Öğle arası eve gittiğimde yemek yaparken bir yandan da tıngırtı olsun diye tv'yi açmıştım. Psikiyatr Prof.Dr.Mehmet Zihni Sungur konuşuyormuş. Ses tonu çok etkileyici idi bir kere ama bir cümle etti ki, işi gücü bıraktım, onu izledim. Türkiye'de boşanma oranlarının % 50, buna rağmen evlenme isteği davranışının % 90'larda olduğundan bahisle, "insanlar yarı yarıya iflas eşiğindeki bir kuruma sizce niye bu kadar yüksek oranda hala ilgi duyuyor?" dedi. Hakikaten o başlarken ki dehşet özgüven nedense ilk yıldan itibaren sürdürülemediği gibi iş şiddete gidiyor çoğu zaman. Kadınlar için "çocuk sahibi olma" duygusu ağırlıklı olsa dahi tek eşli olmaya müsait yaratılmadığına inandığım erkek ne düşünüyor acaba, gerçekten bir sosyolog olsam bu konuyu derinlemesine incelerdim. Dinlediğim son cümle daha da güzeldi; "bedelin, ödülü öldürdüğü bir kurum çalışmaz" Valla al nereye koyarsan koy. İşlerimiz, evliliklerimiz, arkadaşlıklarımız, her türlü etkileşimimizde cuk diye gerçekliğini kanıtlar bence. Bu konuda kızımcığımlarımla da sohbet etmeye niyet ettim.
Neyseciğime işte, akşama köfte yoğurdum, akşama kızartmak üzere misket. Ondan önce de birer çeşit sebzeyi yağsız tavada 2 yk zeytinyağı ile parpaladım, köftenin yanına eşlik etsinler diye. Ha bir de bu tabaktan hazırlarken yanına, küp küp doğradığım ekşi maya ekmekleri, önce zeytinyağı, kekik ve karabiberle marine edip tavada şöyle bi çevittiriveriyorum, pek güzel kruton oluyor. Domates çorbamız da var, üstüne kaşar rende ve istenirse o krutonlardan da ilave edilerek afiyetle tüketilir diye umuyorum. Ha bu arada babamız sıkı bir diyete girdiğinden bizim yemeklerin sadece protein kısmı ile yetiniyor, dolayısıyla çeşidini değil ama yemek miktarını oldukça azaltmış durumdayız, işime de gelmedi diil. ;))
Sebze tarhındaki naneler pek bi güzel oldu, yağmurlardan sonra. Bir zaman önce diplemiştik tazelensin, kışın keyifle yiyelim diye, amaca ulaşmış olduk böylece.
Maydanoz niyetine ektiğim ama içinden bir tane maydanoz çıkmayan tarhtakinin ne olduğunu halen çözemedik. Kuş yüreği midir acaba diye sökmüyorum da, eğer öyleyse maydanozdan daha bile çok sevinebilirim, harika bir börekliktir çünkü. Arada tek tük de ısırgan var ama asıl ürün ne bilemedik ;)) Bilen varsa lütfen söylesin bunun ne olduğunu olur mu?
Peyderpey ektiğimiz soğanlar da çeşitli boylardalar ve eskiden başlayarak sıra sıra kullanmaya başladık. Bence taze soğanın mutlulukla bir ilişkisi var ;)) Kıtır kıtır doğramak, ahhhh...
Ön bahçe çimlerinin çok sık bastığımız yerlerine, çeşitli yerlerden topladığımız taşlarla, bahçeye bordür niyetine taşlar yapıyoruz fırsat buldukça. Taşlar, dizen kişinin ruh haline göre değişiyor. 3. baktık kurumuş, onu da yerleştirilmek üzere kalıbından çıkardık. Çok seviyoruz bu taşları, fırsat ve taş buldukça devam edeceğiz gibi görünüyor.
Dün akşam "Acı, tatlı, ekşi" filmini izledim. Özge Özpirinçi'nin Michael Jackson'a çok benzediğine kesin kanaat getirdim. Filme çok laf sokan olduğunu okumama rağmen yine de izledim zira örgü örmem için acayip motive olduğum şey birşey izlemek. Siyah hırkanın yarım kalan kolunu bitirdim, ikinci kolun ilmeklerini hazırladım, bu akşam da benzer bir görüntüde Bir zamanlar Çukurova izlerken devam etmek niyetindeyim, kısmetse.
Gece 1'e doğru yatarken büyük kızımcığımdan şu resmi aldım; altında da "anneeeeeeee, bana bundan örer misinnnn?"
Hiç görmemiştim ama tanışmış oldum böylece. Fantastik Beast karakterlerinden Bowtruckles'miş ;) Ben tabi "elimden geleni yaparım bebeğim" diye mesaj attım, o da kalp işaretiyle, "Ceylin'e de istiyor anneeee" diye mesaj attı. "hı hı tamam olur tatlım" yazdım. Sonra cart bi resim daha geldi;
O :"Anneeeeee"
Ben : "Neeeee;), yok artık ;)"
O : "Çook sevimli değil miii?"
