23 Mart 2010 Salı

Ye/TER

Bunun adı ne insanlık, ne parasızlık, ne cahillik, ne vurdumduymazlık!

İşyerimdeyim.
İhtiyaç molası vermem gerekiyor.
Mümkünse koridorlarda kimseye rastlamamak ve biran önce gitmek istiyorum oraya.
Birkaç “lütfen beni lafa tutmayın, zira çok önemli işim var” babından resmî gülümsemelerle başarıyorum hedefe ulaşmayı.
Bir müddet beklemem gerek ve o an geliyor.
Nasıl sevinçliyim anlatamam.
Ve fakat.
İmkânsız,
Dayanılmayacak bir ter kokusu.
Çok hassasım kokulara. Ve fakat o koku eğer bir kötü koku ise, mideme, ağzıma, burnuma, beynime laf geçiremem.
Anında böğürmeye başlıyorum ve bir yanda da ay çıkan kişiye ayıp oluyor ama falan diye düşünüyor kendimi tutmaya çalışıyorum.
O ise, gayet pişkin ve rahat daha hala sohbet etmeye çabalıyor benimle.
Derhal çıksam da ayıp olur mu diye düşünmeden edemiyor ve Ona bir kızdıysam kendime bin kızıyorum.
Nasıl olur ya?
Her markette hatta bakkalda üç otuz paraya satılıyor bu ter önleyiciler.
Ve ama nasıl oluyorsa aynı hatunlar, modayı yakından takip edip(!) çakma Ug’ları giymeyi biliyor, tüylü küpeleriyle kırıtabiliyor, etekler mini mini ve bir deositik almayı akıl edemiyorlar.
Onların kendilerine saygısı yok deyip geçemiyorum kusura bakmayın.
Hem kendilerinden hem de saygıdan bihaber olduklarını düşünmekteyim nitekim.
Ben aslı bana kızdım -her zamankinden-
Ya Hu; kadın buram buram ter kokmaktan, etrafını kusturacak kadar böğürtmekten utanmıyor ama ben “acep alınır mı?” babından “kokuyorsun!” diyemiyorum.
Diyemediğim gibi işime de dönüp kaldığım yerden devam edemiyorum.

Bu ter işi benim yakamı hiç bırakmadı zaten.
Vakti zamanında çocuklara bir bakıcı abla gelirdi.
Çok güler yüzlü ve eh idare eder kıvamında olmasına rağmen, korkunç ter kokardı.
Bakıcı bulmak öyle kolay değil buralarda ama yavrularıma bir acırdım bir acırdım sormayın.
Bir gün karar verdim; bir deositik aldım geldim.
-Ya canım, benim kızlar kokulara karşı çok duyarlılar ve rahatsız oluyorlar, evde de bir ter kokusu hissediyorum, bak bu koltuk altına sürülüyor ve ter kokmayı engelliyor.Rica etsem bunu kullanabilir misin?, dedim.
Günler günleri kovaladı bizim evde koku şiddetle devam ediyor. Gene dayanamadım ve bir gün yine tüm cesaretimle;
—Siz galiba size verdiğim koltukaltı şeysini kullanmıyorsunuz çünkü ev hala kokuyor, dedim.
Cevap çok enteresandı. Hatta bakmayın size bir çırpıda anlattığıma. Ben onu özümsemek için resmen mesai falan yapmıştım.
—Valla Ece Hanım ben düzenli olarak her gün sürüyorum ama ne bileyim bozuk mu acaba?
—Niye bozuk olsun canım, aynından bende kullanıyorum? Allah Allah!
Bu arada söze canım kızım atlıyor;
—Evet, anne, abla her gün sürüyor ondan bize!
-…&%^+()=_
—Ne yani? Sen bunu çocuklara mı sürüyorsun?
—E kime sürecektim?
Şimdi gülüp geçiyorum ama günlerimi perişan etmişti bu kokusu…

Bugün aynı şeyi yaşayınca, “yok!” dedim kendime.
Alın teri değil derdimiz koltukaltı teri; bu kadar basit yani. Hiç öyle felsefik tarafı falan da yok. Alenen pis pis bir koku işte.
Bu işler öyle imanla mimanla, imkânla mimkânla, bakımla makımla, parayla pulla, saygıyla maygıyla ilgili değil.
Neyle ilgiliyse ilgili ama onu ben daha bulamadım kardeşim.
Tek isteğim, devletin kondom dağıtır gibi sağlık ocaklarında bu koku önleyicilerden dağıtması.
(Not: Onu da dağıttı da n’oldu? diyebilirsiniz tabi)









4 yorum:

laleninbahcesi.blogspot.com dedi ki...

Ben de hatta ailece biz de bu konuda çok hassasız. Hatta her gittiğimiz yerde bu konu olunca -kocam hay sizin burnunuza der sonunda...
Bilhassa giyinme kabinlerinde çok rahatsız oluyorum.

Not. leylek giliği evet taş kadayıfa benziyor galiba dimi. Bne de hatırladım şimdi. Ama o yumurtaya batırılıp kızartılıyor galiba... Bir de daha büyük. Bu köfte kadar bir de hiç yağsız.

Sevgilerimle...

Newbahar dedi ki...

Geçen gün aynı dertten muzdarip öğretmen arkadaşım anlatıyordu. ''Yaaa hadi biz bayanları geçtik, erkek öğretmenlere karşı bi bayanın ter kokması, hadi onu geçtim insan kendinede mi kokmaz, kendine, öğrencilerine, mesai arkadaşlarına''

Tüm gün evde olduğum halde ben dahi hassasım bu konuda. Hele ki insan içine çıkacaksam daha bi özenirim.
Ne bileyim sevgili Ecehan anlamıyorum ben. Bu kadar pismi olur bi insan. Havalar ısınınca napcan bakalım.
Hatunun doğum günü ne zaman ki! Bi kolisinden ter önleyici ne çeşit varsa hediye et gitsin :)))))

hasretsenfonileri, dedi ki...

iNSAN KENDİSİNE KOKMAZ SEVGİLİ ECELERİMİNECESİ.
BU ANLATTIKLARIN, SADECE BİLİNÇLİ OLAN İNSAN İÇİN TEMİZ OLAN İNSAN İÇİN KENDİNİ BEDENEN KONTROL EDEN İNSAN İÇİN GEÇERLİDİR..
VE BU DÜNYADA EN KIZILAN AMA EN SEVAP OLAN ŞEY BİR KİŞİYE AĞZININ AYAĞININ TERİNİN KOKTUĞUNU SÖYLEMEKTİR..
BEN BU KONUDA ÇOK SEVAP KAZANMIŞ BİRİYİM!! VE BU YÜZDEN PEK SEVİLMEM!!!

tufan dedi ki...

İlahi ecehan,söyle ve kurtul bu dert'den,hem kendine hemde mesai arkadaşına büyük iyilik etmiş olursun.

Zamanın birinde bir hanım arkadaşıma ağzının koktuğunu utana sıkıla söylemiştim,inanırmısın boynuma atladı,erkek arkadaşı uzak duruyormuş buda sebebini çözememiş bana ne hediyeler almıştı şaşarsın.

Sende ona bu iyiliği yap bence...

Selamlar.