20 Kasım 2017 Pazartesi

Dinlence, hamam, zeytin, ekmek, film filan

Geldim ben ;))
Valla bak ben diyorum, emeklilik tarihim gelmiş benim, yıllarım tutuyor zati, bir yaş beklettiriyorsun onu da valla haybeye beklettiriyorsun yüce dövletim. Gönder beni, yerime yenisini al; yok ille de "sensiz olmaz gülüm" diyorsan çarşamba günlerimi de tatil et ki ben en fazla 2 gün üst üste çalışayım böyle daha faydalı olurum ;))

Hava mis gibiydi, genel cerrahım ciğerim doktorum "yürüyüş yap" dedi, ortopedistim canım doktorum "ekonomik kullan dizini, yürüme, yorulma" dedi. KBB'cim nur damlam doktorum "bak işte kendi haline ona göre sen karar ver" dedi. Geçen haftaki yokluğumun sebebisi olarak biraz yürüdüm, biraz dinlendim, evrene güzel olduğunu düşündüğüm mesajlar gönderdim, eski kırıklıklarımı denize attım, bol yemek yaptım, gezmeklere gittim falan filan...
Sık sık ama çok sık hamama gitme isteği duydum geçen hafta. Duygumu bastırabilmek için her gün banyoya bir mandalina getirdim soydum (küçükken hamama gittiğimizde annem hep portakal, mandalina alırdı yanımıza, ferahlatsın diye ordan bir duyarlılık oluşmuş bende) bir de her gün havlu yıkayıp duş sonrası kullandım çünkü yeni kurumuş havlu kokusuna da bayılıyorummm...

Bu arada yine en çok Marina'daki Starbucks'ta sütlü filtre kahve içip, kitap okumayı ve kızımcığımlarla sohbet etmeyi çok sevdiğimi fark ettim. Bu cümle yazılırken çok basit gibi gelse de benim için çok önemli, unutmuştum, hatırladım yada belki ilk defa bunun mutluluk verdiği farkındalığını yaşadım. Ah bi de sohbet edenlerin sesleri biraz az çıkıyor olsaydı demeden de geçemedim tabi, hiç anlamam bir masada konuşulanların diğer masalardan da duyulmak zorunda olmasının istenmişliğini yada umursanmazlığını... Misal şu önümde oturan gençlerden erkek olanının kakaolu muffin harici kek yemediğini, meyveli her türlü pastadan nefret ettiğini, bu yüzden sık sık arkadaşlarıyla tartıştığını, saçlarına kışın asla jöle sürmediğini, kız arkadaşının göz makyajını çok abartılı yapmasını sevmediğini, telefon açınca annesinin 3 kere çalana kadar açmamasından gıcık olduğunu ve sürekli kitap okuyanlardan gıcık olduğunu felan biliyorum artık, o derece ;))


Neyse, sevmiyorum sohbet yapan insanların bütün masalardan duyulacak kadar umursuz yüksek sesle konuşmalarını, başkalarını rahatsız etmelerini...

Bordo kazağın ön yüzünü bitirdim, arkaya geçtim, umarım çabuk biter çünkü geçen hafta salı başlamışım, sallanmasından korkuyorum biraz...


Evdeyken bol bol ekmek yaptım çünkü iki farklı şekilde yenilediğim ekşi mayalarım kullanıma hazır hale geldiler, hem onları denedim hem de sevgili eşimin sanki kendi yapıyormuş gibi benden habersiz ona buna söz verdiği ekmeklerin bazılarını ;-)) gönderdim ;))  Ekşi mayaların birini normal unla, birini de ekşi maya ev tarhanamla hazırlamıştım, tarhanayla hazırladığımın tadı haliyle accık daha ekşi oldu ve ben bu halini çok sevdim...



Bugün bir tane ekmek hamuru buzdolabında bekliyor, akşam gidince pişireceğim, bu sefer fırından un aldım onu deneyeceğim. Ekmeklerimi ilk mayaya gelince tekrar yoğurup 2. mayalama evresine bırakıyorum, bazen dışarıda bazen de dolapta otoliz ederek, sonra ekmek makinesine atıyorum, orada pişiyor, sonuçtan çok memnun oluyorum doğrusu, yormuyor... Ona da zamanım olmuyorsa 2.mayalamayı beklemeden de atıyorum, makinede yeteri kadar mayalanıyor aslında çünkü ekmek pişirme süresi 3 saat 42 dakika bu tür ekmek için. Bu sürenin zaten son 45 dakikasına kadar mayalanma/kabarma devam ediyor. Ekmek makinem Moulinex XL Bread, sanırım 10-15 yıldır kullanıyorum ve çook memnunum.
Zeytinlerimiz tatlandı, hem de hiç kararmadan hani yeşille sarı arası en sevdiğim, sofrada hafta sonu keyifle tabak tabak tüketildi, çok mutlu oldum, olduk... Burada bir püf var, irice olanları 1 hafta acı suyunu hiç değiştirmeden bırakıp sonra da toplam 2 kez değiştirmiştim, küçük olan zeytini ise her gün; her ikisi de neredeyse aynı gün tatlandılar desem yanlış olmaz, minnacık bir tık daha acımsı ama boşa her gün uğraşıyormuşuz, bir daha uğraşmayacağım ;-))




