30 Aralık 2011 Cuma

Yeni Yıl

Bir kediye sevgiyle bakıp, kafasını okşayabileceğimiz anlar,
Aynı şeylere bakıp aynı mutlulukları duyacağımız dakikalar,
Kendiliğinden gelen mutlulukların çoook olduğu saatler,
Öznesi "biz" olan yüklemli cümleleri çoook kurduğumuz günler,
Şükretmeyi unutmadığımız haftalar,
İyi ki varsın! diye kulağına fısıldayacaklarımızın çook olduğu aylar,
Bir yaş daha sağlıcakla büyüdük dedirten nice nice yıllar,
da DİLİYORUM HEPİMİZE.
Buna mukabil;
Akıp giden zaman içinde bir kafesteyim, her türlü amelde çok ahesteyim, kabrim beni bekliyorken dünyalık hevesteyim, uyandır artık Ya Rab! belki son nefesteyim. . . ! de diyorum Mevlanaca...





29 Aralık 2011 Perşembe

Yılbaşı Kartı Etkinliği'ne devam

Eyooooooo!
İki güzel kartım daha oldu.
Ve de iki güzel kalpten çıkmış güzel dileklerim :-)
Lale Ablam ve Sevgili Noni (+Sevgili Misocuğum) göndermiş. Bakııııın;

  
Sevdiğimiz birşeylere aynı gözlerle bakabilmek ne kadar güzel Allahım!
Teşekkürler kızlarrr, canlarım.
Tabi etkinlik sahibemiz sevgili öğretmenimiz Leylak Dalı'na da, tekraren kocaman sevgiler.
İyi ki katılmışımmmmmmmmm.

28 Aralık 2011 Çarşamba

Aman gene Ecece işte,

Hani bazen;
Küçük, aslında miniminnacık bir isteğin olur da, "git müdürü gör, ondan iste" felan derler.
"Aman" dersin, "ayol bunun için de müdüre mi gidilirmiş?"
Ahan da aynı bunun gibi;
Bazen Allahım'dan bir şey istemeye utanıyorum ya Hu!
"Buncağcık şey için rahatsız edilir mi ayol koskocaman Yaradanım! Destur"
....diyorum.
N'apiym, buram(hani şu en minnak gördüğünüz bulutumsu şey var ya, hah işte o):

Post image for Buna dava açmak kadar salakça bir hareket görmek zor…  öyle diyo.

Kitap Kampanyası'na Katkı

Neslince'nin çağrısı üzerine, kitaplığımdan genç kızlara hitap edeceğini düşündüğüm 3 kitap seçtim.


Bugün kargoya veriyorum, içim gene sevinçli.
Zorlama yok; amma velakin çok fena, "bacılar kardeşler rica etsem sizlerde bi baksanız kitaplığınıza da bir kitap da sizden olsa" diyesim var, dedim gitti ;-)
Evet, insanın kitaplığındaki vedalaşma accık hüzün de veriyor vermesine de, yok yok gene de içinizi kaplayan mutluluğu es geçmeyin der bu Ecehan size...
Her kitap yeni bir hayata yeni bir pencere açabilir, bu yüzden hepsi kıymetlidir, sakın "ya şunu göndersem ne derler" felan diye düşünmeyin. En nihayetinde o yaşlarda siz olsanız ne okumak isterdiniz düşünün ve aklınıza ilk geleni yollayın derim.
İki adresi de tekrarlıyorum;
Adres 1: HINIS ANADOLU LİSESİ YİBO LOJMANLARI ARKASI ERZURUM / HINIS
Adres 2:AĞRI ŞERİFE BACI KIZ TEKNİK VE MESLEK LİSESİ SERDAR KİRENLİ / BİLGİSAYAR TEKNOLOJİLERİ ÖĞRETMENİ MUHAMMED KAMİL YAYKAN /TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI ÖĞRETMENİ Mehmet Akif Ersoy Mahallesi Doğubeyazıt yolu 04100 Merkez/Ağrı 0472 215 76 70

27 Aralık 2011 Salı

Yılbaşı Kartı Etkinliği

Sevgili Leylak Dalı'nın düzenlediği yılbaşı kartı etkinliği, bence harika oldu.
Son 6 kartı bugün postaya verebildim zira hepsini elde hazırlamak istedim. Biraz geç kalmış olabilirim ama özendim işte kendi çapımda ;-))
Bana kart gönderen kıymetli arkadaşlarım, dostlarım;

Kunegond, Sibel;
Düşlerin Rengi, Zeynep;
Defter, Selgin;
Karganın Günü, Esra;
Nazpek, Reyhan;
Bloğu yok ama Tülay Karaeli;
Annemahsustan, Ayşegül;
Sabunlarım, Mine;
Leylak Dalı, Nurşen;
Gökçedeniz, Arzu;

Sizlere kocamanın da kocamanı teşekkürler ederim. Şu gurbet elde, öyle anlamlıydı ki dilekleriniz...
Öyle renkliydi ki gönderdikleriniz, iyi ki varsınız dedirttiniz...


