Bak şimdi nereden nereye ;))
Benim çeyizlerimin bir kısmı halâ annemde ve annemin kızımcığımlara aldığı ve içini özenle kadife kumaşla kaplayıp, boncukla işlediği ceviz Maraş sandıklarında muhafaza edilmekte.
Annem sandığın içindekileri zaman zaman havalandırıp, tekrar özenle yerleştirir. Gittiğim zamanlarda niyeyse mutlaka onları açıp açıp bakıyorum. Mesela sim sırma Maraş işi oda takımlarım % 100 ipek olan mongol kumaşa, altın ve gümüş simlerle işli ve onları buraların rutubetli ortamında saklayamıyorum maalesef, kararıyor. Hem zaten benim buralardaki ev düzenimde de bunları kullanabileceğim bir konseptim de yok. Ama elbet bi zaman, zamanı gelecek ve kullanacağım diye de beklemekten vazgeçmiyorum. Mutlaka burada da olsun diye bu sefer resimledim onları ;))
Annem boş bulduğu zamanlarda, kumaş boyama yapmış bu aralar. Masa örtüleri, peçeteler, vs. Hatta bir tane seccade boyayıp, sonra da makinede sırımış. (Sırımak, dikişle çeşit çeşit şekiller çıkarılarak yapılan, arada genellikle elyaf olan bir iş türü) Ben görünce yazlık bebek yorganı yaptığını düşündüm aslında ama yok seccadeymiş. Bu da sandığımızda yerini almış, çok sevdim, çok güzel bir hatıra olacak bana ve kızlarıma inşallah.
"Eskiden beri çok meraklıydın el işlerine" dedi annem. Annem öğretmen ve çalışıyor, zamanı olmaz diye rahmetli anneanneme elbiseler, şallar, bluzlar felan tarif ederdim, hatırlıyorum "bana örsene" diye. Nur içinde yatsın, o da sürekli bana bişeyler örerdi. Anneannem, gördüğü bir manzaranın resmini hayal edip, dantel perdeler örermiş, bir gecede bir yumak 70 numara dantel ipiyle hem de. Müthiş güzel resim yapardı zaten gerçekten. Ve hiç unutmuyorum, Emel Sayın'a da bir tane sahne tuvaleti örmüştü, ben çocukken. Çok üzülmüş ve kıskanmıştım niye bana örmedi de ona hediye etti diye. Şu alttaki şalın modelini de ben tarif etmiştim, ip de işte Emel Sayın'a ördüğü ipin aynısı ;)) Gümüş simli, floş galiba... Ay onu atardım sırtıma, aman kendimi prenses sanırdım, bayılırdım... Ben lisedeyken de sanırım bu şal tv örtüsü olarak kullanılmıştı evde bir süre, malum artık sırtıma göreliği de kalmamıştı ;)). Tabi artık uzun yıllardır sandıkta... Birgün bir köy evim olursa, perde olarak kullanırım diye beklemeye devam ediyor kaptan ;))
Ben bebekken, anneanneciğim yine aynı iple bana elbise de örmüşmüş... Elbisenin boyutuna bakınca, nasıl hatırlıyor olabileceğim imkansız gibi gelse de ilginç bir şekilde ben bu elbiseyi giydiğimi de hatırlıyorum.
Anneannem evinin her yerine beyaz sabun rendeleyip koyardı. Hacı Şakir Türk Hamamı sabunu son gözdesiydi. Hele de kendi sandığını açtığında buram buram sabun kokusunu duyardın, bak mesela pek çok şeyi unutmuş olsam da o kokuyu da hiç unutmuyorum. Yazın halıları kaldıracağı zaman da, kesinlikle naftalin kullanmaz, sabun rendeleyip kullanırdı, ben de yıllardır öyle yaparım... Nur içinde olsun, çok ama çok özledim onu...
'Hah işte, başlıkta dedim ya nerden nereye diye, o buradandı işte. Dün akşamı anlatayım diye başlayacaktım, yıkamacıdan gelen halılara sabun rendeleme işinden başlayarak, yazı ondan buralara geldi. Allahtan kısa bir girişten sonra, dünü anlatabileceğim ;))
Bugünkü hediye ekmekler için hamur yoğurduk Elif kızımcığımla, sonra ben bi ara gebeş kedinin peşine düşmüşken Mualla evden kaçtı. Babamız evde yoktu zira komşularla mangal partisindeydi. Kendisini arama ve yakalayamama uğraşım saatler sürdü ve bu arada gebeşi de yakalayamadım zaten, memelere de bakamadım. Baktım günlerden perşembe, açtım Vatanım Sensin'i ama niye bilmem beş dakikasını bile hatırlamıyorum. Bitki çayı demledikti onu da içememişim. Dolayısıyla akşama kadar sabırsızca beklediğim kitabımı da okuyamadım. Yani ekmekten başka birşey üretemediğim ve bol bol Mualla'ya sinirlendiğim bir akşam geçti bitti. Gece bi ara kalktım, Mualla yatağındaydı, ne zaman geldi, kim aldı hiç bilmiyorum...
