Hani şu yazıda sizi Dimitri ile tanıştırmıştım, biliyorsunuz evimizin, kızımcığımların çok istedikleri ikinci minik dostumuz. 80 gün olmuş evimize geleli, gelgelelim o gün bugün evde atraksiyon hiç bitmedi, bitmiyor.
Dimitri oldukça büyüdü ve harikulade bir kedi oldu. Çok ama çok oyuncu, hiç Mualla gibi değil be bakımdan. Ve sürekli onunla oynamak isteği var, Mualla sürekli bir hırlama ve mutsuzluk içinde 80 gündür. Yaklaşık 2 aydan beri alt kattaki tuvalet klozetinin üzerinde yaşamak istiyor, salona gelmemek için ve buna rağmen Dimitri onu, orada da yalnız bırakmıyor. Kedi deyip geçilmeyeceğini bir kez daha anladım ki; bebekken bile yapmadığı huysuzluklar yaparak, bize sıkıntısını anlatmaya çalışıyor Mualla... Evin her yerine tuvaletini yapmaya başladı mesela... Ölmeyecek kadar yemek yiyor, iştahını tamamen kaybetti.Klozetten uzak tutmaya çalıştığımızda en kuytu köşeye geçmeye, Dimitri'den mümkün mertebe gizlenmeye çalışıyor, gerçi tüm çabaları da nafile çıkıyor. Ev ahalisi olarak biz bu durumdan oldukça yorulmuş durumdayız. Havalar sıcak olduğu için koku daha bir etkili oluyor ve biz sürekli evin bir yerinde bir kaka parçası var mı aranıp duruyoruz. Ve daha bir sürü şey işte... Evcek Mualla'ya çok üzülüyoruz, en çok da ben sanırım. O çok uslu, onay almadan yanıma bile gelmeyen, hiç rahatsız etmeyen, tertemiz bir kediyken şimdiki haline çok üzülüyorum. Aslında o ilk yazımda da belirttiğim gibi "Mualla ne yapar, nasıl karşılar sorularıyla aklım zaten karışıktı."
Dimitri oldukça büyüdü ve harikulade bir kedi oldu. Çok ama çok oyuncu, hiç Mualla gibi değil be bakımdan. Ve sürekli onunla oynamak isteği var, Mualla sürekli bir hırlama ve mutsuzluk içinde 80 gündür. Yaklaşık 2 aydan beri alt kattaki tuvalet klozetinin üzerinde yaşamak istiyor, salona gelmemek için ve buna rağmen Dimitri onu, orada da yalnız bırakmıyor. Kedi deyip geçilmeyeceğini bir kez daha anladım ki; bebekken bile yapmadığı huysuzluklar yaparak, bize sıkıntısını anlatmaya çalışıyor Mualla... Evin her yerine tuvaletini yapmaya başladı mesela... Ölmeyecek kadar yemek yiyor, iştahını tamamen kaybetti.Klozetten uzak tutmaya çalıştığımızda en kuytu köşeye geçmeye, Dimitri'den mümkün mertebe gizlenmeye çalışıyor, gerçi tüm çabaları da nafile çıkıyor. Ev ahalisi olarak biz bu durumdan oldukça yorulmuş durumdayız. Havalar sıcak olduğu için koku daha bir etkili oluyor ve biz sürekli evin bir yerinde bir kaka parçası var mı aranıp duruyoruz. Ve daha bir sürü şey işte... Evcek Mualla'ya çok üzülüyoruz, en çok da ben sanırım. O çok uslu, onay almadan yanıma bile gelmeyen, hiç rahatsız etmeyen, tertemiz bir kediyken şimdiki haline çok üzülüyorum. Aslında o ilk yazımda da belirttiğim gibi "Mualla ne yapar, nasıl karşılar sorularıyla aklım zaten karışıktı."
Haklı çıkmanın ne menem birşey olduğunu öğreneli çok oldu ve sevmiyorum ama yine öyle oldu...
Şimdi güzel Dimitri'ye yeni bir yuva bulmak istiyorum ve Mualla'yı eski mutlu günlerine döndürmeyi... Zor bir durum bu...
