Dile kolay, 23 senedir gurbetteyim.
Senede 10-15 gün hariç,
Hayatımda nerdeyse hiç;
İş çıkışı annemin evine gidip nefis yemeklerden yemek, çocukları bir akşam onlara bırakıp arkadaşlarımla dışarı çıkmak, hastalandığımda annemin evine gidip battaniyelere sarılmak gibi bir lüksüm olmadı.
Aynı şekilde, ameliyatlar geçirdiler, düştüler, şiştiler ben günler ve hatta bazen haftalar sonra öğrendim, nerdeyse bir gün bile ben de onların saçlarını "geçecek canım benim" diye okşayamadım.
Oysa ben hem annemi, hem de babamı çok özledim.
Varlıkları benim için bir onur, bir şans, bir gurur... Çok şükür.
Lakin özlemek dediğin şey ağır, bazen çok daha ağır bir yük gibi biniyor omuzlarıma.
10 Ocak 2012 Salı
9 Ocak 2012 Pazartesi
Her anne baba mutlaka seyretmeli
Zeynep kızımın okulda izleyip çok etkilendiği ve ısrarı üzerine cd haline getirip pazar günü -öğrenme saati etkinliği- olarak seyretmemizi önerdiği bir film bu;
İyi ki de seyretmişiz, umarım ben de hiç değilse 2 aileye seyrettirmeye sebep olurum.
Adı: Her Çocuk Özeldir.
Hint yapımı bir film.
Disleksi yani öğrenme bozukluğu konulu, hele hele okul çağı yaşında olan çocukların da ebeveynlerin de mutlaka izlemesi gereken bir film olduğunu iddia ediyorum.
Duyarlı bir öğretmen sayesinde şekillenen müthiş bir hikaye. Müthişliği konusundan ve çocuk yıldızından kaynaklanıyor zaten. Ishaan'ı eve alasım ve benim ilgilenesim geldi pekçok yerde. Ve annesine de, babasını boşatasım geldi ayrıca.
Kimbilir ne kadar çok çocuk, ebeveylerinin bile farkında olmadığı pekçok çocuk bir Einstein, Da Vinci olacakken harcanıp gidiyor?
Kimbilir ne kadar çocuk, öğretmenlerin, komşuların, çevrenin, senin, benim tarafımdan "yaramaz, işe yaramaz" diye nitelendirilip, hor görülüyor?
Halbuki delilikle dahilik ince bir çizgi demiş, o dahiler.
Heyyy Zeynep, bir kez daha teşekkür ederim kızım sana ;-)
Nerden bulayım derseniz;
Araştırmalarım doğruysa,
1- http://www.direkfilm.net/romantik-dram-alt-yazili/36918-taare-zameen-par-yerdeki-yildizlar-2007-turkce-altyazili-online-film-izle/ linkinden direkt,
2- Yok ben önce kaydedeyim sonra seyrederim derseniz de, http://www.liderboard.net/taare-zameen-par-her-cocuk-ozeldir-2007-dvdrip-ac3-k198060.html
Farkındalıklı bir gün geçirmeniz temennisiyle...
İyi ki de seyretmişiz, umarım ben de hiç değilse 2 aileye seyrettirmeye sebep olurum.
Adı: Her Çocuk Özeldir.
Hint yapımı bir film.
Disleksi yani öğrenme bozukluğu konulu, hele hele okul çağı yaşında olan çocukların da ebeveynlerin de mutlaka izlemesi gereken bir film olduğunu iddia ediyorum.
Duyarlı bir öğretmen sayesinde şekillenen müthiş bir hikaye. Müthişliği konusundan ve çocuk yıldızından kaynaklanıyor zaten. Ishaan'ı eve alasım ve benim ilgilenesim geldi pekçok yerde. Ve annesine de, babasını boşatasım geldi ayrıca.
