30 Ocak 2010 Cumartesi

"Siz kimsiniz?" mi?

Bir zamanlar bir eğitime katılmıştım. Büyük bir holding'in(:-) holding'in küçüğü olur mu bilmem ama:-)) verdiği kişisel gelişim eğitimiydi bu. Eğitmenimiz Buket Hanım geldi ellerimize kocaman kâğıtlar tutuşturdu ve soruyu sordu: "Siz kimsiniz?"
Tüm arkadaşlarım hemen yazmaya çizmeye başladılar. Bende tık yok. Eğitmenimiz Buket Hanım'ın dikkatini çektim tabi. Yanıma geldi;
-Ececiğim, sen neden yazmıyorsun? dedi.
-Soru bana yanlış geliyor, dedim. Şaşırdı.
-Ne olmalıydı?, dedi.
- "Sizi kim yaptılar?" diye sorsaydınız yazabilirdim belki, dedim.
Buket Hanım sarsıldı. "Arkadaşlar yazana kadar dışarıda seninle bir kahve içelim o halde" dedi. "Tamam" dedim ve çıktık.
-Neden böyle düşünüyorsun Ece? diye sordu. Ona şunları söylemiştim;
-Doğduğumuz andan itibaren anne babamızın, öğrencilik yıllarımızda öğretmenlerimizin ve büyüklerimizin telkinleriyle doğru yada yanlışlar anlatıldı bize değil mi? Ne yaptık? Birçoğunu sorgusuz sualsiz kabullendik. Bazılarını kabullenmekte zorlandığımız yıllar başladığında adına "ergenlik" dediler ve bir nevi "asi" addedildik. Çevre baskısı ile olmamız gereken yollara zorla itildik çoğu zaman. Sınavlara soktular bizi okullar tercih ettik. Belki o ana kadar bir nebze dahi düşünmediğimiz mesleklere, belki de birilerinin gazına gelerek yönlendik. Çalıştık, çabaladık mezun olduk.
Meslek sahibi olduk para kazanmamız gerekiyordu. Kaç kişi yüreğindeki işe kavuştu? Kim halinden memnun?
Ritüeller, telkinler, kınamalar, onamalar, övgüler, sövgülerle sürdürmeye çalıştığımız kendi hayatımıza Allahaşkına kendimizin ne kadar dahli var ki?
Anne baba olduğumuz halde yapılması gereken şeyler diye öğretilenlere bir kez daaha mahkûm olmadık mı? Çocuğum çocukluğunu yaşasın isterdim, gece 11'e kadar test çözmesin isterdim mümkün oldu mu? Çevreye uyum göstermediğiniz zaman içinizi derin bir suçluluk yada vesvese kaplamadı mı?
Şu katıldığım eğitim, Buket Hanım. Bu bile, -gerçi çok istediğim bir gelişme olmasına rağmen- buraya şu anda geliş sebebim bile şirketin bildirdiği zorunluluk. 5 günde dönmek istemeyip 10 gün devam etmek istesem bunu bile yapamam değil mi? Çünkü bana 5 günlük izin verdiler.
Söyler misiniz? Şu ana kadar kendi hayatıma en önemli devrelerde ne kadar katkım olmuş? Ben, bile isteye mi Ece oldum yoksa beni şimdiki Ece haline başka etkenler mi soktu?
Bir ölçüp biçin ve acı da olsa, kulağa aykırı da gelse, doğru sorunun ne olduğuna siz karar verin ve bizi eğitin...
Siz kimsiniz mi?
Sizi kim yaptılar mı?

4 yorum:

Newbahar dedi ki...

Bizi açıkhava hapishanesine soktular...
Özgürlüğün hiç olmadığı kavramlarla geldik, gidiyoruz.

Kara Kalem dedi ki...

Yazmamışsın.
Holding ve Buket hanım ne dedi tüm bunlara peki.
Peki sen soruyu olduğu gibi kabullendinmi. Yoksa kısa bir an dilimiydi geldi geçti saçlarının arasından doğrular.

Yaz bunları
Hayat
aldıklarımız
aldıklarımızdan anladıklarımızdır bilirim.
bilirimde
hep öyle kalsın demelerimiz yokmu kahreder beni.

şimdi düşünüyorumda yaşım 42
herhalde bu sigarayla ve içki tüketimi ile ve aşırı duyarlı hırpalanmalarla bilemedin 55 veya bir iki üstü daha yaşarım. topu topu on küsür sene kalmış yani koskoca bir ömürden. halen oluruna bırakmak bu on küsür seneyi biraz kerizlik gibi geliyor bana. aldıklarımı verme zamanı eleştirel olarak geldi çattı artık. Bıraktıklarım faydalı olmalı güzel ecem.

Holding ve Buket hanım iyi olsunlar. Ama sen düşündüklerini yaşamalısın. Uygulamalı emeklilik değil hayat.

tufan dedi ki...

Ben bu kalıba girermiyim bilmiyorum ama hayatımın hiç bir döneminde kendi kuralımdan başka kural tanımadım, (askerlik hariç) okumayacağım dedim okumadım,şimdi bana ilk okul mezunu diyorlar,desinler.

Bu ülkede yüzden fazla seminer verdim makine mühendislerine (makine bakım ve koruyucu bakım )kimse bana ne mezunu olduğumu sormadı,beni hocam diyerek çağırdıklarında hiçte böbürlenmedim,çünkü ben işimi yapıyordum.

Sadece hayatı gözlemledim,inandığımı denedim ve yaşadım,mantığıma uymayan hiç bir şeyi takmadım ve tanımadım,bu bana zaman zaman acı vermedimi,olsun versin kural tanıyanlar acı çekmiyor'mu ?

Doğru bizim doğrumuz değilmi,öyleyse ben neden başkasının inanmadığım doğrusunda yürümek zorundayım,neden başkası benim yaşamı mı şekillendirmeye çalışıyor.

Dışarıdan bakınca bana delinin teki diyebilirler,aslında olmak istedikleri tamda benim ama bunu bir çok insan kendine itiraf edemez,neden? onlar kim yapılmaya müsayit olanlar işte.

Aslında ben çok normalim bu yaptıklarımla,sadece kendime deliyim hepsi bu.

Selamlar.

orhankaradogan dedi ki...

İDARE VE İRADE
Meselenin bu boyutu bence daha önemli.
Sağlam bir iradeyle(ki öylesiniz) Türk'üm, Doğruyum, Çalışkanım diyebilirdiniz.
Andımız değiştirilmeye başlamadan önce tabi...