13 Ocak 2012 Cuma

Sakız ambalajında ereksiyon hapı

Medyada, gazete haberlerinde, iş yerlerimizde, çarşıda, pazarda, okulda...
Ne çok şey oluyor da sıklıkla "hadi canım, yuhhh artık!" diyoruz.
Kendi kendimize, öylesine, sadece söylenmek için.
Niye sana yazıyorum biliyor musun bulogcum?
Konu ne olursa olsun, susmamak için, her konudaki fikrimi hiç tanımadıklarıma bile söyleyebilme cesareti kazanmak, kazandıklarımı da çocuklarıma aktarmak için.
Birilerinin beni de sayıları oldukça fazla olan koyun sürüsünden farkı olmayan algısı, kâbesi, duruşu bozulmuş sessiz çoğunluktan saymaması için.
Hiç önemli değil, şimdilik sonuçta ne elde ettiğim, ben geleceğe bakıyorum; taşın altına elimi sokuyorum her fırsatta. "Alt tarafı blog yazıp ona da bu kadar anlam yüklüyorsun ha?" diyip, gülüp geçenlere ise cevap bile vermiyorum.
Ama soruyorum ara sıra; ey izleyici niye bir ses vermezsin diye? Bilirsiniz.
Bağırmıyorsam da -bunu sevmediğim için- susmuyorum.
Üstünden 30 sene geçmiş darbenin sorumlularını şimdi arıyoruz, 30 sene sonra; ve bu beni geriyor.
Şimdi aranıyor olması değil geren, neden 30 yıl beklendiği?
Bir takım geleneklerimiz var, birilerinin bir zamanlar yutturdukları var hap gibi hepimize.
Yutturdular, çünkü sustuk. Biz hep sessizliği tercih ettik.
Susmayanları astılar çünkü, korkutulduk.



Susmak doğru değildi ama tepkiyi kanla, revanla, silahla, tabutla, şiddetle ortaya koymak da doğru değildi.
Bir şeylerin eskiden beri yanlış yapıldığı artık çok aşikâr.
Şayet doğru yapılmış olsaydı, herşey olması gereken gibi olmuş olsaydı, bugün bu memlekette % 50 gibi bir rakamdan bahsediyor olmazdık.
Demek ki okullar, eğitim, öğretim, dersler, kitaplar, tarih kitapları, romanlar, çevremiz, alışkanlıklarımız, derslerimiz, öğretiler, güvenlik stratejilerimiz, demokrasimiz(!) ve hatta tüm sistem öyle yanlışlarla doluydu ki; iki kişiden birinin gözü döndü.
Şimdi görüyoruz işte, doğru diye bildiklerimizin asla doğru olmadığını, gözlerimizin bağlı, kafalarımızın kuma gömülü olduğunu.
Ve mesela sırf bu yüzden, şu artık şöyle olmasın, böyle olsun diyenlere hak bile veriyorum. Belki bu doğruya daha yakındır diye.
Memleketimin dibini oymuş herkes kendi tarafından, yemiş, kullanmış, satmış, satılmış, kiralanmış.
Bunun suçunu onda bunda aramaya gerek yok; suçlu birey. Herkes.



