İstanbul’a dönünce, “Ooo, Cevat Bey, nasılsınız ? Nerelerdeydiniz ?”
İnsan insanın kurduymuş.
Şimdi kendime soruyorum : Gitmek mi, kalmak mı ? Nereye gitmek, nerede kalmak.
Sıradan bir insan gibi kalmak.
Aya, yıldızlara bakmak.
Denizin mavisini görmek. Onun verdiği nimetleri paylaşmak.
Yerin kaç metre altından suyu çıkartıp bahçesini sulamak için atı olmayana, bu işi kendin yapmak ve şükretmek. Yarım saat önce bir tohum dikmek, hayattan yarım saat kazanmaktır.
Yeniden yazmaya başladım. Vurgun yiyen süngercileri, şehrin zavallı orospusunu, kendim gibi bir tahtası eksik olanları...
Bir sen varsın anneciğim, düşlerimde uzattığım elimi tutan...
Yerin kaç metre altından suyu çıkartıp bahçesini sulamak için atı olmayana, bu işi kendin yapmak ve şükretmek. Yarım saat önce bir tohum dikmek, hayattan yarım saat kazanmaktır.
Yeniden yazmaya başladım. Vurgun yiyen süngercileri, şehrin zavallı orospusunu, kendim gibi bir tahtası eksik olanları...
Bir sen varsın anneciğim, düşlerimde uzattığım elimi tutan...
.......
Okuduğunuz satırlar, "Mavi Sürgün" filminin, Balıkçı’nın ağzından anlatılan son bölümüdür. 6 Ekim 2005 yılında Balıkçı'nın kızı Sayın İsmet Noyan tarafından nakledilmiştir.