29 Aralık 2009 Salı

Yardım

Eda; 2007 yılında 14 yaşında ve 9.sınıf öğrencisi idi.

Güzel, alımlı, terbiyeli, manevi değerleri çok üstün ve de çalışkan örnek bir insandı o yıllarda.
Ailesi desen ortalamanın üstünde eğitimli ve anlayışlıydı. Gelenek göreneklere son derece bağlı, bazen “bu kadar anlayışlı olmayı nasıl becerebiliyorsunuz" diye hayranlık duyabileceğim kadar örnektiler.
Eda en yakın arkadaşı Hale’nin doğum günü partisine gitmek ister ve ailesinden izin alır.
Aile o kadar emindir ki hem Eda’dan hem Hale’den memnuniyet ve güvenle izin verirler.
Doğum gününe gidilir.
Hale’nin okuldan değil de aynı apartmanda komşusu olan Emir’de kutlamaya davetlidir zira Hale’nin annesi ile Emir’in annesi çok yakın arkadaştır.
Emir kutlama gününde Eda’ya ve diğerlerine büyük yakınlık gösterir.
Eda’ya göre Emir, oldukça sempatik ve ailesinin öğrettiği gibi “doğru” bir arkadaştır.
Kutlama biter, Eda eve döner.
Doğruca odasına gitmek ister. Anne baba kuşkulanır ama yorulmuştur diyerek anlayışla uyumaya gönderirler onu.
Durumdan çaktırmayan ama şüphelenen anne, Hale'nin annesinden Emir'in kim olduğunu öğrenir zira Eda sürekli Emir diye sayıklamaktadır. Ama öğrenince rahatlar ve uykuya güvenle gider.
Bu; onların kızlarıyla ilgili hatırladıkları son / sosyal / olaydır.
Ertesi gün Eda, okula gitmek istemediğini söyler.
Ertesi gün de,
Ondan sonra ki günde.
Aylar birbirini kovalarken, tüm gelişmelerden haberim vardı.
Eda’nın babası, niye kaybettiğini dahi anlamadığı kızına duyduğu özlem ve kızgınlıkla 17 yıllık işyerini kapattı.
Tüm aile; yıllardır biriktirdikleri her şeyi ortaya koyarak aile terapisi almaya başladı.
Eda sustu. Hem de yıllarca sustu.
Her suskunluk; Vahit ve Şule’nin hayatından neler götürdü ben şahidim.
Bugün saat 17.15 ve ben bir toplantının en can alıcı bölümündeyim.
Arayan Vahit, görüyorum, çok merak ediyorum ama cevap veremiyorum.
17.47 toplantı bitti ve derhal aradım. Lütfen şimdi okuyacaklarınızı eğer yapabilirseniz sadece hissedin.
—Ecehan, Eda konuştu…
—Eeee? Ne dedi?
_.
—Vahit, Vahit… Ne dedi? Lütfen...
—Ecehan… Benim kızım, …
—Evet, ne oldu senin kızına?
-…
—Vahit lütfen, ne oldu, iyi misin? Lütfen Vahit, anlat bana…
—Ecehan; kızım… Benim kızım 2 yıldır masum bir günün günahı artık… Hem de en güvendiklerim tarafından yağmalanmış bir yüreğin ölüsü.
—Ne diyorsun sen be! Açık anlat, ben aptalım anlamam Vahit, lütfen aç konuyu…
………
Bip bip bip….
Ve ardından; "aradığınız numaraya şu anda ulaşılamıyor lütfen daha sonra tekrar deneyiniz"…



Rabbim bu denemek ve denenmek nasıl bir şeydir lütfen bu gece yardım et bana!

5 yorum:

suskunbiradam dedi ki...

Şimdi bunu okudum; ben de yedim kafayı. Gerek mesleğim, gerek insana verdiğim değer duygum artık uyutmaz beni...

Bu olay bana şunu da hatırlattı. Babam rahmetlinin son 2 haftasıydı. İstanbul'dan kardeşim aradı. babam çok kötü, hemen uçakla yetiş dedi. Fırtınada zorla uçak bulup İstanbul'a gittiğimde bana dediği, çılırttı beni...

"Şu ana kadar ben kahroluyordum babama baka baka. Uyumuyordum. Sana tel açtım ki; biraz da sen uyuma diye. Ve ben uykusuzluğu sana verdim ben rahat uyudum" dedi...

Birden aklıma bu geldi...

Bilmem anlatabildim mi :)

Selamlarımla...

tufan dedi ki...

Umutların,sevginin ve güvenin yere çalındığı an.
Bu acıyı tahmin etmek zor değil aslında,uzunca bir süre vijdanları sorgularız aklımız erdiğince,sorgularız,sorgularız'da o minicik yürekteki depremi nasıl hissederiz.
Evet kimse uyumasın,uyuyamasın,minicik bir yüreğin umutları çalındı...

orhankaradogan dedi ki...

Biliyormusunuz yüreğim bir kere daha derinden sarsıldı. Hemen hemen her yılsonunda bu ızdıraplarla burkuluruz hep. Ektiğimiz tohumlar, diktiğimiz fidanlar, gün, balo, kutlama maskesi altında telef edilir durur. Sonunda da her ne hikmetse hep "siz haklıymışsınız" derler "Araba devrildikten sonra" yol ve yöntem belirlenmeye başlanır.
"Bir musibet, bin nasihat" misali "Zararın neresinden dönülürse kâr" düşüncesi ile umutlar yeşertilmeli bence.
Çevre ve arkadaş faktörü günümüzde aile ve okuldan çok farklı yönde hizmet vermeye devam ediyor maalesef. Her taraf mayın tarlası ve tuzaklarla dolu gençliğimiz için.
Son olmayacağını bile bile son olmasını dileyerek çok üzüldüğümü paylaşmak isterim. orhankaradogan

newbahar dedi ki...

iki yıl suskunluk!...
sanırım içindeki fırtınalar dinince dile geldi...
kimbilir?
Yaşamayanın anlayacağı türen değil yaşananlar.

uygarradikal dedi ki...

Yeni blog sayfanız hayırlı olsun. Benim uygarradikal olarak blogspotda da sayfam var.

Mutlu ve sağlıklı yıllar.