13 Mart 2020 Cuma

13.03.2020

Dahiyane olmasa da okulların tatil edilmesi iyi bir fikir olabilir/di. Lakin o kuzuları tıktık eve, güzel; ya anneleri çalışan minikler n'apacak? Ne kamuda ne özelde sanmıyorum ki annelere yada babalara 3'er hafta izin versinler... Bu çocuklar mutlaka dışarılarda daha kalabalık olacaklar bu bir. İki; o kuzuları tıktık eve, güzel; amaş eğer çocukları/gençleri korumaktıysa, çalışan anne-babanın dışardan her gün virüs getirmeyeceğini nasıl garantiliyoruz da, çocukları korumuş oluyoruz?
Nerden tutarsan iki ucu boklu değnek.
Bütüncül olamıyoruz. Hiçbir konuda. Dizin ağrıyor, uzman doktora gidiyorsun, ilaç veriyor, kullanıyorsun, küt tansiyon 17 doğru acile. Uzman doktorun ben anlamam, kardiyoloji baksın diyo. Kardiyoloji ilacı kes o zaman diyo. Uzman doktoruna ilacı kes diyor diyosun, ben bilemem o kısmı, o zaman ödemlerin gitmez, ağrın şiddetlenir diyo. Gibi gibi.
Nerden tutarsan iki ucu boklu değnek.



12 Mart 2020 Perşembe

12.03.2020

Korona morona'dan gına geldi. (Böyle mi yazılıyor bu?) En son dün gece 23:00'e doğru, paket sipariş yapan aslan marketimiz de arayıp, "abi kaç şişe kolonya söyliim size?" diye sorunca eşime, bilfiil doğru yolda olduğumu anladım. Virüsten daha fazla yine memleket sahtekarlıklarının ön plana çıkmış olması ne acıtıcı. Aman neyse, söylesem tesiri yok, sussam gönül razı değil. Kendimi amigurumiye vurmuş durumdayım. Oğluş paketini almış, öyle bi sevinmeyi anlatamam, içimin cacıkları gevşedi, gece kediciğini göğsünün üzerinde uyutmuş bi de. Anneme de ara sıra "istersen biraz da sana verebilirim, güzel uyuman için" demiş yaaa ;))) Ehh daha n'olsun, devam o halde.



8 kollu diye bildiğim ahtapotun meğer 6 kolu, 2 bacağı varmış, yeni öğrendim. Tutangaçların ikisi o yüzden farklı renk ;)) Ben ayırt etmeksizin, gömüle gömüle yediğim için bunca yıl fark edememişim heralde.
Valla sonu nasıl bağlayayım bilemedim zira çok işim var, bu da böyle bi bitiş olsun. Kalın sağlıcakla..

10 Mart 2020 Salı

bi tuhaf şeyler

Bahçeden de belli. Bu kış da bi tuhaf geçti, tuhaflığı dibine kadar özümsedikse de... Ağaçların bazıları eski yapraklarını dökmedi hatta yapraklar eskimedi bile, anlayamadım doğrusu, anlayamadığım pek çok şey gibi. Bak bu geçen yıl diktiğimiz şeftali. Üst yapraklar geçen yıldan ve sadece alt kısımlarda birkaç çiçek var, üstler bomboş. Ya görmedim yada bu zamana kadar görmeyi bilmiyordum bakarken, bilemedim.


Ama az da olsa çiçekler bi ömür, ennn sevdiğim... Şahane kokuyor, bu da ilginç.


Bu anjelik eriği, geçen yıl oldukça başarılıydı verimi bu yıl henüz anlayamadım, geç kaldılar zaten ama henüz tam çiçeklenmedi yada bu haliyle kalacak bilmiyorum, bu da miss gibi kokuyor, daha önce farketmemiştim sanırım.



