25 Ekim 2011 Salı

Öteden, beriden, benden

Öğle yemeğine çıkmadım canım hiçbişeycikler istemiyor.
Yazasım geliyor ama ne yazacağımı toparlayabilir miyim bilmiyorum.
Ama neyse ki, burası benim sayfam. Hatasıyla, kusuruyla, doğrusuyla, yanlışıyla benim!
Günlerdir süregelen mutsuz haberlerin doğurduğu bir bunalım hali mevcut tabi.
Bir yandan da süren bir hayat, sorumluluklar, ekmek davası.
Evlatlarım; benden sevgi, saygı, ilgi, şefkat ve yardım beklemekteler.
İşim; benden en mükemmel haliyle hizmet beklemekte.
Ailem; benden sıcak bir kalp, tatlı dil, güleryüz ile karışık sevgi ve saygı beklemekte.
Ülkem; benden aslan gibi yaşanan bir hayat,vatandaşlık görevlerini yerine getiren bir yaşam ve aslan gibi evlatlar yetiştirmemi beklemekte.
Rabbim; benden bütün bunlar için -sahip olduklarım ya da bir şekilde olamadıklarım için bile olsa- şükür beklemekte.
Ben ise, bunları hakkıyla ve hayırlısıyla yerine getirmeyi beklemekteyim hayattan ve pay düşenlerden.
Yine de ve herşeye rağmen "beterinden koru" diye yalvarmam gerekiyor Yaradanıma, ben de öyle yapıyorum.

Uzun zamandır, kolay kolay sinirlenmiyorum. Daha doğrusu kontrol ediyorum.
Tatlı dilin, hep gülen bir yüzün, yumuşak huyun hayata değer kattığını yaşamaya başladım. Bilirdim ama yaşayamazdım bir türlü nedense; uzun zamandır başarabildiğimi farkettim.
Dün bir yerde bir yazı okudum; "ulaşamayacağımı sandığım insanlar aslında eğilemeyeceğim kadar yerdelermiş" gibiydi son cümlesi.
"Allah Allah!" dedim kendime, bir insan bir insanı "ulaşılamaz da görür müymüş ki?"
Ya da kendini mi ulaşılmaz addeden varmış ki?
Neyse, gerisini bilmem ama etkilendim işte okuduklarımdan.

Daha önce hobisi olan insanları kıskandığımı yazmıştım.
Evet, devam ediyor bu kıskançlığım. Ya da kıskançlıktan ziyade imrenti demem daha doğru belki de.
Kendime gün içinde çanta falan taşımadaığım zamanlarda telefonumu, sigaramı(kahretsin ki evet), kalemimi koyabileceğim tığ işi bir el çantası mı desem ne desem bilmem birşeycikler ördüm.
Şimdi bunun sırası mı desem de kendime, aklıma geldiği için demek ki sırası diye düşündüm, ne de olsa önce kendimize dürüst olmalıyız di mi?
İşte;


İşte böyle...
Şimdi çalışma zamanı, öğle mesaisi başlamak üzere, kalın sağlıcakla...

4 yorum:

okuyan dedi ki...

Çok hoş olmuş. Çiçekleri ne kadar güzel örmüşsünüz. Ellerinize sağlık.
İyi günlerde kullanın.
Sevgiler.

Ecehan dedi ki...

Teşekkürler okuyanım ;-) Bilmukabele...

Aynur (Küçük Hala) dedi ki...

hayatta ne olursa olsun yine de hepimizin üzerine düşenler var değil mi Ecehancım...ve biz hangi halde, hangi ruh halinde olursak olalım onları yapmaz zorundayız ve en kusursuzundan da yapmalıyız
şu aralar hissettiklerim, düşündüklerim ve yaşadıklarım çatışsa da yazında belirttiklerinle aynı doğrultuda düşünüyorum

emek verilerek yapılan herşey çok güzel görünüyor...tıpkı senin bu yaptığın gibi...güle güle kullan

sevgiyle...

Ecehan dedi ki...

Sevgili Aynur,
Evet, evet, evet.
Hani, "3 gün üzülür sonra dönersiniz normal hayatınıza" diyerek, dönmemiz sanki şart değilmiş zannederek birçok kalp kıran olduğunu görerek üzülüyorum aslında. Halbuki; bırak 3 günü aynı günün akşamı da yemek yiyor, çay içiyor, kitap okuyoruz.
Güzel yorumun için; teşekkürler.