5 Mart 2012 Pazartesi

Ateş üşür, su terler...

Beni tanıyanlar dominant olduğumu söylerler.
Onlara göre ben, astığımı astık, kestiğimi kestik bir insanım.

Beni tanıyanlar benim her işi halledebileceğimi düşünürler.
Halledemeyeceğimi söylediğimde kıvırıyorum, yapmak istemiyorum sanırlar.

Beni tanıyanlar benden gün içinde öyle bir performans beklerler ki,
Günün 24 saat olduğunu ve bu istekleri yerine getiremeyeceğimi söylediğimde alınırlar.

Beni niye böyle tanırlar, ne zannederler diye son günlerde oldukça kafa yormaktayım. İnternette benden fazla takılıp, türlü türlü işleri becerebilen, benden on kat fazla program kullanabilen dost ve akrabalar ne zaman bir uçak bileti vs. lazım olsa beni ararlar, "bi bakar mısın, hangi saatlerde var, en ucuzu nerde var?" diye. "Hadi bilmesen bakarım da, niye ben bakayım ciğerim, senin elin armut mu topluyor" diyemem ben de. Bu bir yaradılış mı desem yoksa aile terbiyesi mi bilmiyorum. Gerçi demesine demem ama ses tonumla vs. belli ederim aslında. Hiç aldırmaz, bir dahaki sefere yine ararlar mesela.

Akrabalarım var mesela. 40 yıllık hayatımda asla iyi birşey söylemek için aramayan, her zaman talepkâr olan. Her kötü şeyi anında duyuran ama iyi bir şey olduğunda aklına bile gelmediğim. Onları da geri çeviremem çoğu zaman. "Zorda olana bir de ben mi yüzümü çevireyim, hem ben kimlere kimlere yardım ediyorum da şimdi bunları mı geri çevireyim" diye.

Arkadaşlarım var mesela. Yıllardır özenle, incecik ve nadide bir Bohemia kristalini taşır gibi özen gösterdiğim. Yorulduğumda, azıcık elimden bıraktığımda beni ilk onların vurduğu, ilk onların terkettiği, her şeyi bir anda unutmuş olan.

Etrafımda mutsuz, asık suratlı insanlar görmekten nefret ediyorum. Depresyona giriveriyorum hemen. Dolayısıyla istemediğim bu hali değiştirmek için kendi kapasitemi de zorlayıp, her yere her şeye yetişmeye çalışıyorum. Bir anlık bile olsa bir gülüşe, bir anlık bile olsa bir huzura vesile olur muyum diye emek harcıyorum.

Ve ne acıdır ki; bunca gayretin üstüne yıkılmışlıklarım, en çok emek harcadığım başta olmak üzere vuruyor beni.
Acıtıyor.
Ağlatıyor.
Umutsuzlandırıyor.
Ama en sonunda, yine de aynı olmaktan, aynı davranmaktan vazgeçiremiyor.

"Umutsuzluğa yer yok, değişime sen de ayak uydur" diyorum kendime çoğu zaman;
Yapamıyorum.
Yapmayı tercih de etmiyorum. Elimde de değil zaten.

Geçtiğimiz hafta bir sertifika programına katıldım.
Verdikleri 10x10 cm. renkli kartonlara "çalıştığınız kurumda yaptığınız işi yazın" dediler.
"Tüm işleri mi?" diye sordum. "Evet" dediler.
Gülümsedim. ;-)
Benimle çok benzer durumdaki bir arkadaşım "Kimsenin yapmak istemediği her şeyi!" yazmış. Çok beğendim.
Gülümsedim ;-)
Tek kelime yazamadım.
Yazmamayı tercih ettim de denebilir.
Eğitim boyunca kendimi sudan çıkmış balık gibi hissettim. Öyle yüzeysel, öyle gerçek dışı sözler, talepler ve istekler konuşuluyordu ki!
Çoğu zaman sustum, 3 gün boyunca.