(Bağlantı veremediğim blog arkadaşlarım, sizi bulamadım. Umarım siz bana ulaşırsınız ve temel atarız ;-)  )

26 Aralık 2011 Pazartesi

Bu kadar hikayenin içinde gerçek olmak


"Bu kadar hikâyenin içinde gerçek olmak ne mümkün?" yazmıştım ilk gün blog başına.
Doğruydu.

Kendi hikayelerimizi kendimiz yarattık.
Sonu, aslında başından belli olan filmlerimizi biz çektik.
Her şey ama her şey kendi tercihimizdi,
İşimize gelmedi kader dedik,
İşimize gelmedi şans deyiverdik.
İşimize geldi, başardık dedik,
İşimize geldi, akıl dedik.
Sonu, aslında başıydı; kendimizi kandırmayı tercih ettik.

Ecece-2011

25 Aralık 2011 Pazar

İlmek ilmek örgü birleştirmece

En güzel konu bu, eminim...
Örgü.
Ya kendi başımıza ya da başkalarına ördüğümüz herşey sonuçta bir örgü.
Neyse, sadete geleyim;
Yeni gördüğüm bir örgü birleştirme yöntemi.
Hani özellikle çocuk ve bebek örgülerinde dikiş kabalığı olmasın isteriz ya, hahhh işte, bu tam bunun için uygulanabilir bir yöntem.
Teyzeler işi çözmüş te 40 yıldır haberim yokmuş meğer ;-)

Minyatür Sanatı

Özden Bey, epeyden beri takip ettiğim bir minyatür sanatçısı.
İnsanı insan yapan en önemli unsur diye bangır bangır bağırdığım "sabrın ustası"
Bir hediyesi var ve keşke benim olsa ;-)
Ne mi? Tıkla ve gör.
Onu şu şömine için istiyorum;


ve hepsi;


Hayatı boyunca bir amorti bile çıkmamış Ecehan'a, 2012 güler mi göreceğiz  :-))))
Ustaya saygılarımızla;

24 Aralık 2011 Cumartesi

5,5 TL'ya "gelecek" satın almak ister misin?

Geçen günlerde kızlarımla birkaç kitapçıya uğradık.
Zeynep ve Elif'in almak istedikleri kitaplar vardı.
Bana kalırsa iyi bir okuyucu olmamalarına rağmen, kitap rafları arasında zaman geçirmekten çok mutlu olduklarını gözlerinde okuyorum(!).
Neyse,
Zeynebin dikkati dağıldı biran,
-Hayırdır, ne oldu Zeynebim? dedim.
-Anne şu vitrindeki çocuk dakikalardır içeri bakıyor bir izlesene! dedi.
İzledim. Baktım durumu anlayamıyorum, dışarı çıktım yanına yanaştım ben de kitap bakar gibi.
Adının daha sonra Ahmet olduğunu öğrendiğimiz bu tatlı çocuk, ayakkabıcıda olan annesi izin vermediği için içeri giremediğini ama vitrindeki Saftirik serisi kitaplardan almak istediğini söyleyip;
-Hatta bunun için para da biriktirdim ama annem çok kızıyor kitap almama.........
Gözünden yaş aktı. Avucunu açtı, 2.75 TL vardı.
-İçerdekiler senin kızların mı? diye sordu.
-Evet dedim,
-Çok şanslılar, dedi.
-Niye ki?
-Sen onlara hep izin veriyor musun kitap bakmak(!) için?
-Zaman buldukça evet, dedim.
Zor bir durumdu.
Biliyordum,
Annesi izin vermezken, çocuğa annesini çiğneyip kitap alıp hediye edemezdim.
Ama çok daha iyi biliyordum,
Ahmet, o kitaba kavuşmalıydı.
Kitapçıya parasını ödedim ve kitabı "bugün vitrine en güzel bakan çocuğa kitap hediyesi etkinliği" yaptıklarını söylemelerini rica ettim, zor olmadı çünkü kitapçıyla uzun zamandır ahbap olmuştuk.
Saftirik serisinden bir kitap paketlendi ve dışarı çıkıp çocuğa hediye edildi.
Annesi, ayakkabıcıdan çıktı ve sordu niçin kitap verdiklerini,
Benim ahbap aynı açıklamayı ona da yaptı, kadının gözleri ışıldarken,
-Ayyyy çok sever Ahmet kitapları, annesine çekmiş, dedi ve gittiler.
Ahmet'i anlatacak kelimeler bulacak kadar kelime ustası olmadığımdan.....tahminlerinize bırakıyorum bu anı tahayyül etmeyi dostlar.
Ahmet'le yarım saat sonra, çarşı içinde tekrar karşılaştık, beni görmedi. Bir giyim mağazasına girmiş annesini, kapının önündeki bir taşın üstüne çömelmiş, kitabı okuyarak ve zaman zaman kahkaha atarak, bekliyordu.
Tam döndüm gidiyorum, atkımı çekiştirdi biri, döndüm;
Seni öpebilir miyim, bana şans getirdin, biliyor musun ben o kitabı şansımla kazandım! dedi,
Sarıldık.
Bir 35'lik içsem, böyle darmaduman olamazdım...
Kimbilir? dedim, ne çok okumak isteyip de şu yada bu şekilde kitap bulamayan binlerce çocuk var, kimbilir?...
Ve dün.
Yine Ahmet, bu sefer bizim Ahmet zaman zaman yaptığı gibi adres verdi bloğunda, "hadi" dedi, "emrivaki yapıyorum, durmayın"
Sanki daha birkaç gün içinde yaşadıklarımı, hissettiklerimi görmüş gibi, feci etkilendim.
Karınca kararınca, 3 kitap yollayabildim.
Hemencecik yazı yazmaya fırsatım yoktu ama içine su serpmek istediğimden alelacele bir mail attım kendisine. Çünkü şu yukardaki olayı anlatmasam tadı çıkmayacaktı bu yazının sankim,
Şu 3 kitapcığı göndermek benden birşey götürmedi ama hem bana ve inanıyorum ki okuyacaklara çoook şeyler kazandıracak. Muhteşem bir insan ve muhteşem bir kalem Halikarnas Balıkçısı.


