6 Şubat 2012 Pazartesi

AŞK nedir AŞK?

Okuyacaklarınızı, bu müzik eşliğinde hissetmenizi isterim; buyrun,



Seni arıyordum Şems! Ama dağıla dağıla.
Seni bekliyordum Şems! Ama savrula savrula…
Allah'ım beni Şems ile yarala! Öyle yarala ki akan gözyaşlarım cehennemi söndürsün. Ağlamaktan kör olup görmesem de cennetini. 
Sen varsın ya! 
Şems, Kimya'nın yüzüne doğru eğilirken, pencereden bir ışık huzmesi süzüldü odaya. Oda göz kamaştıracak bir şekilde ışıkla dolmuştu. Bir gül kokusu yayıldı odanın her yanına. Kimya başını pencereye doğru çevirdi. Hemen ayaklarını dizlerine, dizini ise karnına doğru çekti. Tıpkı bir bebeğin anne karnında durması gibi. Kimya yatağın içinde doğrulmaya çalıştı. Tebessüm etti. Dudağından; 
"Efendimiz... Efendimiz..." 
Başı yastığın sağ ucuna düştü."


Beşeri aşkta ilahi aşkı bulmuş bir sevgi damlası Kimya. Bu benim yorumum.
Okurken çoğu yeri defalarca okudum, "bu kadar olabilir mi, sahi" diye de kendime çok sordum. Bana her seferinde "evet bu kadar olur" dedirten cümleleri kurmama sebep olan AŞK'ın önünde eğildim sanki her satırda.
Birçok kişi kitabı çok sıkıcı bulduğunu söylediği için almıştım zaten.
İnanmamıştım AŞK'ın herhangi bir türünün sıkıcı olabileceğine.
Yanılmamışım.
Gönlüm uçtu, aklım fırladı, nefes nefese kalan yüreğime çoğu zaman gözlerimden akanlar da eşlik etti.
AŞK muhteşem. Nasıl, nerede, ne şekilde olursa olsun bir lütuf.
Soluksuz okudum. Mecazen değil gerçekten soluksuz okudum.

&&&

Biri beni incitir, üzerse onun için şöyle derim; "Allah sana uzun ömür ve çok mal versin"
..
- Yıldıznameleri okumakta, riyazyat, ilahiyat, felsefi sözler, astroloji, tefsir, hadis bütün ilimlerde mahirsin, bu nasıl oluyor? Okula gitmedin, dergâhlarda ikâme etmedin, mürşidin olmadı, bütün bunlara nasıl sahip oldun?
- Yürek devletimi kurdum. Yürekten maharetli mürşit mi var? Senelerce aramaktan yoruldum, meğerse aradığım bendeymiş, meğerse bulduğum sendeymiş. Hz.Muhammed Efendimiz okul mu okudu?
-Hayır.
-Okuma yazma biliyor muydu?
- Hayır.
- O halde mağarada işi neydi?
Anlatayım. 
Kuyu Yusuf'un okuluydu, Çöl İsa'nın, Musa'nın dergâhıydı. Mağarada Hz. Muhammed'in yürek okuluydu. İlim sadece hocalardan, kitaplardan mı akar? Bazen onlarca ciltli kitapların anlatamadığını bir deve anlatır. Allah Kur-an'da da deveye bakmaz mısınız?" diyor. Peki biz devede neleri okuyacağız? Mevlana işte senin hamlığın burada. Kitaplara fazla müptelasın. Oysa kainat kitaptır. Hz.Muhammed yürüyen kitaptır. Ağaç, ateş, su kitaplarının satırlarını da okusana!...

Çok düşünürdüm; Şems mi Mevlana'nın hocasıydı, Mevlana mı Şems'in hocasıydı, diye.
Anlıyorum ki; onlar çağlayan birer nehirdiler, bir yerlerde birleştiler, gürlediler; okyanus oldular. Ve anlıyorum ki, hangisinin suyu fazlaydı diye düşünmek hamlığında hamlığı.
Kendimi zaten hep bir hiçlikle tariflerdim epeydir ama hiçliğin ne demek olduğunu yeni anlıyorum ve kendimi o makama yakıştırdığım için utandım.
Mev...Farsça'da hiçlik, yokluk,
La......Arapça'da hiçlik, yokluk,
Na.....Türkçe'de hiçlik, yoklukmuş; MEVLANA ne demekmiş şimdi bildim.
Bende benzer makamlara geçmek gibi ne bir güç var, ne de bunu yapacak yürek. Ama bu tür saf, katıksız, yargılamasız, su gibi berrak, samimi cümleler benim maneviyatımı geliştiriyor.
Başım ne zaman sıkışsa adını anmadan geçmediğim Yaradan'a, başım rahat dediğim şu beyhude geçen günlerde de sarılabilmek beni rahatlatıyor.
AŞK'a hürmet eden gönülleri gönlüme sığdırsam da başka hiçbir şeye yer kalmasa gönlümde diyorum.
Tadına vara vara okuyorum ilk defa AŞK serisi bu kitapları, bir an önce bitirmek gayretinde değilim.
Evde yüksek sesle konuşmaya çekinir oldum, yüksek sesle konuşanları dinleyemez oldum. Yaz-kış soğuk su içen ben; ilk defa ılıklığın tadına vardım. Samimiyeti içtim bir toprak kâseden, kâseyi Kimya sundu bana.

