İzin almıştım 2 gün...
"Ruh" dedim, "madem nispeten dinginleşti, hadi devam et."
Hiç böyle keyfî izin almamış olduğumu fark ettim, daha da sevindim ve bir de "ne kadar aptalmışım" dedim yıllar yılı ben kullanmadığım için yanan izin günlerime hayıflanarak, sanarsın vatanı kurtardım...
Uzun ama kendi çapıma göre epey uzun yürüyüşler yaptım, bir kısmında kızımcığım da eşlik etti. Önce Torba'da sonra da Yalıçiftlik'te uzun kıyı yürüyüşleri yaptık, bir ara çıplak ayakla yürüyelim dedik...
Saçlarımı kısacık kestirdim... 45 cm gidince hafifledim ;-)
İlk defa -tek başıma- oturdum kahve içtim, Starbucks'ta, kitabımı okudum... Nasıl güzel bir şeydi kendime anlatmaya çalıştım.
Salı pazarına gittik, ısrarla beklediğim el dokuma siparişim için sorumlu müşteri imajımı çizdirmeyeyim dedim ama henüz alamadım, "zor" dedi satıcı. (Kolay olsa beni bulur mu ayole demedim)
Pazen ve kadife şeyler dikmek istiyor canım, kumaş bakındım ama "çok mu cart bu renkler ya" diye alamadım onu da, oysa almak istememin sebebi zaten cart renk olmaları ;-)
Alışkanlıklarım haline dönüşmüş bir takım şeyleri değiştirmem gerektiğini fark etmeye başladım bu son zamanlarda. Bunda yazıyor olmanın büyük katkısı olduğunu da düşünüyorum, yazınca daha iyi fark edebildim aslında rutine dönüşmüş çok fazla şeyi. Gerçi ben severim bunu, zırt pırt değişikliklerden hoşlanmadım hiç bir zaman ama asla -asla- dememeyi de öğrenmedim değil bu yıllarda.
Evde olduğum sıralarda;
Bir süre önce tamamladığım hat yazımın boş kısımlarına çiçek (gül, begonvil, mor salkım) ve yapraklarla baskı yapmaya karar verdim, vura vura rengini alıyorum kâğıda, biraz zor bir iş oluyor ama oluyor ;-) En güzeli, doğanın verdiği rengi yıllar yılı saklayacak olmaları semazenin eteğinin peşinde, bu beni mest ediyor...
"Ruh" dedim, "madem nispeten dinginleşti, hadi devam et."
Hiç böyle keyfî izin almamış olduğumu fark ettim, daha da sevindim ve bir de "ne kadar aptalmışım" dedim yıllar yılı ben kullanmadığım için yanan izin günlerime hayıflanarak, sanarsın vatanı kurtardım...
Uzun ama kendi çapıma göre epey uzun yürüyüşler yaptım, bir kısmında kızımcığım da eşlik etti. Önce Torba'da sonra da Yalıçiftlik'te uzun kıyı yürüyüşleri yaptık, bir ara çıplak ayakla yürüyelim dedik...
Saçlarımı kısacık kestirdim... 45 cm gidince hafifledim ;-)
İlk defa -tek başıma- oturdum kahve içtim, Starbucks'ta, kitabımı okudum... Nasıl güzel bir şeydi kendime anlatmaya çalıştım.
Salı pazarına gittik, ısrarla beklediğim el dokuma siparişim için sorumlu müşteri imajımı çizdirmeyeyim dedim ama henüz alamadım, "zor" dedi satıcı. (Kolay olsa beni bulur mu ayole demedim)
Pazen ve kadife şeyler dikmek istiyor canım, kumaş bakındım ama "çok mu cart bu renkler ya" diye alamadım onu da, oysa almak istememin sebebi zaten cart renk olmaları ;-)
Alışkanlıklarım haline dönüşmüş bir takım şeyleri değiştirmem gerektiğini fark etmeye başladım bu son zamanlarda. Bunda yazıyor olmanın büyük katkısı olduğunu da düşünüyorum, yazınca daha iyi fark edebildim aslında rutine dönüşmüş çok fazla şeyi. Gerçi ben severim bunu, zırt pırt değişikliklerden hoşlanmadım hiç bir zaman ama asla -asla- dememeyi de öğrenmedim değil bu yıllarda.