Şimdi bir açık çağrıda benden;

Kitapları yollayacağımız yeni okulun adresi :

Hınıs Anadolu Lisesi
YİBO Lojmanları Arkası
Hınıs / Erzurum
Ayrıca belirtmek isterim ki, PTT Kargo diğerlerinden çok da ucuza kargo hizmeti veriyor. Mesela 2 kiloya kadar olan kargoları 5,5 TL'ya gönderiyor. Yani demem o ki; kitaplığınızda mutlaka artık okumayacağınız ama o gencecik fidanlara yeni ufuklar açabilecek harika kitaplarınız vardır. Silin tozunu, çağırın PTT Kargoyu, 5,5 TL'ya siz de mutlu olun, onları okuyacak o gençler de. Değmez mi?
Hadi bana güzel haberler verin, canlar; biliyorum vereceksiniz ;-)
Ecehan yada Ahmet, Mehmet için değil; açın pencerenizi ve gökyüzüne bakın; ve sadece hissettikleriniz için yapın yapmak istediğinizi...
Bir çocuğa "şanslıyım ben" dedirtmek için yapın mesela,
Yapın ki; gelecekten bir şeyler beklemeye hakkınız, çorbada tuzunuz olsun.
Mutlu hafta sonları dilerim.










23 Aralık 2011 Cuma

Mavi Sürgün

Bitti işte... İşte sürgün de bitti. Benim dışımdaki bu haksızlıklar, bu namussuzluklar ne olacak ? Hiç bir şey olmayacak.

İstanbul’a dönünce, “Ooo, Cevat Bey, nasılsınız ? Nerelerdeydiniz ?”

İnsan insanın kurduymuş. 
 Şimdi kendime soruyorum : Gitmek mi, kalmak mı ? Nereye gitmek, nerede kalmak. 
 Sıradan bir insan gibi kalmak. 
 Aya, yıldızlara bakmak. 
 Denizin mavisini görmek. Onun verdiği nimetleri paylaşmak.

Yerin kaç metre altından suyu çıkartıp bahçesini sulamak için atı olmayana, bu işi kendin yapmak ve şükretmek. Yarım saat önce bir tohum dikmek, hayattan yarım saat kazanmaktır.

Yeniden yazmaya başladım. Vurgun yiyen süngercileri, şehrin zavallı orospusunu, kendim gibi bir tahtası eksik olanları...

Bir sen varsın anneciğim, düşlerimde uzattığım elimi tutan...

.......

Okuduğunuz satırlar, "Mavi Sürgün" filminin, Balıkçı’nın ağzından anlatılan son bölümüdür. 6 Ekim 2005 yılında Balıkçı'nın kızı Sayın İsmet Noyan tarafından nakledilmiştir.