27 Kasım 2011 Pazar

Bu hafta neler öğrendik?

Hafta sonları yaptığımız evcek yaptığımız bir etkinlik var.
"Öğrenme Saati"
Herbirimiz 15 dakika içinde, bize ilginç gelen konu hakkında diğer aile bireylerimizi bilgilendiriyoruz.
Konu seçimi kendimize ait, ne ilgimizi çekiyorsa, güncel olabilir, olmayabilir; "mutlaka aklımızın bir yerinde bulunmalı" dediğimiz türden.
Farkettim ki daha önce burada bundan hiç bahsetmemişim.
Bizim çok faydalı ve ailece güzel bir paylaşım olarak gördüğümüz bir etkinlik haline geldi, deneyen olabilir ve bundan haberimiz olursa çok da hoşumuza gider doğrusu.

Elif'in konusu "köpekbalıkları" idi. Çok güzel hazırlanmıştı çünkü bu, onun özel ilgi alanı.

Aklımda kalan ilginç şeyler şunlardı;
*Köpekbalıkları ters çevrildiğinde bayılırlarmış. Tekrar çevrildiklerinde baygınlıkları hemen geçer ve etkinliklerine devam ederlermiş.
*Burunları çok hassasmış.
*5 sıralı bir diş yapıları var. Bir diş kırıldığında en geç 1 hafta içinde yenisi oluşmuş oluyormuş.
*Yüzlerce türü olmasına rağmen, çok azı insanlar için tehlikeliymiş. (Ben hepsi bizi yer zannederdim mesela)
*Dünyadaki en büyük köpekbalığı "balinaköpekbalığı" ve asla et yemezmiş, bir gün içinde tonlarca planktonla beslenirmiş.
*En tehlikeli köpekbalığı, "büyük beyaz"mış. Ve sadece büyük beyazların dişisi erkeğinden daha büyük boyutta imiş.
Anlatırken zaman zaman Elif'in gözlerini ayırarak ve heyecanla anlatması müthişti.

Zeynebin konusu "tavşanlar" idi. Bebekliğinden beri tavşanları çok sevimli buluyor.

*Gözlerine ışık tutulduğunda donakalıyorlarmış. Çünkü "etkinliklerini gece sürdüren memeliler" sınıfında olduklarından, gözlerindeki retinada çubuk şekilli görme hücreleri daha fazla imiş. (Gündüzcü memelilerde ise retinadaki konik görme hücreleri daha fazla) Çubuk şekilli bu hücreler ani ve yüksek bir ışık kaynağı ile karşılaştıklarında geçici körlük oluşturdukları için tavşanlar da kendilerini tehlikelerden korumak amacıyla  donakalıyormuş.
*Tavşanlar her doğumda 2-8 arası yavru doğuruyorlarmış. Hamilelik süreleri 30-40 gün arası. Normalde otobur olmalarına rağmen, yavrularını yeteri kadar  besleyemediğine inanan anne tavşan, en zayıf yavrusunu öldürüp diğerlerine besin yapıyormuş.(Iyyyk)
*Ortalama ömürleri 6-7 yılmış.
*Yediklerini iki kere sindirirlermiş.
*Tavşanlar "kemirgen" ailesine değil, "tavşangiller" ailesine aittirler ve genetik olarak atlarla akrabalıkları varmış.
*Tavşanlar sosyal hayvanlardır ve yalnız kalırlarsa depresyona girebilirlermiş.
Resimlerle zenginleştirilmiş, zaman zaman merak etsek de bir türlü araştırmadığımız türden bir konu olduğu için çok güzel bir sunumdu bizim için. 

