En en en başta tüm öğretmenlerimizin günü kutlu olsun; annem, babam, kız kardeşim, kuzenlerim, ve çok değerli diğer öğretmenlerimizin yani ne yapsak ne etsek hakkını ödeyemeyeceklerimizin...
Dün akşamki hobi market turlarımız gayet başarısız geçti.
Hem kızımcığım, hem babişko da yardımcı olmaya çalıştılardı üstelik attığım resimler, verdiğim adreslerle. Yok ama yok, malzeme yok buralarda. Belki salı pazarında bulabilirim bazı kumaşları ümidim sürmekle beraber, belki de daha değişik seyirlere çıkmam lazım, hiç olmadı internet alışverişi zorunlu artık.
Haftaya 5 gün izin yazdım kendime. Küçük kızımcığımın da erken gelme ihtimali var haftaya, keşke gelebilse. İnşallah diyeyim.
Yarın uyandığımdan itibaren akşama kadar sokaklarda olmak için can atıyorum hava müsait olursa eğer. Sütlü filtre kahvemi alıp, dalgaların sesi eşliğinde kitaplarıma gömülmek en büyük hayallerimden biri önümüzdeki hafta için. Akşamları da malum yemek fasılları ve hobitlerime devam inşallah.
Eve ümitsiz dönünce alışveriş macerasından, ilk iş kızımcığımı beslemek oldu zira babişko geç gelecekti, yemek saati bozulmasın istedim. O yemeğini yerken ben, köyden gelen sütü kaynamaya, yenileneceği için mevcut yoğurdu da çökelek olmak üzere koyu ayran kıvamında kaynamaya, bugünkü menümüz olacak olan hamsi kuşunun yanına ek olsun diye de düşündüğüm zeytinyağlı barbunya hazırlığını tencereye atıp, bunları aynı anda sürdürdüm. Ekmek siparişim olduğundan (kızımcığımlarımın cumartesi-pazar kahvaltısı için zeytinli-kekikli-çörek otlu ekmeği) ilk mayalama için ekşi mayamı dolaptan çıkarıp besleyip, mayalanmaya bıraktım bi de, zaten biliyorsunuz artık gerisini makinem hallediyor. Hemen her gün ekmek yapmamın da sebepleri var; birincisi mayam daha bebek olduğu için, sık besleyerek onu büyütmeye ve daha da lezzetlendirmeye çalışmak, ikincisi de ikram etmek. Yani bunların hepsini biz yemiyoruz sadece ;-)) (Gerçi biraz dikkat etmesek, onu da başarırız yani çünkü bu lezzete bayılıyoruz ailecek)
Ha bu arada, akşamları çok fazla iş yapıyorum ;-)) yada gün 48 saatmiş ;-)) gibi görünüyor yorumlardan anladığım kadarıyla ama aslı şu ki; ocak başında zaten bekleyeceksem tek çeşit için beklemiyorum, olayım bu ;-)) O gün yada ertesi güne hazır olsun diye aynı anda mutlak 2-3 tencere kaynatıyor yada o arada fırına da bişeyler atmış oluyorum. Böylece her akşam çıkan 2-3-4 ürün için aslında tek zaman dilimini kullanmış olduğumdan zannettiğiniz kadar çok emek ve zaman vermiyorum yani. Bir de mesela; nohuttu, fasulyeydi, yeşil mercimekti türü bakliyatlardan 2'şer kg haşlayıp, biraz biraz poşetleyip dolaba atmış oluyorum hep, çok pratiklik sağlıyor bana. Çalışan kadın olunca malum ve mutlak yapılması gereken şeyler işte aslında bildiğiniz. Hele bu mevsimde, yazdan hazırlayıp dondurucuya attığım domates, biber, taze fasulye, börülce, bamya vs gibi yiyecekler de hazır olmuş olduğundan daha da kolaylaşıyor işler. Yoksa emin olun çok çalışkan değilimdir.
