağlarcanın şiirleri ve hayatından sonra anladım bu müfredatı ben!

Gordion960 dedi ki...

canım benim ya,, doğru söylemiş yıllarca dolmayan havuzlarla uğraştırmadılarmı bizi adına matematik deyip de .
müfredat kendine çeki düzen vermeli çocukları al götür kaldıysa bir fabrika,, gezdir görerek öğrensin..sevgiler yolluyorum kucak dolusu başarılar dilerim Elif'e öpüyorum.

tufan dedi ki...

Bana sorarsanız Elif verdiği cevaplarda da,düşüncelerinde de haklı,teferruata ne gerek var,hele o bir fabrika kuracak ışığı görsün o zaman görün siz Elifi...

Selamlar sevgiler.