12 Aralık 2011 Pazartesi

Sistemsizlik sisteminde dürüst vatandaş olmanın dayanılmaz hafifliği(!)

Toplumsal dediğimiz olayların içinde olma, yargılama, fikir yürütme, yuhalama, alkışlama sınırımız ne olmalı?
Olayların dışında kalmak istediğimizde "asosyal, duyarsız",
İçine girip, objektif doğrulardan ziyade, - kendimize göre doğrularla - fikir yürüttüğümüzde "ahkâm kesen",
olmak, size de acı vermiyor mu?
Doğru söyleyeni dokuz köyden kovarlar, lügatlerimize geçmiş bir ATAsözü olarak algılanır ve bu çocukkenden itibaren beynimize ister isteyerek, ister istenmeyerek kazınırken,
Susmanın da, nara atmanın da cezalandırıldığı bu sistemsizlik sisteminde "doğru vatandaş olmanın" sırrı nedir Allahınıseversen?

Hafta sonu öğrenme saatimizin konusu bunlardı.
Ricam üzerine, ön araştırma vs. yapmadan, şu ana kadar beynimizde oluşanlarla, kendiliğinden gelişen şekilde aile meclisinde tartıştık.




Elif ve Zeynep; her yerde ve her zaman çok dürüst olmak gereğini savundular. Hatta bunun sonucunda ceza almaları gerekse bile. Çünkü ceza verenle de konuştuklarında nasılsa doğruyu söyledikleri ortaya çıkacak, mış onlara göre.
Dürüst olmak gerekirse ;-) ne diyeceğimi şaşırdım ben.

Kendi öğrencilik yıllarımda, YÖK'ün insafsız kararlarına çok da haklı -bana göre haklı- sebeplerle karşı çıktıklarında günlerce nezarette ve kötü şartlarda bedel ödemişlerdi. (Ben katılamamıştım bu karşı çıkışa çünkü babam nerdeyse hergün çok çok çok ama çok tembihlerdi bana "aman kızım, canım kızım lütfen bana söz ver, karışma birşeye, yapayalnızsın o başka şehirde, elim ermez, gözüm görmez, söz ver!" diye söz bile almıştı benden.)

Kendine göre doğruyu savunanların idam edildiği bir ülkenin çocuğuydum ben.
Kendine göre doğruları yazanların iddianame bile yokken aylarca hapis yattığı,
Halk kahramanı olarak kurgulandıkları ama bir gün gelip düğmeye basıldığı anda "hain, şerefsiz, onursuz" damgası yiyenlerin hiç de azımsanmayacağı sayıda olan bir ülkenin!
Türküm! dediğinde faşist, demokrasi dediğinde hain ilan edildiğin...

Sustum.
Çocuklarımın binbir emek ve çabayla, inanarak kurdukları "vatandaşlık" olgusunu yıkamazdım.

8 yorum:

Kısaca Fd dedi ki...

ne olursa olsun doğru olanı söyleyenler bi gün doğru olarak anlaşılacaklar. Doğru olmayan şekillerde cezalandırılmış olsalar bile. Ve yanlış olanı doğru olarak gösterip , görünen doğruyu da korku ile yok sayanlar da aynı şekilde doğru olan şekilde cevaplarını alacaklar. Cezalandırılacaklar.

antiparadiqma dedi ki...

(S)istem dışı

Aynur (Küçük Hala) dedi ki...

"kendimce doğru..." dersek
o zaman birçok doğru var demektir değil mi?

halbuki doğru bir tane olmaz mı?

"kendimce haklı sebeplerden ötürü doğru..." desek mesela
o zaman da herkesin sebebi kendine göre haklı demektir değil mi?

yer, tarih, dönem farketmez...dürüst olmak demek, kendince doğruyu söylemek demekse eğer herkes dürüst...kendince

Ecehan dedi ki...

Hepimiz farklı yorumluyoruz çünkü hepimiz kendi şartlarımızda düşünüyoruz. Anlatmaya çalıştığım da bu; aynen bu.
Katkılarınız için teşekkür etmeliyim.

yaruze... dedi ki...

savunduğum fikrin sonuna kadar arkasında olanlardanım bende.Eğilmeden bükülmeden,zamana ve şartlara göre meyil göstermeden.Ama böylelerinin günümüzde gördükleri muamele malum.
Olsun yine de bildiğinden şaşmamak var.Aferin senin akıllı kızlara..
Bu arada Ececim,senin yeni yayınların bende görünmüyor her nedense.
Sevgiler..

orhankaradogan dedi ki...

"Her gün bir yerden göçmek ne iyi,
Her gün bir yere konmak ne güzel,
Bulanmadan, donmadan akmak ne hoş."

Mevlana da böyle demiş benzer konular için.
"Akıntılara" da kapılmadan akmak lazım tabi.

Eğer birileri de bir şeyler demiyorsa, zaten ortada birşey yok demektir.

"Cesaret olmayan yerde esaret başlar"ı da unutmadan, yılmadan, yorulmadan...

eda dedi ki...

aynur'a katiliyorum : aslina bakicak olursak herkes kendi çapinda hakli !Fakat butun sorun iletisim kalitesinde :herkes kendini guzel ifade edebilme kapasitesine ulasabilse ve dinleyen sahis,mutlaka hakli çikmak için deyilde gercekten anlama niyetiyle dinlese : sorunlarin buyuk bir kismi çözume ulasicaktir sanirim.(zaten dunyadaki din sevaslari polik ve ideoloji savaslari, her turlu kavgalar bundan kaynaklasmiyor mu ? : tabi buda kapitalism dunyasinin hukumdarlarinin bilerek ve kasitli olarak uyguladigi bir taktik deyilmidir;: halka bazi gerçekleri yanlis ifade ederek halk arasi dusmanlik çikarmak ).Ama unutmayin ki :uzaktan davulun sesi guzel gelirmis : sadece bizim ulkemizde deyil bu sorun, avrupa da yasiyan biri olarak soylibilirim demokrasi demokrasi diye savunduklari ideolojinin hiç biri arkasinda durmuyor ! bizim ulkemizle bunlar arasinda sadece bir fark var o da : RIYAKARLIK ( burada insanin yuzune gulerler (gayet kibar bir sekilde) , arkasindan vururlar 'oylesine alcakca vuruski kendini bile savunucak imkan vermezler ).ben fazla uazttim herhelde . Neyse konuyu degistirelim : çoçuklarlarinla uyguladiginiz aile toplantilarini, bir kac yildir, bende uyguluyorum :guzel seyler cikiyor ortaya ! devami için basarilar !

Serena dedi ki...

Çok güzel bir yazı. Birazcık düşünmeye itsin hepimizi

http://tanricanindolabi.blogspot.com