19 Ağustos 2019 Pazartesi

Öleyim mi, öldüreyim mi cinsinden...

Geçen hafta bir gün işten eve geldiğimde bahçe saksılarımdaki pek çok çiçeğin yolunmuş, parçalanmış, kırılmış, atılmış olduğunu gördüm. Hele hele bin bir emekle yıllardır çoğaltmaya uğraştırdığım minik kaktüs arajmanımın olduğu saksı tarumar edilmiş. Kalanşolarım, onbir ay çiçeklerim gövdelerinden defalarca kırılıp parçalanmış. İpek çiçeklerim -ki bahardan beri anneciğim de çok sever diye defalarca alıp dikmiştim, arada sırada bir kaç kök almak için parçalanmış görüyordum, merak ediyordum ama yenisini alıp aynı yere dikiyordum filan-  Hüngür hüngür ağladım. Çok ama çok üzüldüm, anlam veremedim.
Babam bi akşam bahçede armut koltuklara oturup dinlenirken kulağının hemen dibinden büyük bir taş parçası geçmiş, çok korkmuş, aniden öylece -ne oluyor, bu ne?- filan diye bağırınca, içerden yanına koştuk. Evet kocaman bir taş parçası vardı çimlerin üzerinde. Ani bir refleksle arkasına bakan babam bi gölge görmüş, şu tarafa gitti dedi, arkasından biraz koştuk ama hiç bir şey görememiştik. Ve buna da çok ama çok tedirgin olmuştum çünkü hiç böyle bir şey yaşamadık daha önce orada. Ve babam da yaşlı bir insan haliyle, ya o taş kulağına gerçekten gelseydi kesinlikle parçalardı, kocamandı.
Sonra geçen cuma günü bizimkiler dolaşmaya çıkmışlar ben de her gün geldiğim saatten bi yarım saat önce geldim eve ve yaklaşırken bi kımıltı gördüm, yavaşladım, asmaların arkasına gizlendim. (İtiraf etmeliyim yüreğim ağzıma geldi, ne göreceğimi bilememek ürküttü) Baktım bir çocuk, son kalan büyük dikenli yuvarlak kaktüsün başında elinde bir aletle (muhtemelen dikenleri batmasın diye) bir şeyler yapmaya uğraşıyor, etrafı gözetliyor ama bu arada. Tam elindekini daldırırken bitkiye, "ne yapıyorsun sen çocuk?" diye bağırarak ortaya çıktım, çocuk kaçtı ama kaçarken ön eve girdiğini görebildim. Saksıların olduğu yere tekrar gittiğimde ise yine birçok yapraklı bitkimin parçalanıp yere atıldığını gördüm, titremeye başladım. Olaylara şahit olan eşim önce beni sakinleştirip bir sandalyeye oturttu ve komşuya gitti. Ağlayarak ve dehşet derecede sinir olarak, yerimden kıpırdayamadan bekledim. Geldi. "Anlattım durumu, çocuğun annesi, bi daha yaptığını görürseniz izin veriyorum, kızın, bağırın, hatta dövün gibi anlamsız cümleler kuruyordu, sözlerimi tamamlayamadan döndüm" demez mi!... Daha da çıldırdım. Tamam çocuk yaptı ama bu kaçıncı kez başımıza geliyor diye geçmiş olaylarla da bağlantı kurup, daha da sinirlendim bir yandan. Bir yandan babamın o akşam şuraya kaçtı diye gösterdiği yön de o evi işaret ediyordu. Çok zor sakinleşmeye çalıştım, bahçede söylendim aslında annesi duysun diye ama o sinirle kapılarına da gitmek istemedim çünkü zaten titriyordum ve eşime verdikleri cevap yeterinden fazla kötüydü, serde de komşuluk ilişkilerinin ne kadar önemli olduğunu, her ne olursa olsun üzmemek, kırmamak gereğini bilmek vardı.
Ve dün akşam üzeri (denizden dönüşte), yine birkaç kök ipek çiçeğinin söküldüğünü gördüm, bahçede "ya hu Allah aşkına, bir çocuğa bir canlıyı -hem de defalarca- öldürmenin ne yanlış, ne acımasız, ne cahil bir davranış olduğunu ben mi öğreteceğim, yazıklar olsun anasına, babasına, doğurup doğurup sokağa salıp çocuğunun ne yaptığını bilmeyen kontrol edemeyenden ana baba mı olur, terbiyesizler..vs vs" derken bizde misafir olan teyzem geldi yanıma, sus kızım, sakin ol kızım filan. Yine ağlayarak içeri girdim. Kızım bir müddet sonra balkonu yıkamaya çıktı ve hemen tekrar içeri girdi "anne bi kadın bizim saksıları inceleyip, beni görünce kaçtı" dedi. Ben bi hamle yaptım ama teyzem peşimden geldi beni içeri gönderdi. Bi yarım saat geçti, teyzem tekrar eve geldi, çocuğun annesi (kızımın gördüğü kadın) demiş ki, "amma yaygara koparıyor, bugün yolmadı o dünkü yolduğuydu, kökünün kurumasına bakarsa bugün sökülmediğini anlar, amma çiçek delisiymiş, kız diyoruz, bağır diyoruz, hatta dövün diyoruz, hala ne yaygara koparıyor kadın (o ben) anlamıyoruz" (ve şok... Neee? Dün de mi yolmuştu? Ve sen bunu biliyordun?)
Ölür müsün, öldürür müsün?
Bu komşular Bodrum'da epeyce ünlü bir restoranın sahipleri. Zincir restoranları var her yerde. Maddi açıdan çok zengin oldukları gayet belli. Adam, yeğeniyle bu evde yalnız yaşıyordu, zaten çoğu zaman evde bile olmazlardı, çok tanımıyoruz bile, aileleri memleketlerindeydi, (Elazığ) geçen yılın sonu gibi filan taşındılar eşi, çocukları. Ve ben geçen yıldan beri bahçeyle daha çok ilgilendiğimden mi farkındayım acaba yada benden kaynaklanan arızalar mı acaba diyerek üstleniyordum pek çok şeyi. Meğer zır cahil, sevgisiz, patavatsız ve sorumsuz komşu yüzündenmiş. Gülleri fidelemiştim, tuttu bir sürü bahçeye ektim mesela, birer ikişer sökülmüş buldum, "acaba çok mu yüzeye dikmiştim?" diye düşünmüştüm zira çünkü zinhar aklıma gelemezdi, bir insanın sökmüş olabileceği.
Kadınla konuşmaya kalksam, bana da benzer şeyleri söylerse ki -muhtemel olan o- elimden, dilimden bi kaza çıkar diye korkuyorum kendimden. Eşim çocuğun babası olan adama denk gelmeyi bekliyor konuşmak için ama ben bundan da korkuyorum zira adam da aynı cevabı verirse eşimin dayanabilitesini de tahmin edemiyorum. İşte böyle manyak bir durumun içindeyim/içindeyiz ailecek.
Aklımdaki sorular;
-Bugün acımadan, bıkmadan, uyarılmadan bitkileri paramparça eden bir çocuk yarın neler yapmaz?
-Bugün gücü savunmasız bitkilere yeten, onları güzelliklerine aldırmadan zarar veren, öldüren bir çocuk yarın gücü kuvveti de yerinde olunca hayvana, insana, eşine, çocuğuna vs daha beterini yapmaz mı gerçekten?
-Bugün "alt tarafı çiçek, amma yaygara koparıyorsunuz haa!" diyen bir anneye sahip olan çocuk için yapılabileceğimiz ne vardır?
-Bugün bunu diyebilen bir kadınla komşuluk ilişkisi nasıl yürütülür?
-Eşimi göndermeli miyim göndermemeli miyim adamın yanına? Ya başka şeyler olursa? (Çünkü karşı tarafın öyle bir kapasitesi olma ihtimali de var duyduğum kadarıyla)
-Bahçemden, saksılarımdan, çiçeklerimden vaz mı geçmeliyim her gün üzülmemek için?
-Niye bu kadar zor?
-Neden bu kadar sevgisizlik, saygısızlık, sorumsuzluk?
-Nedir zenginlik?
..