Geçen hafta Zeynepçiğimin istediği örgü büstiyer denemesi yaptım. Plajda giymek istedi, beyaz renk seçti, aslında tamamlandı ama resmini çekmemişim ;)) Çok beğendi ve çeşitli renklerde olsun bile istedi. Dün bir de turuncu renge başladım, tamamlanmadı ama şimdilik durum böyle;
Sırada bir de sarı renk olacak. Gayet az zamanda biten ve çok işe yarayacak bir ürün olacağından örerken keyfime diyecek yok. Akşamları yemekten sonra açıyoruz bir film yada belgesel, hem ailecek vakit geçiriyoruz hem de ben örüyorum. Haa bu arada geçen hafta sonu yeğenciğim oğlumcuğum geldi tek başına bize... Tüm yazı bizimle geçirmek istediği için evden kaçarcasına hem de ;)) Çok ama çok akıllı, uyumlu ve özellikle kuantum fiziğine dehşetengiz bir merakı var, tabii haliyle bu beni uçuruyor. Bir de -iştahsız bir çocuk olmasına rağmen- yaptığım yemeklere bayılıyor ve beni tatmin edecek kadar yiyor. Bunun nasıl bir mutluluk olduğunu bilen bilir ;)) Teyzeliğimin zirvesini yaşıyorum resmen.
Dün akşam aramızda şöyle bir diyalog geçti;
O :Teyzeciğim, ablam ehliyet kursunu bıraksa da olur aslında
Ben : Nasıl yani
O : E ışınlanmayı bulmak üzereyiz ya, bence ehliyete gerek duymayacak
Ben : Kim bulmak üzere, biz mi?
O : Eeeee tabii ki biz teyzeciğim, seninle ikimiz pekçok buluşa imza atacağız, farketmiyor musun yoksa?
Ben : Haaaa, -hık, mık- öyle mi diyorsun?
O : Teyzeciğim şüphen yok değil mi?
Ben : Hee yok çoccuğum yok, buluruz tabi, onu da buluruz ;)))
Diyaloğa sebep şu ki; ikimizde fiziğe ilgi duyuyoruz, özellikle de kuantum fiziğine. (Hatta ben zaman zaman keşke bu isteği lise yıllarımda duyaydım da diyorum) Birbirimize kitap öneriyor ve mutlaka ikimizde okuyoruz aynı kitabı. Ne var ki o daha 11 yaşında. Zorlanır mı acaba, şimdiden başlarsa usanır mı diye de endişelenmiyor değilim ama durdurmuyor zaten o. 2 kişilik whatsap gurubumuz var, o kurdu, adı da Uzay, 51.bölge, EVREN evet tam böyle ;)) Dün eve ayak attığım an geldi yanıma, karda batmadan giden bir taşıt tasarladığını söyledi, çizimini gösterdi ve "prototipini birlikte yapalım mı?" diye sordu. Her ne kadar o benim mühendis olmamı çok fazla abartıyor olsa da "hee tabii, sen malzeme listesi çıkar önce, sonra bakarız" dedim. N'apayım şimdi, efeliğe _ok sürsem olmaz, hevesini kırsam olmaz. İşte böyle her an sürprizli ve bilimsel şeylerle de dolu dolu geçiyor her anımız.
Hafta sonu hep rüzgârlıydı Bodrum. Denize gittik iki gün. Valla su bizim sebille yarışır hatta geçerdi. Tirim tirim titredim, zaten 15 dakika sürüyordu tamamen girmiş olmam, öyle böyle buzz diildi.. Çoluk çocuk hastalanmasın diye dua ettim durdum, şükür iyiler şimdilik... Ama o buzzz gibi su kolumun ağrısına öyle iyi geldi ki, şimdi hemen bir daha hafta sonu gelsin istiyorum herşeye rağmen...
Ehh oldukça uzun yazmışım, şimdilik kadar yetsin ;))

Muallaya üzüldüm, 1 hafta içinde birbirlerine alışırlar derler oysa. Çok içlenmiş yavrucak belli. Bir mühendis olarak fizik mevzuu ilgimi çekti. Işınlanma keşke olsa, hadi yapın yeğeninizle bunu da biz de bu nimetten yararlanalım. Şaka bir yana fiziğe bu yaita ilgi duymasına çok memnun oldum. Gelecek nesiller bizi ileriye taşıyacak olan.
YanıtlaSilAhh kıyamam, çok stres oldu demek ki kedicikler. Yapıyorlar öyle şeyler, biz de uzaktayken bizim Kedoş'u Bora'nın ailesine bıraktık ki onlarda hali hazırda iki dobik kedi var. Endişeliydik nasıl yapar diye ama uyum sağladılar şükür. Bazen böyle olabiliyor. Umarım bir an önce eski düzenine girer kıyamam, çok üzüldüm..
YanıtlaSilAkıllı bıdık kurduğu grubun ismini seveyim :)
Benim yerime de denize gir :) mutlu günler olsun kucak dolusu sevgilerimle Ecehan' cım