Hayat devam ediyor. Evet devam ediyor.
Kimi zaman alarak, kimi zaman vererek, kimi zaman boşa sararak; ama evet en nihayetinde hayat devam ediyor.
Güzel bir hafta sonu yaşamak ve yaşatmak için tüm gücümle uğraştım.
Lizbon'a Gece Treni'ni bitirdim, keyifliydim.
Aşk'a şeytan karışır'a başlamıştım bile, keyfim katmerlenmişti.
Çok sevdiğim arkadaşlarım Elif-Hakan ve kızları Öykü ile pazar pikniği bile planlamıştım.
Keyifle hazırlıklar yaptım.
Çiğbörek için kıymalı-patatesli iç kavurdum.
Ve sonuç;
Çok güzel de oldu.
Piknik Elif'in tavsiyesi üzerine, Yalıkavak'ta deniz kenarında bir yerde gerçekleşti. Hava güzeldi, yemekler güzeldi, çocuklar neşeliydi, e daha ne olsundu.
Elif buruktu, İzmir'de yaşayan dayısı kalp krizi geçirmişti. Sohbet iyi gelmişti gerçi, yalnız kalmasından daha iyiydi.
Bank bulamayıp, sergi de getirmemiş olup araçlarımızda ne varsa üstüne oturacak, serdik oturduk. Yedik, içtik.
Dönüşte bizim eve geldik. Kahvemizi, çayımızı da içtik ve Elifler 20:00 sıralarında bizden ayrıldılar.
Kapıyı örttüğüm anda telefonum çaldı. Arayan arkadaşımdı, Nilay.
Kem dedi, küm dedi, "sana kötü bir haberim var" dedi, acayip derecede ürktüm.
"Orhan Bey'i öldürmüşler" dedi.
.....
......
Neeee?! Nasıl yani?!
"Biraz önce Muğla'dan bir arkadaş aradı, Antalya'da hastaneye kaldırılmış ama orada...."
"Ölmemiştir belki de, belki de asparagas haberdir Nilay, hı olamaz mı?"
"Canımmm, sanmıyorum haber internete de düştü ve açıklamayı yapan Vali Bey..."
...........
.......
İkimiz de tıkandık ve telefonu kapattık.
Orhan Bey iki yıl önce Muğla İl Özel İdare Su Kanal Hiz.Müdürüydü. O zaman bizim, şimdi Antalya Valisi olan, kendisini çok ama çok sevip, çok takdir ettiğimiz, neredeyse her gün andığımız Ahmet Altıparmak'ın ekibindeydi. Şimdi de Antalya İl Özel İdare Gn.Sekreter Yardımcısı.
Birlikte, yarımadanın katı atık projesini yürütmeye başlamıştık, proje koordinatörümüzdü o bizim.
Saatler, günler boyu bir arada olduk.
Birlikte İspanya'ya gittik.
Proje büyük bir ivme kazandı vs vs.
Bizim piknik yaptığımız saatlerde, ailesiyle gezmeye çıkacağı sırada evden "kavga eden bir grubu görüp" apar topar aşağı inerek onları ayırmaya çalışırken...
Bacağından, karnından ve kalbinden aldığı bıçak darbeleriyle ağır yaralanıp....
Kaldırıldığı hastanede tüm müdahalelere rağmen...
Hiç sigara içmedi.
Hiç alkol kullanmadı.
Çok dua ederdi hep, herkes için.
Çok girişken, çok çalışkan bir insandı.
Ve 41 yaşında 3 çocuk babası.
Dün akşamdan itibaren feci derecede üzgünüm. Bir kavga ayırmak gibi son derece insanî bir çabayla bir caninin vahşi bıçak darbelerine maruz kalarak aramızdan ayrılmasına duyduğum hissin adının üzüntü mü yoksa .....yoksasını da bilemiyorum işte.
Mekânı cennet olsun, nurlar içinde uyusun.
Geride kalanlarına sabırlar versin.
Böyle demekten başka ne gelir ki elden? Kim Orhan Bey'i tekrar geri getirebilir?
Annesi "kurban verdim oğlumu, bugün benim bayramım" demiş tabutun başında oğluna sarılırken.
Acı, çok acı...Allahım sabırlarını artır.
4 Ekim'de Hayvan Hakları Günü için etkinlik yaparken "can kıymeti bilen nesiller yetiştirmek için çabalıyoruz elimizden geldiğince" demiştim açıklamamda. Bugün o yazı tekrar gözüme çarptı.
Can kıymeti bilen nesiller...
Çok mu zor? Can kıymeti bilmek çok mu zor?