..
Öyle güzellerdi ki halbuki...

27 yorum:

  1. Ececim inanırmısın sinir oldum okurken, ama şuna gerçekten tanık oldum çocuklar ne hayvan sevmeyi ne de ağacı bitkiyi korumayı sevmeyi bilmiyor. Çok denk geldik bu yıl, nasıl bir nesil olacak ellerinden sanal aletler düşmeyen gerçeğe uzak, yaşanmışlıkları yok, ağaç toprak hayvan bilmiyorlar, yani gerçekten ürkütücü. İnsanlar en zor kısım kendi çocuğunu terbiye et kız,döv diyene kadar oturt da öğretsene ama belki önce onların ihtiyacı var öğrenmeye :(

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Deyacığım, ilk defa bu kadar vahşisine tanık oluyorum ve ailecek travma yaşıyoruz. O kadar el bebek gül bebek büyüttük ki onları, her gün severek, hayran kalarak. Çok gücümüze gitti hem onların yok olması hem de o çocuğun ve annenin(!) davranışları... Böyle anne olur mu ya? Anne demek sevmek, korumak, kollamak, öğretmek değil mi? Kırık olanların bi kısmını eşim tekrar dikti ama hele o paramparça edilmiş kaktüs saksısına dokunamıyorum bile henüz ve aklıma başka şeyler geliyor gelecekte o çocukla ve ailesiyle ilgili. Fena. Çok haklısın ki sanal dünyalara hapsolmuş, sevgisizlik büyüyor çocuklar değil.