Babamızın konusu, Edison ve Nikola Tesla arasında yaşanmış kelimenin tam anlamıyla “Akım Savaşları” idi.
Edison'a "vay hain!" dedik ara sıra.;-,)
Edison'un adını kuşkusuz hepimiz bilmemize rağmen, Tesla adını hemen hiç duymadık.
Halbuki; Edison, akım savaşlarında doğrusal akım tarafını oluştururken, Tesla da alternatif akım tarafındaymış.
Alternatif akım ve elektriğin kablosuz taşınması konusunda hayli önemli buluşlara imza atan Tesla, kendisine inanacak ve sponsor olacak kişi/kişler bulmakta çok zorlanmış. Çünkü buluşlarının esası deneme-yanılma yollu deneyler yerine, teorik bulgulara dayanıyormuş.
Günlerden bir gün, Tesla büyük bir heyecanla çalışmalarından Edison’a söz etmiş. 
Edison, Tesla'ya  böyle teorik çalışmalarla vakit harcaması yerine onunla birlikte çalışmasını önermiş.
(Niyeyse Tesla'yı fazlaca kendime benzettim, bu zamana kadar bir fikrimi söylediğim herkes bana kendisiyle çalışmamı önerdi ;-)
Edison o yıllarda kurduğu şirket ile (General Electronics) şehirlere doğrusal akım kullanarak elektrik üreten santraller inşa ediyormuş. 
Fakat bu santrallerin ürettiği akım kısa mesafelere iletilebildiği için ve tam verimli çalışmadığından dolayı o yıllarda Amerika’da sık sık elektrik kesintileri yaşanmaktaymış. 
Tesla, Edison’un yanında çalışmaya başladıktan kısa bir süre sonra santrallerdeki sorunları çözmeyi başarmış. Ancak Edison’un kendisine söz verdiği ücreti talep ettiğinde Edison şaşırmış bir şekilde; “tam bir Amerikalı gibi düşünmeye başladığında Amerikan şakalarından da anlayabileceğini” söylemiş ve bir ücret ödememiş. Tesla derhal istifa etmiş. 
Oysa,
Florasan lambayı, neon ışıklarını, hız ölçeri, otomobillerdeki ateşleme sistemini, radarın temellerini, elektron mikroskobunu ve mikrodalga fırını Tesla’nın bulduğunu kaç kişi biliyor acaba?
Bugün Tesla’nın bu kadar çok tanınmamasının en büyük sebeplerinden biri Edison’un ona karşı bir karalama yürütmesiymiş. 
Ayıp etmiş valla Edison. 
Tesla, Ocak 1943’te beş parasız öldüğü zaman çalışmalarını not ettiği kağıtlara FBI tarafından el konularak bunların günışığına çıkarılması da engellenmiş. Edison'un çabalarının bir sonucu olarak.
Babamıza teşekkür ettik, Tesla Amca'ya rahmetler diledik, hakikaten çok ilginç geldi konu yavrulara da.

Benim konum, "Fazıl Say" idi.
Zaman zaman abidik gubidik insanların magazin malzemesi yapmaya çalıştığı, müziğin dahi çocuğu Fazıl Say.
Bilgileri esas olarak derlediğim yer Hasretsenfonileri'nin bu yazısı idi. 
“Fazıl”, meğer Fazıl Say’ın dedesinin adıymış.
Matematikçi Fazıl Bey ile felsefe öğretmeni Nüzhet Hanım, 1930/1940’ların çoğu aydın ailesi gibi, daha Ahmet doğmadan eve bir Alman piyanosu almışlar.
Ahmet Say, savaş yıllarında Yahudi bir “matmazel”den piyano dersleri alarak büyümüş. 
Annesi, ilerde ünlü bir piyanist olacağını düşlüyormuş. 
Babası ise “İki bilinmeyenli denklem çözemeyen, Thomas Moore’dan, Voltaire’den habersiz bir çocuk piyanist olamaz” diyormuş.
...
Bu konuyu seçme sebebim kesinlikle babanın bu düşüncesi idi. Ne bileyim beni çok etkiledi ve Fazıl Say'ın boşuna Fazıl Say olmadığını, genetik mirasının da ne denli güçlü olduğunu anlattı bana. Sevgili Gülsenim; sana çoook teşekkür ederim.

Anlatımlarımız bittiğinde, üzerine yorumlar yaptık, düşündük, eğlendik.
Şimdi, önümüzdeki haftanın öğrenme saati için,  herkesin ilgisini çekecek, faydalı olabilecek yeni konular aramaktayız.







12 yorum:

orhankaradogan dedi ki...

Eğitimin, ilginin, bilginin, sevginin dışında hiçbir yöntem, hiçbir sorunumuzu çözemeyeceğini keşke herkes sizin gibi anlasa ve benzer şekilde evinde uygulasa.