Ve yine bunca şeyin üstüne, benimle ilgili yaptıkları yorum "siz yönetici olmaktan ziyade bir lidersiniz!" oldu.
Anlamadım, gerçekten anlamadım. Bana kalırsa eğitimin en pasif kişisi idim. Çoğu yerde konuşacak tek kelime bulamadım. Bulamamayı tercih de ettim zaten.

Demem o ki;
Üstüme yapışmış bir yafta var. Ne yapsam, ne söylesem, ne kadar uğraşsam atamadığım ve beni yoran.
Ben kendimi birşey sanmazken, bu nefsi öldürmeye çalışırken, birilerinin - benden faydalanmak için olsa gerek - bana sürekli "aslanım!", "kaplanım!" demesinden feci rahatsızım. Bu bana samimiyetsizlik gibi geliyor ve üzülüyorum.
Çünkü biliyorum ki; mesele benim becerebiliyor, aslan, kaplan, çok zeki olmam felan değil, kendilerinin becermek istemeyişleri, tembellik etmeleri. Eh bi de öyle ya da böyle, karşılayan varsa taleplerini ne diye üzsünler ki tatlı canlarını di mi?
Yine biliyorum ki; çalışkan bir insanım. Üretmeyi çok seviyorum her yerde, her işte. Ve yine biliyorum ki; başıma gelen her kötü, üzücü, yıpratıcı şey de bundan geliyor. Gözlerimi kapıyorum, işimi yapıyorum ve bu batıyor.
Bu hislerim depresyonvari algılanmamalı.
Hani belki bazen;
Ateş üşür, su da terler;
Durum bundan ibaret.

24 yorum:

Leylak Dalı dedi ki...

Beni mi anlattın? Öyle gibi geldi de:))

Ecehan dedi ki...

&Leylak Dalım,
Tahmin ediyorum ki; burada bir şekilde bağ kurduğum çok kişiyi...Yanılıyor muyum göreceğiz. Sevgilerimle,

annemahsustan dedi ki...

Leylak dalı ile hemfikirim. Yanılmıyorsun: (((

laleninbahcesi dedi ki...

Ecehan biz Leylak'ımla çok konuşuruz bu konuyu ...Sonunda karar verdik ki bunun tek ama tek müsebbibi yani yeni Türkçesi tek suçlusu bizim vericiliğimiz. E biz verdikten sonra almaz mı? millet.
Ecehancım tek öğrenmemiz gereken şey HAYIR demeyi bilmek. Valla başka hiç bir yolu yok. Biraz kırılacaklar , dökülecekler ama kalan sağlar bizimdir ne yapalım.


Çook öptüm

Ecehan dedi ki...

&annemahsustan,
Ah bi kere de yanılsam zaten :-))

Ecehan dedi ki...

&Lale Ablam,
Kesinlikle doğru söylüyorsun. Birgün -ki o gün bugün olsun inşallah dediğim de çok olmuştur ama- mutlaka yapmalıyım.
İyi ki varsınız.

annemahsustan dedi ki...

Ecehan, dün akşam eşimle bu konu ile ilgili konuştuk, bak yazmayı unutmuşum önceki yorumumda.

Eşim dedi ki;

"birilerinin yardıma ihtiyacı var diye yardım etmeyeceksin, eğer ki yardım edersen alışkanlık haline gelir karşı taraf için.
Zor durumda olan kişi gelip sana "benim suna ıhtıyacım var" dediğinde elinden geleni yapacaksın ama bir kaç defa. Bir kaç defa da yapamıyorum diyeceksin. Bu durumda sana çok zorda kalmadıkça gelmeyecekler."

Bazen eşime çok umursamazsın desem de "en azından kullanılmıyorum, kimse nazını kaprisini yapamıyor bana" dedi.

bahar006 dedi ki...