Datça'dan çağla badem getirtmiştim yine geçen yıl, onda henüz bi numara yok, birkaç tomur tomur dışında. Ama bu ikisine gidip gelip bakıyorum, enfes bir seyri var.
Kaktüs faciamı hatırlıyorsun di mi? Geçen yaz komşunun çocuğunun paramparça ettiği saksıları. Oraya buraya saçılmışlardı ve haftalarca elimi sürmemiştim. Bundan önce yapraktan üretim yapmaya çok çalıştım ama asla beceremiştim ki, bu yıl sanırım bana acıdı kaktüs meleği, başardımmmm... Sanırsın Nasa'ya kabul edildim yada Microsoft çağırdı beni yada yada bi günde bi kazak ördüm bitti gibi, dehşet içerikli bir sevinç ;)))


Bildiğin inşaat kumunu seviyormuş bu hayta, oysa ben yıllardır, özene bezene torflu morflu, perlitli merlitli falan filan, bu özel ilgi, pamuklara sarmalamaca fazla geliyormuş meğer;)) Fazla değer baş eğermiş meğer ;)) Matematikte de olur ya bazen değer verirsin yanlış çıkar ;)) blablablaa... Öylece duran kumlu bi saksıya kesinlikle de umutsuzca öylece koymuştum bu yaprakları oysa ;)) Valla hayat dersi gib tokat attı bana bu minnaklar. "Görürsünüz bundan sonra" dedim ben de ;))
Bu yıl sebze bahçesi yapmamayı düşünüyorum. Küçüğümün sınav sonrası bi operasyon geçirme ihtimali var, bir süre burada olmazsak da harap oluyor bahçe, çok üzülüyoruz. Bahçeyi otlardan temizleyelim, ağaç diplerini çapalayıp gübreleyelim yeter diye düşünüyorum. Gerçi pazarda fideler görünmeye başlayınca tutabilir miyim kendimi onu da bilmiyorum ;)) Koministlik parayı, feminist kocayı... hikayesine de dönebilir her an ;)) Gülleri yaz budaması yaptık, hepsi de tomurcukluydu hep, kıyamamıştım kaç gün ama gerekliydi işte. Şimdi bi de asmanın yaz budaması var. Çok yaprak istediğim asmayı 3'er budaktan, üzüm istediğim asmayı 1'er budaktan budayacağım yine. Geçen yıl hiç yaprak koyamamıştım dolaba çünkü topladığımı sarmıştım taze taze, çok azdı yani dondurucuya koyabildiğim, çocuklarım bütün kış mahrum kaldılar yaprak sarmasından sanki. Ne kadar aldıysam da değişik yerlerden bi memnun olmadık, katır katır, kutur kutur. Yaprak işine özel el atıcam bu sene inşallah, ömür olursa.
Büyük kızımın istediği pembe kedili anahtarlığını dürtünmeye çalışırken ta ta ta taaam, tammm da beklediğim gibi, küçük kızımcığımdan da yeni bir minnak ahtapot anahtarlık siparişi almış bulunuyorum ;))) Bitmez bu 25 renk mutluluk hırkası söylimm de ;))
Mutlu bi hafta olsun. Çok özledik mutluluğu be ya...

9 Mart 2020 Pazartesi

Kedicik, kazak filan

Azimle çalıştım, duvarı deldim mi bilmem ama pek fena olmadı ha sanki ;))




Oğluşa ördümdü ya, şimdi kızımcığımlarım da istiyor, hem oynamalık hem anahtarlık hem de. Bakiciğiz artık. Çok çalışkan bi hafta sonu geçirdim, zira kazağı da bitirdim, diktim, kediciğiyle kazağı söylediği gibi bugün kargoya vereceğim. Kafa kısmı dar mı oldu diye endişe edip duruyordum, gece rüyalarıma bile giriyordu, üşenmeyip, değitirdim, artık olmama ihtimali yok, nasıl rahatladım anlatamam. Her tarafını diktiğim için lastiği misinalı şişe geçirip düz örgü yaptım aralarda birkaç artırarak. Bu yakayı kızımcığımlarım küçükken onlara da çok örerdim. Boyunda kabalık oluşturmaz, sıkmaz, bunaltmaz diye hatırlıyorum. Oğluş seneye de giysin diye 6-7 yaş yaptım ölçüleri, şimdi o 5 yaşında ama yaz geliyor neredeyse. Bu arada şunu farkettim ki ;))) 6-7 yaş çocuk kazağı ile 20 yaşındaki kızıma ördüğüm sayılar birbirine öyle yakın ki ;)) Aman ne var bi çocuk kazağı işte dememeliymişim onu anladım ;))