Bugünkü akşam menümüz, kızımcığımın isteği üzere hünkârbeğendi olacak. Atıştırmalık olarak da; zeytinyağlı yaprak sarması, kuru börülce ekşilemesi hazırladım.
Cumartesi günü Zeynep kızımcığıma söz verdiğim üzere (ki offf Zeyno offf, ben daha birine bakamayıddurum) yeni evlat edineceğimiz yavru kediyi bulmaya, barınak gönüllülerimiz ile birlikte bir etkinlikte olacağız. Şimdi tam biz ordan bir kedi evlat alırız da, sonra da gebeş kendisininkileri getirirse kapıya, oh seyreyle gümbürtüyü o zaman sen.
Pazar günü biraz ev işi, biraz çamaşır, biraz ütü sanırım. Bu hafta sonu bahçeye ip gerip, çamaşır asmak gibi tuhaf bir isteğim var ;)) Bakalım, itiraz eden olmazsa... Yabani otlar ayıklansın bi de. Bi de armutları atıp çimlere yayılalım...
'Hadi gittim ben... Cümleten mutlu hafta sonları...
Benim çeyizlerimin bir kısmı halâ annemde ve annemin kızımcığımlara aldığı ve içini özenle kadife kumaşla kaplayıp, boncukla işlediği ceviz Maraş sandıklarında muhafaza edilmekte.
Annem sandığın içindekileri zaman zaman havalandırıp, tekrar özenle yerleştirir. Gittiğim zamanlarda niyeyse mutlaka onları açıp açıp bakıyorum. Mesela sim sırma Maraş işi oda takımlarım % 100 ipek olan mongol kumaşa, altın ve gümüş simlerle işli ve onları buraların rutubetli ortamında saklayamıyorum maalesef, kararıyor. Hem zaten benim buralardaki ev düzenimde de bunları kullanabileceğim bir konseptim de yok. Ama elbet bi zaman, zamanı gelecek ve kullanacağım diye de beklemekten vazgeçmiyorum. Mutlaka burada da olsun diye bu sefer resimledim onları ;))
Annem boş bulduğu zamanlarda, kumaş boyama yapmış bu aralar. Masa örtüleri, peçeteler, vs. Hatta bir tane seccade boyayıp, sonra da makinede sırımış. (Sırımak, dikişle çeşit çeşit şekiller çıkarılarak yapılan, arada genellikle elyaf olan bir iş türü) Ben görünce yazlık bebek yorganı yaptığını düşündüm aslında ama yok seccadeymiş. Bu da sandığımızda yerini almış, çok sevdim, çok güzel bir hatıra olacak bana ve kızlarıma inşallah.
"Eskiden beri çok meraklıydın el işlerine" dedi annem. Annem öğretmen ve çalışıyor, zamanı olmaz diye rahmetli anneanneme elbiseler, şallar, bluzlar felan tarif ederdim, hatırlıyorum "bana örsene" diye. Nur içinde yatsın, o da sürekli bana bişeyler örerdi. Anneannem, gördüğü bir manzaranın resmini hayal edip, dantel perdeler örermiş, bir gecede bir yumak 70 numara dantel ipiyle hem de. Müthiş güzel resim yapardı zaten gerçekten. Ve hiç unutmuyorum, Emel Sayın'a da bir tane sahne tuvaleti örmüştü, ben çocukken. Çok üzülmüş ve kıskanmıştım niye bana örmedi de ona hediye etti diye. Şu alttaki şalın modelini de ben tarif etmiştim, ip de işte Emel Sayın'a ördüğü ipin aynısı ;)) Gümüş simli, floş galiba... Ay onu atardım sırtıma, aman kendimi prenses sanırdım, bayılırdım... Ben lisedeyken de sanırım bu şal tv örtüsü olarak kullanılmıştı evde bir süre, malum artık sırtıma göreliği de kalmamıştı ;)). Tabi artık uzun yıllardır sandıkta... Birgün bir köy evim olursa, perde olarak kullanırım diye beklemeye devam ediyor kaptan ;))
Ben bebekken, anneanneciğim yine aynı iple bana elbise de örmüşmüş... Elbisenin boyutuna bakınca, nasıl hatırlıyor olabileceğim imkansız gibi gelse de ilginç bir şekilde ben bu elbiseyi giydiğimi de hatırlıyorum.
