26 Mayıs 2010 Çarşamba

Doktorculuk oynuyoruz

Bu sabah arkadaşım Saadet ile, 1 ay önce aldığımız ultrason randevumuz için hastaneye gittik. Genelde herkes gibi bende sevmem bu ortamı, ama bu seffer, ama bu seffer.......:-))))) Dakikalarca gülünür mü ya güldük işte. (Ama hastalara ya da yakınlarına saygısızlık etmeden kuytu köşelerde yaptık bu işi)
Kan vericem bir yanda bekleyip Sado ile hoş beş ederken, bir karı koca çıktı röntgen teslim edilen odadan.
Kıpırdamadan izliyormuşuz biz de gayrıihtiyarî bir şekilde.
Adam büyük zarfın içindeki röntgeni çıkardı, havaya kaldırdı, ışığa tuttu ve başladı dikkatle incelemeye.
Bir akciğer röntgeni bu.
Bu arada yanına -herhalde eşiydi- bir kadın arkadan dolandı ve bir görseniz pür dikkat o da, röntgeni incelemeye başladı. Hemen ardından;
-Ya ben birşey görmüyorum, bana göre bişe yok aslında, yok yaw bişecikler yok....demez mi?
Koptuk biz Sadoyla yaaa...Bir yandan gülmeye başladık, nefes arasında Sado'ya dedim ki;
-Hatun kendini doktor filan sanıyo herhalde, inanmıyorum ya hani tahlil mahlil de değil, kadın röntgen yorumluyor falan filan derken, Sado;
-Kız Ecehan ya biz? dedi.
Bu sefer daha fena gülmeye başladık.
Dışardan bakınca çok anlamsız ve çok acemice gelen bu davranışı biz yapmıyor muyduk?
Hem de, hem de nasıl yapıyoruz.
İçimizin bir tarafında uyuyor sandığımız doktor benliğimizi(!) hemen ortaya çıkarmak için nasıl yer arıyoruz hemide.
Valla ben de, daha hayatımda röntgen çektiripte ben bakmadan doktora göstermedim:-)
Sado'da öyle yapıyormuş:-)
Hayır, ne anlıyosak yani?! Olsun gene de bir bakar öyle veririz doktora:-)
"Yazıcam bunu" dedim, "en başa bizi yaz o zaman" dedi.
Neyse ultrason için hala beklemeye devam ederken (4 saat kadar bekledik) "hormon sonuçlarım çıkmıştır hadi onları almaya gidelim bari" dedim ve gittik.
Tabi sonuç kağıdını alınca ben ordinaryüs gözlerimle inceleyip bir yandan da hızlı hızlı yürürken Sado arkadan sesleniyordu;
-Ecehannnn, getir bakayım onları, nasıl çıkmış çabuk bana da göster!
Bu sefer, iki ordinaryüs olarak inceledik, ve "anacım herşey normal ya, yürü gidelim, benim bu durumda ilaç milaç kullanmama da gerek yok zaten" derken, Sado'da,
-Evet evet sen kullanma artık ilaç milaç bak bunlar normale dönmüş, derken; tekrar gözgöze gelip tekrar kopardık kayışları ve yine bir gülme krizi.
Döndük, ultrason odasının yanına, iki kadın sohbet ediyor. Yan odada da kemik ölçümü yapılan oda var. Ben kadının birine;
-Kemik ölçümü yaptırmak kolay bişey mi? diye sordum ne gereği varsa?
-Siz daha gençsiniz sakın yaptırmayın, dedi.
-Ama doktorlar 35 yaşından sonra ara sıra baktırın diyorlar, dememle;
-Siz her söylenene inanıyor musunuz? Vay efendim ne gerek var bu yaşta radyasyon almaya? vs vs gibi ordinaryusça izahatlar verdi bize.
Aldı bizi bi gülme daha.
Baktık ki;
Memelekette biz de dahil doktordan bol bişey yok.
Hiç bilmesen bile, meseleye mutlaka "kaynımda da var, aaaa aaaaa, yok öyle olmaz valla bak, aha benim kaynım işte..."yaklaşımını koymak lazım:-)
Kolay olunmuyo ya ondan zahir, ara sıra doktorculuk oynamak pek bi hoşumuza gidiyor.
"Hepimiz doktoruz"
"Hepimiz -doktoru geç- ordinaryusuz falan yani"
Ama bunu farkında bile olmadan yapmak değil de, izlemek çok komik ve çok cahilce be ya..

1 yorum:

Newbahar dedi ki...

Evet ya, illaki bakılır o röntgen filmine, film ya adı üstünde türlü senaryolar yazmak çok hoşumuza gider.

Bende bakarım, saklayacak değilim:) ama neden bakarım merakımdan...
Doktorlar derim, ne anlıyorlar bu renksiz resimden..
Şurası şumu, burası bu mu derken hiç bi halt göremem:))


Hastanelerden insan manzaraları:)) yurdum insanıyız vesselam:))

Ecehaaaaannn, blogda yayınla bakim röntgenleri. Azıcıkda biz bakalıııımmm:))

UMarım iyisinizdir. Sen ve Sedo arkadaşın.
Selamlar size.