Kızım üstüne kedi işle anne dedi, malum kedi manyağı bi çocuk oğluş, öyle mi olsun, böyle mi olsun derken... İnstagram'da severek takip ettiğim @petiteknit'ten ilhamla böyle bişey yaptım. Umarım severek kullanır yavrum. Gerçi bundan sonra başıma geleceği biliyorum bana bilumum hayvan oyuncak siparişi verecek oğluş ve tabi ki ablaları ;))) Hayat böyle güzel ama. İşe yarayınca. Yaptığın bişeye kıymet verilirse. Şimdi kargoyu almasını, heyecanla beni aramasını bekliyorum, ne güzel teyze olmak, yaşasın.

6 Mart 2020 Cuma

herkes işi derdinde...

Yahu çok seviyorum ülkemi aslında. Ama neredeyse her gün ağlatan, yürek çarptıran haberlerden, her türlü krizden öyle bıktım ki. Bazen düşünüyorum, hayatımı yeni kurmaya başladığım yaşlarda olsaydım kalır mıydım, gider miydim diye. Kaldı ki, hakikaten enfes bir yerde yaşıyorum, ben bile böyle düşünüyorsam kim bilir bütün bu zorlukları bir bir yaşayanlar ne düşünüyorlar...
İlk şehit haberinden itibaren yaptığım her şeyden utanmaya başladım. Buraya yazmaya bile utandım, bizim orda bi laf var "herkes işi derdinde Fadiş gişi derdinde" diye. O misal.( Buradaki -gişi- koca anlamında, Maraş'ta sıkça kullanılır koca yerine.) Bugün benimle çok benzer duyguları yaşayan bir kaç arkadaşımın da yazılarını okudum. Tanışmadan sadece yazı diliyle tanıdığım ama mutlaka ortak bir takım duygulara sahip arkadaşlarla aynı düşüncelerde olmanın şaşılacak bir yanı olmasa da, bizi bu duruma düşüren her beceriksiz hamleye halâ şaşırıyor olmama da şaşırıyorum. Cümle karışık mı oldu bilmiyorum ama eğer öyleyse bile doğrudur zira kafam duman.
Neyse...
Şu ateşkes her ne kadar doğru, ucunda ne tavizler var yine bilemesem de, tek bildiğim hiç bir ananın yüreğine ateş düşmemesi, gerisi tırt. Umarım.
Bir süre işten güçten de soğudum. Hobilerimden bile. Ama sonra fark ettim ki depresyonla aramda kıl payı var, mümkün mertebe eski günlere dönmeye çabalıyorum.
Bahar bile bu yıl geç geliyor. Bahçedeki ağaçlar, çiçekler geçen yıla göre en az 15 günlük gecikmedeler. Dün, eriğin ilk birkaç çiçeği selam çaktı. Geçen yıl bu tarihte çiçeklenmeyen dal kalmamışmış, Facebook hatırlatıyor sağ olsun, bana kalsa dün yediğimi bilmiyorum.



Bodrum-Milas karayolu arasındaki Tuzla sulak alanına her bahar flamingolar göç eder, onlar için önemli bir alan. Bargilya da denir o bölgeye. Geldiler, enfesler... Efsaneye göre "tanrılar dünyayı parça parça, her noktasına özenerek yaratırlarken, tüm balıkların babası Eoltaran ve dağların kızı Peymesera tarafından dünyaya hediye edilmiş, büyük cennetin küçük bir parçasıydı Bargilya. Flamingolar biliyor işini yani azizim.