Kimbilir ne kadar çok çocuk, ebeveylerinin bile farkında olmadığı pekçok çocuk bir Einstein, Da Vinci olacakken harcanıp gidiyor?
Kimbilir ne kadar çocuk, öğretmenlerin, komşuların, çevrenin, senin, benim tarafımdan "yaramaz, işe yaramaz" diye nitelendirilip, hor görülüyor?
Halbuki delilikle dahilik ince bir çizgi demiş, o dahiler.
Heyyy Zeynep, bir kez daha teşekkür ederim kızım sana ;-)
Nerden bulayım derseniz;
Araştırmalarım doğruysa,
1- http://www.direkfilm.net/romantik-dram-alt-yazili/36918-taare-zameen-par-yerdeki-yildizlar-2007-turkce-altyazili-online-film-izle/ linkinden direkt,
2- Yok ben önce kaydedeyim sonra seyrederim derseniz de, http://www.liderboard.net/taare-zameen-par-her-cocuk-ozeldir-2007-dvdrip-ac3-k198060.html
Farkındalıklı bir gün geçirmeniz temennisiyle...
5 Ocak 2012 Perşembe
Ne tuhaf? 226 izleyici ve 2 yorum?
Bu, bu, nedir bu?
Fikriniz yoksa hiçbir konuda, neden izlerimdesiniz?
Anlamaya çalışıyor anlamıyorum?!
Oysa, hani ki ben burada samimice soruyor, samimice yorumluyordum herşeyi,
Hakikaten anlamıyorum.
Az kaldı, anlamaya da çalışmayacağım.
Hamama gitsen bir curcuna, minibüse binsen bir curcuna, konferanslarda bile kıkır kıkır insanlar,
Lakin, hadi konuş deyince sus pus herkes.
Kendimden değil kuşkum lakin çok acı.
Yarın beni assalar kimsenin şeyinde değilim, bir onu biliyorum.
Fikriniz yoksa hiçbir konuda, neden izlerimdesiniz?
Anlamaya çalışıyor anlamıyorum?!
Oysa, hani ki ben burada samimice soruyor, samimice yorumluyordum herşeyi,
Hakikaten anlamıyorum.
Az kaldı, anlamaya da çalışmayacağım.
Hamama gitsen bir curcuna, minibüse binsen bir curcuna, konferanslarda bile kıkır kıkır insanlar,
Lakin, hadi konuş deyince sus pus herkes.
Kendimden değil kuşkum lakin çok acı.
Yarın beni assalar kimsenin şeyinde değilim, bir onu biliyorum.
Kızınız kaç yaşında sevgili edinsin?
Ne zor değil mi cevaplamak?
Olsun da diyemiyor insan, olmasın da sanki.
Aşk güzel şey, mantıklı düşününce kızlarım da yaşasın bu duyguyu isterim ben mesela ama adı da aşk olunca şu yaşta olsun bari diye ben yönlendiremem ki, zaten yönlendirirsem de adı aşk olmaz ki!
Öğrenci iken aklı başka yerlere gitmesin, okul mokul bittikten sonra olsun bari diye aklımdan geçer ama bu ne mümkündür, hiç bilemem ki!
Hiç olmasın desem, bir gün bana kızar mı ki?
Üniversitede olsun desem, muhtemelen benden apayrı şekilde yaşarken onu yönlendirebilme yada kontrol etme şansım da olmaz ki!
Hay Allah!
"Benim başıma gelmez" diyemem ki! Lakin 4 yaşındaki yeğenimin bile kreşte aşık olduğu bir kız var.
Aman ne zor şey şu çocukların büyüyor olması, ana-baba olmak be ya!
"Sadece aman sağlıklı olsunlar da, ben de doğru dürüst yetiştireyim de ondan sonra Yaradan'a emanet olsunlar, Allahından korkan kulundan utanan insanlarla karşılaşsınlar" demekten başka bir çare bulamadım.
