19 Kasım 2011 Cumartesi

Karakalem'den;

19 KASIM 2011 CUMARTESI


http://ahmetsoylemez1967.blogspot.com/2011/11/hakszlk-karssnda-susan-dilsiz-seytandr.html
haksızlık karşısında susan dilsiz şeytandır


yavrumda yalanıma ortak oldu. babasının son duasını okuyor şimdi.
kara kalemi MİROŞUMLA birlikte açtık, birlikte gömüyoruz yavrumla.
(Kurban olsun sana Ecehan Teyzen e mi?)

HERKES KONUŞTU HER YERDE HEMDE-
HEPİNİZİ TEK TEK İZLEDİM
VE ŞİMDİ SIRA GELDİ BANA

o değilde haftalardır KARA KARA düşünüyorum, hadi yazıları, şiirleri, edebiyatı falan geçtim, hepsini siktir et bir önemleri yok ama içimizdeki üç şerefsize telefonla ulaşıp bakın size birer çocuğun ismini veriyorum. bu evlatların şu an bot ve eldivene ihtiyaçları var, bu sorumluluk sizin dediğimde aldığım cevap hemen hemen üçünden de "ne demek, emrin olur" ve peşinden bir sürü salyalı övünç sözlüğü şahsıma. fakat gel gelelim o çocuklara botlar gitmemiş, eldivenlerde gitmemiş. Ve o liste bana verilmişti, yani o çocuklara botları verecek kişileri ben bulma sorumluluğu üstlenmiştim. koskoca salonda toplanan tüm çocuklar hediyelerini alırken, o üç yoksul yavrum almamış. ulan siz bana bir kere ağladınız ama ben o boynu bükülen yavrularım yüzünden bin kere öldüm günlerce. bunu benim gibi adam unuturmu hiç. bana bakın varoşta bir laf vardır, yiyemiyeceğin malafatın altına yatma arkadaş diye. o üç ünlü blogcuyu ben biliyorum. halen martaval sıkıyorlar kampanyalarda. zannediyorlarki ben habersizim ve o çocuklar unutur gider. o hediyeleri ben ulaştırdım yavrularıma. dahası özür babında benim canım gülüm ve arkadaşlarının sayesinde birde sınıflarına tepegöz gönderdim. ama sizin varya gelmişinizi ve geçmişinizi. o kış gününü hatırlayanlar o yatılı okulu iyi biliyorsunuz. köylerden, mezralardan toplanan çocuklar gencecik öğretmenlerin elinde ilim irfan öğreniyorlar o devlet okulunda. ve şehirde her gün sayfalarında o üç şerefsiz milyonlarca kere öldürüyorlar yalanlarıyla okurlarını. işte durum bundan bundan ibaret. yoksa beni bilen bilir, bu adam niye çıldırdı demi. aklını peynir ekmeklemi yedi. güven kardeşim güven. yanımda kimler var kimler yok gördüm, duydum, bildim. bakın ben bu dünyayı iyi tanıdığımı sanıyorum. topraktan ellerimi hiç çıkarmadım. ve toprağa yakın olan amacını örtü yapar göçtüğünde üzerine. beni amaçsız bırkmaya çalıştınız. hemde anlamadan, dinlemeden. bilirsiniz asla kıç yalamam, yalamadımda. ama baya meraklı varmış be birader. hadi o zaman durmak yok yola devam edin bakalım.

ammaaaa sizler var ya beni yargısız infaz edenler sizler, başka bir anlamda beni gereğinden fazla berraklaştırıp, çok mutlu ettiniz be. hiç olmazsa ileride başka çocuklarımın boynu bükük kalmayacak sayenizde. şimdi biliyorum hepinizin cibilliyetini. dostumuda, dost görünümlü postluluramıda, öğrenmiş oldum. bir daha tekrarlıyorum uzak durun, ne ölüme, ne direme, defolun gidin lan sayfamdan. kara kalem sayfasını iki gün sonra tamamen bitirecek. bitirmeden istanbul fatih belediye başkan yardımcısı Adnan Bey arkadaşıma iki üniversitli yavrumuz için sağladığı burs için ve aynı devlet okuluna gönderdiği akıllı tahtalar için minnet ve teşekkürlerimi saygılarımla sunarım. Ayrıca ankaradaki nazım kültürde bulunan Cemil önderliğindeki arkadaşlarıma yine üniversiteli üç yavrumuza sağladıkları burslar için sonsuz teşekkürlerimi borç bilirim. Ve benim canım ablam Meral Akdenize, onunda bir kız çocuğumuzu öğretim boyunca masraflarını üstlendiği için sonsuz teşekkür eder, ellerinden öperim.

