8 Ekim 2018 Pazartesi

işler, aşlar,diziler,kitaplar filan

Selam...
O eski kitap okuma günlerine yavaş yavaş dönüyor gibiyim şayet kendime nazarım değmezse. Son olarak Şeker Portakal'ı okuyup bitirdim. Zaman zaman kalbim dayanmadığı için bi hayli zor bir okumaydı benim için. Sırada yazarın Güneşi Uyandıralım!ı var ama kızımcığıma sorucam o da böyle liğme liğme edecek türdense hiç bulaşmayabilirim ve bir yandan da Hallac-ı Mansur'a devam.



Elimde ufak tefek kırıntı niyetine başladığım trilyon sayıdaki yarım kalmış hobi işlerini saymazsak -ki niye saymıyorum onu da anlamış değilim bir yandan- büyük bi işim yok. Zaten kolum da pek rahat değil ve de bu aralar pek çok şeyi artık gereksiz buluyorum. Yazın amaçsızca başladığım bir örgüyü minik bir sepet örgüye dönüştürdüm hafta sonu. Ponponladım, bir de minik sap ördüm. Çöp poşetlerini birer birer top haline getirip sepete tıkıştırdım böylece kocaman bir rafı kaplamayacaklar artık. Koskocaman yer işgal eden sevmediğim ama mecburen kullanmak zorunda kaldığımız poşetlerin bu kadar küçük yer işgal edecek olması, yeni başladığımız "evimizi minimize etme" etkinliğimizde sevindirdi bizi.



Birkaç zamandır ayak kramplarıyla haşır neşirim, ne menem bişeymiş kendisi. Hiç hoşlanmadım ve bu kadar sık ziyaretinden ötürü teessüflerimi açık bir dille bildirdim kendilerine.
Uzun zamandır ekmek yapmadığımı fark ettim dün. Küçük kızımcığım benim yorulduğumu düşünüp istemiyor yapmamı aslında ama yeni bir yol keşfettim. Pişirmeyi ekmek makinesinde yapmasam da hamur yoğurma işi için makineyi kullanıyorum. Daha önce de aklımdaydı ama bir türlü o devasa makineye her daim duracak bir yer ayarlama çabasında olamıyor, olsam da sonuçlandıramıyordum. Hafta sonu düşündüm taşındım, bir tarafı bozulan ve servisin oldukça yüksek bir tamir ücreti istediği için tamir ettirmediğim kahve makinesini ve filtre kahve yapacak ümidiyle yanlışlıkla aldığım kapsül kahve makinesine güle güle dedim ve kendilerinden açılan boşluğa ekmek makinesini uzun süreli yerleştirdim. Hal böyle olunca da bi baktım uzun süredir hamur yoğurmaktan kaçındığım için yapmadığım işlere el atmışım. Kızımcığımın 1 günlüğüne geleceğini duyunca, önce mantı yaptım, sonra peynirli hingel yaptım, sonra cevizli burma tatlısı, sonra otlu börek. Mantının anında dibi geldi, hingel acil durumlar için dondurucuda, burma bitmek üzere, otlu börek de hem yendi hem de kızımcığıma yolluk oldu. Aaa bi de yaprak sardımdı o gelmeden ;)) Bu 1 günlük ziyaretlere tabi ki bayılıyorum ama zaman çok kısıtlı olunca bir türlü de doyamıyoruz karşılıklı, neyse buna da çok şükür diyorum.





Hingeli ilk defa denedim. Bakalım nasıl oluyormuş, tadınca da anlatırım. Yapmayı sevdim çünkü çok pratikçe oluveriyor iri iri ;)) Umarım sevilir ve mantı yerine de ister bizimkiler... Unlar genellikle tahıl unu, siyez, beyaz karışıktı. Aslında ekmekler için değirmende karıştırttığım bir karışım bu. Akşam eve gittiğimde mayalanmada bekleyen ekşi ekmeği de fırına atacağım. Bu gibi hamur işi besinler sık sık yapmasam da istediğimiz ve özlediğimiz tatlar kategorisinde her zaman. O yüzden ara ara yapıyorum. Birkaç kez çarşı mantısı almayı da denedim, ağızlarına sürmedi bizimkiler, tencere dolusu halde kedilere verdik ve onlar bile çok da içten yemedi diyebilirim.
Mevsim geçişi mi, özlem mi, hastalık mı bilemediğim ama hepsini toplayınca genel bir huzursuzluk var bende şu aralar. Kendimi sürekli meşgul edecek bir şey buluyorum bulmasına da ondan da yorulmuyor değilim. Ha bi de sık sık ağlama isteği geliyor, öyle geliyor ki reklamlara bile ağlayabiliyorum o derece. Geçer inşallah.
Hafta sonu kızımcığımla bir diziye başladık. Önce biraz sardı ama 3.bölümü bitirdik dün ve ben bugün devam edecek bölümler için istek duymadığı fark ettim. Devam edecek miyiz bilmiyorum doğrusu. Aslında bir sürü Emmy ödülü toplamış, beni niye toparlayamadı bilemedim. Dizi şu;


İşte böyleyken böyle...

4 yorum:

  1. Börek, mantı, baklava, örgü maharete bak diyeceğim. Hepsi çok güzel görünüyor, emeğine sağlık. Bu arada Şker Portakalı çok severek okuduğum kitaptı , tanıdık gibi gördüm bir an kitabı :))

    YanıtlaSil
  2. Ne güzel bir yazı olmuş, sanki ben annemi ziyarete gitmişim gibi hissettim okurken...

    YanıtlaSil
  3. Mantın çok farklı ve değişik görünüyor Ececim İtalyan işi sanki, yeniliklere açık olmak lazım mottosuyla hemen merak saldım şimdi ona birde daha pratik demişsin, derhal denemeliyim. Acıklı kitap dahil sinema vs hiçbirşey izleyemiyor okuyamıyorum. o yüzdendir çok duysamda şeker portakalını halen okumamış oluşum. Mevsim itibariyle olabilir üzerindeki hassaslık Ececim dilerim çabuk geçsin, sevgilerimle.. :)

    YanıtlaSil
  4. OOO bayağı marifetini göstermişsin Ececiğim. Ben hala bir çantayı bitiremedim:))

    YanıtlaSil