&&&

- Aşk benden doğmadı, aşk beni doğurdu.
Bu alem, nede olsa yalnızlık yeri değil, sohbet, dostluk ve eğlenme yeridir. Fakat ilahi güzellikten veya ondan haber getiren nurlu bir yüzden mahrum olursak hayatın tadı tuzu kalmaz. 
AŞK demek, çetin imtihanlardan geçmek, belayla karşılaşmaktır. Ben gönlümün ayağındaki bağı, zaten aşk peşinden koşsun diye çözdüğümden, hayat yolunda yürürken, gönlümü bela durağında bırakıp yürüdüm. Bugün içime gelen bir ilham esintisi ilâhi güzelliğinden bir koku getirdi, teşekkür olarak şuurumun akılla bağlarını çözerek, yüreğimi, şuurumu tamamen o esintiye teslim ettim. 
Ey akan gözyaşı. Ömrümü alan sevgili, o bahçeme, o baharıma o seyrettiğim güzelliğe de ki: gecelerinden birinde gecelerimi anarsan benim edep noksanlıklarımı hiç düşünme, aldırma.’
En mahrem bir gecenin, en matemli anında akıyordu gözyaşları. Sırların habercileri hızına yetişemiyordu gözyaşlarının. Çok konuştuk, biraz da susalım. Susalım ve ağlaşalım…


Hakikaten susalım.
Sustukça çığlıklarımız darmadağın etsin kötülükleri, sağır etsin kötü düşünenleri.
Hanlar yıkılsın, dil boğaza kaçsın ister ki; ne fark eder?
Eğer bir tutam hoşgörü tohumu, eğer bir tutam sevgi tohumu, eğer bir tutam AŞK yoksa ekmeyi düşlediğin tohumda; boşver ekme gitsin!
Sevmeyeceksen yaratılanı Yaradan'dan ötürü, nefes alıp bitirme kainatı.
Sus Ecehan sen de sus.
Sus ki duysunlar!

6 yorum:

orhankaradogan dedi ki...

"Ol deyince olduranın,
Şol gökleri kaldıranın,
Donatarak dolduranın,
Doksandokuz adı ile." oluyor bu güzellikler diye düşünürüm.

"Vermeyince Ma'bud, Neylesin Mahbub" Rabbim herkese nasip etsin inşallah. Ne mutlu onlara.

"Beşeri aşkta, İlâhi aşkı bulmak" her yiğidin kârı değil hele de günümüzde imkansız gibi geliyor bana.

Çok teşekkür ediyorum, ne hoş haber vermişsiniz, üşenmeyip özetlemişsiniz,"yürek devleti"niz daim olsun...

Ecehan dedi ki...

Ey benim, yüreğinin devletine çoktan hükümdar olmuş öğretmenim, hocam, üstadım Orhan Karadoğan...
Gönlünüzden verdiğiniz bu payeyi verdirene kurbanım ben.
Gerisi heykat bize.
Yüreğiniz yorulmasın.

mahmur prenses dedi ki...

cok güzel bir paylaşım olmuş. soluksuzca okudum. aşkın gözyaşları kitabını okumuştum gözlerimden yaşlar akarak. Aşkı ilk defa o kadar çıplak görmüştüm. Mevlana ve Şems'e olan hayranlığım her geçen gün büyüyerek artıyor. Söylenebilecek tüm güzel sözleri söylemişler aşka dair

Ecehan dedi ki...

Benim güzel yürekli, güzel yüzlü Mahmur Prensesim,
Ne muhteşem olurdu değil mi, Allah bizlerin herbirine de Mevlana ve Şems dostluğu gibi, içine kâinatı sığdırabilen dostluklar bahşetse; yorulmadan arama gücü verse...se..se..se.
Gönlüne sağlık.

esen dedi ki...

Sevgili Ecehan güzel yorumunuza cevap yazmaya döndüğümde çok sevdiğim Mevlana ve Şemsin arkadaşlığından bakan bir dizi güzel kitabtan alıntılar gördüm sayfanızda.Bende 2 yıl önce aşkla başladım sonra Babı Esrarı okudum da sonra Mesneviye başladım 5.ciltteyim ara ara okumaktayım.Kimya Hatunda okunacaklar listemdeydi.Gönlünüze sağlık

neslinnce dedi ki...

Ecehan, şu sıralar cümle cihanın entellikle yaptırdığı semazen dövmelerinin,sırf elinde görünsün diye mesneviden habersiz tuttukları mevlevilik kitapları ve bilimum sahtenin içinde samimiyetini yüreğimde hissettim. Bu kitapları Sinan hocamdan imzalı aldım kaç kez okuduğumuz bilmem. Her defasında sanki hiç okumamış gibi heyecanlanır yeni bir cümle keşfederim. Yüreğine bin bereket...
Allah aşktan ayırmasın