10 Eylül 2018 Pazartesi

Huzurlu yorgunluklar...

Önceee, o beni çok mutlu eden yorumlarınız ve dualarınız için çok teşekkür ederim...
İyi ki varsınız ve hep var olun olur mu güzel dostlar...
Evettt, gittik, kaydımızı olduk, ardından bi 3 günlük Çeşme-Alaçatı tatili yaptık, yorgunluklarımızı hafiflettik, döndük evimize...
Küçük kızımcığımın buradaki okulu da başlamıştı aslında önceki hafta ama hem ablasının mutluluğunu eksiksiz yaşayalım hem de bu sene kendi sınavı öncesinde tercihlerine yardımı dokunur diye hep beraber gittik, anneannemiz de zaten bu keyifli gün için bizimle birlikte gelmişti buraya.
Denizli'yi Tıp Fakültesi için tercih etme sebeplerimiz vardı tabi, bölgenin eğitim ve araştırma hastanesi olması, öğretim üyesi kadrosunun zenginliği (ki bu acı bir gerçek de olsa, pek çok bölüm gibi tıp fakültelerinin pek çoğunda da bu yetersizlik sorunu var, hocalar şu yada bu şekilde görevlerinde değiller ve kocaman kocaman fakültelerin öğrencileri içler acısı bir durumda), organ nakli vs konusunda Türkiye'nin sayılı merkezlerinden biri olmaya aday olması vs vs ama şehrin bu kadar göz doldurucu şekilde yapılanmış olabileceğini ve bu kadar beğeneceğimizi de pek ummuyorduk aslında. Hatta bu okula gelinceye kadar türlü sebeplerle tercih etmediğimiz pek çok okul da vardı, onca puan da boşa gidiyor gibi de hissediyorduk ama gerçekten gidince gönlümüz tamamen ferahladı, iyi ki de, iyi ki de burası olmuş dedik hep. Kayıt sırasında beyaz önlük giyme törenleri için beden ölçüsü alıyorlardı, tabi benim için tam fotoğraf çekmelik bir an oldu bu. Yavrukuşum o sabah saat 07:00'den 16:50'ye kadar heyet raporu alabilmek için hastanede helak olduysa ve yorgun görünüyorsa bile kaçmaz bi andı bana göre, kaçmadı da tabi, bi de dışarda bi resim diye çok dil döktüm, sonunda başardım ama..




En yakın arkadaşı ile birlikte aynı okulu kazandılar demiştim ya, ha işte onunla birlikte kalacağı özel bir yurda da yerleştirdik onları. Şimdilerde öğrenci olmak benim zamanımla hiç kıyaslanamaz tabi, 7/24 güvenlik, sıcak su, odalarında banyo, buzdolabı, tv, kütüphane, dinlenme salonu, kafeteryaları, yemekhaneleri, resepsiyonları, dolapları, kitaplıkları ve derken bi öğrenci için nimet sayılabilecek her türlü imkâna sahipler artık. Ben Samsun'da okurken, devlet yurdunda kaldıydım ilk 3 sene ve kız bloğunun alt katı baya bildiğin Türk Hamamı idi. Haftada 1 gün sıcak su verilirdi, maksimum yarım saat sıcak su akardı, ya banyo yapmak yada o hafta banyondan feragat edip çamaşırını yıkamak zorundaydın ;(( Hatta hiç unutmam bir keresinde bornozumu yıkamıştımda asacak yer bulamamıştım çamaşır serme odasında da(evet yanlış değil, böyle bir oda vardı, çamaşır 3 günde kurumazdı, duvarda sıra sıra ipler vardı) odadaki ranzamın korkuluğuna sermiştim pazar gecesi, pazartesi erkenden okula gidip akşam geldiğimde bembeyaz bornozumu yere atılmış ve bir de çamurlu ayakkabı ile tepelenmiş bulmuş, sinir krizi geçirmiştim. Yurt müdiresi Necla denen cadalozla koşa koşa kavga etmeye gittim, odasının kapısını tekmeledim, hesap sorduydum. Cadaloz sadece "oh iyi yaptım, odalara çamaşır asmak yasak, o kadar, şimdi defol!!" dediydi bana. Aradan 29 yıl geçti, ben o cadalozun sesinin tınısını bile unutmadım. Neyse işte bizim zamanımız gibi değil diyordum ya ha işte buna çok sevindim...
Neyse işte, sonrasında dayımın ısrarlı daveti ile Alaçatı'ya gittik, bi 3 gün havuza gir çık, yemek yap ye, gez yaptık ve eve döndük. Bi döndük su yok, bizim kurum su hattını değiştirmiş, hafta sonu susuzluğu çok kötü bişey, bi kere daha anladım ;)) Ben bu arada cuma pazarından bi de 15 kg kışlık domates aldırdıydım mı.... Neyse cts hallettik su hattı yenileme işini, temizlik, çamaşır vs derken pillerimiz bitti, pazar günü domatesler soyuldu, doğrandı, paketlendi ve soğutucuya yerleşti. Kızlar bu işin bittiğini düşünürken "tabi bu devede kulak, en az 20 kg daha almamız gerek" dediğimde, "neeeeeeeeee, n'apcazzz yaaa bu kadarrr domatesi, abartma anneeeee" çığlıkları atıp durdular. E ne bilsinler, geçen sene bir kısmına küçük kızımcığım yardım etmişti ama genel miktardan haberleri de yokmuş, yaptırmamışım hiç onlara ;)) Neyse işte ben bi 20 kg daha yumurta domates bulma peşindeyim, onlar almayacağımı, bulamayacağımı sanadursunlar. En kötü ihtimalle mahallemizin manavından söz aldım, çarşamba getirecek ;))
Başka ne yaptım, hah bahçe... Bahçemizin düzenini, bitki yerleşkelerini tamamen yenileyip, bahçeyi biraz ferahlatmaya kesin karar verdim. Dayımın bahçesindeki sakinliğe vuruldum, anacım meğer ben bahçeyi çingen çadırına çevirmişim, onu da dik, bunu da dik derken. Yok artık kesin sakinleşeceğim hatta şu malum yoğun harcama dönemini atlatıp, balkonun bahçeye açılan o ön duvar ve trabzanları da söktürücem, veranda gibi olacak ve bahçeye düz ayak inilsin balkondan istiyorum... Aslında her bir bitki aldığımda ve bu ille de şuraya dikilecek dediğimde babacık hep söylemişti bunları, "çok kalabalık oluyor, sıkılacaksın, sök diyeceksin, o oraya olmaz, bu buraya olmaz vs" diye. Neyse işte n'apim öyle yapasım varmış o zaman, şimdi de böyle yapasım var.
İşte böyle...
Mesai arası biter, ben kaçarım.

