Anmak kolaydır aslında da; anlamak... İşte o zordur.
Rahmetli dedeciğim her 10.Kasım sabahı erkenden traşını olur, beyaz gömleğini giyer, siyah kravatını takar, takım elbisesini giyerdi. Ajanslar (radyolar) o gün hep Atatürk'ün sevdiği şarkıları çaldığı için, sürekli makul bir ses seviyesinde tüm gün açık olurdu. Saat 9'u 5 geçe siren seslerini duyunca ayağa kalkar, saygı duruşunda bulunur akabinde İstiklâl Marşı'nı söylerdi. 10.Kasım'larda kalabalıklarda değil, tek başına olmayı daha çok sevdiğini düşünmüşümdür hep. Öğleden sonra gibi bir saatte masasına -aslında rakı içen bir adam olmadığı halde- Kulüp Rakısını koyar, yanına biraz da beyaz leblebi, kâh dalarak, kâh ajanstan duyulan şarkılara, türkülere eşlik ederek, son derece duygusal bir halet-i ruhiye ile geçirirdi o gününü. Ben ortaokul, lise yaşlarımda onun bu 10 Kasım geleneklerini seyretmeye hep ona giderdim. Çok ısrar ettiysem, o da babasından duyduklarını, o yıllarda yaşananları anlatırdı ufak ufak. Hakikaten son derece titizlikle ve her anını anlamlandırarak geçirirdik o günü. Çocuklarına da aynı duyguları yaşatmışmış zaten, şimdi herkes onu anıyor bu vesile ile, kalpten teşekkür ediyorlar babalarına, anılarına. Dedemin babası namı-ı değer Göde Ali, Sütçü İmam olayında Sütçü İmam'a silah temin etmekle yargılanmış, arşivlerde adı sıklıkla geçen, milli mücadelenin kahramanlarından. Direniş sırasında yaralanmış, gazi olmuş. Hal belki de böyle olduğu için dedem sıklıkla babasından olan biteni dinlediğinden, şeksiz şüphesiz Mustafa Kemal hayranı idi. "Bir anamın, bir de Ata'mın ölümüne ağladım" derdi...
Dedem ve onun dönemindeki herkesin o günleri daha iyi anlamış olması tabi kuvvetle muhtemel. Bizim hikâye gibi dinlediğimiz o günleri bizzat yaşamışlar. Dolayısıyla da onların anmaları, anlamaktan geçmiş, lezzetlenmiş.
Başta ulu önderimiz olmak üzere hepsinin de ruhları şad olsun.
İşte o günlerden unutmadığım bir başka detay da, kasımpatı. Her gördüğümde mutlaka 10 Kasım gelir aklıma. Belki de o yıllarda çiçekçi filan çok olmadığı için, her 10 Kasım'da Atatürk köşesini kasımpatılarla süslediğimizden. Benim okula götürdüğüm kasımpatılar da dedemin yetiştirip, özenle kocaman bir buket haline getirmesinden.
Bugün yine bir "anlayarak anma" ruhuna evcek ulaşalım diye, dedemi de yad ederek kasımpatılar aldım. Bu da, bundan sonra bizim geleneğimiz olsun istedim. Ömrüm boyunca da devam etmeyi diledim.
Nur içinde uyu Ata'm...
Sana minnettarız...