Ha nerede kalmıştık, ocakta 3 tencere madem kaynıyor, madem mutfaktayım, bir de kızımcığımlara geçen hafta "yaparım" diye söz verdiğim, ıspanaklı, muzlu yaş pasta yapıverdim. Ispanakların sadece yapraklarını kullanacağımdan ben yıkadım ama tabi kökleri olmadığından ve yarım kg olduğundan söylenmedim bu sefer içten içe bile olsa ;-)), suyunu da katı meyve sıkma makinesinde babişko halletti sağolsun. Çökelek tenceresini indirip krema yaptım kek de fırındayken, fırından çıkınca da çalışma molasındayken kızımcığım geri kalan işlerini tamamladı oldu bitti, dolaba attık bugün tüketilmek üzere beklemeye. Ilıyan sütten de yeni probiyotik yoğurdumuzu mayalayıp, sarıp sarmalayıp masa üstüne gönderdim iki dakkada.Böylece dün akşam aynı anda zeytinyağlı barbunya, çökelek, yaş pasta, ekmek ve yoğurt yapmış oldum. Ve bunlar için mutfakta geçirdiğim süre sadece 2 saat 15 dk kadardı. Tekrarlıyorum aman aman çalışkan hiç değilim, sadece aynı anda çok sayıda bişeyler pişiriyorum, hepsi bu.
Bizim evdeki tek sorun ;-)) bekledikçe güzelleştiğine inandığımız bir kaç çeşit sebze yemeği ve çorba haricinde, her gün yeni ana yemek isteniyor olması. Beklemiş yemek sevmiyor, keyifsizleşiyor bizimkiler. Yoksa valla ben bi akşamda 5 çeşit yapar, atarım dolaba, 5 gün yerdik ama olmuyor işte.
Bu akşama hamsi kuşu yapacağım, misur unine bulayıp, az yağda yapışmaz tavada pişireceğim, yanın da salata yaparım, zeytinyağlı barbunya da var, Allah bereket versin(cümlemize tabi) ee gayet iyi bence.
Saat 21:00 gibi hadi iş yapayım biraz dedim, malum bordo kazağın adı gene Yaşar olmadan ama mümkün olamadı. Çünkü bizim Mualla bütün akşam mekân olarak kucağımı seçmişti ve elim kolum oynamasın, sadece kendisini okşasın istiyordu.
Örgü öremiyorum bari film izleyeyim dedim;
The King's Speech / Zoraki kral; 12 dalda aday olup, 4 Oscar ve daha başka da bir sürü ödül kapmış valla film. Başrol oyuncusu Colin Firth gerçekten muazzamdı. Özellikle tarihsel kurgu severler için gayet keyifli, 2010 yapımı bir drama.
Senden Bana Kalan; Aslında 2006'da çekilen Güney Kore yapımı "Bir Milyonerin İlk Aşkı" isimli filmden uyarlanmış. Ekin Koç (ki kendisini hiç tanımaz etmezdim ama gayet başarılı buldum bu genç delikanlıyı) ve Neslihan Atagül başroldeler. Aslında keyifle izleniyor izlenmesine de ne bileyim çakma olunca acaba orjinalini mi seyretseydim ki de demedim değil. Son feci bisiklet şarkısı da hoş geldi ama çok da sevdiğim arkadaşım rahmetli Cemil Özeren'in (Ayna) yorumuna bayıldığım şarkısı "ölünce sevemezsem seni"yi seslendiren Özgür Akkuş'u da çok başarılı buldum. Neredeyse Cemil haricinde bu şarkıya hakkını verebilen tek sanatçı bu olmuş diyebilirim. Duygusal filmlerden hoşlanıyorsanız seyretmek oek de zaman kaybı olmaz diyorum genel olarak.
20 Kasım, Cemil'in 5. ölüm yıl dönümü idi. Rahmetler olsun, nur içinde yatsın, muazzam bi adamdı...
Altta Özgür Akkuş yorumuyla linkini bırakıyorum, belki dinlemek istersiniz...
Aslında ocak başı durumlar için değil filmler örgüler için demiştim daha çok günün uzunluğunu... ‘ben niye sanki vaktim yokmuş gibi film izlemiyorum yahu’ dememe yardımcı oluyor bu yazılar. :)
YanıtlaSilMailler de şahane ama eueheueh :))
Bu yorum yazar tarafından silindi.
YanıtlaSil@SaÇaKLı; işte o örgüler ve filmler birbiriyle atbaşı gidiyor, sır bu ;-)) Mesela asla alt yazılı film izlemem, dublajlı film izlerken de mutlak el işim olur elimde, filmi boş boş oturarak izleyemiyorum, örgüyü de bişeye bakmadan öremiyorum ;-)) Dün gece film izlerken de Mualla'nın aşırı ilgisinden sıkılmadım da değil, öremediğim için hatta saatlerce. Bak bi dene valla iyi oluyor bu ikili ;-))) zaten tığ işini merak ediyorum, bekliyorum...
YanıtlaSilMailler ;-))) iyi di bea gerçekten ;-)))
Ececim nerelerdesin??
YanıtlaSil