Ben : " Tamam da bu ne? Bundanda mı istiyorsun yoğsam? Töbe töbe"
O : " ;)))"
Ben : " Hadi yat uyu artık sen, bak bi daha ki resme bakamicam bile varsaaaa"
O : " ;)) seni seviyorum <3 p="">
Mesajlajma bitince ben gece 3'e kadar bunlarla ilgili amigurumi modelleri bulmaya çalıştım ;)) Bi ara heyecanlandım, işe kalkacak olmasam gece başlayacaktım. Ahh bu evlatlar... Canları sağ olsun...
Bak gene coşmuşum, gidiyom ben ;))
3>
Neyseciğime işte, akşama köfte yoğurdum, akşama kızartmak üzere misket. Ondan önce de birer çeşit sebzeyi yağsız tavada 2 yk zeytinyağı ile parpaladım, köftenin yanına eşlik etsinler diye. Ha bir de bu tabaktan hazırlarken yanına, küp küp doğradığım ekşi maya ekmekleri, önce zeytinyağı, kekik ve karabiberle marine edip tavada şöyle bi çevittiriveriyorum, pek güzel kruton oluyor. Domates çorbamız da var, üstüne kaşar rende ve istenirse o krutonlardan da ilave edilerek afiyetle tüketilir diye umuyorum. Ha bu arada babamız sıkı bir diyete girdiğinden bizim yemeklerin sadece protein kısmı ile yetiniyor, dolayısıyla çeşidini değil ama yemek miktarını oldukça azaltmış durumdayız, işime de gelmedi diil. ;))
Sebze tarhındaki naneler pek bi güzel oldu, yağmurlardan sonra. Bir zaman önce diplemiştik tazelensin, kışın keyifle yiyelim diye, amaca ulaşmış olduk böylece.
Maydanoz niyetine ektiğim ama içinden bir tane maydanoz çıkmayan tarhtakinin ne olduğunu halen çözemedik. Kuş yüreği midir acaba diye sökmüyorum da, eğer öyleyse maydanozdan daha bile çok sevinebilirim, harika bir börekliktir çünkü. Arada tek tük de ısırgan var ama asıl ürün ne bilemedik ;)) Bilen varsa lütfen söylesin bunun ne olduğunu olur mu?
Peyderpey ektiğimiz soğanlar da çeşitli boylardalar ve eskiden başlayarak sıra sıra kullanmaya başladık. Bence taze soğanın mutlulukla bir ilişkisi var ;)) Kıtır kıtır doğramak, ahhhh...
Ön bahçe çimlerinin çok sık bastığımız yerlerine, çeşitli yerlerden topladığımız taşlarla, bahçeye bordür niyetine taşlar yapıyoruz fırsat buldukça. Taşlar, dizen kişinin ruh haline göre değişiyor. 3. baktık kurumuş, onu da yerleştirilmek üzere kalıbından çıkardık. Çok seviyoruz bu taşları, fırsat ve taş buldukça devam edeceğiz gibi görünüyor.
Dün akşam "Acı, tatlı, ekşi" filmini izledim. Özge Özpirinçi'nin Michael Jackson'a çok benzediğine kesin kanaat getirdim. Filme çok laf sokan olduğunu okumama rağmen yine de izledim zira örgü örmem için acayip motive olduğum şey birşey izlemek. Siyah hırkanın yarım kalan kolunu bitirdim, ikinci kolun ilmeklerini hazırladım, bu akşam da benzer bir görüntüde Bir zamanlar Çukurova izlerken devam etmek niyetindeyim, kısmetse.
Gece 1'e doğru yatarken büyük kızımcığımdan şu resmi aldım; altında da "anneeeeeeee, bana bundan örer misinnnn?"
Hiç görmemiştim ama tanışmış oldum böylece. Fantastik Beast karakterlerinden Bowtruckles'miş ;) Ben tabi "elimden geleni yaparım bebeğim" diye mesaj attım, o da kalp işaretiyle, "Ceylin'e de istiyor anneeee" diye mesaj attı. "hı hı tamam olur tatlım" yazdım. Sonra cart bi resim daha geldi;
O :"Anneeeeee"
Ben : "Neeeee;), yok artık ;)"
O : "Çook sevimli değil miii?"
Ben : " Tamam da bu ne? Bundanda mı istiyorsun yoğsam? Töbe töbe"
O : " ;)))"
Ben : " Hadi yat uyu artık sen, bak bi daha ki resme bakamicam bile varsaaaa"
O : " ;)) seni seviyorum <3 p="">
Mesajlajma bitince ben gece 3'e kadar bunlarla ilgili amigurumi modelleri bulmaya çalıştım ;)) Bi ara heyecanlandım, işe kalkacak olmasam gece başlayacaktım. Ahh bu evlatlar... Canları sağ olsun...
Bak gene coşmuşum, gidiyom ben ;))
3>
Haha çok tatlışlar ama :)) örüverin aman nolcak 2 dakkalık iş dermişim :P
YanıtlaSilHahaha, örülmüş hallerini şimdiden çok merak ediyorum, hadi çabuk yap :)
YanıtlaSilnasıl olucaklar acaba insan merak ediyor :)
YanıtlaSilToplumun geçer kuralları ve çocuk sahibi olmanın toplumdaki baskısı ve etiketi ile insanlar mutlu olmadıkları evliliklerine devam ediyorlar, ya da çok ikna olmasalar da evlenmek zorunda kalıyorlar.
YanıtlaSil