Sabahattin Ali/İçimizdeki Şeytan'a başladım bu hafta, kızımcığımlarımdan sonra. Bir yandan da Birinci Sınıf Delilik okuyorum çünkü bu kitap öyle bir solukluk değil bana göre, arada bir sürü şeyi açıp araştırıyorum filan.

Filmler de izledim tabi ;-))
The Pursuit of Happyness/Umudunu Kaybetme; gerçek bir hikâye, ben bayıldım, hiç ama hiç sıkılmadan izlediğim, adı gibi umutla biten bir filmdi...
Nothing Hill/Aşk Engel Tanımaz; bu tip filmleri pek sevmememe rağmen bile bu filmi sevdim, yorulmadan seyredilebilen  hoş bir filmdi...
Man of Honor / Onurlu Bir Adam; gerçek bir hikâye, ikinci kez izledim, sıkılmadım ;-)
Erin Brockovich 2000/ Tatlı Bela 2000; gerçek bir hikâye, olayı biliyordum ama filmini ilk kez izledim, gayet etkileyici bir filmdi...
Mona Lisa Smile / Mona Lisa Gülüşü; çok güzeldi, bir kez daha izleyebilirim bir süre sonra ;-)e
Eat Pray Love / Ye, Dua et, Sev; ahhh ahh diye izledim... Çok ama çok sevdim... Bir kaç kez daha izleyeceğim...
Pianist izledim sonra yeniden kızımcığımlarımla, bunda yoruma gerek yok herhalde, içlerimiz ezildi yeminnen ama filmin sihri ne kadar tekrar izlesem de hiç mi bozulmaz be kardeşim!..

Şimdilik bu kadar...

26 yorum:

  1. Dünden beri Eda Baba dinliyorum. Su gibi söylüyor kız. Muhteşem bir sesi var. Bayıldım. Bu arada Geçen film listesinden Ruhların Sonbaharını ben de izledim ve sevdim. Söylemek istedim :)

    YanıtlaSil
  2. @küçük joe;hakikaten su gibi, ben de bayılıyorum dediğim gibi ;)) Filmi sevmeni de sevdim, sevgiler...

    YanıtlaSil
  3. Ekmekler şahane gözüküyor Ececim, hele kızartmışsın ya o tam gömülmelik :))
    Ekmek yapmadım hiç, seni gördükçe feci gaza geliyorum ama :)))

    Salı sallanır ama sallanmazsa da tez biter derdi teyzem :) Eli çabuk birisi gelirse sallansa da engellemezmiş hem :) Hurafe gidi gelse de inanırım bolca bunlara ♥

    Emeklilik aaahhh ahhh :) Olaydık iyiydi ♥

    Öpüyroum, mutlu haftalar ♥

    YanıtlaSil
  4. @Oytunla Hayat; ahhh canımmm keşke sana da yapsam... Valla bak denersen pişman olmazsın ve sanılanın aksine hiç de zor değil sadece o birinci seferi atlatmaya bakıyor ama kötü tarafı şu ki ondan sonra çarşıdan ekmek aldığında hiç içine sinmiyor, yiyemiyorsun ;-))
    Sallanmasa iyi olur örgücüğüm çünkü kızım onun 6 Aralık tarihine kadar yetişmesini bekliyor, planı var ;-))
    Her gece ve her sabah emekli olduğumu hayal etmekten tükeneceğim bak yeminnen, yete gari ;-))
    Kocaman öptüm.

    YanıtlaSil
  5. Merhabalar Ece hanım!!! Bende size iadeyi ziyarete geldim çok güzel bir sayfayla karşılaştım...Meğer sizde benim gibi emekliliği bekleyenlerdenmişsiniz...Bende artık evde kalmak istiyorum zor geliyor işe gelmek,miskinlik yapmak geç kalkmak tv izleyip örgü örmek istiyorum...Ama maalesef 20 Mayıs 2020 de emeklilik nasipse...benimde sizin gibi 2 kızım var ama birde oğlum oldu sonradan 10 yaşında onunla fazlasıyla meşgulum vede yolda gelen bir torun var,erkek....Çok yakın hissettim sizi kendime ,görüşmek üzere,sevgiler...
    Not:Ekmekler şahane,zeytin muhteşem,hele peynir yapmışsınız yemede yanında yat...