kitap satmadığı için çıldırmışım, yazıklar olsun hepinize. mamakta maruz kaldığım işkence bile bu kadar yaralamamıştı beni. Adnan bey iyi bilir. ama hayat bu derler ya, boş verdim be. boş verdim. Aslında bu iyi kalpli insanların hiç biri isimlerinin açıklanmasını istemedi ama hani şu martaval sıkan bir çok insan müsvettesine ders olsun. sizin o çok övünüp ahlak edindiğiniz etiğinizi, biz ankaranın çinçin sokaklarında ayakkabı boyacılığı yaparak çocuk yaşta geliştirdik hanım abla, bey abi. bana listeyi veren talebim üzerine şebnemdir, Adnan Beyide tanır, hadi bakalım şimdide onu arayın reziller sürüsü. öyle bir sınandınız ki ve eğer bana söylenenler lafların yarısı sizler için söylenmezse o vicdanlara tükürüm şimdi. ve şimdi aylarca siz konuşulursunuz umarım. eğer birilerinde hala insanlık kaldıysa. İşte buda kara kalemin, hani o çok bilmiş bir arkadaşınızın dediği gibi geride kalan karaltısının insanlık dersi size. buraları bir hiç. insanımıza uzanabildiğiniz kadar siz birisiniz. ben senelerdir bunu anlatmadımmı size. demekki dinlememişsiniz. hadi eyvallah.

ve size yarın akşama kadar süre. eğer halen izler listemdeyseniz üçünüzünde ismini, en az bunun kadar büyük puntolarla buradan afişe edecem. ve bu sayfada içinizde o tarzda oynak varsa hemen defolsun. buranın karasında adam dert içip laf çizer, yoksul yavrularımın isimlerini ben yaşadığım sürece çizdirmem ulan. ben geberdikten sonra ne bok yerseniz yiyin.





MAMAK

bir zaman sonra tamamen etkisi geçiyor.
hemen hemen her şeyin.
ve öylece kalıyorsun.
hiç bir şey hissetmiyor
hiç bir şeyi anlamaya çalışmıyorsun.
sadece uzun yıllar sonra yürüdüğün kalabalık bir caddenin tamda orta yerinde
biri arkandan sana sesleniyor.
adını inletiyor
o an akıyor kalabalık
sen kayboluyorsun.


hiç bir şey olmamış gibisin
hiç bir şey yaşamamış birisin
ARKADAŞ

Bana resmini çiz sessizliğin
Elleri öpülesi dostlar yarat
Koyu sohbetler yap derin olsun
Sığlıkları yaz bana, uzaktan ıslık çalsın
Karanlığını aydınlat, loş da olsa kabulüm
Işıklarını söndür kentin bir bir, patlasın trafolar
Raylarına bomba koy, uzaklaşmasın sevdalar
Sloganlar at seviyorum ölesiye diye
Zom olurcasına iç bu gece, ana avrat küfret


Tüm bunları yapamıyorsa yüreğin
Otur yanıma yağmurlarımı izle
Tek değilsin inan bu sessizlikte

VAROŞTA ÇOCUK OLMAK


Ağaçların altında döndükçe eteklerimiz
Gülüşüyoruz
İçimizden birisi hepimizden coşkulu
Uçarcasına
Kısa pantolonlar giyiyoruz
Bulutlara uzanıyor ellerimiz
Tutunuyoruz sanki bizimmiş gibi onlar
Ne çok ağlamıştım uyanınca
Çok fena
Çocukluğu bile
Eskitince anlıyoruz
Şimdi an meselesi
Eksik yüzüme dokunanların
O sıradan umursuzlukları


Neden sonra
Ağrısı dinmiş olmalı
Çokca da mahcupluktan


Susuyoruz

SİZİ SİZİN RENKLİ DÜNYANIZLA BIRAKIYORUM,
BİZ BİR TÜRLÜ YAKIŞAMADIK BABA KIZ
BU
ÇOK ÇOK KÜLTÜRLÜ
ÇOK ÇOK AHLAKLI
ELİT ORTAMLARINIZA

