29 Mart 2018 Perşembe

Külür ne bilir misiniz?

Dün akşam yaprak sarması sardım, azıcığını hemen tadımlık olsun diye, sarma işlemine -sağ olsun ve de var olsun- yardım da eden büyük kızımcığıma diye pişirdim, bayıla bayıla gecenin bi yarısı birkaç tane atıştırdı, kalanını da bugün arkadaşıyla yemek üzere dershaneye götürdü. Esas oğlan tencere de, yarın küçük kızımcığımın gelişini bekliyor pişmek için.
İçini hazırlamak kısmı, kendisini sarmaktan daha çok yoruyor beni ama sipariş kızımcığımlarımdan gelince o da hükmünü kaybediyor, pek bi zevkle yapıyorum. Aylar olmuş sarmayalı, keyif aldım desem ;)) Ama en çok da içini hazırlarken bahçeden topladığım taze soğan ve taze nanenin doğrarkenki o enfes kokusundan keyif alıyorum galiba, düşünsene soğanları doğarken hem mis gibi kokarken hem de tazeliği sebebiyle o kıyır kıyır doğrama sesini, bunun da mutlulukla bir ilişkisi yok mu sizce de... Canınız çekmesin diye hem resim de koymadım bak bu sefer ;))
Hah, kaç gündür unutuyordum, burada mutlaka olmalı dediğim, benim de hafta sonu ot festivalinde ilk defa gördüğüm bir şey bu. Külür. Eskiden ekmeklerin hep evde yapıldığı dönemlerde, özellikle anneanne ve babaanneler torunları için yaparmış. Ortası delik minik ekmek pişiriyorlar ve pişince ortasına da haşlanmış yumurta koyup torunlarına verirlermiş. Külür buymuş işte. Düşüncedeki zarafete ve tabi ki emeğe bir kez daha hayran oldum ben bunu gördüğümde, etkilendim... Allah bana da ömür verirse, ben de böyle ekmekler yapacağım toruna torbaya dedim içimden ;))


Bir ekmeğe bu kadar etkilenilir mi bilmiyorum. Hepsi satılmış olduğundan alamadım, tadına da bakamadım ama bu resme gün içinde kendimi birkaç kez bakarken bulduğumu itiraf etmeliyim... Öyle işte.
Bu hafta sonu yine bir ot festivalimiz var. Havada karada gitmek istiyorum inşallah hava durumu müsaade ediyor olur. Ve bi de külürlerin hepsi satılmamış olsun, tadına bakmam şart ayole...



Kocakarı takvimine göre "Mart Dokuzu" denen ve 22.Mart'ta başlayan bu sayılı günlerin 31.Mart'ta bitiyor olacağını düşünerek rahatlıyorum accık. Ve ben bir kez daha o takvime kesin bağlanmış durumdayım, özellikle bahçe işlerim için kullanıyorum onu ve bugüne kadar tutmadığı hiç olmadı yeminnen, bilenler bilir zaten... Çiftçi takvimi olarak da isimlendirilen bu takvim aslında işte bildiğimiz kocakarı takvimi denen şey... Hatırlatmak için;

Cuma bir an önce, sağlık ve huzurla gelsin, akşam olsun, anneler çocuklarına kavuşsun inşallah...

6 yorum:

  1. Kocakarı takvimi duymayalı ne çok oldu hoşuma gitti okuyunca, ikidir yaprak sarması çıkıyor önüme bir çaresine bakmalı artık içim gitti okurken taze bahçe otlarıyla offff offff afiyetler olsun ;)

    YanıtlaSil
  2. @Deryacım;valla bu ot durumları, festivaller filan derken sık sık aklıma geliyorsun zaten. Umarım bir gün buralara yerleşirler diye dilekte bulunmadan da geçmiyorum, haberin olsun ;)

    YanıtlaSil
  3. ayyy ne güzel bilgiler
    sağolasın
    keşke o festivallere katılabilsem

    YanıtlaSil
  4. @MAVİANNE; gel hadi, bir sürü röportaj da yaparsın ballı ballı ;)

    YanıtlaSil
  5. Küçük kızçene kavuştun ne güzel. İkisini de bol bol sarıl, bizim yerimize de ;)

    Ekmeği hiç görmemiş ve duymamıştım. Torun torba ne güzel olur hakikaten :)

    YanıtlaSil
  6. Şebnemciğim; kavuştum da gitti bile yeniden, sarıldım bol bol, sağolasın arkadaşım <3
    Kocaman öptüm...

    YanıtlaSil