11 Nisan 2018 Çarşamba

Leylaklar, papatyalar vesaire

Yoğun ve yorgun geçen geçen haftadan sonra birden bastıran iş güç derken yine yazamadım...
Geçen hafta yengem ameliyat oldu, onun hastane ve evde bakımını üstlendim, şükür iyi durumda. Tam üstüne dayılar, teyzeler misafirliği eklendi, hayatımda en çok yemek yaptığım bi 5 gün yaşadım. Şükür ki misafirlerimizi de memnuniyetleri ile uğurladık...
Yaz mevsimi yine bir heyecanla geliyor. Sebze bahçesinin başlayan işleri, ön bahçenin çiçek değiştirme ve bakımları derken baksan bir dakika boş kalacak zaman yok kendini pestil halde yatağa atmadan... Buna da şükür...
Havaların da güzelleşmesiyle bahçe, balkon devrini de geçen hafta sonu açtık.
Bahçedeki minicik leylak ağacımın kokusu baş döndürücü... Balkonda yemek yerken mis gibi koksun diye yakın bir yere dikmiştim onu zaten. Aman iyi ki de öyle yapmışım, kendimi tebrik ediyorum her nefes kokuda. Her kokladığımda aklıma Leylak Dalı'nın geldiği doğrudur, zira ismi de Nurşen zaten onun, daha önce bahsetmiştim ;))


Bodrum papatyaları ektim, uzun ömürlü olduğunu söyledikleri için aldım, öyle olursa isimlendireceğim, yok mevsimlikse isim vermeyeceğim, üzülürüm sonra ;))



Naneleri biçtim, kurutmak için hem de yeniden canlansınlar, tazecik olsunlar diye... Hatta bugün artık kurumuştur, elden geçirmeli, kavanozlamalı...


Hafta sonu memleketime gideceğim. Bu sefer yalnız başıma. Abim de gelmiş olacak, uzun yıllardan sonra ailemle başbaşa kalacağım ve umarım ki sonra hep mutlulukla hatırlayacağım bir kaç günü ömre katmaya çalışacağım. Gezip tozduğum, görüp geçirdiğim güzel şeylerin hep resmini çekiyor olacağım paylaşmak için...
Haaaa, unutmadan ;))) Tabi ki yine ekmek yaptım bu son 5 günde 2 kez yani 4 tane ;)) Misafirlerim de pek bi sevdiler, maya çoğaltıp paylaşıyorum artık, yapmaya niyetlenenle ;)) Çünkü valla ekmek taleplerine yetişemiyorum ve bu da beni tedirgin ediyor, tüh yapamadım filan diye... Seviniyorum tabi aslında, tadınca çarşıdan ekmek almaktan kurtarabildiğim kişiler sayısınca... Ben de böyle bi manyağım işte ;)))
Öğle arasında yazıp, ancak yayınlamak fırsatı bulabildiğim için mutlu ve gururluyum bu arada...

2 yorum:

  1. Ne tatlısın sen Ecehan ya, daha önce gözümden kaçmış, demek ağacın adı Nurşen. ay ne çok sevindim bak şimdi. Demek adımı taşıyan bir dikili ağaç var, hem de leylak. umarım günün birinde görmek kısmet olur.
    Mayıs başı lise arkadaşlarıyla Marmari gezisi yapacağız, Bodrumlu arkadaşım Nuran da katılacak. Tam 45 yıl sonra görüşeceğiz, nasıl heyecanlıyım anlatamam. Belli mi olur, bu geziden çok memnun kalırsak belki seneye Bodrum'da yaparız buluşmayı, bu vesileyle Ecehan'ı da görmüş olurum :)
    Çok sevgiler, Nurşen'e selamlar :)))

    YanıtlaSil
  2. Hadi inşallah diyeyim o zaman, seni Nurşen'le tanıştırabileceğim demek ki... Nuran abla da eşi Murat abi de çok sevdiğimiz insanlar, çok güzel bir buluşma olacağına eminim, o ikna eder zaten sizi Bodrum için...
    Sevgiyle bekliyor olacağız...

    YanıtlaSil