Büyük kızımın kazağını bitirmiştim bu arada. Geçen hafta geldiğinde giydi, şükür ki çok sevdi. Ben de sevindim. Nako Paris'ti ip, şiş 5 numara, 3 yumak bitmedi bile, beden 38, renk mantar.


Küçük oğluşa bi kazak başladım zira ablalarının varsa ve onun yoksa çok söyleniyor kendi kendine ;)) İçime sinmedi ve 25 renk hırkam az daha bekleyegosun dedim mecbur. Alize'nin Bambu içerikli baby best ipi. Nasıl yumuşacık anlatamam. Bundan sonra bebek ve çocuk örgüleri için kesinlikle tercih edebileceğim tür. Umarım bu hafta sonu bitiririm. 20 gün sonra gelecek olmalarına rağmen bi bu kazağı bi de ona kedi oyuncak örmeliymişim ve kargoya vermeliymişim, bekleyemezmiş. ;))


Akşamları fırsat buldukça da amigurumi kedi örmeye çalıştım tabi bıdığımın verdiği ödev olarak. Pekçok tarif var ama amigurumi dili çok karışık, anlayamıyorum, acemiyim. Açıyorum önüme bi resim yada geçiyorum Mualla'nın karşısına öre söke deniyorum. Bu sefer çok keyifli geldi yalnız  bu iş, eskiden çok sıkılırdım. Birkaç deneme daha yapabilirm sanki, bakalım.
Geçen hafta sonu kızkardeşim, eşi ve çocuklar burdaydı. Büyük oğluşun bi estetik operasyon işi için tekrar Mutaf hoca'ya  gittik, Nisan ilk günlerindeki ara tatile denk tarih kararlaştırıldı. 2 gün bile olsa nasıl iyi geldi gelmeleri anlatamam. Birlikte olta attık çocuklarla, bayılıyorlar buraya, kendilerine kalsa burada bizimle yaşamak istiyorlar. Nisan'da tekrar gelip bu sefer en az 1 hafta kalacaklar. Düşünüp düşünüp geleceklerine mutlu oluyorum, bir de operasyonu güzelce atlatırsak oh ne ala.
Kazasız, belasız, kedersiz bir hafta sonu olsun inşallah... Utanmayacağımız...


2 Mart 2020 Pazartesi

02.03.2020

Ateşten gömlek sırtımızda, yüreklerimiz köz.
Ne söyleyecek bir şey bulabiliyor insan ne de susabiliyor.
Kelimelerin yerini çoğu zaman hıçkırıklar almaya devam ediyor.
Elbet hayat devam ediyor amma... Halâ gülebilen insanlardan nefret ediyorum bu aralar...Daha da fazla... Onları alkışlayanlardan da...
Aklımda hep şu var;
Zenginimiz bedel verir, askerimiz fakirdendir. Askerimizin fakir olduğunu öyle kanıksamış ki devlet... Doğu'da 220, diğer illerde 110 TL aylık yeter demiş. Vicdanınız kurusun.
Ruhları şad olsun...Anacıklarına Allah sabır versin, hem de çok sabır versin.

