4 Ağustos 2010 Çarşamba

AnKARA

Pazartesi, salı görevli olarak Ankaradaydım. İşler iş anlamında çok yolunda gitti ama günler hiç güzel geçmedi buna rağmen.
Bi kere; iki günde en az 10 kez taksiye bindim, hava 41 derece idi. Ve tüm taksiler klimalı olmasına rağmen hepsi kapalı idi. Dayanamadım tabi, her zamanki kibarlığımla :-) ve hepsine aynı soruyu sordum;
-Rica etsem klimayı açar mısınız?
Cevaplar çok değişikti. Ve hepsi beni ayrı ayrı bir dumur alemine sürükledi.
1- Niye noldu ki bayan? Pencereler yetmmyo mu, bak ne güzel esiyü.
( N'olucak ayol, hava 41 derece, gazeteler ve televizyonlar bangır bangır Ankara yıllardır böyle sıcak görmedi diye yazıyo, yetmiyo uleyn yetmiyo işte, var mı ötesi?)
2- Bayan, bende boyun fıtığı var bilun mu, hastalanıyom, bak ama pencereden püfür püfür geliyu.
( O kadar hastaysan yapmıyacan bu işi o zaman, bak mesela hamamda tellaklık yapabilirsin iyi gelir sıcak sıcak mesela, ayrıca senin boynun iyileşsin diye ben mecbur muyum kalp krizi geçirecek gibi olmaya?)
3- Az ilerde durcaz ya hanfendi o zaman açarız ya dert diil ( durmakla ne ilgi kuruyo bilmem ama defalarca söylememe rağmen açılmadı o klima)
4- Ben de daha bugün farkettim gazı kaçmış klimanın,
( Ba ba ba ba ba. Aynada alnıma baktım ben bi yazı göremedim ama şöför efendi -nası da yutturdum demediyese kellemi veriririm.)
5- Yeni çalıştığı için zati sıcak üflicek, daha çok terlersiniz apla.
( Hayatımızda ilk defa bir taksiye bindiğimiz için, beni almadan önce sanki güneşin evinden gelmiş gibi, kendini bu kadar akıllı sanan aptallarla bir şekilde muhatap olduğum için kahrettim kadere, sen kimi kandırıyon Allahın akıllısı?)
aman yazamayacam vallahi, yazdıkça sinir oluyorum yeniden.
Ve bir tanesi hariç, olağanüstü kabalardı. Ben gibi biri beşinci kez ısrar etmeye tırstım vallahi.
Velhasılı merak ettim.
Taksi ücretleri mesela İstanbul gibi ucuz falan asla değil, araçların da hepsi klimalı olmasına rağmen, klima çalışıyor diye accık artacak mazot sarfiyatı için mi bu pislik?
Sen taksicilik yapıyorsan, o aracı da bu sebeple almış isen, müşterin de ısrarla istiyorsa ne demek zıtlaşıp klima açmamak?
Başkent gibi bir memlekette, ne biliyim mesela hiçbir bakanın eşi dostu falan da aynı muameleye maruz kalmıyor mu kardeşim, farkedilmeyecek gibi bir kabalık değil ki. Yok mu bunları düzeltecek mercii kimse oraya duyuran?
Acaba toplu taşımayı değil de taksiyi seçiyorsam, şıpır şıpır terleyip, daha gideceğim yere gidemeden cımcık su olup rezil-i rüsva olmayı tercih etmiyorsam bu acayip bir lüks mü? Babanın hayrına götürüyo değilsin ki beni.
Özetle,
Başkentin taksicileri başta olmak üzere esnafı beni büyük bir hayâl kırıklığına uğrattı. Git doğu diye beğenmediğin, küçümsediğin herhangi bir yere bak bakalım saygıda kusur eden oluyor mu esnaftan? Bu ne şımarıklık, bu ne medeniyetsizlik!
Derken gitmeden önce -yer bulduğuma çok da sevinerek üstelik- Başkent Öğretmenevinden yer ayırttığım için bir gece orada konakladım. Geçmişten hatırladığım şey öğretmenevinin ciddi güzel bir otel konforunda olduğu idi. Aman Allahım! Nasıl öyle hatırlıyormuşum dehşete düştüm. Odada klima falan yok bi kere. Ayrıca başka türlü bir havalandırma sistemi de yok. Bi dandik fancoil kendini bile soğutmaktan aciz şekilde kamyon gürültüsüyle çalışıyor zmma velakin zerre kadar bir soğutma işi hak getire. (Oda no:920) Acaba arızalı mı falan diye resepsiyonu aradım, yok dediler. Odadaki telefonda oda servisi dahil elvani çeşit hizmet numarası var ama nereyi arasanız boş, hiçbir yer cevap vermiyor resepsiyon haricinde.
Cayır cayır yanıyorum nasılsa diye hararet keser savıyla odaya bir fincan çay isteyeceğim "inip aşağıda için" dediler.
Ücreti ise -kamuya diğer misafirhaneler vs 25 ytl civarında iken üstelik- 50 ytl. Yani herhangi bir kamu misafirhanesinin iki katı da para ödüyorsunuz.
Sabaha kadar gözümü kırpmadım, yorgun ve kızgın bir gün ile daha yorgun ve daha kızgın bir geceyi azap gibi yaşadım.
Ne yani bu mu Ankara?
Koskoca başkent olacak bir de.
Şaşırdım, şaşırdım, şaşırdım işte.
Demeyin bana İstanbul, İzmir vs. çok mu farklı diye. Evet çok farklı, ayda 4-5 gün çeşitli illere giden biri olarak söylüyorum bunu, bu kadar kabalık, bu kadar kendinizi rahatsız hissedeceğiniz hiçbir yer yok.
Anladım tabi hemen. Üst düzey bürokratların makamları Ankara iken niye Ankara'dan fazla İstanbul'da kaldıklarını.

Neyse döndüm eziyet aleminden.
İş bitti çok şükür ama inanın ben de bittim.
Neyse şimdi cennetteyim, evimdeyim, memleketimdeyim, mutluyum.
Bir daha Ankara görevi almamak konusunda da talihime duacıyım.

(Not: Ecehan "istisnalar kaideyi bozmaz" kuralını saklı tutarak döktü içini.)

2 yorum:

EBRULİ dedi ki...

Oh şöyle bi nefes al.Ankara bürokrat şehir,kasar insanı,İstanbul'u sev sen:)Sevgiler ..

Newbahar dedi ki...

Ankarayı görmek isteyen her bahtı karadan daha kara bir iş gezisi olmuş vesselam!..

Adı üstünde kara geçiyor bi kerem.
Şoförlerin kabalıklarına gelince sıcak başlarına vurmuş zahir.

Neyse, insanın evi gibisi yok.