28 Nisan 2010 Çarşamba

Nihayet...

Evet hepinizin bildiği üzere yoğun ev arama telaşlarım sonunda gideceği yere götürdü beni.
Hoş daha anahtarları teslim almadım, sadece bir ön temizlik yapıyorum. Bu arada ev sahibim olan Hüseyin Öğretmen de yatak odasına yüklük ve camlara kapılara demir yaptırtıyor. Şimdilik pek anlayışlı görünüyor zira ben bunu öğretmen olup halden anlamasına veriyorum bir öğretmen çocuğu olarak. Umarım sonuna kadar böyle gider.
"Biraz kaparo vereyim" dedim, "estağfirullah, lütfen Ecehan Hanım hiç gerek yok" dedi.
"Ben sizin istediğiniz şeyleri bitirtip teslim ettiğimde normal kirayı yatırırsınız" da dedi.
Geçen perşembeden itibaren stresten uykuyu tamamen yitrmiştim. Gözüm dönüyordu ama hadi on beş dakika uyusam ya! Yok, nafileydi herşey.
Cuma günü Saadet "Atarax iç onunla uyursun" dedi. Daha önce kullanmamıştım ve hemen eczanemize telefon ettim gönderdiler sağolsunlar.
Yalnız ben, "nasılsa beni kesmez" diye iki büyük kaşık içtim.
Yarım saat geçti tık yok, bir saat geçti ehhhh, derken birbuçuk saat sonra küt diye devrilmişim.
Cumartesi günümü -hayatımı zindan eden- evsahibimizin annesinin (alt katta oturuyor da) çığlık ve bedduaları yer ile yeksan etti. Başladım ağlamaya ama nasıl fenayım! Yaşlı kadın diye cevap vermek istemiyorum ama kızlarıma beddua vererek başladığı için konuşmaya...Dayanamadım "sen can veremeyeceksin, çünkü vicdansızsın, çünkü gürültü yapıyorsunuz diye bize alenen yalan söylüyorsun" dedim...
Neyse, o ümitsiz günün ümitsiz telefon görüşmelerinden biriydi Hüseyin Öğretmen. Pazar için sözleşmiştik evi görmek için. Cumartesi akşam üzeri kendisi aradı "hadi şimdi bakalım" dedi.
Ev, gördüğüm anda benim olmuştu zaten.
Bir kere gene rutubet olacak hissediyorum amma velakin manzara müthiş.
Yorgunluktan canım çıkıyor iki gündür, işe de gitmiyorum izinliyim. Çok kısa bir zamanda bu taşınma işini bitirmem lazım zira işteki işlerim beni dövecek sonra.
Şaka bir yana,
Öyle çok iş var ki yapacak! Olsun ama hiç söylenmeden yapacağım gerçekten canımdan bezdirmişti beni alttaki kadın.
Çok yorgun ama mutluyum. Ne yaşayacağımı bilmesem de en azından "ne yaşamayacağımı" bildiğim bir eve taşınmak üzereyim.
Darısı herkesin başına.
Allah bir gün kökünü de verir belkim!

5 yorum:

hasretsenfonileri, dedi ki...

tüm yüreğimle seni anlıyorum... aynılarının fazlalarını yaşadım... hala yaşıyorum...
Güle güle otur... ev, içindekiyle güzeldir denir ama ben, ALTINDAKİ VE ÜSTÜNDEKİYLE DE DİYORUM!!!

orhankaradogan dedi ki...

"Kul sıkışmayınca, hızır yetişmezmiş" Atasözü çoğu zaman doğru çıkıyor.
Çok şükür beklediğimiz sevindirici haberi almış olduk ve en az sizin kadar mutlu olduk bilesiniz.
Her ne kadar nesli tükenmekte olsada yine de iyi insanlar yok değil bu dünyada.
Güle güle oturmanızı, yeni evinizin size yeni mutluluklar, sağlıklı ve huzur dolu günler yaşatmasını diliyor, selam sevgi ve saygılar sunuyorum...

orhankaradogan dedi ki...

"Kul sıkışmayınca, Hızır yetişmezmiş" Atasözü çoğu zaman doğru çıkıyor.
Beklenen sevinç haberini almakla en az sizin kadar mutlu olduğumuzu bilesiniz.
Her ne kadar nesli tükenmekte olsa da yeryüzünde iyi insanlar yok değil.
Yeni evinizin size, yeni mutluluklar, sağlıklı ve huzurlu günler yaşatmasını diliyor, selam sevgi ve saygılar sunuyorum...

Newbahar dedi ki...

Demek vaziyet böyle..
Valla bende yoruldum senin bu ev arayışlarına. Şimdi uykusuzluk çekme sırası bende. Temmuzda buralardan ayrılıyor Newbahar.
Gideceğimiz yerin belirsizliği, giderken bir çift laf söylemeden geçemeyeceğim komşu...ve saatlerce kurulan intikam planları ve söylenmesi gereken sözler.. Şİmdi bunları düşünmek beni huzursuz etsede, gerçekleştirdiğimde büyük bir huzur duyacağım:)
Umarım Hüseyin öğretmen iyi bir ev sahibi olur. En kısa zamanda taşınman temennisiyle, kolay gelsin.

Sevgiler

LODOSCU dedi ki...

Allah en güzelini versin sana.. demek istedim:)

Mutluluk diliyorum yeni yuvanızda.

Sevgiler.