Rahmetli dedeciğim her 10.Kasım sabahı erkenden traşını olur, beyaz gömleğini giyer, siyah kravatını takar, takım elbisesini giyerdi. Ajanslar (radyolar) o gün hep Atatürk'ün sevdiği şarkıları çaldığı için, sürekli makul bir ses seviyesinde tüm gün açık olurdu. Saat 9'u 5 geçe siren seslerini duyunca ayağa kalkar, saygı duruşunda bulunur akabinde İstiklâl Marşı'nı söylerdi. 10.Kasım'larda kalabalıklarda değil, tek başına olmayı daha çok sevdiğini düşünmüşümdür hep. Öğleden sonra gibi bir saatte masasına -aslında rakı içen bir adam olmadığı halde- Kulüp Rakısını koyar, yanına biraz da beyaz leblebi, kâh dalarak, kâh ajanstan duyulan şarkılara, türkülere eşlik ederek, son derece duygusal bir halet-i ruhiye ile geçirirdi o gününü. Ben ortaokul, lise yaşlarımda onun bu 10 Kasım geleneklerini seyretmeye hep ona giderdim. Çok ısrar ettiysem, o da babasından duyduklarını, o yıllarda yaşananları anlatırdı ufak ufak. Hakikaten son derece titizlikle ve her anını anlamlandırarak geçirirdik o günü. Çocuklarına da aynı duyguları yaşatmışmış zaten, şimdi herkes onu anıyor bu vesile ile, kalpten teşekkür ediyorlar babalarına, anılarına. Dedemin babası namı-ı değer Göde Ali, Sütçü İmam olayında Sütçü İmam'a silah temin etmekle yargılanmış, arşivlerde adı sıklıkla geçen, milli mücadelenin kahramanlarından. Direniş sırasında yaralanmış, gazi olmuş. Hal belki de böyle olduğu için dedem sıklıkla babasından olan biteni dinlediğinden, şeksiz şüphesiz Mustafa Kemal hayranı idi. "Bir anamın, bir de Ata'mın ölümüne ağladım" derdi...
Dedem ve onun dönemindeki herkesin o günleri daha iyi anlamış olması tabi kuvvetle muhtemel. Bizim hikâye gibi dinlediğimiz o günleri bizzat yaşamışlar. Dolayısıyla da onların anmaları, anlamaktan geçmiş, lezzetlenmiş.
Başta ulu önderimiz olmak üzere hepsinin de ruhları şad olsun.
İşte o günlerden unutmadığım bir başka detay da, kasımpatı. Her gördüğümde mutlaka 10 Kasım gelir aklıma. Belki de o yıllarda çiçekçi filan çok olmadığı için, her 10 Kasım'da Atatürk köşesini kasımpatılarla süslediğimizden. Benim okula götürdüğüm kasımpatılar da dedemin yetiştirip, özenle kocaman bir buket haline getirmesinden.
Bugün yine bir "anlayarak anma" ruhuna evcek ulaşalım diye, dedemi de yad ederek kasımpatılar aldım. Bu da, bundan sonra bizim geleneğimiz olsun istedim. Ömrüm boyunca da devam etmeyi diledim.
Nur içinde uyu Ata'm...
Sana minnettarız...
Atamıza olan minnet ve şükran duygularımız ömrümüz boyunca devam edecektir. Kasımpatıların çok güzelmiş, toprakta bereketli olsun inşallah.
YanıtlaSil♥♥♥ nur içinde uyusunlar...10 Kasım'a kadar değil, son kasıma kadar...dedene bayıldım bu arada:)
YanıtlaSilAtamızın manevi kişiliği önünde minnet, saygı ve derin özlem ile eğiliyoruz. Dedelerimiz, cumhuriyeti bizden çok daha iyi anlayan tüm büyüklerimizi saygı ile hatırlıyoruz. Hepsinin mekanları cennet olsun, nurlar içinde yatsınlar.
YanıtlaSilKorna ve siren seslerini her duyduğum yıl yine gözlerim doluyor.
YanıtlaSilTüylerim diken diken olarak dinledim saygı duruşunda yine sirenleri
YanıtlaSilbambaşka bir sevgi onun sevgisi, asla bitmeyecek tükenmeyecek, çizdiği yolda yürümeye devam, ışıklar içinde uyusun Atam....
Takibe aldım sizide. Atamızı minnet, saygı ve derin özlem ile anıyoruz
YanıtlaSil❤️
YanıtlaSil