Takdir ve tebrikle karşılıyorum.

Elif'im ve Zeyneb'im "etkili iletişim" ünitesini çok iyi kavramışlar, kutluyorum.

Birde lütfen herkes evinde işinde belli bir saat veya gününü TV izlememeye ayırsa diye de öneriyorum.

Ecehan dedi ki...

Orhan Hocam,
Değerli yorumunuza teşekkür ediyoruz.
Biz, bu etkinliğin gerçekten çok faydasını görüyoruz. Bu yüzden ben de herkesin uygulamasını dilerdim. Aslında bunu tüm anne-babalar yapıyordur ama bunu sistematik olarak yapmak, çocuklara araştırarak öğrenme ve öğretme sorumluluğunu denk geldiği zaman değil de her daim verebilmek adına etkinliğin adının konmasını önemsiyorum.
Yazıda bahsettiğim üzere, herkesin ortalama 15 dakikasının olması sebebiyle, biz günün en azından 1 saatini de böylece TV'siz geçirmiş oluyoruz ve dediğiniz gibi bu da çok önemli. Hele bu yaşlarda "algının doğru alanlara teşviki" açısından, ben de sizi kutluyorum.
Teşekkürlerimle...

Missbone dedi ki...

Süpermiş ya aile içinde böyle bir etkinlik düzenlemek. Taktir ettim doğrusu :)

Ecehan dedi ki...

Missbone,
Kazandırdıklarından biliyorum; hakkaten güzel.
Teşekkürlerimle...

laleninbahcesi dedi ki...

Ecehanım ya ne süper bir fikir, biz bile faydalandık. Umarım bunları bize sürekli aktarırsın. Bu fikrini tüç çocuklu arkadaşlarıma aktaracağım..

Sevgimle

Ecehan dedi ki...

Lale Abla,
Beğenmene çok sevindim.
Aktarmaya devam edeceğim, inşallah.
Teişekkürlerimle..

okuyan dedi ki...

Önce anne baba olarak sizleri sonra da bu etkinliğe böylesi güzel hazırlanan kızlarınızı gönülden kutlarım. Öyle güzel bilgiler sundunuz ki bizlere de.
Sevgiyle kalın.

Ecehan dedi ki...

Teşekkür ederim Okuyanım.
Ne mutlu bizlere o zaman, sağolun.

YILDIZNAĞME dedi ki...

Bu etkinlikleri herkese tavsiye ediyorum.Uzun zamandır yapıyoruz çok ilginç şeyler öğrendik.Sınavlara girdiğimde öğrendiğim bir bilgi sayesinde herkesin yanlış yaptığı soruyu ben doğru yapmıştım:))))

ZEYNOGRAF dedi ki...

Vallahi,gerçekten çok güzel buldum yazını kendimizi takdir etmeliyiz diye düşünüyorum...:))

Ecehan dedi ki...

Sevgili kızlarım;
Anneniz çok şanslııııı

orhankaradogan dedi ki...

ZEYNEB'İME ÖZEL
BLOĞUNA GOOGLE HESABIM OLMADIĞI İÇİN GÖNDEREMEDİM BU KANALDAN ULAŞMASI DİLEĞİYLE...

Merhaba Zeyneb'im;
Mesajını sevinçle okudum, teşekkür ederim.
Bloğuna da ayrıca sevindim.
Hepinizi çok özlemiştim.

Blog yayınları bir ara kapanmıştı çok üzülmüştüm, çok şükür tekrar açıldı da herkesi okuma şansım oldu.

Bu güzel ev çalışmanızı tebrik ediyor ve herkese öneriyorum.

Elif'ime ve tüm ailene selam sevgi ve saygılarımı sunuyorum.

Sosyal Bilgiler ve halk kültürü dersinde bir ihtiyacınız olursa hiç çekinmeden yazarsınız, paylaşımda bulunuruz.

Önümüzdeki hafta 2. sınavlar başlıyor, başarılar diliyorum tüm sizlere ve tüm öğrencilere.

Her günkü derslerinize mutlaka evde ön hazırlık yaparak katılamaya çalışın diyorum şimdilik.

Hoşça kalın dünya güzeli, temiz, dürüst ve çalışkan kardeşler...