Havuz problemlerini hatırlattı bana ;-) Madem boşaltacaksınız ne diye doldurursunuz a mübarekler kıvamında bir problem sankim.
Uzmanlar, çocuğunuz size aşkını da rahat rahat anlatabilsin diyor,
Bunu duyduğunuzda aman ha sakın ha sakinliğinizi kaybetmeyin diyor,
Yaşına uygun cevaplar verin ve durumu erotize etmeyin diyor,
Onur kırıcı ve duygularını incitici sözler sarfetmeyin diyor,
Mümkünse sevgiliyi evinize çağırın ve tanışın siz de onu tanıyın da diyor da,
Ben hiçbirini tam gerçekçi bulamadım doğrusu. Kitap cümleleri bunlar, yaşanmışlık kokmuyor sanki.
Ama biliyorum ki; es geçmemek lazım bu konuyu.
Bunlar nerden mi aklıma geldi?
Zehra Çilingiroğlu’nun arkadaşı Baran’la sinemada çekilen fotoğrafını Twitter’da paylaşması, annesi Hülya Avşar’ın canını sıkmış ta, o da; o fotoğraf başımı ağrıttı. Yanlış anlaşılmasın, Baran sadece arkadaşı. Zehra daha küçük, onun ancak telefon sevgilisi olabilir” demiş ya, ondan sebep aklıma geldi ve başladım düşünmeye.
Olsun da diyemiyor insan, olmasın da sanki.
Aşk güzel şey, mantıklı düşününce kızlarım da yaşasın bu duyguyu isterim ben mesela ama adı da aşk olunca şu yaşta olsun bari diye ben yönlendiremem ki, zaten yönlendirirsem de adı aşk olmaz ki!
Öğrenci iken aklı başka yerlere gitmesin, okul mokul bittikten sonra olsun bari diye aklımdan geçer ama bu ne mümkündür, hiç bilemem ki!
Hiç olmasın desem, bir gün bana kızar mı ki?
Üniversitede olsun desem, muhtemelen benden apayrı şekilde yaşarken onu yönlendirebilme yada kontrol etme şansım da olmaz ki!
Hay Allah!
"Benim başıma gelmez" diyemem ki! Lakin 4 yaşındaki yeğenimin bile kreşte aşık olduğu bir kız var.
Aman ne zor şey şu çocukların büyüyor olması, ana-baba olmak be ya!
"Sadece aman sağlıklı olsunlar da, ben de doğru dürüst yetiştireyim de ondan sonra Yaradan'a emanet olsunlar, Allahından korkan kulundan utanan insanlarla karşılaşsınlar" demekten başka bir çare bulamadım.
Havuz problemlerini hatırlattı bana ;-) Madem boşaltacaksınız ne diye doldurursunuz a mübarekler kıvamında bir problem sankim.
Uzmanlar, çocuğunuz size aşkını da rahat rahat anlatabilsin diyor,
Bunu duyduğunuzda aman ha sakın ha sakinliğinizi kaybetmeyin diyor,
Yaşına uygun cevaplar verin ve durumu erotize etmeyin diyor,
Onur kırıcı ve duygularını incitici sözler sarfetmeyin diyor,
Mümkünse sevgiliyi evinize çağırın ve tanışın siz de onu tanıyın da diyor da,
Ben hiçbirini tam gerçekçi bulamadım doğrusu. Kitap cümleleri bunlar, yaşanmışlık kokmuyor sanki.
Ama biliyorum ki; es geçmemek lazım bu konuyu.
Bunlar nerden mi aklıma geldi?
Zehra Çilingiroğlu’nun arkadaşı Baran’la sinemada çekilen fotoğrafını Twitter’da paylaşması, annesi Hülya Avşar’ın canını sıkmış ta, o da; o fotoğraf başımı ağrıttı. Yanlış anlaşılmasın, Baran sadece arkadaşı. Zehra daha küçük, onun ancak telefon sevgilisi olabilir” demiş ya, ondan sebep aklıma geldi ve başladım düşünmeye.