Anneannem evinin her yerine beyaz sabun rendeleyip koyardı. Hacı Şakir Türk Hamamı sabunu son gözdesiydi. Hele de kendi sandığını açtığında buram buram sabun kokusunu duyardın, bak mesela pek çok şeyi unutmuş olsam da o kokuyu da hiç unutmuyorum. Yazın halıları kaldıracağı zaman da, kesinlikle naftalin kullanmaz, sabun rendeleyip kullanırdı, ben de yıllardır öyle yaparım... Nur içinde olsun, çok ama çok özledim onu...
'Hah işte, başlıkta dedim ya nerden nereye diye, o buradandı işte. Dün akşamı anlatayım diye başlayacaktım, yıkamacıdan gelen halılara sabun rendeleme işinden başlayarak, yazı ondan buralara geldi. Allahtan kısa bir girişten sonra, dünü anlatabileceğim ;))
Bugünkü hediye ekmekler için hamur yoğurduk Elif kızımcığımla, sonra ben bi ara gebeş kedinin peşine düşmüşken Mualla evden kaçtı. Babamız evde yoktu zira komşularla mangal partisindeydi. Kendisini arama ve yakalayamama uğraşım saatler sürdü ve bu arada gebeşi de yakalayamadım zaten, memelere de bakamadım. Baktım günlerden perşembe, açtım Vatanım Sensin'i ama niye bilmem beş dakikasını bile hatırlamıyorum. Bitki çayı demledikti onu da içememişim. Dolayısıyla akşama kadar sabırsızca beklediğim kitabımı da okuyamadım. Yani ekmekten başka birşey üretemediğim ve bol bol Mualla'ya sinirlendiğim bir akşam geçti bitti. Gece bi ara kalktım, Mualla yatağındaydı, ne zaman geldi, kim aldı hiç bilmiyorum...
Bugünkü akşam menümüz, kızımcığımın isteği üzere hünkârbeğendi olacak. Atıştırmalık olarak da; zeytinyağlı yaprak sarması, kuru börülce ekşilemesi hazırladım.
Cumartesi günü Zeynep kızımcığıma söz verdiğim üzere (ki offf Zeyno offf, ben daha birine bakamayıddurum) yeni evlat edineceğimiz yavru kediyi bulmaya, barınak gönüllülerimiz ile birlikte bir etkinlikte olacağız. Şimdi tam biz ordan bir kedi evlat alırız da, sonra da gebeş kendisininkileri getirirse kapıya, oh seyreyle gümbürtüyü o zaman sen.
Pazar günü biraz ev işi, biraz çamaşır, biraz ütü sanırım. Bu hafta sonu bahçeye ip gerip, çamaşır asmak gibi tuhaf bir isteğim var ;)) Bakalım, itiraz eden olmazsa... Yabani otlar ayıklansın bi de. Bi de armutları atıp çimlere yayılalım...
'Hadi gittim ben... Cümleten mutlu hafta sonları...

Oh mis ellerinize sağlık yemekler için. :)
YanıtlaSilAnnemin de beyaz bir sandığı vardı. Ara ara açar havalandırırdı. Ben istememiştim.
Ama çeyizlik el emeğiişleri görünce, annemin de bana yaptığı hazırlıklar geldi.
Çoğu yapılan dantel evin konseptine uymadığı gibi kendim de sevmiyorum ama naparız ki annem çeyiz hazırlamıştı ve hepsi sunuldu. :)
Şİmdi ise vakumlayıp kaldırdım. Kızıma sakladım bende.
İyi hafta sonları, umarım eerkek kedi denk gelir ;)
@Gülşahcım; belki yaş ile alakalı, önceleri hiç hoşlanmadığım danteller ve kanaviçeler için aklım gidiyor şimdi. Hatta ben istemem diye almadığım takımları, sonraki yıllarda kızkardeşimden istemişliğim bile oldu ;)) Kendi sandığımdakilere ara sıra açıp bakıyorum, kullanmasam da hoşlanıyorum olmalarından... Kızımcığımlarım isterlerse de onlara emanet ederim, böylece nesiller boyu devam edebilir güzelce...
YanıtlaSilSevgiler...
içinde anıların serpiştirildiği bir durum öyküsü okudum sanki...dilerim o sandıktaki muhteşem işler layıkı ile kullanılırlar... benim kızım aşırı minimalist, annemin de benim de sakladığımız çeyizlerin hiç birini istemedi... ben de ihtiyaç sahibi genç kızlara dağıttım... hadi bakalım şu kediciklerin devamını merakla bekleyeceğim... ne hoş anlatımdı o... :)
YanıtlaSilSabun kokusu burnumda el emeği göz nuru ve anılarla süslü ne güzel bir yazı okudum..
YanıtlaSil