31 Aralık 2009 Perşembe

...

Dün.


Saat 09.47, Şule ile konuştum bir saat kadar önce.

Ah benim güzel Eda’m, ahhh!!!

Eda doğum gününde Emir’in içmesi için ısrar ettiği birayı içmiş ve sonra koltukta uykuya dalmış.

Uyandığında saçları dağınıkmış ve Emir pis pis gülerken Eda’ya “nasıldı?” diye sormuş.

Eda tek başına yıllarca böyle bir utanç daha doğrusu azap yaşamış. Dün sabah doktoruna durumu anlatıp, kendisine bir iğne yaparak öldürmelerini istemiş. Bunun üzerine doktor bir şekilde ikna edip Eda’yı muayene odasına götürmüş.

Ve şokkk!..

Meğer Eda zannettiği gibi utanç yaşayacağı bir durumda değil yani hâlâ bakire.

Yani bu kız yıllardır; aslında adına müthiş güzel bir aile terbiyesi dediğimiz kıskacın içinde, kirlendiğini düşünerek yaşamış. O tertemiz kalbi ve aklını önyargılarına mağlup ederek.

Uykuya daldığında saçlarını dağıtan pullu kırlent, ilk defa bira içip sızdığı için aslında gayet masumca sorulmuş "nasıldı?" sorusu imiş Eda'ya kendisini pis ve iğrenç hissettiren... 

Ben çok şaşkınım. Bir ergene, neyi, ne kadar anlatmak lazım, o ince çizgi neresidir meğer sandığımdan da önemliymiş.

1-Hiç sorumluluk yüklemeyerek sadece onlar için var etmek ve onları sürekli koruma duygusu,


2-Yetiştirdiğimiz çocukla gurur duyma isteğine hemen son vermemiz mi gerekir acaba?

Geçenlerde Erdal Atabek’in bir yazısını okumuştum, diyordu ki; “çocuklarımızı refahımızın değil hayatımızın ortağı yapalım…”


Bunu hiç bu kadar iyi anlayacağımı ve nelere yol açabileceğini düşünmemiştim doğrusu.


Kıssadan hisse almak isteyene duyurulur…





9 yorum:

tufan dedi ki...

Ah ecehan ahhh....

Şimdi kendimi sorgulamaya başladım..

Ne olacak bakalım...

EBRULİ dedi ki...

Yeni yılın kutlu olsun canımmm,2010 istediğin herrr şeyi getirsin sana.öpüyorum :)

suskunbiradam dedi ki...

Tahnin ettiğim sonuçla karşılaştık. Hep aklımdaydı konu ve sizin sorduklarınızı ben de sorgulamaktaydım.

Umarım toplukmsal bir çare bulunur. Bizlerin şahıs olarak bulduğumuz çareler hiç bir işe yaramıyor kendi dar aile kalıbımız haricinde...

Yeni yılın size tüm mutlulukları getirmesi dileklerimle...

Saygı ve selamlar...

jadore dedi ki...

ilk yazının ardından bu devam yazısı gerçekten şok yaşattı bana.
Geçen 2 yıl var ortada ve bir de rahatlatması gereken bu sonuç.
Gerçekten ibret alınacak bir öykü bu. Ne çok sorumluluk, beklenti yüklüyoruz çocuklarımızın küçücük omuzlarına. Mükemmel olmalarını istiyoruz, kusursuz, örnek insan.
Yaptığımız nasıl bir iyilik acaba?
Yanlış yaparak öğrenmelerine de izin verebilsek.Koruma olayını abartmadan başarabilsek.
Korumayı değil korunabilmeyi öğretmeyi de denesek.
Aldım hissemi gidiyorum sevgili Ecehan.

Mutlu yıllar diliyorum...

tufan dedi ki...

Teşekkür ederim ecehan,sağol.

Selamlar.

hasretsenfonileri, dedi ki...

Hani herkesin dağarcığında, "ben olsam..." diye bir zarf vardır ya... işte onu sana yollamanın zamanı geldi galiba..

Son derece rahatsız olduğum, hatta yayımlamanı saçma bulduğum yazını ilk okuyuşumda o kadar sinirlendim üzüldüm ve gerildim ki, bu şekilde bitirmeni, okuyana ve bu olayı yaşayana saygısızlık olarak bile yorumladım..
Hatta uzunca bir süre sayfana uğramama kararı aldı beynimin bir ucu bana sormadan..
Ben de bugün ona sormadan yine uğrayıverdim sana.. Neyse..tatlıya olmasa da sonuca bağlanması açısından biraz ferahlatıcı..
Ben bu olayın kahramanları için tek bir harf bile yazamam buna ne hakkım var ne de yetkim.. Ama sana bir tavsiyem var ecehan!..
Adına "PAYLAŞMAK" denen iletişim, aslında bir "SANAT" tır. Özen ister.. eğitim dediğimiz ve hiç bilmediğimiz sorumluluk ister... hatalarımızın tecrübe olduğunu anlamamızı ister... allayıp pullamadan marifeti leyleğe yüklemeden neyin ne olduğunu ister gerçek haliyle ister masalımsı anlatılmasını ister..
Yani çocuklarınla ister kız ister erkek olsun eğer ARKADAŞ olabiliyor ve onun güvenini kazanabiliyorsan, bu ona yapacağın çorbadan da börekten de daha değerlidir..
O zaman tüm aklına takılan sorularının cevabını sende bulmaya gelecektir.
Annelik, zor zanaattir..

sihirliyazilar dedi ki...

Mutlu yıllar Ecehan. Yeni yıl sana dilediğin herşeyi getirsin...

Adsız dedi ki...

arkadaşlar bir araştırma yapıyorum baş örtüsü hakkında sizin görüşünüz nasıl? bloguma düşüncelerinizi bırakırsanız çok sevinirim
www.geleceginbasbugualphan.blogcu.com

Ecehan dedi ki...

Bak Sevgili Adsız(!); yorumunu bilerek yayınladım ama benim yazdıkalrımla ne alakası var Allahaşkına? Şimdi bu; bana saygısızlık değil de nedir? Bana ne senin araştırmandan, ya da arkadaşlarımın?
Özellikle Hasretsenfonilerim, ne dediğini öyle iyi anlıyorum ki!
Pes...