ÖZÜR DİLERİZ.
ÖZÜR DİLERİZ

ÖZÜR DİLERİZ


ÖZÜR DİLERİZ
ÖZÜR DİLERİZ

ŞİMDİ BENİM YÜZÜMDEN KENDİ ARKADAŞLARINDAN HAKARET DUYAN,
SİTEM HİSSEDEN CANLARIMA SÖZÜM.
BU YAZIYI OLDUĞU GİBİ BAŞLIĞIYLA EN AZINDAN BİR GÜN SAYFALARINIZDA PAYLAŞIN LÜTFEN.
BANA YAPILAN HAKARETLER İÇİN
(paylaşma sebebim sadece bu isteğin)
SİZE YAPILAN HAKARETLER İÇİN
(umurumda değil)
BUNU YAPIN O TERBİYESİZLERİN SURATINA
BİR ŞAMAR GİBİ



UZAKLAŞMALAR UNUTMAK İÇİN DEĞİLDİR HER ZAMAN
BAZEN BAŞARABİLİRSE İNSAN
ACIDAN KAÇMAK İÇİN UZAKLAŞIR KENDİNDEN


DAHA DERİN
DAHA UZAK KENDİNDEN

KARA KALEM


Şu 26 kişi eğer kitaplarını bana geri iade etmek istiyorlarsa,
hemen paralarını geri iade edebilirim.
Merak etmeyin kargo ücretini ödeyebilecek kadar halen biraz karaktere sahibim.
kitabımla sizin temiz elleriniz kirlenmesin isterim.

işte telefonum

0 535 794 70 10

bu arada beni bilenler
gizli numaralara cevap vermediğimi bilirler.
mert olun.



16 yorum:

laleninbahcesi dedi ki...

Ecehancım, daha öncede yazdığım gibi, kendisini tanımıyordum senin ve Çaoban yıldızının sayfasında gördüğüm ölüm haberine çok üzülmüştüm, hatta o akşam seninle de konuştuk. Yaşıyor olmasına da bir o kadar sevindim.
Bizim mahalleye her pazartesi semt pazarı kurulur. Bir tek bizim sokağa pazarcılar tezgah açmaz. yalnız sokağın köşesine dönerci gelir. Mis gibi de kokar:)) Yıllardır sadeec görürüm adamı. Bundan bir ay önce döner kokusu duyulmadı sokakta. Kocam eve gelince -Lale dönerci ölmüş dedi. Nasıl üzüldüm sana anlatamam. O hafta önüme gelen herkese sanki tanıyorlarmış gibi bunu anlattım. Sonra ertesi pazartesi sabahı, döner kokusu ile uyandım. Yataktan nasıl balkona koştum anlatamam. Baktım adamcağız tezgahının başında. Sevinçten ağladım inan. Sonra dedimki, beni hiç tanımayan bu adam, öldü haberine nasıl üzüldüğümü ve yaşadığını görünce nasıl sevindiğimi bilemeyecek. Ama şimdi birisi kendi için ne hissettiğimi biliyor olsun. Ahmet Bey dilerim uzun yıllar sağlıkla yaşasın, evladının hep güzel günlerini görsün.

kedi dedi ki...
Bu yorum bir blog yöneticisi tarafından silindi.
Ecehan dedi ki...
Bu yorum yazar tarafından silindi.
kedi dedi ki...
Bu yorum bir blog yöneticisi tarafından silindi.
Ecehan dedi ki...
Bu yorum yazar tarafından silindi.
kedi dedi ki...
Bu yorum bir blog yöneticisi tarafından silindi.
Ecehan dedi ki...
Bu yorum yazar tarafından silindi.
kedi dedi ki...
Bu yorum bir blog yöneticisi tarafından silindi.
kedi dedi ki...
Bu yorum bir blog yöneticisi tarafından silindi.
kedi dedi ki...
Bu yorum bir blog yöneticisi tarafından silindi.
Ecehan dedi ki...
Bu yorum yazar tarafından silindi.
Ecehan dedi ki...
Bu yorum yazar tarafından silindi.
kedi dedi ki...
Bu yorum bir blog yöneticisi tarafından silindi.
kedi dedi ki...
Bu yorum bir blog yöneticisi tarafından silindi.
kedi dedi ki...
Bu yorum bir blog yöneticisi tarafından silindi.
Ecehan dedi ki...
Bu yorum yazar tarafından silindi.