    YanıtlaSil
  6. tıp dünyasına bu çelişkili yorumları yüzünden inancım kalmadı! aynı şikayetle iki farklı doktora gidiyorsun, ötekinin saç kesimini boklayan kuaför gibi tavırlar... bilim ulan bu, kaç doğrusu var?! :)

    yalnız benim zeytinler hala olmadı, çok bozuluyorum! sevgi mi göstermiyorum acaba? :P

    YanıtlaSil
  7. @Tülin Hanım, hoş geldiniz... Ne güzel şeyler söylemişsiniz, her zaman buyurun ;-))

    YanıtlaSil
  8. @SaÇaKLı; bütüncül tıp olayına girmesi lazım bu eğitimin, bi dinleyen yok ki beni ;-)) Branşlaşmak şahane ama tüm bilgilerin genel olarak bir şekilde toplanıp, genel bir sonuç vermeleri gerek ben yıllardır söylüyorum, bütüncül tıp adı da benim uydurmam, öyle bişey hiç duymadım yani ;-))Haklıyız...
    13 Ekim'de kurdun zeytini, olmaması imkansız diyeceğim ama çizdiysen ya az çizdin hem sayı olarak hem de çekirdeğe kadar dayandı mı oçizikler diye de sorasım var hadsiz hadsiz ;-)) Kırma zeytin tabi çizme zeytine göre çabuk olur ama Ekim ayındaki zeytinler serttir yağmur yemediğinden zor tatlanır da zaten. Burada önce kırma zeytin yapıyorlar, sonra ağaçlarda biraz daha yumuşayınca çizme zeytin yapıyorlar, zamanlama da uzatmış olabilir süreyi. Ttlanacaktır elbet, haber ver bana da ;-)

    YanıtlaSil
  9. Şu ekmek işine bende mi el atsam. Eşim bayılır ekşi ekmeklere ama ben hiç anlamıyorum. Otoliz falan demişsiniz ya bana sanki kimya formülü gibi geliyor. Ekmek makinem de yok. Hiç girmeyim ben o işlere ya.

    Film tavsiyelerinizi seviyorum. Zeytin ekmekle doyabilen ben için, zeytin muhteşem, olmazsa olmazlarımdandır benim.

    YanıtlaSil
  10. Ece hnm, zeytin nasıl tatlandırılır başlıklı yazınız var mI? Ben hiç beceremiyorum.

    YanıtlaSil
  11. @Nil; bak ekmek makinesine gerek yok aslında, normalde fırında pişer zaten, ben var diye bir de kolumdaki problem sebebiyle kendi yerime ona yoğurtturuyorum. Doğal maya ile elde edilen ekmekte sadece un ve su ile yapılan ön mayalama işlemine otoliz deniyor. Otoliz ekşi mayalı ekmek yapımında iyi sonuç almak için uyulması gereken bir teknik, hamurun mayalanmaya başlaması, kabarcık kabarcık olması aslında. Sonra da soğuk fermantasyon dolapta devam ediyor (vakit varsa)sonra da at fırına pişsin işte. ;-))
    Film tavsiyelerine ben de bayıldığım için izledikçe yazmaya gayret ediyorum...

    YanıtlaSil
  12. @Elif hn;
    https://turkkadinlari.blogspot.com.tr/2017/11/10-kasm-2017.html
    bu linkte yapımı vardı ama kısaca şöyle; kırdıktan sonra kavanoza alıp bekleteceksin, 1 hafta hiç su değiştirme, sonra da 2 kez değiştirmek yeterli oluyor, her gün uğraşma bile, anlamadığın bir şey olursa sor ltf. Tatlanınca da limonlu-tuzlu su yapıp içine koyuyorum, azcık zeytinyağı ile.

    YanıtlaSil
  13. Anaaa! Patlatmışsın yorumları. Bir yorum yapayım dedim, onlarca yorumu geçmek zorunda kaldım. Maşallah, maşallah :)
    Yahu şu ekmeği bir de benim yöntemle yapsana. Ama döküm tencerede. Ben ekmek makinesi işini kotaramadım.İlk ekmek işine makine ile girişmiştim. Ekmekler hep kötü oldu. Ben de makineye p.ok atıp bir kenara fırlattım makineyi. Tencerede pişen ekmek daha başka geliyor. Sanırım bir sonraki aşamada eve bir taş fırın isteyeceğim :) Yok, yok! Çok yeniyor evde sıcak ekmek olunca.
    Ne güzel geçmiş haftan. Ben de Starrbucks'taki çocuğa sinir oldum. "Ne o! kitap okuyan insanlara sinir olmak!"
    Tanıştınız mı Elif'le? Ne güzel olur tanışsanız :)
    Ve şekerim Bodrum sahiden güzel yer.
    :)