Evde olduğum sıralarda;
Bir süre önce tamamladığım hat yazımın boş kısımlarına çiçek (gül, begonvil, mor salkım) ve yapraklarla baskı yapmaya karar verdim, vura vura rengini alıyorum kâğıda, biraz zor bir iş oluyor ama oluyor ;-) En güzeli, doğanın verdiği rengi yıllar yılı saklayacak olmaları semazenin eteğinin peşinde, bu beni mest ediyor...
Küçük kızımcığıma ördüğüm yeleğin düğmelerini dikip, kullanıma açmak üzere askıya astım. Yelek tek parça örülüyor, rastlamışsınızdır belki . İpim Nako Ombre idi.
Gri kazakta kolları örmeye başladım, aslında bitmesi gerekirdi ama kolumun ciddi dinlenmeye ihtiyaç duyduğu zamanlar geçiriyorum, yavaşladım.
Ekşi mayalı ekmek yaptım, yine...
Pazar kahvaltısı için de çocuklarımın çok sevdiği çiğ börek yapmıştım, tam buğday unu ile, beyaz una göre daha az pofidik oluyor ama tadı daha güzel ve yumuşacık oluyor özellikle bazlamaları...
Köyden sipariş verdiğim zeytinler geldi kırmalık. Burada kırma zeytin yerine "çekişte" tabiri kullanılır, akşam kısmet olursa kıracağım...
Son günlerde bir Manuş Baba takıntım başladı, sürekli dinliyorum...
Özlettin Ececim, ne güzel yapmışsın kısa da molalar iyidir ve sen çok güzel değerlendirmişsin, yürüyüş gibisi yok banada çok iyi geliyor ihmal etmemeye çalışıyorum, şu yalnız kahve içmeyi bende yapmalıyım ama nedense hala yapamadım :) yelek süper ellerine sağlık iyi günlerde mutlulukla giyilsin.
YanıtlaSilPazenleri bir an önce al bence cart cart olsun :) bende hala alamadım aklımda yelek var çanta var, var da var :) hat çalışmanda çok güzel boşuna demiyorum on parmak on marifet belki onbir ;) ve OOooo o hamur işleri şahane görünüyor çiğbörek bayılırım, ekşi maya ekmek off offf Manuş babayı birazdan ilk defa dinleyeceğim adına çok rastlamama rağmen dinlemek bugüne kısmetmiş, sevgilerimle..
@Deryacım; bacak ağrısından ölüyorum valla ;-)) ama devam etmek istiyorum bakalım. Yalnız kahve işini dene mutlaka, önce çok bi garipsedim kendimi ama hakikaten çok iyi olduğunu akşam otururken anladım.
YanıtlaSilPazenler etek istiyorum ama kızım ısrarla "valla sen giymezsin bak boşa uğraşırsın" diye engelliyo beni, onsuz gideyim bari bi kere de ;-)) Aklım çıkıyor düşünürken bile, çok seviyorum.
Ben de seni özledim...
Ne güzel yazıyı sonuna kadar gülümseyerek okudum. Ben de çok hevesleniyorum cıvıl cıvıl renklere ama alışmışım yıllarca siyah, gri, kahve tonları giymeye cesaret edemiyorum oysa ne güzeller büyülü gibi. Çiçeklerin doğal renkleri hata ne kadar yakışacak, ne güzel düşünmüşsün. Sevgiler...
YanıtlaSilBen de spor yapmaya niyetlendim. Pazartesi itibariyle kendi çapımda bir spor salonuna gidiyorum. Akşamları eve girince bir daha çıkamadığım için iş yerine yakın bir yere yazıldım. Arada bir saat kaçmaya çalışacağım. Nasıl, ne kadar olur bilmiyorum ama biraz çaba göstereceğim çünkü hem biraz kilo aldım, hem de çok güçsüz hissediyorum kendimi. OLursa olur :) Ama umarım olur :)
YanıtlaSilŞimdi vücudumun her bir parçası ağrıyor. Geceleri erkenden yatağa düşüyorum. Hâl böyle olunca zaman ben bir şey yapmadan akıp gidiyormuş gibi geliyor. Sababın altısında başlayan bir gün nasıl hemencecik biter anlamıyorum.
Hep hafta sonunu özlüyorum.
Çok beceriklisin bu arada. Ben yazıda bahsettiğin şeylerin hiçbirini beceremem. Tebrikler.