21 Şubat 2020 Cuma

21.02.2020

Serenay Sarıkaya Cem Yılmaz'la ilişki yaşıyor, kendini mahvetti, hiç yakışmıyorlar, Defne Samyeli aldatılmış meğer, Atakan filozof çocuk, niye çünkü 250 kitap okumuş 10 yaşına kadar, bilmiş bilmiş konuşup bir yandan annesini eliyle kenara ittiriveriyor, çocuk kendine uygun okul olmadığını söylüyor, 3 gündür memleketin en önemli olayı haline geldi, bu arada müjdeler olsun ey yurdum Beren Saat ile Kenan Doğulu aralarındaki buzları eritti, yeniden eleleler, Koronavirüs yapay üretildi şeklindeki komplo teorileri, İstanbul'daki AVM'lerde maskeyle dolaşanlar, bizden öcü gibi korkuyorlar yazık bize diye ağlayan Çinli kız, paça çorbası günde iki kez yensin mi yenmesin mi, Merkür retrosu geri döndü filan...
derken; bi komplo teorisi de benden, hakikaten birileri hepimizin kafasından turşu, beyin sıvılarımızdan sirke yapmaya çalışıyor. Beynimiz olmuş cacık, her boku bilen nöronlarımız hıyar.
Epifizimiz mercimek büyüklüğünden inmiş toplu iğne başına  zahir.
Akşama kadar iş stresi, akşamdan geceye kadar zorla yüklenen saçma sıpan haberler, diziler desen ha keza...
Aman be neyse ne işte.
Serenay'ı eleştirenlerin karşısına Cem Yılmaz çıksa ve sevgili olalım dese, % 99'u reddederse Ecehan diilim. 5 yaşında okula başladığım için kesin eminim ki 10 yaşıma kadar en az 250 kitap okumuşumdur, bu abartılacak bişey değil yani, aha normal bi insanım işte, yazık çocuğa yazık.
Aman be hakkaten bana ne.
Kasıla kasıla savaşa giriyoz bi de, ne hoş di mi? Sınırdan bize kaçan 1 milyonun canını kurtaralım diye telef ettiğimiz mehmetcik ne ki! Ondan bizde çok var çünkü zaten her Türk asker doğar di mi?
Neyse neyse hakkaten bitti, yazmayacağım. Yazsam ne olur, yazmasam ne olur ki zaten...
Örüyorum ben. Şiddetle hem de. Geçenlerde dikkatimi çekti, ne kadar sinirliysem o denli de hızlı örüyorum. Kendime 25 renk hırkaya başlamıştım ki küçüğüm model çizdi getirdi, üstüne bi de ip beğendi (ki bu nadiren olur) attım benim hırkayı kenara yavrucuğumunkini ördüm.



Gençlik 90'lı yılların başına dönmüş bildireyim. Pantolonlar yüksek bele dönmüş, kazaklar da içine sokuluyo ;)) Renk sarılı pudra, ip Nako Paris.
Eeee, atalar boşa dememiş; bir evde iki kız biri iğne biri biz ;)) Bu kazağın dikilmesini takip eden 10 dakika içinde büyük kızımcığım da kendi modelini ve rengini gönderdi. Çok sevindim ne yalan söyleyeyim, çok seviyorum el örgüsü giymelerini. Kendimi güzel anne hissediyorum ;)) Başladım tabi. Renk mantar bu sefer, ip aynı, Nako Paris.


Cemre'de düştü ama nasılsa mart kapıdan baktırır, kazma kürek yaktırır misali bu sezona yetişmesi, en azından bir kaç kez giymiş olması için gayret ediyorum. Doğduğun ev kaderindir'i de izleyince, ehh biter bu biter, pöfff ;))
Kızlar zinhar fotoğraf koydurmuyor bana oraya buraya, hak da veriyorum üzülerek bazen, kafalar o yüzden gidik. Kendimle telafi edeyim; efenim sene 2014, Muğla Üniversitesi'nde su konulu bir konferansta konuşmacıydım, dizlerim henüz bu kadar ağrımıyordu, pire gibi zıplıyor, çift mesai çalışıyor ve 38 beden ve uzun saçlıydım. Ay ağlayasım geliyo resmen ;))



14 Şubat 2020 Cuma

14 Şubat




Kutlu olsun sevgililer gününüz. Ne mutlu sevdiğinin elini tutabilene, gözlerine bakabilene, can cana, yanyana olabilene, öpük öpük öpebilene... Gerisi tırt.