Çok mu zordu bıçağı 3 kez saplamamak?
Çok mu zordu, bir pazar gününü bir aile için cehenneme çevirmemek?
Hayat devam ediyor.
Kimi zaman alarak, kimi zaman vererek, kimi zaman boşa sararak; ama evet en nihayetinde hayat devam ediyor.
Ve
Acıtıyorlar.
Acımıyorlar.
Kimi zaman alarak, kimi zaman vererek, kimi zaman boşa sararak; ama evet en nihayetinde hayat devam ediyor.
Güzel bir hafta sonu yaşamak ve yaşatmak için tüm gücümle uğraştım.
Lizbon'a Gece Treni'ni bitirdim, keyifliydim.
Aşk'a şeytan karışır'a başlamıştım bile, keyfim katmerlenmişti.
Çok sevdiğim arkadaşlarım Elif-Hakan ve kızları Öykü ile pazar pikniği bile planlamıştım.
Keyifle hazırlıklar yaptım.
Çiğbörek için kıymalı-patatesli iç kavurdum.
Üşenmedim hamur hazırladım, tek tek açtım.
Ve sonuç;
Çok güzel de oldu.
Piknik Elif'in tavsiyesi üzerine, Yalıkavak'ta deniz kenarında bir yerde gerçekleşti. Hava güzeldi, yemekler güzeldi, çocuklar neşeliydi, e daha ne olsundu.
Elif buruktu, İzmir'de yaşayan dayısı kalp krizi geçirmişti. Sohbet iyi gelmişti gerçi, yalnız kalmasından daha iyiydi.
Bank bulamayıp, sergi de getirmemiş olup araçlarımızda ne varsa üstüne oturacak, serdik oturduk. Yedik, içtik.
Dönüşte bizim eve geldik. Kahvemizi, çayımızı da içtik ve Elifler 20:00 sıralarında bizden ayrıldılar.
Kapıyı örttüğüm anda telefonum çaldı. Arayan arkadaşımdı, Nilay.
Kem dedi, küm dedi, "sana kötü bir haberim var" dedi, acayip derecede ürktüm.
"Orhan Bey'i öldürmüşler" dedi.
.....
......
Neeee?! Nasıl yani?!
"Biraz önce Muğla'dan bir arkadaş aradı, Antalya'da hastaneye kaldırılmış ama orada...."
"Ölmemiştir belki de, belki de asparagas haberdir Nilay, hı olamaz mı?"
"Canımmm, sanmıyorum haber internete de düştü ve açıklamayı yapan Vali Bey..."
...........
.......
İkimiz de tıkandık ve telefonu kapattık.
Orhan Bey iki yıl önce Muğla İl Özel İdare Su Kanal Hiz.Müdürüydü. O zaman bizim, şimdi Antalya Valisi olan, kendisini çok ama çok sevip, çok takdir ettiğimiz, neredeyse her gün andığımız Ahmet Altıparmak'ın ekibindeydi. Şimdi de Antalya İl Özel İdare Gn.Sekreter Yardımcısı.
Birlikte, yarımadanın katı atık projesini yürütmeye başlamıştık, proje koordinatörümüzdü o bizim.
Saatler, günler boyu bir arada olduk.
Birlikte İspanya'ya gittik.
Proje büyük bir ivme kazandı vs vs.
Bizim piknik yaptığımız saatlerde, ailesiyle gezmeye çıkacağı sırada evden "kavga eden bir grubu görüp" apar topar aşağı inerek onları ayırmaya çalışırken...
Bacağından, karnından ve kalbinden aldığı bıçak darbeleriyle ağır yaralanıp....
Kaldırıldığı hastanede tüm müdahalelere rağmen...
Hiç sigara içmedi.
Hiç alkol kullanmadı.
Çok dua ederdi hep, herkes için.
Çok girişken, çok çalışkan bir insandı.
Ve 41 yaşında 3 çocuk babası.
Dün akşamdan itibaren feci derecede üzgünüm. Bir kavga ayırmak gibi son derece insanî bir çabayla bir caninin vahşi bıçak darbelerine maruz kalarak aramızdan ayrılmasına duyduğum hissin adının üzüntü mü yoksa .....yoksasını da bilemiyorum işte.
Mekânı cennet olsun, nurlar içinde uyusun.
Geride kalanlarına sabırlar versin.
Böyle demekten başka ne gelir ki elden? Kim Orhan Bey'i tekrar geri getirebilir?
Annesi "kurban verdim oğlumu, bugün benim bayramım" demiş tabutun başında oğluna sarılırken.