Yaşanmışlıklar da var tabi, insan evladı acı çekmesin istiyor ama biliyor ki acısız aşk yok. Ne bileyim hep bir kavuşamama hali, hep bir sümüklülük hali, hep hüzün var aşkta.
Aman işte ne bileyim ben, bilen varsa bana anlatsın olur mu?
Öyle psikolog görüşü felan değil istediğim, tecrübelerden ve yaşanmışlıklardan yola çıkarak, günümüz hayatına uygun, objektif yaklaşımlar bekliyorum.
Aman ne yazacam ya demeyin lütfen, belki kuracağınız birkaç cümle hepimizin ortak bir karmaşasına son verebilir.
4 Ocak 2012 Çarşamba
Börülceli tarhana çorbası yapımı
Övünmek gibi olmasın tarhanalarımı kendim yaparım ;-)
Epeyce başarılı olmaya başladım zira tam 2 rondoyu kuruyan tarhana parçalarını öğütmek için harcamışlığım vardır.
Neyse, asıl söylemek istediğim tarhanaların nasıl saklanacağı konusuyla ilgili.
Burası çoook rutubetli, yada benim oturduğum evler hep böyle.
Değişik şekillerde saklamayı denedim, buzdolabı poşetinde buzlukta, kavanozda buzdolabında, kavanozda kilerde vs vs.
Ama en son, pet meşrubat şişelerine koymuştum, kavanoz ala ala canım çıkmıştı.
Ve dün bir açtım ki, hiçbir saklama yönteminin başarılı olamadığı kadar misssssler gibi durmakta. E daha kaç aylık demeyin, geçen yazdan kalma bu tarhana.
Tarhana çorbası yapmayı bilmeyen yoktur varsayımıyla, bu sefer ukalalık etmeyecem, lakinnnnn;
Hiç börülceli tarhana çorbası denediniz mi merak etmekteyim...
Bildiğin kuru börülceyi alıp haşlıyorsun ve pişen çorbanın içine atıyorsun.
Böylece "alt tarafı çorba, çorçocuk beslenemez ki sadece bununla" derkennn, "yaşasın bitkisel proteinlerini de aldılar" diye de sevindirik oluyorsun.
Bodrum'da pekçok evde böyle yapılıyor tarhana çorbası ve bence harika oluyor.
Ayrıca börülcenin benekleri, minik çocuklara çorbayı sevdirmek için neşeli bir görüntü veriyor. Ben bu börülcelerin karnındaki benekleri birbirleriyle konuşturarak çooook ağız açtırmıştım, hani olur da zorlanan bir anneye yardımı dokunuverir diye yazdım sevgili buloğum.
Mesai arasının yarısını da böyle değerlendirdikten sonra az yürüyüş yapmaya kaçar be Ecehan, hadi öptüm ;-)
Epeyce başarılı olmaya başladım zira tam 2 rondoyu kuruyan tarhana parçalarını öğütmek için harcamışlığım vardır.
Neyse, asıl söylemek istediğim tarhanaların nasıl saklanacağı konusuyla ilgili.
Burası çoook rutubetli, yada benim oturduğum evler hep böyle.
Değişik şekillerde saklamayı denedim, buzdolabı poşetinde buzlukta, kavanozda buzdolabında, kavanozda kilerde vs vs.
Ama en son, pet meşrubat şişelerine koymuştum, kavanoz ala ala canım çıkmıştı.
Ve dün bir açtım ki, hiçbir saklama yönteminin başarılı olamadığı kadar misssssler gibi durmakta. E daha kaç aylık demeyin, geçen yazdan kalma bu tarhana.
Tarhana çorbası yapmayı bilmeyen yoktur varsayımıyla, bu sefer ukalalık etmeyecem, lakinnnnn;
Hiç börülceli tarhana çorbası denediniz mi merak etmekteyim...