13 Şubat 2020 Perşembe

Rapor

MR raporumu aldım, doktorumla da görüştüm. Menisküs ve ön, arka çapraz bağlarda sorun yok (bin şükür). Geri kalan her şey sorunlu. Sıvı azalması, kıkırdak kaybı ve aşınmaya bağlı sorunlar. Artı bir miktar kistik yapılar da oluşmuş. Ha bi de şiddetli ödem var orda burda. Yine de acilen ameliyat olmalık bir durum yok şimdilik (bin şükür) Bir süredir kullandığım tip II kolajen destekler işe yaramış bence çünkü en azından önceki iki seneye göre daha da kötü diyemeyiz anlamında bir şeyler dedi doktor. Halbuki bu zamana kadar her kontrol bir öncekinden hep daha kötüydü. Bu işte geriye dönüş zaten yok, iyileşme olarak görülebilecek husus, nasılsa daha da kötüleşeceği kesin olan zamanı uzatmak. Yüzmeyi öneriyor, şiddetle. Eklemlere yük bindirmeden yapılabilecek tek şey o kaldı çünkü. Günde maksimum yarım saat düz zeminde yürüyüş yapabilirmişim, kesinlikle uzun süreli ayakta kalmalar yok. Bütün bunların yanında acilen kilo vermek. İşte bu kısır döngü. Elimden geleni yapıyorum ama olmadı şimdiye kadar. Olmama sebebini biraz kestiriyorum, akşama kadar neredeyse bir şey yemiyorum ama akşamdan sabaha kadar atıştırasım var. Biyolojik saatim şaşık. Her tür hareketim kısıtlı, eklemlerimi idareli kullanmak zorundayım, tiroitlerim çalışmıyor, metabolizma hızım feci düşük vesaire vesaire... Çok bahanem de var ama aslında neden böyle olabildiği için, hayat her şekilde öğretiyor bahanelere sığınmak, aptalların işi.
Son yıllarda probiyotik beslenmeye çok önem verdim, takip edenlerim bilirler. Ev probiyotik doldu taştı hep. Doktor bunu çok beğendi. Daha kötüye gitmemesinin bir büyük sebebi de bu olabilir dedi.  Ve doğru beslenmenin, eklem hastalıkları konusunda da aşırı önemli olduğunu tekrarladı. En azından bu tarafını doğru yürütebildiğim için ve ailemi de böyle besleyebildiğim için bak buna çok mutlu oldum. Annemler ve kardeşlerimin evlerine de soktum probiyotik besinleri. Önce çok mırın kırın ettiler ama şimdilerde artık çok sık da duymaya başladıkları için inandılar, devam ediyorlar çok şükür. Doktordan döner dönmez ekşi maya ekmek yaptım o gazla ;) Bir dilimi de bir kase probiyotik lahana turşusuyla gönderdim ilgili yerlere. ;)))



Hepimize sağlıklı günler diliyorum. Ve mutlu. Ve huzurlu.

11 Şubat 2020 Salı

Çorap

Ben Derya'dan, Derya mavilaleden ilhamla...




Her iki arkadaşıma da verdikleri ilham ve yardımlar için çok teşekkür ederim. Düz mavi olan % 10 yün içerikli, bu sebeple sıcacık oldular. Sıradaki işleri bitirdiğimde bir kaç tane daha örmek istiyorum. Boyunda ve sayılarda birkaç değişiklik yaptım ama esas şablonu aynen uyguladım. İpim Alize Extra. Valla bi çorap deyip geçmeyin zira oldukkkça uğraştırıcı. Dikişler rahatsız edebilir mi diye çok düşünmüştüm ama valla hiç hissedilmiyor bile. Başarılı bir şablon bence.
MR raporum yarın öğleden sonra çıkacak, randevum var. Bakalım nasılmış, merakla bekliyorum. Merak eden arkadaşlarım olmuştu -sağ olsunlar- omzumdan itibaren girdim kapalı makineye, ehhh nispeten daha iyiydi tabi ama yine de geçen cumadan beri gerginim halâ, atamadım üstümden. Allah başka gereklilikler göstermesin -hiç kimseye- diye o gün bugün dua ediyorum.
Kalın sağlıcakla...