Çok öperim.
Sevgiler şekerim
Şükür ki şu keyif molalarını verebiliyoruz. Yoksa zor rutinin içinde debelenip durmak
YanıtlaSilHat işini nerede öğrendin Ece?
@bilge ve annesi; valla kırsak mı bu rutin renk zincirini acaba? Becerebilir miyim bilemiyorum ;-) Ne güzel, sevindim gülümsemene, gülümsetmeme... Sevgiler...
YanıtlaSil@Özlem, (seni okuyorum ama yorum yapamıyorum, o yer çıkmıyor sayfanda)Kıııızzz okurken dudağım uçukladı, alt tarafı 56 kilosun ne sporu ayyyy ;-((( Ben 1 sene yapsam ulaşamam o kiloya ;-)) Yani ben yapamam o işleri diyosun ya iyi ki de yapmıyorsun işte o zaman ;-)) Onların hepsi oturularak yapılıyor ;-)) öpüyorum seni, seviyorum güzel azmini...
YanıtlaSil@Elif; hat işini yıllar yıllar önce burada görev yapmış İran'lı bir doktor arkadaşımdan öğrenmiştim, daha sonra da kaligrafi dersi aldım. Tezhip için de internet videoları epeyce seyrettim, denedim...
YanıtlaSilEcecim sevince giyebilir hatta neden daha önce yapmadım bile diyebilirsin denemeden olmaz, olmadı kızlara uydurursun :) illaki diktiricem sana kendim seviyorum ya :) aslında yelek de güzel oluyor, ben saçını unuttum onun için birdaha yazıyorum yeni saçını mutlulukla kullan kısa saç iyidir, üç yıl oldu galiba asla yapmam uzundan vazgeçmem demiş ve gerçekten çok ama çok kısa kestirmek zorunda kalmıştım onun hikayesi ayrı ve uzun aşama aşama ama mecburen çok kısa olmuştu birkaç ay erkek gibi gezmiştim şimdi iyi ki yapmışım diyorum :)
YanıtlaSil@Deryacım, koydum kafaya hadi dikelim bişey ;-)) Kızlar çok cart buluyor, hayatta giymezlermiş ;-) Cemil İpekçi'nin buradaki atölyesinde çok pazenler dikiliyordu eskiden, bakıp bakıp iç geçiriyordum yıllardır.
YanıtlaSilGüzel dileklerin için teşekkür ederim, kısa saçı çok severim ama uzayınca da sürekli at kuyruğu yaparım zaten, yıllardır böyle, usandım değiş tonton dedim yani anlayacağın ;-)) Bir de bikaç gıdım zayıflamak istiyorum inşalllahhhh...
Hat yazısına inanamadım bir an... Bilmiyordum ve gıpta ile baktım fotoğrafına... Yetenek güzel şey arkadaş ♥
YanıtlaSilYelek de şahane olmuş, çok da şık duruyor. Tam olarak nasıl tek parça olduğunu anlamadım ama. Şayet ulaşabileceğim bir kalıp varsa bir yerlerde yazar mısın. Model inanılmaz hoşuma gitti.
Sakinliği seviyorum ben de bazen... Kendimi dinlemeyi.. İyi ki izin almışsın ♥
Ece'cim biz de çekişte deriz. Şöyle tarhana çorbası yanına da pek bir güzel olur. Ekmek çeşitlerin beni ye diye bağırıyor. Hat yazın müthiş gözüküyor. Ellerine sağlık. Bol bol kendine vakit ayırdığın güzel günler dilerim.
YanıtlaSilgerçekten o izinler, ne bileyim kullanmaya kıyamadıklarımız falan mezara götürülemiyormuş. öğrenince çok bozulmuştum! :) bence yine iyi yerden döndük...
YanıtlaSil@Oytunla Hayat, derhal koydum bugünkü postta bir çizim, anlamazsan sor ltf. Sevgiler ve teşekkürler canım...
YanıtlaSil@Ezgicim, aynen tarhana çorbası yanında yada üzeri şülee kekikli, zeytinyağlı bana bana yenme haline bayılıyoruz ;-) Sağol canım, öptüm seni...
YanıtlaSil@SaÇaKLı; ;-)))))) çok pişmanım çoookkkk, dibine kadar kullanmak istiyorum artıkın ;-))
YanıtlaSil