11 Eylül 2018 Salı

Yemekler filan

Dün öğleden sonra kendime, "akşama ne pişireyim, eve giderken ne alayım" diye sora sora bi hâl oldum. İş çıkışı markete mi gideyim, kasaba mı uğrayayım derken vazgeçtim, evde ne bulursam onlarla yeni bişey uydurayım dedim, direkt eve geçtim.
Patates ve dolapta bulduğum kabakları verev verev irice doğradım, yeni bahar, kimyon, karabiber, tuz, biber salçası, azcık da su ve zeytinyağı ilave edip malzemeyi bu karışımla karıştırdım. Dolaptaki etten köfteler yaptırdım küçük kızımcığıma -sağ olsun, dizisini izlerken yoğurdu ve şekillendirdi- ve tüm malzemeyi fırın poşetine atıp, 180 derecede 1 saate yakın pişirdim. Kendi suyu ve lezzeti fırın poşeti sayesinde içinde kalınca ve araya kabak girince herkes çok beğendi. Ahım şahım bi yemek olmasa da anlatma maksadım aslında geçtiğim yeni uygulama; yeni almadan, evdeki malzemeyle ne oluyorsa onu uydur uygulaması bu, bu bakımdan önemli benim için.



Baktım bütçeyi korumak hoşuma gitti, doğruca soğutucunun başına geçtim. Önceden hazırlayıp paketlediğim enginar tabaklarını dörde böldüm, yine önceden ayıkladığım iç bakladan bi poşet de ilave edip, iri kıyılmış soğan, yarım limon (enginarların üzerine) 2 küp şeker ve zeytinyağı, az su ilavesiyle düdüklüyü attım ocağa, 35 dakika sonra bi de zeytinyağlı yemek hazır olmuş oldu. Az bi miktar akşam yendi ama ben zeytinyağlıları asıl 1 gün sonra yemeyi ve ikram etmeyi sevdiğim için bugün tüketilmek üzere dolaba girdi. Bu çoook pratik tarif kayınvalidemin, o neredeyse tüm tencere yemeklerini -etli de olsa- bu mantıkla yapıyor. Hiç uğraşmıyor et kavur, soğan kavur, bilmem ne yap, onu koy, bunu dök filan, hooop hepsi düdüklüye, yarım saat sonra hazır. Ben önceleri bu yöntemi kullanmazdım ama özellikle zeytinyağlılarda artık deniyorum ve şimdilik gayet de hoşuma gidiyor.


Madem yemek yazısı oldu gibi bu, pazar akşam da hamsi kuşu yapmıştım, dövmeli -kabuğu alınmış buğday, aşurelik buğday da denilen ama bizdeki yöresel adı dövme- mercimek çorbası ve roka salatası ile mideye indirmiştik, bak şöyleydi;


Hamsi için ilk kar denize düşmeden yemem derdim ama bu sene daha fazla beklemeye dayanamayıp, az da olsa deneyelim dedik. Marmara hamsisi idi ve gerçekten çok güzeldi. Özlemişlik de araya girince (bir şeyleri özlemek ne kadar güzel değil mi? Özleyen ve özlenen olmak...)  bir de babacık onları balkonda küçük tüpte kızartmayı kabul edince mi dadından yinmez oldu bilemedim tabi ;)) Ara sıra bu tür hoşlukları çok seviyorum, ruhum okşanıyor valla ;))
Neyse işte..
Yarın annem evine dönecek, yine kalacağız kendi başımıza, sonra 24'ünde büyük kızımcığımın okulu açılacağı için o da gidecek. Bu yıl ünv.sınavı sonrasında evimiz hiç boşalmadı, ya misafir vardı, ya biz bir yerlerdeydik, muhtemelen uzun zamandır bu kadar aralıksız kalabalıklar dönemimiz olmamıştı. Ve çoğu zaman çok güzel geçti, inşallah darısı seneye olsun.
Haa bu arada akşamları yeğenime yaz başında başladığım turkuaz renkli şalı dürtüklüyorum ara sıra. 3.ipe geçtim, sanırım bunu bitirince tamamlanmış olur, sonra da püskül mü ne olur bilemediğim bir kenar yapma işi kalmış olacak. 
Haaa haaa, bir de bahçe sakinleştirme işinde az bi yol daha aldık, çit bitkilerini söktük biraz, aman ne hoşuma gitti, anlatamam. Sakinlikte hayat var diyorum da başka da bişeycikler demiyorum şimdilerde. Şööle iyi bir sakinlediğinde bom boş bir bahçe resmi çekesim ve buraya koyasım var, hadi inşallah bakalım.
Şimdilik bu kadar...

