Dün öğleden sonra kendime, "akşama ne pişireyim, eve giderken ne alayım" diye sora sora bi hâl oldum. İş çıkışı markete mi gideyim, kasaba mı uğrayayım derken vazgeçtim, evde ne bulursam onlarla yeni bişey uydurayım dedim, direkt eve geçtim.
Patates ve dolapta bulduğum kabakları verev verev irice doğradım, yeni bahar, kimyon, karabiber, tuz, biber salçası, azcık da su ve zeytinyağı ilave edip malzemeyi bu karışımla karıştırdım. Dolaptaki etten köfteler yaptırdım küçük kızımcığıma -sağ olsun, dizisini izlerken yoğurdu ve şekillendirdi- ve tüm malzemeyi fırın poşetine atıp, 180 derecede 1 saate yakın pişirdim. Kendi suyu ve lezzeti fırın poşeti sayesinde içinde kalınca ve araya kabak girince herkes çok beğendi. Ahım şahım bi yemek olmasa da anlatma maksadım aslında geçtiğim yeni uygulama; yeni almadan, evdeki malzemeyle ne oluyorsa onu uydur uygulaması bu, bu bakımdan önemli benim için.
Baktım bütçeyi korumak hoşuma gitti, doğruca soğutucunun başına geçtim. Önceden hazırlayıp paketlediğim enginar tabaklarını dörde böldüm, yine önceden ayıkladığım iç bakladan bi poşet de ilave edip, iri kıyılmış soğan, yarım limon (enginarların üzerine) 2 küp şeker ve zeytinyağı, az su ilavesiyle düdüklüyü attım ocağa, 35 dakika sonra bi de zeytinyağlı yemek hazır olmuş oldu. Az bi miktar akşam yendi ama ben zeytinyağlıları asıl 1 gün sonra yemeyi ve ikram etmeyi sevdiğim için bugün tüketilmek üzere dolaba girdi. Bu çoook pratik tarif kayınvalidemin, o neredeyse tüm tencere yemeklerini -etli de olsa- bu mantıkla yapıyor. Hiç uğraşmıyor et kavur, soğan kavur, bilmem ne yap, onu koy, bunu dök filan, hooop hepsi düdüklüye, yarım saat sonra hazır. Ben önceleri bu yöntemi kullanmazdım ama özellikle zeytinyağlılarda artık deniyorum ve şimdilik gayet de hoşuma gidiyor.
Patates ve dolapta bulduğum kabakları verev verev irice doğradım, yeni bahar, kimyon, karabiber, tuz, biber salçası, azcık da su ve zeytinyağı ilave edip malzemeyi bu karışımla karıştırdım. Dolaptaki etten köfteler yaptırdım küçük kızımcığıma -sağ olsun, dizisini izlerken yoğurdu ve şekillendirdi- ve tüm malzemeyi fırın poşetine atıp, 180 derecede 1 saate yakın pişirdim. Kendi suyu ve lezzeti fırın poşeti sayesinde içinde kalınca ve araya kabak girince herkes çok beğendi. Ahım şahım bi yemek olmasa da anlatma maksadım aslında geçtiğim yeni uygulama; yeni almadan, evdeki malzemeyle ne oluyorsa onu uydur uygulaması bu, bu bakımdan önemli benim için.
Baktım bütçeyi korumak hoşuma gitti, doğruca soğutucunun başına geçtim. Önceden hazırlayıp paketlediğim enginar tabaklarını dörde böldüm, yine önceden ayıkladığım iç bakladan bi poşet de ilave edip, iri kıyılmış soğan, yarım limon (enginarların üzerine) 2 küp şeker ve zeytinyağı, az su ilavesiyle düdüklüyü attım ocağa, 35 dakika sonra bi de zeytinyağlı yemek hazır olmuş oldu. Az bi miktar akşam yendi ama ben zeytinyağlıları asıl 1 gün sonra yemeyi ve ikram etmeyi sevdiğim için bugün tüketilmek üzere dolaba girdi. Bu çoook pratik tarif kayınvalidemin, o neredeyse tüm tencere yemeklerini -etli de olsa- bu mantıkla yapıyor. Hiç uğraşmıyor et kavur, soğan kavur, bilmem ne yap, onu koy, bunu dök filan, hooop hepsi düdüklüye, yarım saat sonra hazır. Ben önceleri bu yöntemi kullanmazdım ama özellikle zeytinyağlılarda artık deniyorum ve şimdilik gayet de hoşuma gidiyor.
Madem yemek yazısı oldu gibi bu, pazar akşam da hamsi kuşu yapmıştım, dövmeli -kabuğu alınmış buğday, aşurelik buğday da denilen ama bizdeki yöresel adı dövme- mercimek çorbası ve roka salatası ile mideye indirmiştik, bak şöyleydi;
Hamsi için ilk kar denize düşmeden yemem derdim ama bu sene daha fazla beklemeye dayanamayıp, az da olsa deneyelim dedik. Marmara hamsisi idi ve gerçekten çok güzeldi. Özlemişlik de araya girince (bir şeyleri özlemek ne kadar güzel değil mi? Özleyen ve özlenen olmak...) bir de babacık onları balkonda küçük tüpte kızartmayı kabul edince mi dadından yinmez oldu bilemedim tabi ;)) Ara sıra bu tür hoşlukları çok seviyorum, ruhum okşanıyor valla ;))
Neyse işte..
Yarın annem evine dönecek, yine kalacağız kendi başımıza, sonra 24'ünde büyük kızımcığımın okulu açılacağı için o da gidecek. Bu yıl ünv.sınavı sonrasında evimiz hiç boşalmadı, ya misafir vardı, ya biz bir yerlerdeydik, muhtemelen uzun zamandır bu kadar aralıksız kalabalıklar dönemimiz olmamıştı. Ve çoğu zaman çok güzel geçti, inşallah darısı seneye olsun.
Haa bu arada akşamları yeğenime yaz başında başladığım turkuaz renkli şalı dürtüklüyorum ara sıra. 3.ipe geçtim, sanırım bunu bitirince tamamlanmış olur, sonra da püskül mü ne olur bilemediğim bir kenar yapma işi kalmış olacak.
Haaa haaa, bir de bahçe sakinleştirme işinde az bi yol daha aldık, çit bitkilerini söktük biraz, aman ne hoşuma gitti, anlatamam. Sakinlikte hayat var diyorum da başka da bişeycikler demiyorum şimdilerde. Şööle iyi bir sakinlediğinde bom boş bir bahçe resmi çekesim ve buraya koyasım var, hadi inşallah bakalım.
Şimdilik bu kadar...






