25 Mayıs 2012 Cuma

Ne bu acelem Ya Hu?

Niye böyle garip bir ruh halindeyim bilmiyorum.
Sanki az zamanım var ve ben ona çok şey sığdırmaya çalışıyorum.
Yeni değil aslında bu.
5 yaşında okula başladım.
16 yaşında üniversiteye başladım.
21 yaşında evlendim.
21.5 yaşında Bodrum'a yerleşmeye karar verdim, hooop! dedim hayata, ben böyle trafikte felan geçirmem ömrümü diye, hem de eşime bunu mektup yazarak açıklayarak ;-)
21 yaşında kendi şirketimi kurdum.
Annelik için bekledim. Bir sürü sebep vardı o yıllarda işte. Var ya içimdeki o, dünyanın en iyi annesi olma hevesi, çoğu bundan kaynaklandı.
25 yaşında depresyona girdim, yüküm çoook ağırdı. Onlarca çalışan, düzinelerce çek, berbat bir ekonomi, piyasalar alt üst felan.
27 yaşında, hoooop! dedim kendime, nereye kadar?
Mis gibi bir kararla ilk defa anne oldum.
Kızımın 1. yaşını kutlar kutlamaz, hiç ummadığım bir anda ikinci kez anne olacağımı öğrendim. Çoook erken diye düşünürken bu kez bana kızkardeşim Özlem hooop! dedi, doğuracaksın bunu da. Olur muydu olmaz mıydı derken, Özlem'e hergün dua ettim. İkinci kez anneliğime sebep olduğu için.
Kusura bakmayın ama eşşek gibi çalışırken, epeyce de bir kariyer yapmışken yine hooppp! dedim, çoluk çocuğuma ayırdığım zaman o kadar azalmıştı ki istemeyerek.
Yine anında bir sert U dönüşle, sözleşmeli memur olmaya karar verdim. Allahım da bana yardım etti, çünkü kendisine çok samimice davranmıştım.
Gel zaman git zaman, 5 günlük işi 2 güne, mümkünse 1 güne sığdırma telaşım beni bırakmadı.
Felan filan.
Nereye gidiyorum ben Ya Hu?
Nedir bu telaş?


Aynı gün insan hem üç çeşit yemek yapmak, hem anglez örmek, hem kazak örmek, hem kekti, börekti, çörekti yapmak,hem heryeri mis gibi temizlik kokutmak, hem bahçesinde her türlü sebze meyve yetiştirmek, bir taraftan mesleki kariyerin de dibini yapmak, hem de çocuklarına neredeyse yardımcı ders kitabı olmak?Normal bir insan hepsini niye aynı anda ister ki?
Bunları tek tek istesen sorun yok da, hepsi birden nasıl olur, fizik kurallarına aykırı ayol...
Ondan sebep benim blog resmi Einstein...Başta fizik olmak üzere, kimya, biyoloji, matemati,k vesaire, başkaldırı sanki hep hayatım.
Oysa ben o kadar uysal, o kadar başka bir ruh da taşıyorum ki içimde.
Hani böööyle, basma entariyi giysem, azıcık bahçe sulasam, alsam danteli elime, çekirdek çitlesem de balkonda bahçede felan beklesem akşamı.
Öyle çok özeniyorum ki, hayalimdeki hatun kişi alır fasulye tepsisini, çıkar bahçesine, o komşuyla iki laf eder oturur iki fasulyeyi ayıklar, ötekiyle konuşur iki tane daha ayıklar....
Ben?
Mümkünse ışık hızıyla, o gün yapacağım fasulyeyi ayıklayıp, bir poşet de dolaba atmak zorundayım.
Hastalıklı bir ruh hali bu.
Aceleci.


Benim yaşımdakilere bakıyorum çoğu, öyle bir gereksiz hırs, öyle bir garip öne geçme, kartvizit ünvanı felan merakındalar ki! Şaşırıyordum.(Kendimi bi halt sandığımı sanmayın sakın, bas bas bağırıyorum, 4+4+4'ten beri, yürümesi gerekirken koşturtmayın yavruklarınızı diye hani)Artık şaşırmıyorum. Belki de benim yıllar önce tükettiğim şeylerin zamanı ancak şimdiydi. Bilmiyorum.
Haaaaa...Yine de,
Şikayet de etmiyorum çünkü ben buyum.
Lakin merak da etmiyor değilim ;-)
Ne bu acelem Ya Hu?















6 yorum:

annemahsustan dedi ki...

Ecem, bir dur soluklan diyeceğim ama her yaşanan da kardır yanına.

Ecehan dedi ki...

Ayşegülüm,
Arkamdan bir atlı kovalıyo beni ;-)

Zaman! Eriyor... dedi ki...

Speedy Gonzales'e benzettim bir an...
Yaratılış itibariyle hızlı...

Ecehan dedi ki...

Zaman!Eriyor...
Bazen kendime Zibidi Gonzales dediğim oluyo ;-))

Zaman! Eriyor... dedi ki...

:)))

öz'üm dedi ki...

çok hızlı yaşamışsın....özellikle yaş farkı az olan iki çocuk zor bence...ama b insanların belli yaş aralıkları hızlı geçiyor...sonra bir duraklama dönemi ve o dönemin getirdiği süprizler...
kolay gelsin...