5 Kasım 2018 Pazartesi

Basitçe günler...

Sarı yaz yerini pastırma yazına bırakırken ortaya enfes manzaralar çıkıyor bu şahane yerde...
Gözünün gördüğü her yer, muazzam bir sergiyi gezdiğinizi hissettiriyor sanki... Bakmalara doyamıyorum. Hele bir de hakikaten güzel resim çekenin objektifinden olursa daha da doyamıyorum...

Fotoğraf:Mehmet Deniz
Fotoğraf:İbrahim Cilsoy
Bu yazdan hatıralar saklamak istiyordum.
Her açtıklarında renklerine  bayıldığım güllerimi kuru çiçek yapıyorum. Özenle vazolarına yerleştiriyorum. Gül verme işi bitene kadar devam edip, dolduracağım o vazoyu. Plastik çiçek sevmiyorum. Kendi kuruttuklarıma bayılıyorum. Yaşadıklarına inanıyorum böylece.





Hafta sonu minik ekmekler yaptım ekşi mayadan. Bu da farklı bir güzellik oldu, sandviç ekmeği gibi de kullanılabildiği için...


28 Eylül'de kurduğum probiyotik turşuları 15 gündür yemeye başlamıştık. Muazzam bir ekşilik, harika bir tadı olmuş. Barlanma, küflenme vs gibi istenmeyen durumlar yok şükür. Her tabağa koyduğumda resim çekiyorum kendimi alamayarak, baktım zibilyon tane olmuş, bari biri de burada olsun dedim.



Küçük kızımcığım lahana ve havucu çoook sevdiği için ona ayrıca yeniden kurdum bi de.


Siyah örgüyü kazak yerine hırka yapmaya karar verdim. Arkası bitti, bir ön parça da yarılandı sayılır. Acele etmiyorum bu sefer, keyfe keder devam ediyor.

Son olarak Tanrılar Zar Attığında / Andre Alexis okudum. Eğer bir yazar olsaydım, bu kitabı ben yazmak isterdim dedim kendime.


Michelangelo’nun Vatikan’da yaptığı en önemli eserlerden biri olan “The Creation of Adam“dan (Adem’in Yaratılışı) tablosuna bayılan biri olarak, kapaktan inanılmaz etkilendiğimi de belirtmeliyim. Tanrı figürünü cesaretlice resmetmek, gayet yürekli bir iş olsa gerek, hem o devirde, hem de bir de Vatikan'da... 
Michelangelo, o günkü inanışın tersine, Tanrı’yı Adem’in suretinden resmetmekle birlikte, yıllarca insan anatomisi üzerinde çalışmış ve dehasına hayranlık duyacağımız gibi,  Tanrı’yla meleklerinin alanına uzaktan bir bakıldığında, insan beyninin biçimini ayrıntılarıyla göstermiş. Daha pek çok özellik barındıran olağanüstü fresk, 570x280 cm. ebatlarında ve bir seneye yakın bir zamanda St. Pietro Bazilikası‘nın tavanına işlenmiş. Olağanüstü... Nefes kesici...


Amma çok yazmışım, gideyim ben, düşüncelere dalayım, ilacımı içeyim, faranjitimi seveyim...


5 yorum:

  1. Turşun bir harika gözüküyor, tam kurufasulye yanına:)) resimlerede bayıldım özellikle gül buketlerine...

    YanıtlaSil
  2. Manzaralar çok şahane, harika bir yer oralar. Turşuları afiyetle yiyin her tabakta resmini çektiğin kadar var bence Ececim ta burdan enfes görünüyor, ekmekte ise zaten seni tek geçerim ellerine sağlık, Hırka yarılanmış bile gerisi içinde kolay gelsin, her önerilen kitapta olduğu gibi bu kitabı da merak ettim, haftaya bakarım hemen :)

    YanıtlaSil
  3. geçmiş olsun faranjit için. huzur veren fotolaaar :)

    YanıtlaSil
  4. Bir turşu kurasım geldi ki sorma :)

    YanıtlaSil
  5. Çok güzel fotoğraflar, enerjimi tazeledi. Turşu da nefis görünüyor.

    YanıtlaSil