Hep daha fazlasını istediğim yaşlarımı güvenle geride bırakıyorum. Adını koymaya da çalışmıyorum. Bilinçli bir tercih olarak devam ediyorum buna. Aslında bu kararı almamda küçük kızımcığımın inanılmaz güzel bir katkısı var. Minimal düşün, basit olsun, karışık olsun, her ne ise olduğu gibi kabul et gibi bir şey. Şövalyeliği bırakma bazı anlamlarda. Yukarıya çıkmaktan vazgeçme gerektiğinde, aşağı inme gerekirse... Özü şu; gönüllü olmak. Evet buna gönüllüyüm. Hiç bir baskı altında kalmadan özüme dönmek gibi.
Misal buraya yazarken, konsept şu olmalı, buraya bağlanmalı, şöyle bitmeli demiyorum uzun süredir. Bu daha kolay. Hem daha olduğu gibi. Yaptığım her şey, benim için önemli. Ömrümün bir kaç saatini, birkaç dakikasını bile olsa veriyorsam, neden önemsiz olsun ki zaten. Hiç bir şey yapmıyor olsam da önemli. Onlar toplaşıp, ömrümü oluşturuyorlar neticede.
Yeni bir şeyler yaratmak için, mutlaka bir şeyleri de yıkmak gerekiyordur belki de. Eskiyeni yenilemek gibi. Hayatın üzerinde DIY gibi. Bak sevdim bu fikri. Evet yapmaya çalıştığım şey, daha doğrusu dürtüm tam olarak bu...Yupppiii....
Yazmak harika bir şey dostum...
Ve Turgutreis'te gün batımı şöleni. Filtre yok, efekt yok, gerçekten budur görünen, şiir gibi...
Dün akşam, daha önce yapıp, dondurup, soğutucuya attığım, peynirli Hingel (yada Tortella'ları diyebiliriz bence) haşladım, yoğurtladım, üzerine nane sosla enfes bir tat oldu. Küçük kızımcığım tam not verdiğine göre, dolaptan eksik etmeyeceğim tatlardan biri oldu böylece.
İyice halsizleştim akşam, mercimek çorbası yapıp içtim, üstüne meyve çayı, eh baktım oturacak hale geldim, kızımcığımı odasına yollayıp, açtım Masterchef'i, aldım elime örgümü. Bir milyon dakika reklamla beraber (bazen reklamlar o kadar uzun sürüyor ki ne seyrettiğimi unutup, başka kanal açıyorum) saat 1'e kadar süren programı izledim, ördüm. Böylece ilk ön parça bitti. İkinci ön parçada ilik açacağım için onun hesaplamalarını yaptım, işaretledim, böylece daha kolay başlayabilecek hale geldim. Rengi tam siyah ama görünsün diye çektiğim fotoğrafta gri gibi durdu. Şimdilik bu haldeyiz;
100 gramlık yumakla arka ve bir ön parça bitirdim. Ne kadar hafif olacak diye sevindim. Gerçi dikiş ipliğinden hallice olan bu tiftiği, 6 numara şişle örünce öyle haldır haldır gitmiyor. Ama ince ipe, kalın şiş dokunuşunu her zaman çok seviyorum.
Yatmadan önce birkaç sayfa kitap okudum. İkigai'den rastgele seçtiğim sayfalar. Bütünce okumama gerek olmayan kitapları böyle okumayı çok seviyorum. İnanılmaz bir şekilde evrenle aramdaki enerjiyi anlıyor ve her defasında daha da şaşırıyorum çünkü. Neyse işte tam yatayım derken bastıran öksürük huzursuz etti beni epeyce. Dik yastıklar, burun spreyi, zeytinyağı filan derkennnn, e saat 3'ü geçiyordu en son saate baktığımda.
(Gene tersinden geldim ama ;)) gündüz zaten bütün gün çalışarak geçtiğinden pek anlatacak bir şey de olmamıştı. Bağıran, çağıran, her şekilde, her şeye itiraz eden vatandaşlarla doluydu çoğunlukla. Ha bi de ağrıyan başım, kısılan sesim vardı beni zorlayan.
Böylece Şebocuğumun mim görevini de yerine getirdim belki. Dün'ün hikayesi bu çünkü. Sana kocaman sarılıyorum Şebnemciğim. Hatırlanmak güzel şey...
Misal buraya yazarken, konsept şu olmalı, buraya bağlanmalı, şöyle bitmeli demiyorum uzun süredir. Bu daha kolay. Hem daha olduğu gibi. Yaptığım her şey, benim için önemli. Ömrümün bir kaç saatini, birkaç dakikasını bile olsa veriyorsam, neden önemsiz olsun ki zaten. Hiç bir şey yapmıyor olsam da önemli. Onlar toplaşıp, ömrümü oluşturuyorlar neticede.