Bildiğin kuru börülceyi alıp haşlıyorsun ve pişen çorbanın içine atıyorsun.
Böylece "alt tarafı çorba, çorçocuk beslenemez ki sadece bununla" derkennn, "yaşasın bitkisel proteinlerini de aldılar" diye de sevindirik oluyorsun.
Bodrum'da pekçok evde böyle yapılıyor tarhana çorbası ve bence harika oluyor.
Ayrıca börülcenin benekleri, minik çocuklara çorbayı sevdirmek için neşeli bir görüntü veriyor. Ben bu börülcelerin karnındaki benekleri birbirleriyle konuşturarak çooook ağız açtırmıştım, hani olur da zorlanan bir anneye yardımı dokunuverir diye yazdım sevgili buloğum.
Mesai arasının yarısını da böyle değerlendirdikten sonra az yürüyüş yapmaya kaçar be Ecehan, hadi öptüm ;-)
Portakalı kuruttum başucuma koydum
Birgün önceki mandalina kurutma işimi ilerletmeye azmettim.
Bakın portakallarıma,
Elif burun kıvırdı, Zeynep çok sevdi.
Lale Ablamın sorusuna da cevap olur mahiyetinde, birkaç noktadan bahsedeyim.
Tepsinin altına yağlı kağıt serdim, yapışma gibi bir problem olmadı.
Mandalinalar sularını salıyor tabi ama en çok sulandıkları zaman ızgara ayarına geçmiş, daha çabuk kurumalarını sağlamıştım. Önemli bir ayrıntı da şu ki; iyicene ısınmış fırına atıyorum tepsileri böylece daha fazla sulanmalarını engelliyorum.
Ama mesela dün de bu portakalları yaptığımda, ızgara ayarı yerine bu sefer fırından alınca bazılarını mikrodalgada 300 derecede 3 dakika tuttum, daha çabuk kurudu. Tabi bu arada tamtakır falan da olmuyor -olmaması da tercihim zaten- ne de olsa benim dişler artık eskisi gibi tamtakırlarla haşır neşir olamıyor ;-)
Eğer kurutma tercihi mikrodalga olacaksa, asla ve kat'a çekirdek bulundurmamanızı tecrübeyle sabit ;-))) öneriyorum. Feci patlıyormuş meğersem ;-)
Bir de portakalları kabuklarıyla dilimlemenizi önereceğim ;-) Daha başarılı oldu, şekil şemal açısından da.
Valla da billa da çok hoşlaştım ben bu işten, ooooh içim rahat, mis gibi işte,
Hatta bugün ne kurutsam diye düşünüyor ve önerilerinizi bekliyorum benim caaağnım izlerlerim.
hadi öptüm ben.
Bakın portakallarıma,
Elif burun kıvırdı, Zeynep çok sevdi.
Lale Ablamın sorusuna da cevap olur mahiyetinde, birkaç noktadan bahsedeyim.
Tepsinin altına yağlı kağıt serdim, yapışma gibi bir problem olmadı.
Mandalinalar sularını salıyor tabi ama en çok sulandıkları zaman ızgara ayarına geçmiş, daha çabuk kurumalarını sağlamıştım. Önemli bir ayrıntı da şu ki; iyicene ısınmış fırına atıyorum tepsileri böylece daha fazla sulanmalarını engelliyorum.
Ama mesela dün de bu portakalları yaptığımda, ızgara ayarı yerine bu sefer fırından alınca bazılarını mikrodalgada 300 derecede 3 dakika tuttum, daha çabuk kurudu. Tabi bu arada tamtakır falan da olmuyor -olmaması da tercihim zaten- ne de olsa benim dişler artık eskisi gibi tamtakırlarla haşır neşir olamıyor ;-)
Eğer kurutma tercihi mikrodalga olacaksa, asla ve kat'a çekirdek bulundurmamanızı tecrübeyle sabit ;-))) öneriyorum. Feci patlıyormuş meğersem ;-)
Bir de portakalları kabuklarıyla dilimlemenizi önereceğim ;-) Daha başarılı oldu, şekil şemal açısından da.