Acı, çok acı...Allahım sabırlarını artır.
4 Ekim'de Hayvan Hakları Günü için etkinlik yaparken "can kıymeti bilen nesiller yetiştirmek için çabalıyoruz elimizden geldiğince" demiştim açıklamamda. Bugün o yazı tekrar gözüme çarptı.
Can kıymeti bilen nesiller...
Çok mu zor? Can kıymeti bilmek çok mu zor?
Çok mu zordu bıçağı 3 kez saplamamak?
Çok mu zordu, bir pazar gününü bir aile için cehenneme çevirmemek?
Hayat devam ediyor.
Kimi zaman alarak, kimi zaman vererek, kimi zaman boşa sararak; ama evet en nihayetinde hayat devam ediyor.
Ve
Kimimiz çiğ börek yaparken, kimimiz çiğ süt emmiş birilerinin kurbanı oluyoruz.
Acı.Acıtıyorlar.
Acımıyorlar.
Ecehancım ölümler tamam acı ama böylesi çok daha acı insanlığın ölümü gibi bir şey... Allah tüm sevdiklerine sabırlar versin...Bşınız sağolsun...
YanıtlaSilnot: O çiğ börekler nasıl öyle...nası bişi ooo
Amin Lale Ablam amin.
YanıtlaSilGiden gitti. Gitti ama benim için giden sadece o değil. Artık bir kavga gördüğümde ayırmaya uğraşmalı mıyım onu bile bilmez etti beni bu caniler.
Aslında dün bir sürü şey yazacaktım plana göre. Çiğ börek tarifi başka resimler filan, olmadı işte bu kadarlık.
Ececim, başınız sağ olsun, Orhan Beye allah rahmet eylesin ailesine sabırlar versin. Çok üzücü gerçekten, hayatın en acımasız tarafı bence bu, keşke bıraksaydı da birbirlerini yeselerdi o kavga edenler, niye hep böyle iyilik peşinde yardımsever insanların başına gelir, inan hiç tanımıyorum senin satırlarından okuduğum kadarıyla ama o kadar üzüldüm ki anlatmam, allah sabırlar versin..
YanıtlaSilSağolasın Deryacım,
YanıtlaSilAslında buraya üzücü şeyler yazmayı kimse istemez ben de istemiyorum ama hayat devam ederken...Ve bazen tıkanıp kimselerle konuşamama durumunda can simidi görevi görüyor sanki burası.
Güzel dileklerin için çok teşekkür ederim çünkü kendi kendime katlanması zor ve anlatılmaz duygular içindeyim ve sözleriniz benim için çok anlamlı bu yüzden.
sevgiler
Hani derler ya, ölümün bile hayırlısını versin rabbim diye. Gerçekten de Allah herkese hayırlı ölüm nasip etsin... Tüm sevenlerinin başı sağolsun: (
YanıtlaSilÇiğbörek yapan marifetli hatunsun vesselam: )
Öyle Ayşegülcüm.
YanıtlaSilAllah razı olsun senden de.
Of çok acı çok, hele de böyle ani ve beklenmedik ölümler, başınız sağolsun, Allah sizlere ve sevdiklerine sabırlar versin. Ben de 5 gün önce çok sevdiğim bir arkadaşımı aniden kaybettim, hala şaşkınım, şaka gibi geliyor ama hayat ve gerçekleri işte:(
YanıtlaSilSevgiyle...
Can Öğretmenim,
YanıtlaSilHem buraya hem de Antalya'ya çok güzel hizmetleri olmuştu, dediğiniz gibi beklenmedikti çünkü daha yapacak çok iş vardı. Mukadderat demekten başka birşey gelmiyor elden.
Sevgileriniz başımın tacı, muhabbetle kalın.
Bütün ölümler acıdır. Galiba bazısı daha çok... Çok acı bir ölüm. Sabırlar dilerim, başınız sağ olsun.
YanıtlaSil:((
böyle durumlarda ne denir bilemem hiç.. anlık insanlar.. anlık öfkeler.. anlık herşey işte bazen bir ömürü yok ediyor.. yaradan huzur içinde yatırsın.. sevenlerine.. çok zor ama.. sabır versin.. dilerim..
YanıtlaSilatalet
Atalet Hn.cım,
YanıtlaSilSağolun, varolun, var olun.
Offf offf.. Keyifle okumaya başladığım yazınızın sonu keşke böyle olmasaydı, keşke sonlar hiç böyle olmasaydı... Çok üzüldüm, başınız sağolsun.
YanıtlaSil