7 yorum:

  1. Bu yaz benim de bol koşuşturmacalı geçti. Kardeşim buradaydı ve çocukla birlikte bir harala gürele işte... Ne kadar onları çok özlesem de şimdilik sakinleşmek ruhuma çok iyi geldi itiraf ediyorum :)) Eskiden yalnızlığı sevmeyen ben yalnızlık aşkıyla dolup taşıyorum hahahaaaa :))

    Bu arada yemecikler şahane gözüküyor ♥ Ellerine sağlık bacım

    YanıtlaSil
  2. Eh, hem sana hem Şebnem'e olsun yorumum. Ben de az önce blogda bir yazı yazdım. Sakinleşmek istiyorum yazının ana fikri. Ruhumda bir yordunluk ki sormayın gitsin. Resmen kafam karışık ve kafamı toparlayamıyorum. Eve gidiyorum ama hiçbir şey yapmıyorum. Resmen saatleri öldürüyorum ve bu durumdan hiç memnun değilim. Derhal kendime gelmeye karar verdim. Ülkenin durumu, işlerin birden durması, herkesin olan bitenden şaşkına dönmesi normal işleyişi durdurdu. İçimde bir telaş, bir endişe. İşler ne olur, milletin hali nice olur diye düşünüyorum. Emekli mi olsam diye düşündüm resmen. kendi emekliliğimi kendim onaylıyorum bu durumda :)
    Okullar açıldı diye çok mutluyum. Bari yapacak, meşgul olacak bir şey bulurum da kafam yerine gelir diye düşünüyorum. İşte böyle. Arkadaşlarımı bulunca derdimi anlatmadan edemedim.
    Öperim her birinizi.

    YanıtlaSil
  3. Şebnemciğim; evet aile,arkadaş, akraba vs kalabalık çok güzel ancak gerçekten akşam hiç değilse eve gelince sakince bir koltuğa uzanmak da bir ihtiyaç oldu bizler için. Yazlarımız böyle dolu dolu geçince kışı fırsata çevirebilir, sıkıldığımız an olursa da bu hengameli anları düşünüp rahatlarız inş.diye düşünüyorum.
    Kocaman öptüm seni..

    YanıtlaSil
  4. Özlemciğim ah ne iyi ettin de sesini duyurdun, merak da etmeye başlamıştım aslında. Demek biraz mevsimsel, biraz yaz sonu ruh durumu bu hallerimiz... Ay şu anda kahve içmeye buluştuk da birbirimize anlatıyoruz gibi hissettim ;)) Memleketle ilgili duruma gelince, trajikomik ama bir yakınım geçen hafta bana "evde sürekli a haberi izliyorum, orda herşey güllük gülistanlık anlatılıyo, gerilmiyorum hiç değilse" diye ilginç bir öneride bile bulundu bana. Valla artık çok düşünecek bir durum da yok, gidişat gayet belli ama buna tam kafayı taksam hastalanırım ben.
    Sen yine güzel tatil planlarınla, Paris sevginle bize ilham vermeye devam lütfen bacım. Ne bileyim bi örgü başla, bize de resim çek göster hergün, buradan haberleşelim, meşguliyetlerimiz keyfe dönüşsün, olur mu? Ya da hadi bulun bi etkinlik başlatalım filan. Görev edinmemiz lazım galiba kafaları boş bırakmamak için artık.
    İyi ki geldin, kocaman öpüyorum seni/sizi...

    YanıtlaSil
  5. Evdekilerle birşeyler pişirme moduna ben de girerim bol bol. Hem dolaplar ferahlıyor hem de yaratıcılığım çalışıyor :)

    Balık zamanı geldi, Can artık her gün balık ister. Hiç mi bıkmaz bir insan :) Geçen sene çok hamsi yiyemedik, umarım bu sene bol olur.

    YanıtlaSil
  6. Afiyet olsun, pratik fikirli insan olaraktan başarılısın. Ben asla pratik değilim, özellikle mutfak konusunda.
    sEVGİLER,

    YanıtlaSil
  7. Kışın ben sanki daha yoğunlaşıyorum. Projeler yıl sonu bezdiriyor, yetişecek diye. Yazları biraz daha sakin oluyorum. Benim için huzur ve sakinlik bitti sanırım :(( Yaşasın balık mevsimi geldi. Zaman Palamut, hamsi için az daha soğumaya ihtiyaç var. Şu anda Marmara çıkmıştır, iri ama biraz daha lezzetli olur, havalar soğumadığı için yağlanmamıştır henüz. Az kaldı Karadenize. Ev yemeği gibisi var mı diyorum son olarak.

    YanıtlaSil