Annem der ki, allah iş bilmez kaderi versin:)
çok marifetli olursan herkes senden bekler, elin bir işe yakışmazsa sen her işini başkasına yaptırırsın, o kişi de hora geçer der. Ne kadar doğru değil mi? Bence sen de artık kendini geri çek Ececim, zaman daraldığında sadece başkalrı için yaşamış olduğunu farketmek kadar acı bişey yok bence, hayat senin. Benim de böyle dönemlerim oldu ama tüm asalakları çıkardım hayatımdan. Sağlığıma kavuştum yahu, var mı ötesi. Sevgiler:)

Ecehan dedi ki...

&annemahsustan,
Birçoğumuzun ortak kaderi bu herhalde, umarım fazlaca zarar görmeden atlatırız. Eşin haklı. Evet ama keşke ben değil de isteyenler düzelse...

Ecehan dedi ki...

&Bahar,
Anneniz çok haklı. Ve dikkat ediyorum sen biliyorsan ve sen çalışkansan sana düşenler tam zıddı. Bi de vicdan meselesi var ki; sağlığımızı kaybetmeden bi dengesini bulsak daha iyi olur.
Bi zamanlar doktorum, "Ecehan için ne yaptın?" demişti de saydıklarımın öznesi hiç ben değildim, "bak gördün mü?" demişti. Acile silkelenmeliyim galiba. Ruhum bana bu yazıyı yazdırdıysa...

Arzu Sarıyer dedi ki...

Sevgili Ecem bir söz vardır Ege 'de belki duymuşsundur "pekmezci sirkeciyi bulurmuş" bizler birbirimizi buluyoruz bak buralarda.Benzeriz birbirimize,gerçi sen çok gençsin ... Çok değişmeyiz teorikde davranışlarımızı değiştirmek istesek de.Fazla acı çekmeden başka güzelliklere yönelmen dileklerimle,sevgiler canım kardeşim.

Ecehan dedi ki...

&Arzu Öğretmenim,
Demek öyle ha? Pekmezci sirkeciyi bulurmu, atalarımızın boşa gitmiş lafı yok zaten. Cümleten amin ;-)

hasret senfonileri dedi ki...

Ecem... eceleriminecesi... sana "her ailenin bir enayisi vardır" edebiyatı yapmaya niyetim yok.. çünki değişmez bir gerçektir bu.. çünki sen, büstü dikilecek bir enayisin!.. Ama, lâkin, ve fakat.... biz enayilerin gıdasıdır bu YARDIM ETMEK! fikren olsun.. bedenen olsun.. cepten olsun!!! Sana bir mami nasihatı... sakın kendini kullanılmış gibi hissetme.. sadece onların böyle zannettikleri için ne kadar acınacak bir aptal ve zavallı olduklarını düşün.. hatta bazen durumlar, hani, bıçak-ilik ilişkisi durumuna geldiğinde, inadına yanlış yönlendir bazılarını... yak bi sigara (allah etmeye) al kadehini eline yaslan arkana.... OH!!!! şarlayan olduğunda "ben öyle biliyordum" de! EN MASUM HALİNLE!!!

Farkındasın tecrübe konuşuyor!!

Ve şimdi kesin, hiç şaşmayacak olan bir sonucu söyleyeceğim :

Yaş 50 ye dayanıp, gençliğin ihtiyarlığı, ihtiyarlığın gençliği başladığında, her daim kendi kendine yetiyor olmanın ve seni enayi yerine koyduklarını zannedenleri artık defediyor olabilmenin mutlu sarhoşluğu ile dolu olacaksın..

Nedret dedi ki...

Bu kelimeyi iyice belle, alış ve sık sık kullanmayı dene:)) HAYIR.

orhankaradogan dedi ki...

Anlamlı bir başlık, uzunca bir içerik, üzüldüğünüz şeye bak...

1.Veren el, alan elden daima üstündür.

2.Nokta kadar iyilik ve kötülük karşılığını bulacaktır.

3.Kim ne yaparsa kendine yapar.