      Sil
  2. ah çok zor valla. bizim ülkenin halleri yani. almanyada kanadada böyle bişi olmaz ama bizim insanımız işte. o çocuk da neden sizin bahçeye taktı ki böyle acaba. insanlara yakın oturmak zor. yapabilirseniz insanlara uzak bir eve taşının yaaa.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sevgili Deep, Bodrum şartlarında ve bizim ekonomik şartlarımızda yapabileceğimizin en fazlası bu, başka bişey şimdilik mümkün değil. Zaten hep anlatırım, neredeyse tüm evler özel peyzajlar filan yaptırıyor o derece de bahçeyle ilgili bi site burası. En yakınındaki ev bizimki olduğu için sanıyorum uzağa gitmeye gerek duymuyor çocuk ama belli ki ailece buhran geçiriyorlar. Yani diyebileceğim en iyi şey bu, onlar için.

      Sil
  3. Okurken sinir oldum. Çocuğuna terbiye vereceği yerde, dünkü yolduğudur o ne demek öyle. Allah yardımcın olsun Ececiğim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sağolasın Özlemciğim. Amin diyorum inşallah.

      Sil
  4. Öyle üzülüyoruz ki, her durumuna... Çok teşekkür ederim güzel dilekleriniz için.

    YanıtlaSil
  5. Çok çok geçmiş olsun canım ne denir ki bilemiyorum bahçeli bir evim olsaydı köpek almayı düşünürdüm.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bi köpeğimiz var ancak kız arkadaşıyla yaşamayı tercih edip evden ayrıldı, biz onu ziyarete gidiyoruz ;))

      Sil
  6. Geçmiş olsun.Binbir emekle yetiştirdiğiniz çiçeklere çok üzüldüm.Çiçek sevgisi,ağaç sevgisi çocuklara öğretilmeli. Sevgiyle kalın.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kesinlikle çocuklara öğretilmeli bu gibi şeyler. Teşekkür ederim, sevgiler...

      Sil
  7. İnanılır gibi değil, offfff.

    YanıtlaSil
  8. Allah sabır versin, sorumsuzluk ve maddiyatın verdiği güç çocukların da bu şekilde yetişmesine sebep olmuş. Öncelikle aile ile sakince konuşmanızı, sorun devam ederse kamera ile kayıt yaparak gerekli mercilere başvurmanızı öneririm

    YanıtlaSil
  9. Çok geçmiş olsun,çok uzuldüm. Bence hiç muhatap olmayin, hemen polise gidip şikayette bulunun ve uzaklaştırma aldirin mutlaka. Konut dokunulmazlığini ihlal,mala zarar verme...Ortada işlenmiş suçlar var ve muhtemelen sessiz kalınırsa devamı artarak gelecek....

    YanıtlaSil
  10. Ayyyy sinir beni bogdu okurken resmen.Bir cocuk birinin bahcesinden cicek yolmayi nasil ogrenir ya.Sakin vazgecme sen olmaktan,bahcenden,guzellik katmaktan.Polise gidip sikayet etseniz? Bu da bir vandalizim sonucta.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Anlayamadığım da bu gerçekten, bir çocuk çiçek yolmayı nasıl öğrenmiştir? Teşekkür ederim Sibelcim.

      Sil
  11. en iyisi bir kaç yere kamera koymak ve suçu tespit edip kişilerle muhatap olmadan işi adli mercilere bırakmak... sen düşünüp üzülünceye dek onlar düşünüp üzülsün.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Galiba süreç oraya doğru giidiyor, teşekkür ederim <3

      Sil
  12. maalesef benim sokağımda da bu tarz bir çocuk var ve ailesi inanılmaz umursamaz çocuğun böyle olmasını aileyi görünce yine maalesef ki normal karşılıyor insan. Ama sanırım en iyi fikir çocuk falan demeden adli süreç başlatmak..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Daha önce hiç böyle bişey yaşamamıştım, ciddi ciddi düşünüyoruz artık her yolu.

      Sil
  13. Iyi de bugün çiçek kopartan yarın daha büyük bir şey yapsa ne diyecek anne.. Allah allah ne acaip

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Beni en çok sinirlendiren de bu zaten, bu sorumsuzlukla anne olmak(!)

      Sil
  14. En çok anneye sinir oldum ben ...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Dün akşam bi ara sesi geliyordu, evde biriyle tartışıyordu, çok üzülüyorum aslında o evdekilere ;((

      Sil