    YanıtlaSil
  14. Ececim o zeytinlerin nasıl iştah açıcı görünüyor ellerine sağlık pratiğini de bulmuşsun süpersin, ekmeklerin de şahane sabırla yaptın ekşi mayanı, afiyetle tüketin inşallah, iyi olmana çok sevindim, o kahve keyfinde hemfikiriz bende o vakitleri seviyor o keyifli dakikalara yapılan müdahelelerden hiç hazzetmiyorum biraz saygı ama malesef günümüzde biraz az rastlanan birşey oldu bu. Kazak epey ilerlemiş sallanmasın çabucak bitsin inşallah ve maşallahh.. :)

    YanıtlaSil
  15. Yorum bölümüne tıklayınca reklam çıkıyor neden acabağ:)
    Zeytinlerim benim de oldu ama tam yemelik olduğunda ben diyete başladım Allahtan reva mı bu? Koca bir kase yerine 4-5 zeytin kesmiyor haliyle.
    Tabakları sormuşsun aslında Instağrama koymuştum bir kısmını ama sen üye değilsin sanırım. Bir ara yollarım fotosunu. Sevgiler...

    YanıtlaSil
  16. Kendi ekmeğinizi kendiniz yapmanız ne güzel! Bizim de o aşamaya geçmemiz lâzım bir an önce...

    YanıtlaSil
  17. Ece'cim ekmek zeytin ikilisine bayıldım.. Afiyet olsun.
    Ah o piyanistte az ağlamadım. Kazak güzel ilerliyor bence :)
    Kendine iyi bak
    sevgilerimle :)))

    YanıtlaSil
  18. @Özlemcim; bi fırsat bulup mağaza gezebilsem bakacağım döküm tencereye ama basıyo şu aralar alışveriş için bir yerlere gitmek ve fekat en güzelinin onda olacağına eminim. Benim fırında yaptığım ekmeklerin kenarları çok sert oluyor diye kızımcığımlarım makinede yapmamı istiyorlar bilmiyorum benim beceriksizliğim mi fırın kaplarında pişirememek..
    Kısss tü tü tü tüüü de, yıllardır yazmadığı biloğa geri dönen biri olarak ihtiyacım var benim öyle patladı gittilere ;-)))
    Elif ile mailleştik ama görüşmedik henüz ;)
    Ahhh Bodrum Bodrum...Şimdi daha güsel ;-)

    YanıtlaSil
  19. @Deryacım; çok teşekkür ederim, zeytin yaparsan aklında olsun, boşa uğraşmışız ;-))

    YanıtlaSil
  20. @Leylak Dalım; yorum kısımlarında genel bir problem varmış blogspotta sanırım, zeytinlerin yağı nencacık ki rejimi bozuyor ;-)) dicem ama çok takık diyetislere buna ;-)) İnstagram kullanmayı bilmiyorum, ben o harika zevkinle nasıl bir yerleşim yaptın onu merak etmiştim, vaktin olursa bir gün paylaşırsın, kocaman sarılıyorum...

    YanıtlaSil
  21. @Recep bey; alışınca bırakamıyor oluyorsunuz, bağımlılık yapıyor. Bloğunuzu bulamadım, pek çok şey açıldı ama blog adresi bulamadım aslında.

    YanıtlaSil
  22. @Ezgicim; he valla güzel oluyor o ikili ;-)) Sen de kendine iyi bak olur mu? öptüm...

    YanıtlaSil
  23. Yurtdisinda takilmayi en cok bu sebeple seviyorum:Yan masalarda oturanlarin ne dedigini anlamiyorum. Cok yüksek sesle konussalar bile..:) gerci simdi ingilizcem iyileşti,hollandacam da öyle,yavas yavas anlar oldum,duydukca sinirim bozuluyor. Bi de burda baya bagira bagira konusuyorlar. Hani turkiyede bagirinca dikkat cekerdi ya,burda bagirmayan yok. Neyse efenim,selamlar:)

    YanıtlaSil
  24. @kanatlı kedi; ne iyi ettin de geldin ;) He burada da öyleler turistciğimler, bizden çok bağırıyollar ;-))

    YanıtlaSil
  25. Ecehan Hanım;
    Google+ profilime yönlendiriliyorsunuz tıklayınca ismime. Benim blogum da www.rehitu.com

    YanıtlaSil
  26. @Recep bey, ok teşekkür ederim.

    YanıtlaSil