4.İncinsen bile incitme.
Bizim taraftan ilk aklıma gelenler bunlar, mevzuya verebileceğim yol haritası olarak.

Öte yandakilerden de;
1.Cehaletle deha arasındaki gerçek fark nedir biliyor musunuz? Dehanın sınırları var, cehaletinse hiçbir sınırı yoktur. Whoopi Goldberg

2.Yaşamımda edindiğim en büyük bilgi şudur; Kendi kendine yardım etmeyi bilmeyene, hiç kimse yardım etmez. Pestalozzi

3.Aslında insanlar seni hayal kırıklığına uğratmıyor. Sadece sen, yanlış insanlar üzerinde hayal kuruyorsun. Montaigne

4.Ne kadar çok kişi benimle aynı fikirdeyse, o kadar çok yanıldığımı düşünürüm. Oscar Wilde

4+4'ü ben yazdım +4'ü de siz ekleyin ve rahatlayın "Hoş Gör Ya Hu"

Sağlıklı, mutlu, huzurlu, başarılı bir hafta dileklerimle...

Ecehan dedi ki...

&Kocayüreklim,
Yüreğinizi, tecrübenizi konuşturmuşsunuz yine. Dün akşam mesajınızı gördüğümden itibaren kaç kez okudum bilmiyorum. Her birini uygulamaya çalışacağım. Elimden geldiğince. Binlerce teşekkürler size ve hepinize.

Ecehan dedi ki...

&Nedret Hanımcım,
Ah yıllardır nasıl denemeye çalışıyorum ve her seferinde kendime yeniliyorum bir bilseniz...

Ecehan dedi ki...

&Orhan Öğretmenim,
Bu nasıl güzel bir yorum böyle?
Birgün hoşgörü sınırlarımın daha da büyüdüğünü görmek için sancılanıyorum galiba. Ne böyle yapmaktan memnunum, ne de tersine girişmekten. Yaşım büyürken, zihin çapım başta olmak üzere gerçekten büyüdük, büyüdükçe de aslında küçücük olmak istiyorum. Tavsiyeleriniz ise çok kıymetli benim için ve herzaman biliyorsunuz.
Teşekkürler ederim.

Ecehan dedi ki...

& HEPİNİZ İÇİN;
Öyle önemli ve kıymetli ki burada benimle paylaştıklarınız / paylaştıklarıma kayıtsız kalmamanız; ne diyeceğimi bilmiyorum "teşekkür" kelimesinin azlığını anladığım, sadece "iyi ki varsınız!" dersem, halimi anlatabilmiş olurum zannediyorum.
İYİ Kİ VARSINIZ VE ÇOOOK TEŞEKKÜRLER!

Aslı dedi ki...

Hep derimki 100 yıl sırtında taşırsın, bir gün bırakırsın senden kötüsü yoktur. Ne kadar verirsen o kadar daha fazlasını isterler. Katılıyorum her işi yapabiliyor olmak iyi değil. Bir müddet sonra, beklentiler öyle artıyorki kaçıp gitmek istiyorsunuz.

ÇOBAN YILDIZI dedi ki...

Sevgili Ecehan, yorumları okuduktan sonra yazacak birşey bulamadım :)) Ama yalnız olmadığını bilmek belki rahatlatmıştır bir nebze de olsa seni..
Sevgilerle!

Ecehan dedi ki...

&Aslı;
;-))

Ecehan dedi ki...

&Çoban Yıldızı,
Bazen insan -yada en azından ben- birşeyleri teorik olarak ne kadar iyi bilirse bilsin, sanki bir nevi onay yada eleştiri arıyor, çünkü birey olsakta neticede bir topluma aitiz. Beni burada en mutlu eden şeylerin biri de, sesli düşünebiliyor, onay yada eleştiri alıyor olmak.Yani paylaşmak. Kendisiyle iyi yada kötü konuştuğum menekşemin bile çiçek açmak için buna ihtiyacı varken hem de.

Aslı dedi ki...

Ece valla öyle :)