10 yorum:

  1. Ececim büyük işlerin hepsi hallolmuş, ne güzel, sağlıkla başarıyla okusun inşallah. Bizim mahallemiz de tam bir öğrenci yeri çok fazla özel yurt var, dediğin gibi şimdilerde öğrenci olmak çok farklı, çok daha şanslılar, çok da hızlısın maşallah, öğrencini yerine yerleştirdin kışlık hazırlıklara el attın, hamaratsın. Bahçe işlerinde de kolaylıklar, oradaki huzur ve dinginliği düşünebiliyorum ne ekili olursa olsun :)
    not: Bizim Ankarada buluşabilme ihtimali yattı ama umarım bir başka neden olurda gelirsin öperim çok ;)

    YanıtlaSil
  2. Deryacığım, sağol canım, darısı Çınar'a olsun inşallah.
    not: Evet ama çok da özledim aslında Ankara'yı -ki pek de sevmediğimi düşünürdüm- bi fırsat olur belki buluşuruz, ah bilsen bunu ne çok istiyorum...

    YanıtlaSil
  3. Amin Ececim... İnşallah bir fırsat olur sa gelirsin o zaman, ben de bir gün özlermiyim acaba burayı? sanmıyorum :)

    YanıtlaSil
  4. Ne mutlu oldum Ece, kızını yürekten kutlarım.Onun için yeni bir dönem başlıyor, başarı ve mutluluk diliyorum..
    Seni de kutlarım ne güzel yetiştirmişsin.. Domates çılgınlığın bana anne ve babamı hatırlattı :) Bilirim, rendele rendele bir hal olup üstüne tarhana ovaladığımı biliyorum.. Ama hepsi öyle güzel şeyler ki... Şu an bir tane domatesi böle böle kullanıyorum burada...

    Afiyetle tüketin inşallah..
    Kocaman sevgilerimle

    YanıtlaSil
  5. ayy hadi hayırlı olsun...huzurla okusun kızın... yolu da zihni de açık olsun... o yurt anısını bornoz yerine makyaj malzemeleri ile değiştirdik mi, al benim ünv. yurt hayatım sana...yalnız benim cadalozun adını unuttum... o meymenetsiz yüzü gözümün önünde ama hala... :))))

    YanıtlaSil
  6. Ooo! Ne güzel doktor annesi olmak. Hayırlı olsun inşallah.

    YanıtlaSil
  7. Vallahi bu çocukları görünce göğsüm kabarıyor yeminle... Ne kadar gururlansanız az...
    Önlükte şahane yakışmış ♥

    YanıtlaSil
  8. Çook tatlısınızzzz, Şebocum, fısıltılar, ruşyenam, Ezgiciğim... çoook teşekkürler... darısı sizlere olsun <3

    YanıtlaSil
  9. tebrik ediyorum, başarılar dilerim kızınıza.

    YanıtlaSil
  10. Tatlı telaşlar.Okul kayıt sırasında yurt ararken ev arkadaşı bulmuştum. Üstelik evi de bir kaç saat içinde tutup. İzmir' e dönerken hem kayıt olmuştum, hem ev tutmuştum hem de ev arkadaşı bulmuştum. Hatta ev arkadaşları. İlk ev arkadaşımı yurtları gezerken buldum, ikincisini de şehir içi otobüste ev işlemlerini yapıp dönerken. Hepsini bir gün içinde yapmıştım, çok yorulmuştum ama değmiştim. Akşam İzmit-İzmir arası 7 saat uyumuştum. Sabah babama kayıt oldun mu deyince, oo dedim ev bile tuttum. Biraz daha zamanım olsa eşya da alacaktım. O zamanlar yurt zor çıkardı, özel yurtlar da belli görüşlerin yurtlarıydı.

    YanıtlaSil