11.sınıf öğrencisi Millî Kayakçımız Aslı Nemutlu antrenman sırasında dün hayatını kaybetti, duydunuz, izlediniz.
Aç bugün gazetelerin spor sayfasını, kimsenin şeyinde değil. Minnacık yapılan haberler de saçmasapan, magazinvari haberlerin(!) içinde yok oldu gitti bile. Neden?
Çünkü Hürrem'in saçını boyatması, Cem Yılmaz'ın evlenmesi, Fener'in şikesi, sakız ambalajında kamufle edilerek satılan ereksiyon hapı (günün en çok okunan haberi bu imiş) daha çok ilgilendirir bizi, yalan mı?
Oysa, kızcağızın ölmesinin sebebi düşmesi değil, yuvarlanırken başını kayak pistinin kenarına koruma amaçlı(!) çakılan TAHTA korkuluklara çarpması sebebiyle boyun kırığı...Neden?
Çünkü odun, çünkü sert malzeme, çünkü yollardaki bariyerler bile tahta kadar sert değil.
Neden dünyanın her yerinde kayak pistlerinin kenarı bu sebeple yumuşak malzemeli ağlarla çevrilirken, bizde onu bildiğin odundan yapan zihniyetler ve ona dur demeyenler gırla gidiyor, üstüne üslük prim yapıyor?
..
..
..
Aslı....Gitti...Geri gelmez...Ne yaparsak yapalım şu andan sonra geri gelmezsin evet. Affet bizi demek bile çok zor.
Ülkem...Sonun Aslı gibi olmasın!

11 yorum:

annemahsustan dedi ki...

Ah ecem, ne hallerdeyiz değil mi?

Kısaca Fd dedi ki...

spor manşet programı bu konuyu çok uzun inceledi konuşup tartıştı. Twitterdan mesaj gönderdim bilmiyorum Okundu mu ama sorumluların bulunması konusunda şöyle yazmıştım

sorumlu mu?eminim bu iş keresteciler federasyonunun üzerine kalır. En fazla onlar çıkar açıklama yapar. Açılışta gövde gösterisi yapanları göremezsin.

Aynur (Küçük Hala) dedi ki...

sorgulanacak ne çok şey var :(

neresinden tutsak elimizde kalıyor...ne gam :(

Noblesse dedi ki...

geçmişte öyleydik, şimdi de öyleyiz, basın bile sinmiş durumda.Faşizmin yanında demokrasiden söz edilebilir mi?

Gülsen dedi ki...

Yine de çok güzel şeyler oluyor bu ara, ben umutluyum hala...

Nobblesse; bayıldım cümlene

A.ÖzeR dedi ki...

Bir solukta okudum.. Endişelerimiz ve korkularımız ortak.. Şavaşacak gücümüz ise yok denecek kadar az..

özii dedi ki...

Ne güzel söylemişsin işte sevgili Ecehan , " odun " demişsin.

Yontulmamış , işlenmemiş , öğrenmemiş odunlar tarafından yapıldığı ve ihmal edildiği için yaşandı bu olay. Ve yakılacak , yakıldığınında bile ısı vermeyecek öyle çok , öyle çok odunumuz var ki ....

uzunincebiryol dedi ki...

Bu durumda normalde bir soruşturmanın açılması, kayak pistinin bu şekilde yapan ve yapılmasına izin veren zihniyetin yargılanması gerekir. Malesef bu haber kısaca geçildi gitti. Dediğiniz gibi diğer bazı haberler daha önemli insanlar için, uyumak her zaman daha rahat ve güvenli.

ZEYNOGRAF dedi ki...

Annem senin her yazın güzel bu daha bir güzel olmuş...Ellerine sağlık.

demet dedi ki...

Severim ben okumayi.yazamam bildiklerimi, duygularimi ama okurum.bu yazini okuyunca sukrettim okuyabildigime fakat...keske pasif bir okuyucu olacagima aktif bir yazici-yazar olsaydimda sen ve senin gibi guclulerle yaptirim gucu olan yazilar yazsaydim Asli'lar gitmesin, anneleri yanmasin diye...

Newbahar dedi ki...

Ahh Ecehan!..
Ülkem, sımsıkı tuttuğum, tutunduğum, onsuz olamayacağım sevdam...
Ben tutunmaya çalıştıkça kayıyor ellerimden, çekip alıyorlar.
Biz gibiler toparlamaya çalıştıkça unufak oluyor sanki.
Çok mu erken yaşlandı Cumhuriyet?
Çok mu kıskanıldı?
Aslında çok mu çok değerliydi ve işte o yüzden bir parça alan kendini şanslı sayıyor.
Benim ülkem ölüm döşeğinde!!