Yeni bir şeyler yaratmak için, mutlaka bir şeyleri de yıkmak gerekiyordur belki de. Eskiyeni yenilemek gibi. Hayatın üzerinde DIY gibi. Bak sevdim bu fikri. Evet yapmaya çalıştığım şey, daha doğrusu dürtüm tam olarak bu...Yupppiii....
Yazmak harika bir şey dostum...
Ve Turgutreis'te gün batımı şöleni. Filtre yok, efekt yok, gerçekten budur görünen, şiir gibi...
| Fotoğraf:Belgin Engin |
İyice halsizleştim akşam, mercimek çorbası yapıp içtim, üstüne meyve çayı, eh baktım oturacak hale geldim, kızımcığımı odasına yollayıp, açtım Masterchef'i, aldım elime örgümü. Bir milyon dakika reklamla beraber (bazen reklamlar o kadar uzun sürüyor ki ne seyrettiğimi unutup, başka kanal açıyorum) saat 1'e kadar süren programı izledim, ördüm. Böylece ilk ön parça bitti. İkinci ön parçada ilik açacağım için onun hesaplamalarını yaptım, işaretledim, böylece daha kolay başlayabilecek hale geldim. Rengi tam siyah ama görünsün diye çektiğim fotoğrafta gri gibi durdu. Şimdilik bu haldeyiz;
100 gramlık yumakla arka ve bir ön parça bitirdim. Ne kadar hafif olacak diye sevindim. Gerçi dikiş ipliğinden hallice olan bu tiftiği, 6 numara şişle örünce öyle haldır haldır gitmiyor. Ama ince ipe, kalın şiş dokunuşunu her zaman çok seviyorum.
Yatmadan önce birkaç sayfa kitap okudum. İkigai'den rastgele seçtiğim sayfalar. Bütünce okumama gerek olmayan kitapları böyle okumayı çok seviyorum. İnanılmaz bir şekilde evrenle aramdaki enerjiyi anlıyor ve her defasında daha da şaşırıyorum çünkü. Neyse işte tam yatayım derken bastıran öksürük huzursuz etti beni epeyce. Dik yastıklar, burun spreyi, zeytinyağı filan derkennnn, e saat 3'ü geçiyordu en son saate baktığımda.
(Gene tersinden geldim ama ;)) gündüz zaten bütün gün çalışarak geçtiğinden pek anlatacak bir şey de olmamıştı. Bağıran, çağıran, her şekilde, her şeye itiraz eden vatandaşlarla doluydu çoğunlukla. Ha bi de ağrıyan başım, kısılan sesim vardı beni zorlayan.
Böylece Şebocuğumun mim görevini de yerine getirdim belki. Dün'ün hikayesi bu çünkü. Sana kocaman sarılıyorum Şebnemciğim. Hatırlanmak güzel şey...
Zevkle okudum. Acil şifalar diliyorum.
YanıtlaSilteşekkür ederim...
SilBak ben de sana kocaman sarıldım şimdi :)))
YanıtlaSilHarikasın sen ♥
Tiftik beni kaşındırır ama duruşunu çok severim ♥ Ellerine sağlık ♥
Yaw beni de kaşındırır da çıplak tene giymicez, gömlek üstüne, incecik ;))
YanıtlaSilGeçmiş olsun Ecehan :) Benim İkigai'lerimi bulmamı temenni etmiştin birkaç ay önce, birkaçını sanırım buldum: bisiklet sürmek, şiir yazmak, stop motion çekmek. Bullet journal'ımda bir sayfa açtım unutmamak için. Çünkü hepsini her zaman yapamıyorum. Stop motion mesela. Ortalık feci dağılıyor.
YanıtlaSilEvet Joe, hatırlıyorum ve seni hep okuyup çok seviniyorum. Sanırım pilates tutkunu da ekliyorum ben, okurken. Stop motion bir çizgi film defteri çalışması yapmıştık bir zamanlar eşimle. İlk önceleri etkilenip, çok kısa sürede sıkılmıştım ;))
SilDileklerim tuttuğu için... Fikrini de belirttiğin için...Teşekkürler Joe<3
Çok geçmiş olsun Acil şifalar.. Böyle zamanlarda omuz verecek biri varsa ne güzel.. bu arada ince ip kalın şiş iyidir bencede:)
YanıtlaSilSağolasın ;)He di mi, bence de ;)
Silgeçmiş olsun.
YanıtlaSilsağ ol cnm...
SilKeyifle okudum, lu yaşama DIY fikrini çok beğendim , fikrini yaşamımda kullanabilir miyim. Turgutreis fotosuna hayranlıkla baktım.
YanıtlaSilTabi ki kullanabilirsin, ben başladım, ara sıra gidişat hakkında dertleşecek bir arkadaşım da olur böylece ;)
SilMerhabalar.. Geçmiş olsun öncelikle. Büyük blog takip etkinliğinden geldim. TAKİPTEYİM :)
YanıtlaSilhttps://kadincada.blogspot.com/
Bloğuma sizi de beklerim. Sevgiler ..