Valla da billa da çok hoşlaştım ben bu işten, ooooh içim rahat, mis gibi işte,
Hatta bugün ne kurutsam diye düşünüyor ve önerilerinizi bekliyorum benim caaağnım izlerlerim.
hadi öptüm ben.
3 Ocak 2012 Salı
KURUTULMUŞ MANDALİNA YAPIMI
BEN DİYET YAPARIM AMMA İLLE DE KURUYEMİŞ'TEN VAZGEÇMEMCİLERDEN İSENİZ;
Mecburen ;-) okuyacaksınız.
Dün bi baktım dağ taş mandalina olmuş evde.
Mandalinayı 2 kilo almak suç bizim memlekette ;-)
Baktım biz bunu soy soy ye ile tüketemeyeceğiz, mandalinaları soydum, dilimledim, attım fırına.
Alt üst ısıtıcı açık ve 200 derece. Süre mandalinasına göre değişiyor onunçin arada bi açıp bakcan anacım.
Denemezseniz, ne demek istediğimi anlayamayacaksınız zira çok istememe rağmen blogspot "tattır" butonunu eklemedi henüz ;-)
Bu da diyetcilere kıyağım olsun, ne idüğü belirsiz kuruyemişlere meyletmeyin der bu Ecehan, (geçen gün bösböyük marketteki kurutulmuş meyveleri inceledimdide hepisi de -benim içimde kimyasal varrrrr- diye barım barım bağırmakta idi) bak son derece sağlıklı bir öneri, daha n'apiym; size bunu önermek düşünmesi dahil 2 saatimi aldı ;-)
Çocuklar uyuyordu, dur şu nasıl olmuş, dur bi de şuna bakayım derken, üstte gördüğünüz kase mideye lüplediği için devamını da bu akşam yapcek bu kızçeğiz ;-)
2 Ocak 2012 Pazartesi
Sahipsiz kapı
Meğersem,
Atalarım gene haklıymış,
Meğersem,
Sahipsiz kapıyı anahtarsız açan çoooooooook imiş.
Nokta.
Fox TV bizi aptal mı zannediyor?
Fox TV'de yayınlanan Babam İçin dizisini evdeki çatlak kızı(!) kendime benzetmemden midir nedir, çok seyredesim geliyor.
Lakin; Fox TV'nin hepimizi aptal yerine koyduğu gibi bir izlenime kapılıp, kapatıyorum.
Üşenmedim, resimledim benim canım seyirci kitlem.
Merak ettim aynı şeyi düşünen ne kadar insan var diye,
Bu ne ya?
Başından sonuna kadar (ara ara açıp kontrol etmişliğim var) ekranın üç yerinde birden YENİ, YENİ DİZİ, YENİ BÖLÜM yazıyor ve ekranı kaplıyor, izleyende diziye odaklanma sorunu oluşturuyor bana kalırsa.
Taktım kafayı, başka da takan oldu mu merak ediyorum doğrusu.
Lakin; Fox TV'nin hepimizi aptal yerine koyduğu gibi bir izlenime kapılıp, kapatıyorum.
Üşenmedim, resimledim benim canım seyirci kitlem.
Merak ettim aynı şeyi düşünen ne kadar insan var diye,
Bu ne ya?
Başından sonuna kadar (ara ara açıp kontrol etmişliğim var) ekranın üç yerinde birden YENİ, YENİ DİZİ, YENİ BÖLÜM yazıyor ve ekranı kaplıyor, izleyende diziye odaklanma sorunu oluşturuyor bana kalırsa.
Taktım kafayı, başka da takan oldu mu merak ediyorum doğrusu.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)







